Türkiye’de nedense bazı siyasiler ve onların emrindeki bürokratlar üstlerine vazife olmayan işlere karışıyorlar. Sonra da kaba tabirle çuvallıyorlar. İşin garibi de bilmedikleri, anlamadıkları konularda bir şeyler söyleyince, kaş yapayım derken göz çıkarıyorlar.
Gündemi değiştirme taktiği mi; onu da tam olarak kestirebilmek biraz güç. Yine de anlayan anlıyor…
En üstekilerden biri yanlış bir şey söylerse, biat edenlerin çoğu meğer doğrusu buymuş diye kabulleniyor. Ancak mızrak çuvala sığmıyorsa bu kez ortaya çıkan bir başkası onun ağzından tevil etmeye çalışıyor. Böyle olunca da iş daha da karışıyor. Son çare de bir başka konuyu bulup gündemi değiştirmek oluyor. Kısacası bir garip döngü içerisinde yalpalayıp duruyoruz…
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın geçtiğimiz günlerdeki beklenmedik çıkışını hayretle karşıladım. Söyledikleri yerinde ve çok doğruydu ama beni şaşırtan; lider sultasının egemen olduğu bugünkü ortamda bunları nasıl söyleyebilmiş olmasıydı!..
Ertuğrul Günay, bakanlığını ilgilendiren kültürel konulara başkalarının söz söylemesine sessiz kalmış, ses çıkarmayarak zımnen de olsa katıldığı görünümünü vermişti. Konusuyla ilgili yanlış bir iş yapılıyorsa bir bakanın doğruları göstermek zorunda olduğunu hep düşünmüşümdür. Eski dönemlerde bunun pek çok örneği olmuştur. Günümüze bakıyorum liderler yanlış da söyleseler, yanlış da yapsalar çevresi “aman ne güzel buyurdunuz”, “haklısınız efendim” gibisinden sözler söylüyorlar.
Ertuğrul Günay’ın tepkisi dünya edebiyatının temel taşlarından iki ünlü yazarın kitaplarının sakıncalı bulunması ile gündemde konu olan Muhteşem Yüzyıl dizisi için söylenenlerdi. Bakanın gündeme pek az gelmesine rağmen yaptığı olumlu işler vardı. Yurt dışına kaçırılmış eserle ilgili çalışmaları yerindeydi. Mecliste arkeolog veya sanat tarihçisi milletvekili olmadığından kültür varlıklarımız o çatı altında hiç konuşulmuyor. Bütçe görüşmeleri sırasında önerge sahipleri de bu eğitimi almadıklarından eften püften(!) soru önergeleri ile durumu idare ediyorlar.
Sosyal demokrat görüşlü eski bir CHP’linin nasıl AKP’li oluşuna çoğu kişi gibi benim de bir türlü aklım ermemişti. Mecliste ve basında kendisine bu yönde sataşmalar yapılmış, hatta çirkin bir şekilde dönek diyenler olmuştu. Günümüzde basındaki soldan sağa dönen, bazen de cemaatlere yanaşan dönekleri düşündüğümüzde Günay’a da hak vermemek elden gelmiyor. CHP’den şu veya bu nedenlerle ayrılmış, belki de o günlerde parti içerisindeki rakiplerince sakıncalı görülmüş, ayrılmasına olanak sağlanmıştı. Ne yapmalıydı; her şeyden elini ayağına çekip köşesinde mi oturmalıydı? İnsanın içerine bir kez siyaset aşkı (!) girmesin. AKP’den teklif alınca, kabul etmiş, milletvekili ve bakan olmuştu.
Benim yadırgadığım, daha önce ucube heykel (!) konusunda beklenen çıkışı yapamamış, bir sanat eserinin yıkılmasına göz yummuştu. Bakanlığına bağlı koruma kurullarına neden bilimsel kişileri değil de partiye yakın olanların getirilmesine karşı koyamamıştı.
