Türkiye’nin pek çok yerinde PKK saldırılarını sürdürür ve can kaybı verilirken bazıları ne ile uğraşıyor diye düşünüyor musunuz?
Bazılarımız her işi bırakmış; Hain PKK saldırıları sonunda on bir şehit verdiğimiz Gediktepe’ye giden Başbakan ile Genelkurmay Başkanının çömelerek poz vermelerine takmış!.. Aslında çömelerek poz falan verdikleri yok, siperde ileriye bakarken görüntülenmişler ve sonra da çekilen fotoğraf basına servis edilmiş… Bir ülkenin Başbakanı ülkesinde çömelerek teftiş yaparak bilgi alır mı diyenler var!.. Bazıları da bu fotoğraf karesi ile Atatürk’ün cephedeki görünümünü karşılaştırmaya kalkmışlar!.. Mecliste de konu gündeme gelmiş ve bir milletvekili “Çömelmiş, ayakta duramayan bir Başbakan görüntüsü bile olağanüstü hal için yeterlidir” demiş!.. Bu fotoğraf karesi ile olağanüstü hal apayrı konu… Başbakan’ın siperde çömelmesiyle alakası yok ama kim ne derse desin Güneydoğu’da olağanüstü halin ilanı da iş işten geçmeden yapılmalı diyenler de çoğunlukta…
Haber, haber niteliği olan haberdir… Yeni işe başlayan gazetecilere veya basınla ilgili okullara gidenlere öncelikle bu öğretilir…
Başbakan ve Genelkurmay Başkanının saldırıya uğrayan askerin yanına gitmesi kadar güzel bir davranış olamaz. Bu yönden kendileri kutlanmalıdır. Bu tür davranışlar zor koşullarda görev yapan askere her şeyden önce moral verir. Irak harekâtının hemen ardından ABD Başkanı Bush’un da Noel’de beklenmedik anda Bağdat’a giderek askerlerine moral verdiği unutulmamalıdır.
Siperde çömeldiler, bu tür davranış Başbakan’a yakışmaz diyenleri hayretle karşılıyorum. Öyle diyenler hiç mi askerlik yapmadılar? Veya kısa dönem, bedelli falan gibi askerlik yapıp da tam olarak askerliği öğrenememiş olmalılar… Acaba savaş filmlerini de mi izlemiyorlar? Siper’de ateş altında veya herhangi bir ateşe maruz kalma tehlikesinde ayakta duran asker gördüler mi?
Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın bulunduğu yer sınırda sıfır noktasında bir mevki. Teröristlerin, keskin nişancıların her an ateş edebilecekleri bir yer… Bu yüzden siperde hedef olabileceklerinden, ayakta durmak yerine çömelmeleri kadar doğal bir pozisyon olamaz… Siperde çömelmek korkaklık belirtisi değil, tam aksine tedbirdir. Ola ki bunun aksi olsaydı, ayakta dursalardı bu kez bu ne tedbirsizlik, böyle tedbirsizlere devlet teslim edilir mi denilmeyeceğini kim söyleyebilir?
Genelkurmay Başkanlığı da bu konuda bir açıklama yaparak; “Orası düzenli bir cephe, mevzi değil, sıfır hattı… Terörist veya keskin nişancıların civarda olması mümkün. Mevzilerdeyken Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı ve komutanlarını tehdide açık bir şekilde aylakta tutmak doğru bir hareket tarzı olamazdı. Kısacası, bu askeri bir gereklilikti…” diyerek konuya noktayı koymuştur.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da Gediktepe’ye gitmek istediği ve Genel Kurmaydan izin istediğini de basından öğreniyoruz. Şimdi merak konusu Kılıçdaroğlu aynı sipere giderse nasıl görüntüleneceğidir.
Basında günlerdir süren çömelme olayı beni başka konularda da düşündürmeye yöneltti;
Anadolu’nun birçok yerinde çökmeye çömme denir. Çökmesi gereken kişiye çöm çöm diye uyarı yapılır…
Çömelme insanın dizlerini bükerek, ayak parmakları üzerinde durmasına verilen bir isimdir. Bazen olur olmaz yerde çömelenler “Çok yorgundum, oturacak yer yoktu ben de çaresiz çömeldim” diyenler vardır. Çömelenlere de dilbilgisinde çömelme eylemi veya biçimi diye bir tanımlama yapılmıştır. Ayrıca gün ışığı kaybolunca karanlık çöktü, zayıf insanlara avurdu çökmüş, toprağın çökmesine toprak çöktü, sıkıntıya düşülünce yüreğime ağırlık çöktü, tembellik çöktü, kasvet çöktü diye birçok tanımlamalar günlük yaşamımıza girmiştir.
