CHP, Türkiye genelinde %25,9 oy olarak 135 milletvekilini meclise taşıdı. Önceki seçimle karşılaştırıldığında oy oranını ve milletvekili sayısını arttırdığını görüyoruz. Bu durumun CHP çevresinde olumlu mu, yoksa olumsuz mu karşılanacağını doğrusu merak ediyordum.
2007 seçimlerinde oy oranının 20,8 olduğu, milletvekili sayısının ise DSP destekli, 112 olduğu unutulmamalıdır. Son seçimde 34 yıl sonra ilk kez Bolu ve Sakarya’dan milletvekili çıkarılmıştır. İki seçim arasında 5,1’lik bir fark vardır. Ayrıca 66 ilde oy oranını arttırmış, bu oran yalnızca doğal olarak doğu illerinde aşağıya çekilmiştir.
Böyle bir tablo karşısında oy oranını ve milletvekili sayısını artıran Kılıçdaroğlu’nun başarısız olduğu söylenebilir mi?
Kılıçdaroğlu’nun bazı eksilerine rağmen partiye yeni bir ivme kazandırdığı açıktır. Her şeyden önce ağır ve hantal yapısı olan toplum içerisine yeterince giremeyen, onlarla bütünleşemeyen CHP, bu seçimde farklı girişimlerde bulunmuştur. II. Dünya Savaşının ağırlığı altında ezilmemeye, savaşa girmemeye çalışan İsmet İnönü yönetimine karşı yapılan eleştiri ve saldırıları yeterince yanıtlamamıştır. Günün koşulları dikkate alınmadan, CHP iktidar olursa o günler geri gelebilir düşüncesi topluma sürekli enjekte edilmiştir.
Siyasi partiler içerisinde CHP, demokrasiyi, özgür düşünceyi benimsemiş bir parti olarak tanınır. Parti içerisinde özgür düşüncelerini ortaya koyacak milletvekilleri çıkacaktır; çıkmalıdır… Ancak bu özgürlük anlayışı partiye zarar verecek, yıkıcı boyuta ulaşırsa o zaman işin rengi değişir…
Parti içerisinde çatlak seslerin çıkacağı belliydi… Sonunda beklenen oldu, daha atılan oyların mührü kurumadan, pusuya yatmış olanların kurultay sesleri çıkmaya başladı. Kuşkusuz, bunu çıkaranlar Kılıçdaroğlu yönetiminin milletvekili listesine alınmayan eski ağır toplar veya Baykal’ı destekleyenlerdi.
Önce Parti Meclisi üyesi Mesut Değer, ardından listeye giremeyen eski İzmir milletvekili Canan Arıtman “Kılıçdaroğlu sözünü tutsun istifa etsin” dediler. Deniz Baykal da onları izlemekten geri kalmadı!..
Kılıçdaroğlu’na karşı olanlar hep bir ağızdan “Partimiz Kılıçdaroğlu yönetiminde başarısız olmuştur” dediler.
Yolsuzluklar konusunda ortaya koyduğu dosyalarla bir anda yıldız parlayan Kılıçdaroğlu’na bu sözlerle haksızlık yapılmıştır. Kılıçdaroğlu zor bir işin içerisine girmiş, elini taşın altına sokmuştur. Genel Başkan oluşunun üzerinden daha bir yıl geçmeden, partisini seçime taşımış, bütün yükü adeta tek başına taşımıştır. CHP örgütünün kendisine ne kadar yardımcı olduğu tartışılır… Bunun nedeni güvensizlik mi, yoksa Baykal ve ekibinden çekinmek mi? Doğrusu bunu bilebilmemiz biraz zor!..
Bu sözüm parti içerisindeki hiziplerin işine gelmeyecek ama ortada görünen bir gerçek var; CHP, iktidar partisinden sonra seçimden başarıyla, alnının akıyla çıkmış bir parti olmuştur…
Kılıçdaroğlu’nun artılarının yanında eksilerinin de olması doğaldır. Örneğin seçim konuşmalarında Atatürk’ü gündeme taşımamıştır. Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine, devrimlere, laikliğe değinmekten kaçınmıştır. Belki de böyle yaparak bağnaz kesimin hoşuna gideceğini sanmış ve bunda da yanılmıştır. Oysa ne olursa olsun CHP’de Atatürk ilkelerine ve laikliğe bağlanmış kemikleşmiş bir seçmen kitlesi vardır. Deniz Baykal’ın çarşaflı kadınlara grup toplantı salonunda rozet takması çoğu kişi gibi onları da rahatsız etmiştir…
Burada Kılıçdaroğlu’nun avukatlığına soyunmuş değilim ama başta Deniz Baykal Antalya’da, Canan Arıtman’ın İzmir’de, eski ağır topların Ankara’da ve diğer muhalif olanların kendi seçim bölgelerinde çalışma yaptıkları söylenebilir mi?
Antalya seçimi başarılı mı?
