Türk siyasetinin yarım yüzyıla yakın süresi içerisinde yer alan Erbakan Hoca, çoğu zaman ön planda olmuş, Milli Görüşün, adil düzenin önderliğini yapmıştır. Yaşamının son günlerinde Saadet Partisi Genel Başkanlığına getirilmiş, sonunda da büyük bir kalabalığın eşliğinde son yolculuğuna uğurlanmıştır… Rahmetli, sağlığında böylesine yazılı, görsel ve internet basınını işgal etmemişti. Ölümünün ardından hangi gazeteye, hangi televizyon kanalına baksanız hemen hepsinde birbirinin eşi görüntüler ve yazılar…
Erbakan Hocayı herkes göklere çıkarmak için adeta birbirleriyle yarış halindeler…
Tanrı gani gani rahmet eylesin… Mekânı cennet olsun…
Erbakan Hocanın cenaze töreni adeta Türkiye’nin fotoğrafı gibiydi. Cumhurbaşkanından, Başbakana, siyasi partilerin lider ve temsilcileri, eski ve yeni siyasetçiler, sağcılar, solcular, cemaatler, Müslüman ülkelerin yabancı devlet temsilcileri… Ve de askerler!...
Askerlerin gelişi bazılarınca tekbirlerle! karşılandı.
Onların gelişini bazı çevreler yadırgadı… Oysa İslam dininde hoşgörü vardır.
Cenazeye katılanlar ne kadar samimiydi ne kadarı değildi?... Bilemeyiz.
Cenaze namazından önce imam sordu; Merhumu nasıl bilirdiniz?
Hep bir ağızdan “İyi bilirdik” denildi. “Hakkınızı helal ediyor musunuz” denildiğinde, yine hep bir ağızdan “Helal olsun” denildi… Bunları söyleyenler arasında ikiyüzlüler var mıydı? Sağlığında kendisini üzenler var mıydı? Onu kendisinden ve yakınlarından başka hiç kimse bilemez…
Erbakan’ın ölümünden sonra merhumu ne kadar tanıyorum diye kendi kendime sordum… Yanılmıyorsam 1960’lı yılların sonunda İstanbul’da yayınlanan ”Bizim Anadolu” isimli gazetede yazıyordum. O yıllarda Erbakan Hoca Odalar Birliği Başkanıydı ve polis marifetiyle bu görevden uzaklaştırılmıştı. Basında kendisinden ve bu olayla ilgili haberlerin çıkmasını istiyordu ve gazetelerde pek de yer alamıyordu. “Bizim Anadolu” gazetesinin sahibi Mehmet Emin Alpkan gerçek bir milliyetçi, gerçek inançlı bir kişiydi. Kendisini her zaman rahmetle anarım. Erbakan ile ilgili birkaç haberi gazetesinde yaptırmıştı. Nizam Partisini kurunca bizim gazeteden, Alpkan’ın göstereceği birimizin Konya 4. sıraya aday olarak koymak istediğini söylemiş, ancak gazeteden de hiç kimse talip olmamıştı! (Ne garip ki, o seçimde Konya’dan Nizam Partisi 5 milletvekili çıkarmıştı.)
O günlerde Hoca’nın yetiştirdiği talebelerinin Türkiye’yi yöneteceğini hiç birimiz hayal bile edemezdik…
Erbakan, İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirmiş, İstanbul Teknik Üniversitesinin en iyi öğrencilerinden olup makine bölümümün ikinci sınıfına kabul edilmişti. Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın üniversiteden arkadaşıydı, siyasetteki yazgıları da onları hep bir araya getirmiştir. Almanya’da bilimsel kariyer yapmış, genç yaşta öğretim üyesi olmuş, (27 yaşında Türkiye’nin en genç doçenti, 39 yaşında profesör) iyi bir teknik adamdı. 1960 ihtilalini yapanlara ağır sanayi hamlesini başlatmak ve yerli otomobil yapımıyla ilgili dosyalarla başvurmuş, ancak yeterince ilgi görmemişti. Siyasete katılmayıp bilimsel çalışmalarıyla baş başa kalsaydı belki de çok daha faydalı olabilirdi ama olmadı siyaseti tercih etti.