Emin Çölaşan çökmek ve çömelmek ile ilgili bir anıyı geçenlerde sütununda yer vermiş… Günümüzde pek çok valiye ibret olacak bir anı… Bu bakımdan sizlerle bu anıyı paylaşmak istiyorum:
“Yıl 1986. Turgut Özal başbakanlık koltuğunda oturuyor; En debdebeli, en güçlü dönemini yaşıyor. Malatya’da bir miting düzenleniyor. ANAP’ın bütün önde gelenlerinin katıldığı bu miting, Özal’ın gövde gösterisine dönüşecek. Partinin miting otobüsü Malatya Meydanına geliyor. Turgut Özal otobüsün üzerine çıkıp konuşacak. Protokol gereği kendisini karşılayan Malatya Valisi Naim Cömertoğlu’na direktif veriyor; Gel, sen de çık otobüsün üzerine benimle… Valinin, Efendim ben devletin valisiyim, orada olmam uygun kaçmaz demesi hiçbir işe yaramıyor.
Miting meydanı kalabalık... Otobüsün üzeri daha da kalabalık!. Meydandakiler boyu kısa olan Özal’ı aşağıdan bakınca göremiyorlar. Meydandan otobüse doğru “Çök, çök sesleri duyulmaya başlıyor. Otobüsün üzerindekiler çökecek ki, meydandaki partililer başbakanlarını iyice görebilsinler!.. Özal yanında duran bakanlarından dayısının oğlu Yetim Hüsnü’ye (Hüsnü Doğan) sen çömel bakalım diyor. Mikrofon elinde, bu sözleri herkes duyuyor. Yetim Hüsnü çöküyor, yere çömeliyor. Birkaç kişi daha böylece çöküp, çömeliyor. Özal bu sırada yanında duran Vali’ye sesleniyor. Elinde mikrofon var,
Vali Bey, sen de çök, çömel şuraya. Vali Bey’den gelen ve Malatya meydanına mikrofondan yankılanan ses aynen şöyle;
“Sayın Başbakanım, ben devletin valisiyim. Vali çökmez, vali çömelmez. Vali çökerse devlet çökmüş olur. İzin verirseniz ben aşağıya ineyim.”
Bu sözleri duyan Özal çok bozuluyor ama renk vermiyor. O sırada meydanda bulunanlardan vatandaşlardan inanılmaz bir alkış kopuyor.
Bu olay, Vali Naim Cömertoğlu’nun onurlu davranışı o günlerde gazetelerde yer buluyor. Vali bir süre sonra merkez alınıyor, sonra da emekli oluyor.
Nereden nereye…
Vatandaşa kömür dağıtan valilerin şoför mahallindeki fotoğraflarını görmüştük ama birkaç gün öncesi Kırklareli Valisinin sözleri ise hepsinden de korkunç… Fethullah Gülen’in onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nca düzenlenen Abant platformunda Kırklareli Valisi “Demokrat Parti’nin 1950’de iktidara geldiğinde CHP’yi kapatıp, İnönü’yü tarihteki huzurlu yere göndermemiş olması en büyük talihsizlik” olduğunu söylemiş!.. Ardından harf devrimine de işaret ederek Türkiye 1920’li yıllarda hafızasını kaybetti!..”
Görevli bulunduğu ilde devleti temsil eden,vali olduğuna göre Siyasal Bilgiler veya Hukuk fakültesini bitirmiş olması gereken bir kişinin yakın tarihimiz ile ilgili böylesine bilgisiz olmasına şaşmamak elde değil!..
Geçen yıl yine Abant Platformunda Bolu Valisi “Aradan geçen uzun yıllara rağmen, zaten pek de iyi olmayan demokratik hayatımıza tecavüz eden darbecileri yargılamak, bu millete reva gördükleri yargısız infazların, işkence ve kötü muamelelerin hesabını soramadık. Bugün demokratik hayatımızın önündeki en büyük engel hiç şüphesiz, darbeci generallerin anayasasıdır.” demişti!..