CHP’nin seçim çalışmasında onların ne kadar katkısı olmuştur?
Kılıçdaroğlu yanılmıyorsam 81 il ve çok sayıda ilçeye gitmiştir. Kendisiden öncekilerin gidemedikleri yerlere gitmiştir. Nitekim “Sivas’tan öteye gidemezler” sözünün doğru olmadığını ortaya koymuş, Doğu ve Güneydoğu’yu karış karış dolaşmış, mitingler düzenlemiştir.
Şimdi muhaliflerden kurultay sözleri yükseliyor… Kılıçdaroğlu ekibi kurultaya gider mi gitmez mi bilemeyiz… Bence her türlü riski göze alarak kurultaya gitmelidir. Kurultayda güven tazelerse, daha güçlü olarak iç hesaplaşmalardan sıyrılacak ve iki yıl sonra yapılacak yerel seçimlere ağırlığını koyacaktır. AKP’nin iktidar olmasındaki en büyük gücü kendinden yana belediyelerden aldığı da unutulmamalıdır.
Kurultay yapılır ve Baykal, Önder Sav ekibi kazanırsa ne olur?
Kuşkusuz eski tas eski hamam; o zaman CHP’ye de yazık olur… Halka inemeyen, grup toplantılarında atıp tutmakla yetinen bir CHP olmaktan öteye gidemez…
CHP’de olası bir kurultay sonrası kopmalar olur ve yeni bir parti kurulur mu?
Bu da düşünülecek bir olasılıktır. Ancak seçim tarihimiz her zaman göstermiştir ki, partilerinden ayrılanların kurdukları partiler hiçbir zaman başarılı olamamıştır. Bunun tek istisnası CHP’den ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü’nün kurduğu Demokrat Parti olmuştur. Ancak o günün koşullarıyla bugün arasında uçurumlar var…
CHP Genel Başkan Yardımcılarından Erdoğan Toprak CHP’nin artık iç çekişmelerden kendisini arındırıp mücadelesini sürdürmek gerektiğini vurgulayarak anlamlı bir saptamada bulunmuştur;
“Fırsatçılık yapmaya kimsenin hakkı yok… Başarılarımızın üstüne fırsatçılık yapanların kamuoyunda çok karşılık bulacağını sanmıyorum. Keşke herkes Sayın Kılıçdaroğlu’nun performansının onda birini gösterseydi, o zaman söz söyleme hakları olurdu. Artık sırça köşklerde oturarak siyaset yapma dönemi kapandı.”
Yeni CHP’nin seçim öncesi ve sonrasındaki başarılı çalışması yabancı basında da destek görmüştür. Örneğin Financial Times ve The Economist’te yeni CHP’nin başarısından söz edilmiştir. Bu arada Baykal döneminde, rakip görülen biraz da hukuk dışı davranışla partiden ihraç edilen, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün seçime sayılı günler kala centilmence yaptığı çağrı da göz ardı edilmemelidir;
“Hiçbir kişisel ve kurumsal karşılık beklemeden, değişim sözü veren CHP’ye oy verilmesi gerektiğine inanıyorum.” Ne yazık ki, yıllarca partiyi kendi babalarının malları gibi yönetenler Sarıgül’ün erdemliliğini gösteremediler.
Nitekim son sözü “Örgüt isterse kurultay yaparız” diyen Kılıçdaroğlu söyledi… Yeni meclisin öncelikle ele alacağı konuların başında anayasa değişikliği ile Kürt sorununa çözüm aranacağı da açıktır. Nitekim Kılıçdaroğlu, Habertürk gazetesine verdiği demecinde, bu konudaki görüşünü ortaya koymuştur.
“Anayasa’nın ilk üç maddesi haricinde vatandaşlık tanımı dahil tüm unsurları tartışmaya hazırız. Ülke neden parçalansın. Tam tersi, Türkiye demokratikleştikçe çekim merkezi oluyor.
Etnik kimlik ve din üzerinden siyaset yapmayı hep reddettim. Alevi’yim. Bu ne zamandan beri suç sayılıyor bu ülkede. Öcalan’la görüşmeler, memleket için faydalıysa neden karşı çıkalım…” Kılıçdaroğlu’nun sözlerinden son derece samimi olduğu da anlaşılıyor.
CHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultayın yapılabilmesi için delegelerin %20’sinin imza vermesi, gündemine seçim maddesinin konulabilmesi için de salt çoğunluğun, 651 delegenin imzası gerekiyor…
Kılıçdaroğlu ve ona karşı olanların hatırlarından çıkarmamaları gereken bir nokta var; CHP, kendisine oy veren milyonlara borçludur. Bu oyların büyük çoğunluğu da önceki yönetime değil Kılıçdaroğlu’nun kişiliğine verilmiştir…
erdemyucel2002@hotmail.com
babalarinin mali gibi her kim kimse idare etmeye yönetmeye gidiyorsa ki bu bizde cok görülmekte bu hatalar devam etmekte koltuk yapismasi kim ne derse desin burdan gelmektedir degisim gerek basarisiz degismesi gerek bir dahaki sefere ben basa iktidara gececegim demekle olmaz bakiniz ufak bir degisim de millet oylari artirmistir basa gelen kisi elini tasin altina sokmustur maalesef elini disari cikardiginda el elden cikmis el sakat olmustur bu elle malülen emekli ayrilik kacinilmaz olmustur yeni saglam ellere ihtiyac dogmustur bu yenilik tasin altindan elini saglam cikaracak sansli becerikli yenilikci kismetinde kaderinde bu memleketi bir gün gelecek yönetecek olmali bu da bir dahaki secimlere kadar istatisliklerde ve görünen köy kilavuz istemez misali belli olmaktadir yeni olan kisi yine elini tasin altina sokacak ama giden gibi olacaksa bir baska gelmeli eskilerde islere burnunu sokmamali cok bilmislik yapmamali madem cok biliyordun da sen neden yapmadin dedirtmemeli dünyaya bak cok ün salmis politikcilar kenarda bizde neden hep ortada
Sen sag ol Hocam"Görüsün her ne olursa olsun saygi duyarim.CHP yi iyi bir sekilde analiz edip kaleme almissin.Bende yillarin vermis oldugu tecrübe sayesinde CHP den ne köy olur ne de kasaba demisligim vardir.2011 secimleri sona erdi simdi dedikodulari yapilmaktadir.Secimde %25"9 oyla ayrilan CHP nin basarisiz oldugunu söyleyen eski tüfekler tabiriyle Baykal ve Sav ekipleri simdi kongre hesaplari yapmaya baslamislar.
Sayin Kilicdaroglu'nu basarisiz göstererek eski kurmaylar,en az 50 senelik siyaset hayatlari vardir.Hangi tarihte iktidar oldular veya bu kadar milletvekili cikardilar hatirlatirlarsa sayet minnattar olurum,Cünkü ben 50 senedir iktidar olduklarini hatirlamiyorum.Övünerekte söyliyorlar CHP nin 1300 delegesi 1000 imza atmaya hazir diyorlar.Ayip ayip denilen birsey var bari bu ikili ve ekibi böyle bir seyi söylememeli.
Eger Baykal Ve Sav ile 2011 secimine gidilseydi en fazla cikaracagi Milletvekili sayisi 80 ni zor bulurdu.Cünkü bunca yildir parti basinda bulunan bu ikili CHP yi ne zaman iktidara tasimistir.Kimbilir belki secim dolayisi ile sayin Kilicdaroglu sehir sehir kasaba kasaba gezerken, Allah bilir onlar kongre hesaplari yapip baska partilere oy vermek icin calismislardir.CHP kongre yaparsa ve Baykal ile Sav ve ekibi geri gelirse CHP bitti anlamina gelir.
Baykal ve ekibi deyelim,iktidara degil hep muhalefete alismislardir.CHP yi seviyorlarsa,Artik yeter degip emekliliklerini isteyip yasamaya baslasinlar. Türkiye kamu-sen tarafindan gerceklestirilen anket,te Türkiyede Vatandaslara sormuslar,Türkiyenin en büyük sorunu ne diye.Basta issizlik,Arkasinda terör demisler vs,vs.Neymis 1385 kisiyle konusup öyle bir anket cikmistir.
Anket ne kadar dogru olup olmadigi beni baglamaz,Eger dendigi gibi yeni bir Anayasa yapilirsa,Mutlaka sosyal yasam ile ilgili bir maddeyi eklesinler.Bunun icinde issizlik korkusu olmasin,Yani issiz kaldim ac kaldim denilmesin. Hizipcilik;Ayrimcilik sen ben prensip politikasi var oldugu müddetce,Hep söylemisim CHP den ne köy olur nede kasaba,saygilarimla.
Bu Partiye ne zaman oy versem pişman ederler beni.sebebine gelince BAYKAL gidince ağlamıştım onun için ama inanın şimdi nefret ediyorum.sebebine gelince bu yaşa geldi hala o hizipcilik ve ayrımcılık politikaları değişmemiştir.Sayın KILICDAROĞLUNUN aday belirlemesini bende normal görmedim.Tuncelide de hata oldu, son anda oy verdim yoksa sandık başına gitmezdim.Canan arıtman,kemal anadol,şahin mengü, deniz baykal gibileri sanki mübarekler bulunmaz hint kumaşlarıdırlar onlardan başka millet vekiliği yapacak kimse yokmuş.bu insanlar sosyal demokrak değil bana göre bunlar son düşmanı kişiler. hizipcilerdir. dilerim bunlar partiden ayrılır giderler
Çatlak, sadece, belirtilen bu parti için değil, tüm siyasi partiler için söz konusudur. (Türkiye liderini arıyor !)