Referandumun sonuçlanmasından sonra yüzde 42’lik hayır oylarını CHP’ye bağlayanlar bunu Kılıçdaroğlu’nun başarısızlığı olarak nitelemişlerdi. Oysa seçimlerde uzun süredir oy oranını yükseltemeyen, iktidara gelemeyen CHP yönünden bu oran başarı olarak kabul edilmelidir. CHP’den yana olmasına rağmen referandumda kişisel görüşleriyle evet oyu verenler de olmuştur. Bunların oyları önümüzdeki seçimde CHP’den yana kullanacakları da göz ardı edilmemelidir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığında CHP’nin büyük bir ivme kazandığı da açıktır. Nitekim yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini CHP çok az farkla AKP’ye bırakmıştır.
AKP’nin başta ABD, İsrail ve İran gibi ülkelerle olan dış ilişkileri, içeride ise temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp ortaya konulan simge niteliğindeki türban olayı, YÖK’ün tutumu, yargıdaki gelişmeler ve hepsinden önce gelen geçim sıkıntılarına bir türlü çözüm bulunamaması okuyup yazan, düşünen insanları karamsarlığa sevk etmektedir. Siyasetteki bu görünüm karşısında ana muhalefeti temsil eden CHP ilk seçimde AKP’yi zorlayacak ve belki de iktidara en yakın parti olacaktır. Deniz Baykal yönetiminde CHP böyle bir çıkışı şimdiye kadar hiçbir zaman yakalayamamıştı.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmeden önce yolsuzluklarla ilgili çalışmalarında ve bunları televizyonlarda, açıkoturumlarda ortaya koyması partisine büyük güç kazandırmıştı. Şimdi de Almanya’dan getirilen on dört klasörden oluştuğunu basından öğrendiğimiz Deniz Feneri dosyalarını savcılığa vermesi de partinin yoluna aynı şekilde devam edeceğinin işaretidir.
Su yüzüne tam olarak çıkmamakla beraber CHP’yi bekleyen en büyük tehlike parti içerisinde baş gösteren çekişmelerdir. Kılıçdaroğlu ve ekibi bu soruna bir çare bularak, halkın beklentisi olan partisi bu güçlükleri aşmak zorundadır. CHP’nin artıları ve eksileri olduğu da açıktır. Nitekim referandum öncesinde hiç gereksiz türban konusunu biz çözeriz diye ortaya atılması ve nasıl çözümleyeceği konusunda da net bir şey söyleyememesiyle rakiplerine büyük bir koz vermiştir. Kısacası uyutulmuş türbanı yeniden gündeme taşımıştır. Aynı yanılgıyı kendisinden önce Deniz Baykal da çarşaflı kadınlara rozet takarak yapmıştı. Bu iki davranış laikliğin savunucusu ve demokratik bir parti olan CHP’ye gönül bağı ile bağlı olanları üzmüş ve hayrete düşürmüştü…
Atatürk’ün o günlerin koşullarına göre devrimci bir parti olan CHP, daha sonra devletçi bir görünüme bürünmüştü. Kuşkusuz, bunun gerçek nedeni de dünyayı kasıp kavuran II. Dünya Savaşıydı. Nedense hiç kimse o günlerin askeri ve politik ortamını görmek istemeyerek partiyi tenkit ediyor… Atatürk kadar bu devlete askeri ve politik yönden hizmet eden, Türkiye’yi savaşa sokmayan ve bunun için de bir takım ödünler vermek zorunda kalan İsmet İnönü’yü bazı gafiller suçluyorlar!...
