29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Cumhuriyetimizin 85.Yılını Kutluyoruz!..


Çevremizdeki çoğu insana Cumhuriyet nedir diye bir soru yöneltsek, alacağımız yanıt aşağı yukarı birbirinin eşi olacaktır; Cumhuriyet hükümet başkanının, kamu tüzel kişiliğini temsil eden bir heyet tarafından belli bir süre için belli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Başka bir deyişle egemenlik hakkının belirli kişi veya aynı soydan gelenlerin yönettiği oligarşi düzenin tam tersi bir kavramdır.

Cumhuriyetimiz gibi kutsal bir devlet yönetimini köşemize sığdırabilmek çok güçtür.

Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir devlete nasip olmayacak kadar uzun bir geçmişi olan tarihimizde önemli bir dönemi kapsamaktadır. Cumhuriyetimizi kuran, yüzyılların büyük dehası Atatürk ve arkadaşları, Türk tarihinde sembol olmuş ve bir millet olabilmeyi sembolleştirmiştir. Dışarıda ve içerideki düşmanlarına karşı, her türlü engeli aşarak cumhuriyeti kurmuşlar ve her türlü zorluğa rağmen onun yaşaması sağlanmışlardır. Bununla beraber yapılması gereken çok daha fazla görev vardır ve bunlar cumhuriyete inanmış insanlarımız tarafından yapılacaktır. Cumhuriyetin halkçı olması onun ana prensibidir. Aynı zamanda Atatürk Cumhuriyeti inkılâpçı, laik, devletçi ve milliyetçidir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, tarihimizi ve dil konusunun konusu da üzerinde özenle durmuştur. Nitekim bu görüşünü şu sözlerle ifade etmiştir;

“Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin inkişâfında başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil, şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

Tarihin akışı içerisinde bilimsel yönden incelendiğinde Atatürk’ün biraz da şanssız bir devrimci olduğunu görürüz. Oysa O’nun zor günlerde devletimizin başına geçmesi, bir bakıma Avrupa’nın şanssızlığı, Türklerin ise büyük şansıdır. Atatürk’ün çevresinde O’na içtenlikle inanmış, düşüncelerini, isteklerini doğru biçimde anlayabilmiş kişilerin çok sayıda olmadığını görüyoruz. Bu bakımdan Atatürk devrimleri kısmen geciktirilmiş, O’nun ölümünden sonra da her türlü bağnazlar, çıkarcılar, siyasi istismarcılar ve skolastik düşünceye sahip olanlar tarafından baltalanmıştır.

Demokratik düzene geçişimizden sonra Atatürk seçim meydanlarının silahı olmuştur. O’nu içten benimsemiş olanlar, benimsemeyenler veya takiyye yaparak O’ndan yanaymış gibi görünenlerce...

Kısacası miting meydanlarında, kürsülerde ve bazı basın tarafından Cumhuriyet ve Atatürkçü düşünce katledilmeye çalışılmıştır.

Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra yeni Türk devletini “Muasır medeniyet” seviyesine çıkarabilmek için çeşitli devrimler yapmıştır. Ancak bu devrimleri ondan sonra gelen siyasi partilerin liderlerince fırsat buldukça budamaya çalışmıştır. Ne var ki, köklü bir Atatürkçü Cumhuriyet fikrini, aydınlanma düşüncesini oldukça geniş bir toplum tam olarak benimsemiştir.

Atatürk, yalnızca cumhuriyeti kurmakla yetinmemiş, öncelikle Ankara’da bir üniversite kurmuş, ilmi araştırma enstitüleri açmış, cehaleti ortadan kaldırabilmek için eğitime önem vermiştir. Latin alfabesini, Gregoryan takvimini, ondalık sistemini, soyadı kanununu uygulamaya koydurmuştur. Bunların yanı sıra kadın hürriyetine önem vermiştir. Kadınlara oy hakkı verilmesinin yanı sıra onların milletvekili, avukat, doktor, mühendis gibi meslekleri edinmesini sağlamıştır. Kısacası poligamiyi ortadan kaldırmıştır. Batının sivil, ticaret, medeni ve ceza kanunlarını topluma uygulamıştır. Köylüyü toprak sahibi yaparak o zaman göre modern tarımı ön plana alarak işçinin menfaatlerini korumaya çalışmıştır. İzmir’de topladığı İktisat Kongresi ise bunun en açık örneğidir.