Ne yazık ki, bazı valiler devletin valisi olduklarını unutarak kendilerini o mevkilere atayanları parti temsilcileri olarak görüyorlar!.. Oysa valiler illerde devleti temsil eden en yetkili mülki amirdir. Kaldı ki, Fethullah Gülen’in himayesinde olduğu söylenen bir toplantıda valinin ne işi olabilir?
İsmet İnönü’yü tenkit edebilmek, O büyük adama dil uzatmaya kalkışmak, yaptıklarını inkâr etmek bazılarının boyunu çok aşar… Bunu yapabilmek için de engin bir tarih bilgisi olması gerekir. Bolu Valisi Bilecik’e atanmıştı. Bakalım Kırklareli Valisi ne olacak? Daha mı yükselecek, yoksa merkeze mi alınacak?
Ne büyük gaflet…
Çökmenin veya çömmenin bir de tıbbi ve dinsel boyutu var. Bazı dindar insanlar çömelerek işerler… Erkekler için zor bir iş; günde kaç kez pantolonunu çözüp çömeleceksin!.. Bunun da nedeni paçalara sidik bulaşmasın, abdest alma zorunda kalmamak içinmiş!.. Bazıları da su içerken yere çömüp bir ellerini başlarına koyarak su içerler. Yere çömelerek işemek tıbben sidik torbasının tam olarak boşalmasını sağlar, prostat tehlikesini ortadan kaldırırmış… Yere çömelerek su içmeye gelince, Peygamberin Hadis-i Şerifinde suyun üç yudum halinde içilmesini önermesine dayanıyormuş!.. Ama neden yere çömelerek diye sorduğum ulema da bana doğru dürüst bir yanıt veremedi… O da ayrı bir konu…
Başbakan ile Genelkurmay Başkanı’nın Gediktepe’de çömelen fotoğraf karesinden yola çıkıp nerelere geldik? Ben de şaştım bu işe; yazmaya başlayınca arkası peş peşe geliyor…
erdemyucel2002@hotmail.com
Tesekkürler Bazi Atasözlerimizi hatirlamadan edemiyecegim Esegini saglam kaziga bagla kacarsa kacsin. Bunu söyleyen biz tatbik etmeyen yine biz etmeye kalkincada elestiren toplumuz Acaba bunun altinda bir seymi ariyoruz. O siperde dikilsin ölmezse kahraman ölürse kurtulduk yada cennete yolladik yada poku pokuna gitti Tv.de sel olayi gösteriliyor vatandasin biri ordan kacmiyor seyrediyor. Silahla biri geliyor adam ona demir cubukla kahramanlik tasliyor. Yolun ortasinda kaza oluyor her gelen olay yerinde dolasiyor sanki güvenli bölge yada adam aradan kenardan yoluna devam ediyor insaat yapiliyor hic bir önlem yok onun icin sadece insaat önemli birakin allahinizi severseniz sonradan aglamak fayda vermez. Aglamasinida üzülmesini ögrenemedik ya
Çömelerek işemenin pratik yönü vardır. Don kullanmayan ve uzun entari giyen Arap, kuma yaptığı çişini ayakta yaparsa eteğini toplaması ve eteğe bulaştırmaması çok zordur. Çömelirse eteğini kaldırmaya gerek duymadan işini görebilir. Sol eli ile de istibra yapar (penisi dipten başa kadar iki parmakla sıyırmak) ve ayağa kalkar.
Sevgili üstat, devlet ciddiyeti mi kaldı bu ülkede? Kıravatsız gezmek moda oldu yöneticiler arasında. Sakal bırakan var, türban takan var mesaide. Laik devletin ruhuna fatiha okuyacaklar yakında! Bileğinin hakkıyla kim hangi makama geliyor ki? Devletin valisinin katıldığı toplantıya bak, dediklerine kulak ver? Yazıklar olsun tek kelimeyle! Atatürk, İsmet Paşa ve Cumhuriyet olmasaydı, bu zat-ı muhteremler bu makamlara gelebilir miydi? Atatürk, İsmet Paşa ve Cumhuriyeti eleştirmek ne hadlerine bunların? İktidar seyrediyor yalnızca! Çanak tutanlar kim, seyredenler kim? Bir yanda Şeyh Sait anma töreni... Terörisbaşının doğumgünü kutlamasına izin verenlerden ne beklenir ki, Şeyh Sait anmasına izin vermesinler? Tek kelimeyle yazıklar olsun!
araplar kadar tas düssün üstünüze