Tarihi bilmemek ne büyük gaflettir…
Önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimler öncesinde, CHP iktidara gelmek istiyorsa yapması gereken pek çok işi var. CHP’nin büyük bir sınavdan geçeceği de açıktır. Öncelikle yeni bir kimlik arayışında mı yoksa değil mi bunun çözümünü yapmak zorundadır. Cumhuriyeti ve layık düzeni korumakla yükümlü CHP’nin tek pati döneminden kalma alışkanlıkları ortadan kaldırması, Bülent Ecevit’in başlattığı ortanın solu düşüncesine sahip olmasıyla aydın kesimin oylarını toplayacağı da açıktır. Alman sosyal demokratları ile işbirliği yapmasının yanı sıra AB ülkeleri sol partilerini de kapsayacak girişimleri güçlendirmesi, aynı zamanda yok olma noktasındaki Türk solunu güçlendirecektir. Milletvekili seçiminde de parti liderinin seçtiği yandaş adaylık sisteminden vazgeçerek örgütün istediklerinin üzerinde durmalı ve kontenjanından da memlekette kenara itilmiş aydın kesimden gelenler üzerinde durmalıdır. Her şeyden önce rakiplerinin küçük hesaplarla yaptığı polemiklerden kaçınarak memleketin ana sorunları üzerinde propagandasını yürütmelidir.
Deniz Baykal ve Önder Sav iyi birer teşkilatçı olabilirler ama partiye yeni oy kazandırmadıkları da açıktır. Partinin önde gelenlerinin şu veya bu nedenlerle tasfiye edilmesi de şimdiye kadar yapılmış olan yanlışlardır. Kısacası Baykal ve çevresi kendilerine aykırı olarak nitelediklerini yanlarında istememişlerdir. Bu da yapılmış olan yanlışların en başta geleni olmuştur. Önceki seçimler bunu açıkça göstermiştir.
Kılıçdaroğlu CHP için bir umuttur ve öyle de olmalıdır. CHP’nin siyasi çizgisini değiştirmek zorundadır. Öncelikle parti içerisinde mücadele ederek başarılı olmak zorundadır. Partideki değişim il ve ilçe başkanlarından başlamalıdır. Yanında yer alan, referandum oylarında hayırların çıkmasında büyük payı olan Berhan Şimşek toplumu toparlayacak büyük bir güçtür. Teşkilatı çok iyi bilen Önder Sav’ın kendisi polemik konusu oluyorsa fedakarlık örneği göstererek görevinden özveri göstererek ayrılmak zorundadır. Yargıtay’ın tüzük değişikliği nedeniyle yaptığı uyarının parti içerisinde hasıraltı edildiği konusunda söylentiler var. Böyle ise buna neden olanlara parti içerisinde hesap sorulmalıdır. Deniz Baykal’ın kendisine yöneltilen, alçakça kaset skandalı ve büyük haksızlığa uğramasına rağmen Kılıçdaroğlu’na tam destek vermelidir.
CHP öncelikle işsizlik ve yoksulluğun üzerinde durmalı, iş adamlarının önünü açarak ve onlara destek sağlanmalıdır. İşsizliğin çözümünde de en büyük etken özel sektör yatırımlarına verilecek destek olmalıdır. Etnik siyaset yapmaktan kaçınmalı, halkın anlayacağı üslupta konuşmalarını sürdürmelidir. Toplum mutlu ve güvenli bir Türkiye istemektedir. Ayrışmalı ve kutuplaştırmayı önlemelidir.
Kısacası CHP demokratik, açılımcı ve barışçı bir politika izlemeli, her şeyden önce siyaset üreten bir parti olmak zorundadır. Aksi durumlarda CHP’yi tehlikeler beklemektedir. Bu tehlikeleri erken görüp politikasını da ona uyarlamak zorundadır. Önümüzdeki seçim Kılıçdaroğlu kadar CHP’nin de son şansıdır…
NOT: Bu yazı 03.11. 2010 günü Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürürlükte bulunan tüzük uyarınca, CHP’nin yeni yönetimini ve ortaya çıkan parti içi krizinden önce yazılmıştır. CHP’de son durum önümüzdeki yazımızda ele alınacaktır.