Acaba Atatürk cumhuriyetin ilk yıllarında bir yüzyıla yakın süre sonra neler olacağını hiç düşünmüş müydü?

Çok daha aydın, laiklik ilkesini benimsemiş, çağdaş insanların bu ülkede yaşacağını düşünmüş müydü?

Bilemeyiz...

Cumhuriyetin ilanından bu yana aradan tam 85 yıl geçti... O büyük dehaya her zamankinden çok daha büyük ihtiyacımız olduğu da kaçınılmazdır.

Bugün Atatürk cumhuriyetinin heyecanını, devrimlere inancımızı yaşıyor muyuz?

Son günlerde memleketimizin yaşadığı olayları görünce karamsarlığa düşmemek elden gelmiyor...

Türkiye’nin güneydoğusunda bir takım kandırılmış insanlar Deniz Baykal’ın da açıkça belirttiği gibi isyan girişimlerinde bulunuyorlar...

Türk devleti bunları bastıracak güçtedir. Ne var ki, güvenlik güçlerimiz elleri kolları bağlı, istedikleri gibi davranamıyorlar. Atılan taşlara karşı yalnızca kendilerini koruyor, fırsat bulunca da biber gazı ve su sıkmakla yetiniyorlar...

Dağlara çıkmış eşkıyalar kendilerine gerilla (!) adını yakıştırmış, askerlerimize kurşun sıkıyorlar…

Güneydoğu’da Türk bayrağı asılı bir ev taşlanıyor...

Daha da vahimi miting adı altında başkaldırma hareketine girişenlerin başlarında TBMM’deki bir siyasi partinin milletvekilleri ile belediye başkanları da var...

Bunlar sırası geldikçe devlete dayılanmaktan da (!) geri durmuyorlar...

Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanın Tunceli ziyaretinde olaylar yaşanıyor. Şehrin girişindeki yola asılan “Hoş geldin Başbakanım” dövizi Belediye Başkanın isteği doğrultusunda indiriliyor. Başbakanın mensup olduğu siyasi partinin bayrakları ise belediye işçilerince toplattırılıyor...

Ne acı ki, seversiniz veya sevmezsiniz cumhuriyetin 85. yılında devletin Başbakanın bazı illere gidişi olay oluyor!..

Gerçekten çok acı...

Bunun yanı sıra devrim yasaları peş peşe budanmaya çalışıyor. Şeyhler, efendibabalar, tarikatların önde gelenleri etrafta cirit atıyor... Bir kısım cahil kalmış insanların beyinlerini yıkamak için ellerinden ne gelirse yapıyorlar... Çünkü onlara aydın insan değil, beyni yıkanmış ümmetçiler lazım (!)... Düşünmeden, bilmeden oy verecek insanlara gereksinimleri var!..

Yıllardır bitip tükenmeyen türban tartışmaları yine gündemden düşmüyor...

Sokaklarda çağ dışı görüntülerle giysi kirliliği yaşanıyor. Kimse bunlara dur deme cesaretini gösteremiyor...

Türk milliyetçiliğinin yerine Arap milliyetçiliği getirilmek isteniyor. Bu topraklarda yaşayan insanların ümmet olmasına çalışılırken, bazıları da yeni bir devlet kurma hayalini gerçekleştirmeye uğraşıyor...

Türkiye’de ne derece doğru bilemiyoruz; sermaye piyasasının % 72’sinin yabancıların elinde olduğu söyleniyor. Bankacılık sektörü de ondan aşağı kalmıyor!..

Türkiye’nin dış siyasetinin AB ile ABD’ye, ekonominin de IMF’e bağlı olduğu söyleniyor!..

İç ve dış borçlar dolar bazında katlanıyormuş!..