Hoca’nın yaşamına baktığımızda ilginç çelişkilerle karşılaşırız. Cumhuriyetin üçüncü yılı kutlanırken 29 Ekim 1926’da dünyaya gelmiştir. Babası ağır ceza yargıcıydı. Cumhuriyetin kuruluş yıllarının coşkusuyla büyümüş, ne garip ki, siyasette cumhuriyetin temel felsefesine aykırı davranışlarda bulunmuştur. Kırk yılı aşan siyasi yaşamında kurduğu dört partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmış, yeni isimler altında aynı kişilerle yılmadan yoluna devam etmiştir. Milli Görüş felsefesiyle öğrenciler yetiştirmiş ve onlar da Türkiye’nin kaderinde etkili olmuştur.
Türk Siyasi Tarihine baktığımızda Osmanlıdan bu yana din sömürüsünün hep olduğunu, dinin siyasete alet edildiğini görürüz. Ne yazık ki, böyle bir hareketin öncülüğünü yapmış ve cenaze töreninde görüldüğü gibi göle çaldığı maya büyük ölçüde tutmuştur.
Başbakan ve Başbakan Yardımcısı olduğu günlerde ağır sanayi çalışmalarını başlatmaya çalışmış, ancak başarılı olamamıştır. Hayali fabrikaların temellerinin atıldığını o günleri yaşamamış olanlar bilemez… Bir anda 100.000 tank, 100.000 top üreteceğiz dediği sözleri havada kalmıştır. Söylediklerinin bazılarının hayal olduğu sanılıyordu ama kendisinden sonra gelenlerin Hocanın bazı hayallerini gerçekleştirdiği de açıktır.
Müslüman ülkelerin Birleşmiş Milletler teşkilatını, savunma işbirliğini, ortak para birimini, ortak pazarlar birliğini, ortak kültürel işbirliğini kurmayı düşlüyordu…
Erbakan’ı tanıyanlar onun beyefendi bir kişiliği olduğunu, karşısındakileri kırmamaya özen gösterdiğini bilirler. Sesini hiçbir zaman yükseltmez, en karşıtlarına bile ağır sözler söylemezdi. Hakaret, küfür onun lügatinde yoktu… Kendisi hakkında yapılan, hakarete varan eleştirileri hiçbir zaman yargıya götürmemiş, tazminat almayı düşünmemişti… Bu bakımdan görüşü ne olursa olsun demokrasiye, özgür düşünceye saygısı vardı. İnsan olarak iyi bir insandı. Aynı zamanda iyi bir hatipti…
İktidarda olduğu veya olmadığı dönemlerde söylediği sözlerle daima basında yer almıştır. Oysa büyük bir zekâ mahsulü olan sözlerinin altında imalar ve doğru şeyler olduğunu da kimse inkâr edemez… Kendisine özgü konuşma üslubu vardı.
"Sizi gidi Batı taklitçileri sizi…
Batı buraya ne getirecek hilekârlık getirecek…
Sizi gidi gâvur âşıkları sizi…
Kadayıfın altı kızardı, üstüne bakacağız…
Gulu gulu dansı yapıyorlar…
İncıklayıp cıncıklamayın…
Seçime iki parti giriyor. Biri Saadet Partisi, ikincisi diğerleri…
Kanlı mı olacak kansız mı olacak…
Sizi gidi Batı kulüpçüleri…
Fasa fiso…
İmam Hatipler arka bahçemiz…
Rektörler başörtülü kızlarımız karşısında selam duracak…
Biz siyaset değil cihat yapıyoruz…"
Erbakanlı yıllar demokrasi tarihimizin önemli dönüm noktalarından ve aynı zamanda mihenk taşlarındandır. Büyük olasılıkla bu dönemi objektif olarak yazacaklar çıkacaktır.