erdemyucel2002@hotmail.com
A'dan Z'sine kadar imzamı atacağım bir makale...Yazarın ellerine sağlık. CHP son kuruluşundan itibaren kifâyetsiz muhterislerin ellerinde kaldı. İktidarı ele geçirme değil parti içi egemenlik kavgaları ile darmadağın olmuştu. Baykalla Önder Sav arasındaki son soğukluğun nedeninin siyaset anlayışı değil düpedüz egemenlik kavgasından, Önder Savın gizli gerçek patron alma tutkusundan doğduğu son gelişmelerde tüm açıklığı ile perde arkasından çıktı. Bugüne kadar Kılıçdaroğlu ülkenin bir ucundan ötekine dolaşıp CHP adına sempati topluyor idiyse bu aslında bir genel sekreterlik görevidir. Bu işi İnönü zamanında Kasım Gülek yapardı. O zamanı yaşayanlar onun karikatürlerde ayağında çarıkla temsil edildiğini hatırlarlar. Genel Başkan da yerine göre gezer ama, asıl görevi (perde arkasından Önder Sav'ın yapmak istediği gibi) merkezde tüm faaliyetlerin gözetimidir. Parti Genel Merkezindeki odasını çok dolu olduğu için alay eder gibi boşaltmaması niyetinin ne kadar bozuk olduğunu gösteriyor. Benim de türbana tahammül edemediğimi okurlarım bilirler. Fakat bu memleket sadece benim değil, yerine göre çoğunluğun iradesi ile uzlaşma zeminleri aramak sosyal barış için son Dünya siyaset anlayışının gereğidir. Artık, "Ordu göreve" gibi bir tavrın uygulanmasının olanağı kalmamıştır. Kılıçtaroğlu ustaca sosyal barış faktörünü göz önünde tutmakla ve gerçek sosyal demokrat yolundan yürümekle umut verebilir. Sosyal Demokrata benzer hiç bir tarafı kalmamış olan Baykal CHP'si Sosyalist Enternasyonaldan dışlanmış idi. Aynı kafa hüküm sürecekse artık CHP'nin marjinalleşmesi kaçınılmaz olur. Kılıçdaroğlunun şimdiye kadar görülen mütereddit hâlleri parti içi sorunları demokratik platformda nasıl halledileceğinin araştırlması idi; artık onun da kılıcını çektiği anlaşılıyor. Yaptığı da, tüzük tatbikatı konusunda tümüyle Yargıtay Baş Savcısının uyarısı istikametindedir ve ha ukuken direnme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak, Parti içinde bunca gürültüden sonra seçimli kurultaya gidilmesi kaçınılmaz. Banim bir yurttaşolarak söyleyebileceğim, Kılıçdaroğlunun başarısı halibde Haziran seçimlerinde onu demek, Önder Sav grubunun muzaffariyeti halinde füze gibi yere çakılacağını düşündüğünm CHP'ye karşı umudumu keseceğimden , hâlen Sosyal Demokrata en en fazla benzeyen bir partiye (bunlar arasına çok şaşacaksınız ama AKP de dahil) oy vereceğim.
Merhaba erdem abi...köşeni okudum.dünden bugüne yansıyan haberleride medyadan takip ediyoruz. siz sanki bu olacaklardan haberiniz olacakmışcasına köşenizi yazmışsınız..CHP nin gelecegini tahmin etmişsiniz.
Bende geçmişte yaşanmış olan bir fıkrayla yorumuma başlayım:Bektaşinin birisi camii'nin önünden geçiyormuş.Tam camii'nin önüne gelince camii'den ezanın sesini duyar.Namaza girmemek için,ellerini semaya kaldırır ve kendi ekseninde dönmeye başlar.Camii'nin önünde oturan ve namaza girmeye hazırlanan insanlar,bektaşinin yanına gelerek sen ne yapıyorsun diye bektaşiye sorarlar.bektaşi de insanlara cevabını verir:DURDUĞUMDA GERÇEK YÖNÜMÜ BULACAM DER...