Bazıları kaba tabirle malı götürme derdinde; senin hırsızın kötü, benim hırsızım, hortumcum iyi tartışması yapılıyor!.. Bunlarla ilgili belgeler yazılı ve görsel basında yer alıyor...

Laikliğe aykırı tutumundan ötürü partisi kapatılan, hesabındaki trilyonun ne olduğuna açıklık getiremeyen, ağır hastalık gerekçesiyle evinde tutukluyken Cumhurbaşkanının affına mazhar olan eski bir Başbakan yine partisinin kongresinde bugünkü Başbakan’a ve iktidarına veryansın ediyor:

“Milli Görüş gömleğini çıkarttı, gitti IMF’ye teslim oldu. Milli Görüşçü olmayan işbirlikçidir.”

Cumhuriyetin 85. yılında Milli Görüş!..

1600-1700 yıl öncesi Araplarına özlem!

Buna karşılık Başbakan, “Ümüğümüzü sıkmazsa IMF’iyle anlaşırım” diyor.

Askerlerimizin şehit edildiği son olaylarda, devletin kontrolünde olan veya olmayan televizyon kanallarında yine cıvık eğlence programlarının yapıldığı, düzeysiz dizilere yer verildiğini hep beraber izlemek zorunda kaldık. Sırası gelmişken belirtmekte yarar var; sayıcı çok az olan duyarlı bir kaç şarkıcı programlarını, konserlerini iptal etmiş...

Cumhuriyetin içerisinde karmaşa, dışarıda ise bağımlılık sürerken Cumhuriyetin 85. yılını hangi duygularla kutlayacağız...

Yine de Atatürkçü düşünceyi ve cumhuriyeti gerçekten benimsemiş olanların, Cumhuriyetimizin 85. yılını kutlarım. 




erdemyucel2002@hotmail.com  

Yayın Tarihi : 28 Ekim 2008 Salı 11:26:52


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
mehmet ersindigil IP: 84.62.9.xxx Tarih : 28.10.2008 18:34:30

Yazacak cok az birsey birakmissin Hocam,Ellerine saglik.Atatürkcülük bu sonbahar,da agaclar yaprak dökmege basladigi gibi dökülmege baslamistir.Atatürk benim gözlemlerime göre en az 100 yil ötesini yasayarak bazi kararlara imza atmistir.Atatürkten sonra,Yapilan yanlis Siyaset ve Politikalar Üvey kardes gibi muamele yapilarak bu günlerin kaosunu yaratmislardir.Tipki keskin sirke küpüne zarar verir misali gibidir.Yabanci sermaye Türkiyeye girdikten sonra kargasalar kaoslar had sayfayi asip kendisini göstermistir.Bunlar göz önünde bulundurulmazken halen Atatürk,ün ilke ve inkilaplari ile ugrasip yok etmege calisilmaktadir.Türkiyede bu günlerde yasanan gidisatlar pek hayirli degildir.Gecte olsa insallah siyasetcilerimiz birlik beraberlik icinde hareket ederler ve zararin neresinden kacilirsa kar deyip el birligi ile Türkiye Cumhuriyetini düzlüge cikarip aydinlik günlere tasirlar.Vatanini ve Milletini seven her Siyasetci dün kent haberde okudugum,Beykoz belediyesi,nin AKP li Ve CHP li üyeler yolsuzluk üzerine beraber gideceklerine dair aldiklari karara saygi duyarak hareket etmelerini dilerim.Nice 85 yil Cumhuriyetlerimiz Türk halki tarafindan kutlanilir insallah saygilarimla.


