29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Gezi Parkı olaylarından alınacak dersler…

Taksim Gezi Parkı’ndaki yüzyıllık ağaçların kesilmesine karşı çıkan bir avuç çevreci gencin başlattığı direniş, yurdun büyük bir kesimine yayıldı ve iktidarın tutumuna karşı bir tepkiye dönüştü. Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesi olayı bir bakıma özgürlüklere vurulan darbeye karşı fitilin ateşlenmesiydi. Güvenlik Güçlerinin yukarıdan aldıkları emirler doğrultusunda şiddete başvurması, ölen, yaralanan, dövülen ve gözaltına alınanlar gerilimi daha da arttırdı. Üzücü ve ikaz niteliğindeki olaylar batı ülkelerinde de yankılandı ve iktidarı eleştiren yazılar birbirini izledi. Bizim tarafta (!) ise öylesine endazesiz, tehditkâr sözler söylendi ki bunları devlet adamlığı ile bağdaştırmak oldukça zor. Sanırım söylenenlerin çoğu kara mizah olarak siyasi tarihimize geçecektir.

Başbakan gelişen olaylar sırasında Cezayir, Fas ve Tunus’u içeren Kuzey Afrika gezisine, giderken de tansiyonu düşüreceğine daha da yükseltici sözler söylemekten kaçınmadı.

“Şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz bu ülkenin en az yüzde ellisi var. Biz onlara aman sabırlı olun sakın bu oyunlara gelmeyin diyoruz… Üç-beş çapulcudan izin almayacağız.”

Çapulcular…

Alkolikler…

Ayyaşlar…

“Tencere tava hep aynı hava… Bunları geçmişte de gördük. Taksim’e Topçu Kışlası’nı yapacağız. AKM ‘yi (Atatürk Kültür Merkezi) de yıkıp yerine opera binası yapacağız. Taksim’e bir de büyük bir cami inşa edeceğiz.”

Başbakan’ın bu sözleri toplumu birleştirici mi yoksa kışkırtıcı mı veya direnişçi geçenlere tehdit mi?

Anlayabilmek gerçekten çok zor…

Başbakan’ın basın toplantısında, önemli olaylar yaşanırken bizim basın mensupları suya sabuna dokunmayan sorular sormakla, resim çekip görüntü almakla yetinirlerken İngiliz haber ajansı Reuters’in Türk muhabiri güne damgayı vurdu;

“Sizin tavrınızın kitleleri daha fazla öfkelendirdiği yorumları var. Yumuşatıcı bir tavır içine girecek misiniz? Polisle ilgili herhangi bir önlem alacak mısınız?”

Başbakan muhabirin bu sözlerine sinirlendi. Ancak eylem zamanı gelince insanlar tencere tavalarla sokaklara, pencerelere çıkarak gürültü yapıyor, bazıları da ışıkları yanıp söndürerek eylemcilerden yana olduklarını belirtiyorlardı. Kısacası insanlar diken üstünde neyin ne olacağını bekliyorlar. Bu bir uyanış mı, tepki mi?

AKP on yıllık iktidarında belirli yerlerdeki cumhuriyet mitinglerinden sonra ilk kez böyle bir olayla karşılaştı. Demokrasiden yana toplum tek adam yönetimine karşı mı koyuyor?

Gelişen bu olaylara Okyanus ötesindeki adam ne diyecek diye merak edenlerimiz olmuştur. Neyse çok beklenmedi, Gezi Parkı olaylarına Fethullah Hoca Twitter’den mesajını geçti:

“Zulme zulümle karşılık vermemek önemli bir kaide olduğu gibi, mesleğimizin bir esası da şefkattir. Bununla beraber haksız yere yumruk vuran müminin hiç kulağını çekmek de şefkatin ayrı bir derinliğidir. Zira mümin zalime tırnak ucuyla olsun dokunulmazsa, onun başına mutlaka Gayretullah’ın tokadı iner…”

Hoca efendi acaba ne demek istemiş, kimlere gönderme yapmıştır? Gayretullah’ın tokadı ne demektir? Ben anlayamadım, belki sizler anlamışsınızdır…

Bu arada beyni dergâhlarda, cahil hocalarca yıkanmış bazı şaşkınların sözleri de basında kışkırtıcı nitelikteydi. Kastamonu İnebolu’da AKP Gençlik Kolları Başkanı “Gezi Parkı’nın ardından Anıtkabir’i de yıkarsak” demez mi (!) Bu sözler üzerine o zavallı anında partiden istifa ettirildi.

Cumhurbaşkanının “Demokrasi sadece seçim demek değildir” sözünün üzerinde düşünülmelidir. Barışçıl gösteriler demokrasinin parçası diyerek iyi niyetli mesajların alındığını söyleyerek toplumu sağduyuya çağırdı. Bir cumhurbaşkanı tarafları kışkırtan değil birleştirici olmalıydı. Nitekim de öyle oldu.