Şimdi asıl konumuza gelmek istiyorum. İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki “Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu” 3 Aralık 2012’de toplanmış(!) aldığı bir kararla dünyaca ünlü yazarlardan John Stainbeck’in “Fareler ve İnsanlar” ile Brezilya’lı yazar Jose Mauro de Vasconcelos’un “Şeker Portakalı” isimli eserleri, ahlaki olmayan bölümler içerdiğinden(!) sakıncalı bulmuş, okullarda okutulmasını sakıncalı bulmuş… Bu kararı alanlar kimler diye düşünürseniz; adları sanları duyulmamış üç dört Türkçe öğretmeni. Kendilerinin ne becerileri ve ne bilgileri var ki, dünya edebiyatının iki yazarı hakkında fikir yürütüp sakıncalı buluyorlar!..
Gülerler insana…
Merakımı mazur görün; bu Türkçe öğretmenleri Batı Edebiyatının belli başlılarından acaba kaçını okuyabilmiş veya anlamışlardır?
John Steinbeck’in eseri daha önce Milli Eğitim Bakanlığı 100 Temel Eser kapsamında 1945 ve 1991 yılında da üçüncü defa 20 bin adet basılarak okullara gönderilmişti. Fareler ve İnsanlar, diğer yayınevleri tarafından da yayınlanmıştır. Sinema filmi bile yapılmıştı. Bir kitabı Milli Eğitim Bakanlığı yayınlıyorsa o kitap öğrencilere okutulacak demektir. Oysa ne olmuş; okutan Türkçe öğretmeni hakkında soruşturma açılmış… Milli Eğitim Bakanlığı’nın daha önce birkaç kez bastığı kitabı yine aynı bakanlık sakıncalı buluyor.
Buna da gülerler…
Farlere ve İnsanlar’da akıllı George Milton ile güçlü kuvvetli, ancak aklı gelişmemiş saf ve iyi niyetli Lennie Smif isimli iki fakir çiftlik işçisinin California’da yaşadıkları trajik öykü anlatılıyor.
Şeker Portakalı’nda ise fakir bir ailenin çocuğu olan Zeze’nin yaşamından kesitler veriliyor. Meğer bu kitapta erotizm (!) varmış, öğrencilerin okuması sakıncalıymış!..
Yakınlarda Milli Eğitim Bakanlığı Türk Edebiyatı dersinin lise ikinci sınıfında okutulan kitabında Yunus Emre’nin bazı dizelerini sakıncalı bulup ders kitaplarından çıkartmamış mıydı? Oysa Yunus Emre, bütün Anadolu insanı tarafından sahiplenilmiş, dizeleri bugünlere kadar uzanan, ışık tutan bir ozandır.
İnsan elde olmadan düşünüyor; cahil olunur da bu kadar mı olunur? Yoksa birilerine yaranmak mı isteniyor, ya da bakın bizler ne kadar bilgiliyiz ki, dünya devi yazarların eserlerini bile sakıncalı buluyoruz demek mi isteniyor? Anlayan varsa beri gelsin…
Diplomasi Muhabirleri Derneği ile Ankara’da bir araya gelen Ertuğrul Günay yasaklanan kitaplar ve Muhteşem Yüzyıl dizisini değerlendirmiş ve son yıllarda bir bakandan göremediğimiz tepkisini ortaya koymuş: “Türkiye’de 2012’de Şeker Portakalı’nı, Fareler ve İnsanları, Steinback’i, Yunus Emre’yi hizaya sokmaya çalışan bir anlayışta bir takım kafaların olması, eğer gerçekse bu olaylar vahimdir. Bunları hiçbir biçimde kabul etmem mümkün değildir. Bereket versin bizim bakanlığımızdan kaynaklanmış bir olay değil. Türkiye’de 2012’de Steinbeck’i hizaya sokmaya çalışan insan sayılmaz.”
Ardından da “Cahille bal yenmez, âlimle taş taşınır.” Atasözünü söylemekten de kaçınmamış.
Bakan kendisine yöneltilen soru üzerine sözü Muhteşem Yüzyıl tartışmasına getirmiş; “Kanuni şüphesiz bir cihan imparatorudur. Cihan imparatoru aynı zamanda bir aşkın kölesidir. Kadının önünde zaaf göstermektedir. Sadrazamını katletmiştir bu uğurda. Çocukluk arkadaşını, 28 yaşında sadrazam olan İbrahim Paşa’yı katletmiştir. Daha vahimi yetişkin oğlunu, kendinden sonra Osmanlı tahtına geçmesi beklenen Şehzade Mustafa’yı yandaki çadırda boğdurmuştur.”