Daha öncede yaşadığım bir olayıda anlatayım:Arkadaşım siyasetle uğraşıyordu.Daha önce başka bir siyasi partide gördügüm arkadaşım,Daha sonraki yıllarda başka siyasi partinin yanında görmemle kendisini sordum.Daha önce falanca partideydin şimdi bu partidesin siyaset böyle birşeymi diye soruma:Anamın Adı Döndü Bende döndüm diyerek espiriyle cevap vermişti.ama annesinin gerçekten adıda döndüydü arkadaşımın erdem abi.Bende kendisine dönerek benim anamın adıda Sultan,bende Padişahmıyım arkadaşım dedim.:))))
Şimdi gelelim C.H.P'nin durumuna biliyorsun erdem abi ben siyasetten anlamam.Medyadan takip ettiğim kadarıyla görüşlerimi bir vatandaş olarak yazıyım.C.H.P TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUCUSU M.KEMAL ATATÜRKÜN KURDUĞU BİR PARTİ....C.H.P'den Kimler geldi,KiKler geçti,Kimseyede kalmadı.Kimseninde babasının yeri degil.Sy:Kemal kılıçtaroğlunu gerçekten bir insan olarak seviyorum.Sy:Kılıçtaroğlunu:Türkiyede EFSANE'leşmiş Merhum Bülent Ecevite benzetiyorum.HANİ YORUMUMA BAŞLAMADAN ÖNCE ARKADAŞIMIN ANASININ ADI DÖNDÜ DEMİŞTİM YA ERDEM ABİ...ĞALİBA EFSANE BAŞKANIN RUHU CUMHURİYETCİ HALK PARTİSİNE GERİ DÖNDÜ sy:KILIÇTAROĞLU GİBİ BİRİSİYLE..Bu devirde padişahlık devride,imparatorlukta olmadığına göre,padişahlık yapmaya ve imparatorluk kurmaya çalışanlarıda Sav'alım gitsin erdem abi...Artık türkiye cumhuriyeti sav'satalarla ve hurafalerle yaşamamalı diye düşünüyorum...Türkiyeyi güzel günler bekliyor diye düşünüyorum erdem abi...Siyasette Yeni yüzlere ve güzel günlere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum...saygılarımla.erdal geyikçi-sanatcı..
BEKLENEN TEHLİKE SADECE CHP İLE SINIRLI KALMAYIP, DİĞER PARTİLERİ DE, BİR GÜN GELECEKTİR Kİ, KAPSAMI İÇİNE ALACAKTIR !
Not: Tarih, gelişen bir süreçtir. Gelişen bu tarih süresinde, bu günkü erkler birgün gelecektir ki, -yaptıkları hatalar sonucunda- helak olup gideceklerdir, lâkin, Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere bıraktığı miras ilelebet sürecektir.
Sen sagol Hocam"Ellerine saglik genede kalemini konusturmussun.Diyecek laf bulamiyorum bu güzel yazinin karsisina.Atatürk'ün kurmus oldugu CHP yi koltuk kavgasi dolayisiyle ne hale getirdiler.Referandumdan sonra genel secim icin el birligi ile calisip partiyi iktidara tasimalari gerekirken koltuk kavgasindan dolayi CHP ye gönül veren insanlari küstürüp diger Partilere yem yaptilar.
Gönül veren Halkin umudu Gandi Kemal dediler oda elinden geldigi kadar ve büyük bir azimle Partisinin iktidar yapacak calismalar yaparken kendi partisinin kurmaylari tarafindan koltuk kavgasi yapilarak CHP yi parca parca yaptilar ve Gandi Kemal dogmadan gömmek istediler vede gömdüler.
Simdi ne olacak,Bir partide ikilik var,Halk artik umutla bekledigi secimi CHP ye güvenip oy verecegine kanaat getirmiyorum.CHP de sayin Önder Sav'ın görevi bitmistir.Kendisini emekli yapip yillardir CHP nin genel sekreterligini yapmis bir insan disardan CHP yi desteklemekten baska yapacak bir isi olmadigini düsünüyorum.