Süleyman IP: 78.183.91.xxx Tarih : 30.10.2008 20:33:06

Sayın hocam Cumhuriyet'in tanımını kaç kişi bilir, kaç kişi bilemez meçhul ama, şu büyük bir gerçek ki; Türkiye Cumhuriyeti'nin önemini ve değerini bilmeyenlerin sayısı oldukça fazla. Gerek coğrafi konumuyla, gerek muasır medeniyetler seviyesinde oluşuyla herkesin gözünü kamaştıran ülkemizde özellikle son zamanlarda yaşanan bir takım olayları kabul etmek mümkün değil. 14 yaşında bir çocuğa cinsel istismarda bulunan biri (hükümetten aldığı destekle) sanki haklıymış ve hiç bir şey yokmuş gibi rahatça dayıvari bir şekilde konuşabiliyorsa...bir şeyin başı olabilmek için terör yandaşları caza evinden çıkarılıp bu milletin vekili(ben tanımıyorum) olarak meclise sokuluyorsa ve mehmetçiğe kurşun sıkanların yanında yer almasına göz yumuluyorsa...şanla, şerefle alınan ülkemizin her karış toprağı utanmadan kademe kademe yabancılara satılabiliyorsa...siyaset resmi dairelere kadar, memuriyete kadar, eğitim yuvalarına kadar girip şahsi çıkarlar için, mecburiyetten, aman bana birşey olmasın düşüncelerini ön plana çıkarıp vatandaşı iktidara yardakçılık yapmaya zorluyorsa ve bu düzen değişmedikçe daha Türkiye Cumhuriyeti'nin kıymetini kimse bilemez sevgili hocam.


Gökhan IP: 81.214.95.xxx Tarih : 28.10.2008 20:02:16

Sayın hocam,altına imza atacağım bir yazınızı daha dikkat ve ilgi ile okudum.Kuşkusuz ki Cumhuriyetimiz tarihinin en zor döneminden geçiyor.Mücadekenin en çetin olduğu bir süreçteyiz.Bu mücadele 85 yıl önce emperyalizm ve onun maşası gericilikti.Bugün emperyalizm isim değiştirerek karşımıza küreselleşme olarak çıkmış lakin,maşa değişmemiştir.Ayrılıkçı kürt milliyetçiliği de yoğun olarak emperyalist güçlerce desteklenirken,oluşturulan ılımlı islam düzeneği işlemektedir.Çünkü ulusalcılığın karşısındaki en büyük engel ümmetçi düşüncedir.Bu anlamda bugün Atatürk ilkelerine daha sıkı sarılıp mücadeleyi daha da kararlı sürdürmek zorundayız.Yaşasın Lâîk Cumhuriyet!!


erdal geyikçi(köçek)...! IP: 85.104.113.xxx Tarih : 31.10.2008 11:33:04

MERHABA ERDEM ABİ..KÖŞENİZİ OKUDUM..GERÇEKTEN TÜRKİYE ÇUMHURİYETİNİN GAZETECİSİ OLDUĞUNUZU YAZDIKLARINIZLA ANLATMIŞSINIZ..NİCE YÜZYILLARA DİYORUM..AYRICADA SN:CAN DÜNDARIN ÇEKMİŞ OLDĞU"MUSTAFA"FİLMİNİDE,TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE YAŞAN HARKESİN GİTMESİNİ TAFSİYE EDİYORUM..EGER PARAMIZ YOK GİDEMİYORUZ DİYENLEREDE;1 AY TELEFONLARINA KONTÜR ALMASINLAR.BİR AYLIK KONTÜR PARASIYLA,AİLELERİNİ GÖTÜRSÜNLER..TELEFONDA BOŞUNA KONUŞMAKTAN GÜZEL OLACAGINI DÜŞÜNÜYORUM;ÜLKEMİZİN KURUCUSU M.KEMAL ATATÜRKÜN HAYATINI ANLATAN FİLMİ İZLEMEK ERDEM ABİ..AYRICADA SN:CAN DÜNDARADA TEŞEKÜR ETMEMİZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM ERDEM ABİ..SAYGILARIMLA.ERDAL GEYİKÇİ(KÖÇEK)...!


hazan IP: 88.244.56.xxx Tarih : 29.10.2008 21:57:40

Ellerinize sağlık Erdem bey.Her zamanki gibi can alıcı noktalara değinmişsiniz,teşekkür ederiz.Cumhuriyetimiz malesef zor günler yaşıyor.Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bizlere emanetini yıpratmaya ,yıkmaya çalışıyorlar.Ama hiç kimsenin buna gücü yetmeyecektir.CUMHURİYET'imiz ilelebet yaşayacaktır...saygılar..