Noel Baba ile ilgili sorulara da; “Noel baba hayırseverdir, yoksullara çocuklara yardım eden bir azizidir. İslamiyet’in dünyaya indirilmesinden önce öteki dinlere mensup, insanlık için çalışanlar, bizim içinde azizidir.”
Ertuğrul Günay çağdaş bir kültür bakanı nasıl konuşmalıysa öyle konuşmuş. Nasıl böyle konuştu diye düşünürseniz; kısa bir sıra önce hükümette bazı değişikliklerden söz edilmişti. Anlaşılan Ertuğrul Günay da topun ağzında olmalı…
Muhteşem Yüzyıl dizisi için artık bir şey söylemek istemiyorum. Bundan böyle de izlemek istemiyorum. Zoru görünce bir dönek de onlar oldu. Namazlar, niyazlar, ramazanlar, iftarlar, sahurlar gırla gidiyor, hem harem de toptan örtündü. Önümüzdeki günlerde bu bir belgesel değil kurgu diyerek Sultan Süleyman ve ailesini toptan hacca bile götürürler. Şehzade Mustafa ve diğerleri, Makbul ve Makbul İbrahim Paşa (Pargalı) da ister misiniz boğdurulmayıp eceliyle ölsünler!..
erdemyucel2002@hotmail.com
Hocam ellerine sagliK"Bu güzel yazini anliyan anlamistir.Birbirimizin isine karismamiz,cok bilmisligimizdendir.Baska birisini bizden daha büyük görmememizdendir.Onun icin egemenlik milletin degil,de sahsi olsa gerek.Liderlerde yanlis söyleseler bile,Uzaydan gelmisler gibi bakar ve dogru oldugunu kabul ederiz.Garip dedigimiz döngü egoistligimizden kaynaklanmaktadir.
Topun agzinda oldugu icin,Sayin kültür ve turizm bakanimiz,Ertugrul Gunay CHP den ayrilip AK Partiye katilmasi buna paraleldir.Kanimca AK Partiye gecmesi hizmet icin degil,söhret nam salmak,ve kendini yücetmek icin yapmistir.Bakti,ki CHP den ne köy olur ne kasaba en dogrusu döneklik yapip makam saltanat sagliyacak bir partiye gecmektir.Su an bunu basarmis gibi görülmektedir.
Basbakan tarafindan ucube denilen heykele,sahip cikip karsi gelseydi,Partiden belki,de ihrac edilirdi.Izmiz Milli Egitim müdürlügü bünyesindeki kitaplari inceleme ve degerlendirme komisyonu toplanarak,Fareler ve Insanlar ile Seker Portakalı kitaplari sakincali buldugu icin kaldirmis olabilirler.O zaman 30-40 bin Vatandasin ölümüne ve sakat kalmasna sebep olan imrali mahkumu Apo,nun kitaplarini derslere koysunlar.
Kan emici mahluk,un kitaplari ve afisleri serbest satilmaktadir.Ne diyelim egomuz yani yapimiz ögledir.Döneklik her cikar ve rant,i olanda vardir. Muhtesem yüzyil,da oldugu gibidir.Filmin yöneticileri baktilar nerde kalles orya yerles misali gibi,olacak degil emir yüksek yerden geliyor hemen döneklik yapip 99 derece boyun egip müslüman,lik taslamaya basladilar. Camiler,oruclar,bas kapatmalar,yani anliyacagimiz müslüman olmaya karar verdiler.
Bu yetmiyormus gibi,ayriyeten kallesler,cami avlusuna halki saga sola dizip Ibrahim pasa hakinda kafir olup müslüman olmayisini Cihanin Padisahi olan Sultan Süleymana duyurmaga calistilar.Vede duyurdular bakalim bu haftadaki seride Ibrahim pasa ne yapacak.Bu günde Sehit ve Gazi haberleri aldik,kimin umurunda,Ates düstügü yeri yakar.Sehidimize Allahtan rahmetAilesine,de sabirlar diliyorum.Ayriyeten Gazilerimize,de Allahtan sihhat dolu sifalar diliyorum,en kisa zamanda sagliklarina kavusurlar insallah saygilarimla.