Artik egoistligi bencilligi birakip düsünmesi lazim ve bilmeli,ki CHP kimsenin ciftligi degildir.Sayin Önder Sav' CHP si Halkina hizmet partisi olmasi gereken parti olmasi lazim.Sayin Kemal Kilicdaroglu CHP yi iktidara tasiyacak bir sansti,Umarim yanilirim ve sansi devam eder.
Sayin Kemal Kilicdaroglu,Parti baskani oldugu zaman,Sayin Önder Sav ben bu partinin bir neferiyim demisti.Görev verilirse seve seve yapmaya hazirim diyordu.Neferlik partiyi parcalamak degil,Görev Adami olmasi lazim.Ummadigin tas bas yarar derler Atalar,Neyazik,ki CHP de 53 yildir bu tas vardir.Bütün CHP yi savunan kimseler Gandi Kemal Baskaniniza sahip cikin destekleyin ve iktidar olmak icin calisin saygilarimla.
Evvelâ, yukardaki yorum yazımdaki yanlışlıklardan doılayı çok özür dilerim. Yeni bilgisayarımdaki "curser" atlamalarından bunaltıyor beni. her ibarede düzeltme zorunda bırakıyor. Buna karşın son andaki hataları düzeltemez hâle geliyorum. Yazı hata ile dolu, hepsi ile başa çıkamayacağım; şu anda da iradem dışında yapılan hatalarla boğuşma halindeyim. Hiç olmassa yazımın sondan üçüncü satırındaki "Haziran seçimlerinde onu" ibaresinden sonraki zırvayı "onu deneme yoluna gideceğim"le düzeltelek okumanızı istirham ederim.
Sazan arkadaşımızın sığ düşüncelerine de ben ibretle bakıyorum. CHP bize Ulu Atatürkden emanettir. Atatürkün ideolojisi de sadece ve sadece "her devirde çağdaş uygarlığı yakalamaktır"; binaenaleyh çöpsüz üzüm, çok dinamik bir paradigmadır (ideoloji değl), Katılmış, formaliter İdeolojilerin (faşizm, Marksizm, Din) bir toplum için en büyük felâketleririn âmili olduğu modern felsefenin bir axiom'u (mütearife, apaçıklık) olarak yaptığı bir tespittir. Her ne kadar CHP'nin marjinalleşmesi tehlikesine (içim kanayarak) ben de işaret ettisemse de, bu günkü dramını gene, görüntüye aldanan oyverenlerin tercihi (benim kifâyetsiz muhteris dediğm) sığ görüşlü ve benmerkezci yöneticilerin statükocu dirayetsizliğinden kaynaklanmaktadır. Tam.bir hayatî çıkış yolunu tıkayanların Partinin geleceğine kasdetmelerinin önü kesilmelidir. Ayrıca, CHP'ye oy verenlerin hamasî konuşmalara ve fotojeniye itibar etmeden akıl yolunu iltizam etmelerini dilerim. Kemal Kılıçtaroğlu belki tipden kaybedi;yor olabilir (tipe hiç bakmayın bu bir); ikincsi eğer tip önemli ise, herhaide onun genel sekreter olarak seçtiği Süheyl Batum'a da bir şey diyemezsiniz. Hem tip, hem natıka, hem dinamizm hem Profesör ünvanı ile Hint Horozu Önder Savla hiç kıyas kabûl etmez. Partinin, özellikle fikir planında mutlaka dönüşümden geçmesi kesin bir zorunluluktur.
sığ ideolejilerin partisi, proje yok, prestij yok,tutar yok,laf salatası partisi.bunlar güzel ülkeme sadece vakit kaybettirirler.bunlara oy verenlere hayret ve ibretle bakiyorum acaba hangi mantikla bunlarin peşinden koşuyorlar.ne zamandan beri herkes çatirdadiklarini görüyor bunlar sorun yok diyorlar külliyen yalan söylüyorlar.bir gününüz bir gününüzü tutsun be kardeşim.siz hangi kadroyla türkiyeyi yönetmeye talipsiniz.