Dünya basınının protesto gösterilerini yakından izlediğini, yabancı televizyon ve basından izleyenler gördüler. Onlar protesto gösterilerinin toplumun hayat tarzına müdahaleden kaynaklandığının üzerinde duruyorlar. Protesto gösterilerinin birbirinden farklı insanları bir araya getirdiğini, demokrasinin bir zamanlar söylendiği gibi amaca oluşturulacak araç olmadığı, saltanata yönelik davranışları olanlara karşı çıkıldığı noktasında birleşiyorlar. ABD hükümeti Dışişleri Bakanı John Kerry ise Gezi Parkı’nda başlayan olayları endişe ile izlediklerini, polisin aşırı güç kullanımından endişe duyduklarını, ifade özgürlüğünün önemi olduğu vurgulamıştır. Ayrıca Beyaz Saray sözcüsü de taraflara itidal çağrısında bulunmuştur. Dışarıdan en ilginç mesaj ise Suriye’den Başer Esad’tan geldi. Kısa bir süre önce Osmanlıca ve Arapça sözlüklere sarılanların söylediği “Men dakka dukka” yı bu kez Esad, “Halkına zulmetme istifa et” diyerek bumerang gibi bize gönderdi!.

Devleti yönetenler bu işin neden buraya geldiğini ve toplumun büyük bir kesiminin anlatmaya çalıştığı yanlışların neler olduğunu düşünmeli ve bundan sonra adımlarını ona göre atmalıdırlar. Türkiye’nin menfaati de bunu göstermektedir. Şimdi herkes takkesini önüne koyup düşünmelidir; bir avuç gencin başlattığı ve tüm yurdu saran bu eylem neden yapıldı?

Cumhuriyetimizin özel bayramlarına gösterilen özenin geri plana atılmaya çalışılması, Atatürk ve arkadaşlarına yapılan saldırılar, başarısız olunsa da TC’yi kaldırma girişimleri, laik yaşam tarzına müdahale korkusu, yöneticilerin ben ne dersem o olur, o doğrudur davranışları, eğitimde 4+4+4 sisteminin getirilmesi, işsizliğin büyük boyutlara erişmesi, Türkiye’nin bir İslam devletine, başka bir deyişle şeriata yöneltilmek istenmesi, sigara ve içkiye getirilen kısıtlamalarla kişilerin özel yaşamına müdahale, bazılarının inatla televizyonlarda şiddetli, hiddetli konuşmaları…

Kısacası bir avuç genç bir hareket başlattı ve toplumun belirli kesimince destek buldu, alkışlandı, tava tencere (!) ile olsa da desteklendi. Böylesine zor günlerde, her şeyi bırakıp Afrika gezisini sürdüren Başbakan’a vekâlet eden Arınç özür dilercesine gönderdiği mesaj takdire şayandır. Ne gariptir ki, İstanbul’un yöneticilerinin belki de kendisine ters düşmemek için Başbakan burada olmadığından, sesleri solukları çıkmıyor!

Şimdi ne olur?

Önümüzde Türkiye’nin kaderini belirleyecek seçimler ve belki de referandum var. İktidar partisi bu seçimlerden ve olası bir referandumda istediğine ulaşamazsa çok şeylerin değişeceği de açıktır. Öncelikle Başbakan’ın Cumhurbaşkanı veya Başkan olup olamayacağı bunun sonuçlarına bağlıdır.

Bazılarının deyimine göre üzerine ölü toprağı serpilmiş denilen toplumun, gençlerin uyandırıp uyanmadığını göreceğiz. Muhalefet yapamayan, projeler üretemeyen, pasif kalmış CHP kendini toplamalı, MHP ise sert sözlerle oy alamayacağını artık anlamalıdır. Bu arada itidalli konuşmaları ile Abdullah Gül toplumda sempati kazanmıştır ve yeniden cumhurbaşkanı olarak seçime girmelidir.

Bizim diyeceğimiz; haydi Türkiye’m…

erdemyucel2002@hotmail.com  
 

Yayın Tarihi : 7 Haziran 2013 Cuma 10:48:50


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Teoman Törün IP: 88.241.55.xxx Tarih : 7.06.2013 13:34:40