Hocanın yanlışları yok muydu? Elbette vardı.
Bunların başında Başbakanlığa her zaman tenkit edildiği gibi cemaat önderlerini, şeyhleri, ulema dediklerini sarıklı cübbeli kabul ederek laiklik rejimini zedelemesi gelir. Ayrıca şeriat düzeni getirilmesini isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüştür. Libya ziyaretinde ise Kaddafi Onun şahsında Türkiye’yi aşağılamıştı… Buna sessiz kalması da tenkit edilmişti. Davranışlarıyla askerin tepkisini çekmişti. 28 Şubat Ona karşı mı, yoksa Çiller’e karşı mı yapılmıştı? Bugün bile bu sorunun yanıtı net olarak verilemiyor…
Ecevit’in başlattığı Kıbrıs harekâtına kendisinin ön ayak olduğunu söylemesi de yanlıştı. Bütün bunları objektif tarihimizi yazacak olanlar irdeleyecek gün ışığına çıkaracaktır.
Demokrasi tarihimize olumlu katkısı oldu mu? Tartışılır…
Kendisini üzenler hakkında ne düşünürdü bilemeyiz. Keşke anılarını yazsaydı…
Kısacası Türk siyasi tarihinden bir Erbakan geldi ve geçti. Kendisine Tanrıdan rahmet, sevenlerine de başsağlığı dilerim…
erdemyucel2002@hotmail.com
Ellerine saglik Hocam"Milli görüs,Adil düzen,Önderi sayin Necmettin Erbakani güzel bir sekilde analiz edip dile getirmissin.Evet Rahmetlinin arkasinda cok uzun ve büyük bir kalabalik kitlesi vardi.Sagolsun bizim Türk görsel basini,da reytik icin rahmetligin bandini ileri geri cevirerek durmadan gösterdi.Her kanal birincilik icin ugrasip durdu.
Rahmetligin ölümünden bile rant pesinde olanlar var demek zorunda kaldim.Bu arada yazili ve görsel basinimizi ilgilendirdigi icin bir daha Allahtan rahmet diliyorum.Basindan izledigimiz kadari ile Rahmetligin arkasinda ama hakiki ama sahte göz yasi döken cok cok oldu.Burada insanin tüyleri bile ürperiyor,Bir ölü olan rahmetliden rant pesinde olanlar bile var demek.
Acaba o sahte göz yasi dökenler,Rahmetli,nin ölümünden hicbir ders almadilar,mi.Almamis görülüyorlar,ki sanki kendileri hic ölmiyecek gibi yalandan göz yasi dökenler oldu.Ölünün arkasindan cok cok yalanlar uydurularak ileri geri konusanlar mutlaka olmustur ve de olacaktir.
Evet imam sordu,Merhumu nasil bilirsiniz,veya tanirsiniz,Hep bir agizdan kimi iyi taniriz diye cevap verir,Kimi,de icinden kimbilir ne düsündü.Kimileri hakkini helal etti,Allah bilir belki hakkini helal etmiyenlerde olmustur.Oysa ne bahane edilirse edilsin,Devletin yönetiminde emegi gecmis olan Rahmetli Erbakani, Allahtan rahmetle aniyorum,Allah rahmet eylesin.
Ölünün arkasindan cok seyler söylenir,Kusursuz insan yok.Oysa kim olursa olsun,Rahmetten baska birsey söylememesi gerekir.Zeka mahsülü imali sözleri,Tarih kitaplarina tasinir cinstendir.Uzun lafin kisasi iyi yanlari ile kötü yanlari ile,Merhum Hakkin rahmetine kavusmustur.Allah rahmet eylesin geri kalan aile fertlerine ve sevenlerine bassagligi diliyorum selamlarimla.