Sayın Başbakan'ın yurda dönerken de, dönüşünde de kitleleri birbiri aleyhine tahrik edici, ekonomiyi zora sokucu söylemlerinde vageçmemesi; "Gezi Parkı bahane; eylemcilerin asıl hedefinin kendisini ve AK Partiyi (aslı AKP) yıpratma olduğunu ifade etmesi yanlış yolda tehlikeli bir şekilde ısrarını gösteriyor. Yargı kararına rağmen "Gezi Parkı" projesi üzerindeki ısrarı çok yanlış bir tutum olmakla beraber elbette bu hareketlenmenin tek ve en önemli sebebi değil ve AKP de değil; doğrudan doğruya kendisinin demokrasiyi salt sandıktan ibaret görmesi; meclisdeki çoğunluk grubunun lideri olarak tüm yetkileri ve takdir hakkını tek elde toplayabileceğini zannetmesidir. Kendi anlayışına ters gelen uzman kuruluşlara çatıyor, bürokrasiye çatıyor; yargı kararlarına. kitle iletişim araçlarına, sosyal medyaya çatıyor; Sayın yazarın sıraladığı hakaretleridir. Vaktinin çoğunu muhalefete karşı çok şiddetli bir muhalefetle harcıyor. "Yetki Tevfizi" denen bir yönetim tekniğini tümüyle iskalıyor. Gençliğin tepkisi salt onun bu otokrat tavrınadır. Sorun salt Recep Tayyib Erdoğandır. Peki hangi kitleden desteğini alıyor? Kostak delikanlımıza destek veren insan profili Kenthaberin bugünkü haberleri arasında yer alan polis şiddetinin kurbanı genç kıza atılan iğrenç twittlerin sahipleri, Rizede, ülkede hukuk Devleti olduğunu sanarak beyanat verme gibi demokratik haklarını kullanan gruba karşı linç girişiminde bulunanlardır. Sayın Başbakan'ın ihya etmek istediği Topçu Kışlası zamanında aydınlanmaya karşı olup, softaların tahriki ile mektepli subay katline girişen alaylı zabitanı ve neferleri barındıran bir yapı (yıkılması gerekli mi orasını bilemem) ama bu olayın gene hatırlanmasında ne fayda gördüğünü de anlıyamıyorum. 2002 seçimlerinde AKP iktidara % 35 oyla Sayın Abdullah Gül Başkanlığında geldi (Meclisin % 65'ini işgâl etti). Bazıları Sayın Deniz Baykal'ın gafletine veriyorlar (ben iyi niyeti ile yorumluyorum) onun desteği ve bir AKP'linin fedakârlığı ile Recep Bey Hazretleri Meclise girdiler. O şartlarda , bana göre ulusal konsensus'un oluşmadığı bir nisapla Sayın Gül Cumhur Başkanı yapılmıştır. Ama Sayın Gül Sayın Başbakanla kıyaslanmayacak bir demokratik formasyonu ve olgunluğu kanıtlamıştır. Sayın yazar Yücel'in benim de bir önceki yazısına verdiğim yorumda önerdiğim Abdullah Gül'ün yeniden Cumhur Başkanı olmasına destek kampanyasını, Sayın Erdoğan'ın, "Gezi Park"ı protestocularına  "AKP Düşmanlığı" isnadını da, potansiyel toplumsal bölünme tehlikesini de berteraf edecek en demokratik yol olarak görüyorum.  


yasar ertas IP: 5.61.150.xxx Tarih : 8.06.2013 21:50:47

Sayin YÜCEL kisa zamanda uzun uzun Karma karisik olan konulari kisa kisa deginerek süzgecten gecirerek  yazmissiniz sag lun anliyana saz anlamiyana davul zurna az

Sayin TÖRÜN de  sizin devaminizi yazmistir dahada vurguluyarak eksik olanlarida ilave  etmistir her ikinizin bu yazi ve yorumunuzda iyilikler  faydalar  vardir  derken "lütfen Sayin törün" Gündem konusundan ve eylem konusundan buralara geldik

gündem lerin tekilini degil cogulunu ayni anda Yasar durumdayiz buna keza eyleminde tekilini degil cogulunu ayni andaYasar durumdayiz  gündemleri  ve eylemleri hazirliyanlar  var gibime geliyor bunun figuranlarida var ortaya bazen güzel bazen güzel olmayan durumlari var iste bu varlikta hem gündemlerin hem eylemlerin  manevralari var Sayin bilmem kim öyle Sayin bilmem kim böyle bunlar birer manevra dalar hani tavsana kac taziya tut misali sözümüz ortada acaba  kendi kendime soruyorum lütfen darilmayiniz  Sayin TÖRÜN  ama soruyorum iste genede ister manevra ister senaryo olsun güzel olsun herkez begensin az begenmiyenide olsun bu da isin cesnisi olsun  ama bir son ve Sona baglama yapilsin   nokta konulsun buna ragmen gündemlerde iyilesme eylemlerde iylesme yavas yavas  var  eksik olan son bu son nerede baglarkende iyi Sona baglanirsa bu da ne güzel  artik bir Sona baglasinlar lütfen derkenm Topcu kislasi illede Topcu kislasiyapacagim oraya  heberlerde duyuyorum simdi anam sag olsaydi hay senin basina topcu kislasi düssün derdimi derdi ben simdi top oynamaya gidiyorum akadasta takiliyor babandami senin topcuydu diyor gülüsüyoruz  memleketimdede gülüselim gülmemize mani olmassalar tabi