Hakan Şükür’ün milletvekili seçilmesi bir yana, aynı anda spor yorumculuğu yapması günlerdir basınımızı işgal etmişti. Bazıları bir milletvekilinin spor yorumculuğu yapmasının etik olmadığını söyledi ve bu konuda yasal boşluğun olduğunu ileri sürdü.
Şükür’ün milletvekili olarak meclis kürsüsünde, Türkiye’nin hayati meseleleri konusunda konuşacağını bekleyenler yanıldılar. Bazıları da yemin merasiminde kürsüye çıkması (!) yeter dediler.
Ne garip ki, maddi konularda kas gücünün beyin gücüne üstün geldiği memleketimizde siyaset bilimi başta olmak üzere özgür iradelerini meclis kürsüsünde yansıtacak nitelikte pek çok insanımız var ama onları çekip çıkarmak nedense liderlerin işine gelmiyor. Böyle olunca da futboldan başka bir becerisi olmayan Şükür’ü meclise taşıyanları kutlamak lazım diye düşünüyorum!.. Seçildiği ilk günlerde kendisine soru soran bir gazeteciye “ben bilmem büyüklerim bilir” gibisinden bir söz söyleyince liderlerin tam istediği bir milletvekili olduğunu göstermişti. Kısacası lider ne derse ona göre parmak kaldırıp indirecektir!..
Şükür’ün tek anladığı futbol; dolayısıyla, haklı olarak televizyonlardan birisinde spor yorumculuğu yapmaya başladı. Spor yorumcuğu deyip geçmeyin günümüzün en geçerli ve en çok para getiren mesleklerinden birisi.
Televizyonlar bilgisine başvurmak için veya açık oturumlarına, stüdyoya davet ettiklerinin ellerine zarf tutuşturmazlar, kuru bir teşekkür ve bir çayla işi idare ederler. Futbol yorumuna gelince kesenin ağzını açarlar. Basından öğrendiğimize göre NTV’den yılda iki milyon dolar alan Rıdvan’ı transfer edebilmek için Lig TV on milyon doları gözden çıkarmış. Buna karşılık Hakan Şükür’ün aldığı da günlerdir basını işgal etmişti.
Ne diyelim, gerçek akademisyenlerin, üniversite dışındaki bilim adamlarının, konularının uzmanı olanların, devletin en üst kademelerine yükselmiş bürokratların aldıkları ortada…
Bizlere de alan razı veren razı; helal olsun, Tanrı daha da artırsın demekten başka bir söz düşmez.
Yeri gelmişken belirtmekte yarar var, Televizyonları mahalle kahvehanesine çeviren spor yorumcuları arasında Rıdvan Dilmen gerçekten bir yıldız gibi parlıyor. Konuyu yozlaştırmadan objektif görüşleriyle yanlışları doğruları peş peşe sıralıyor.
Diğerleri öyle mi? O hafta oynanan maçları yorumlamaktan çok, kişisel kaprislerini sıralıyor, bazen de iyi polis, kötü polis örneği birbirleriyle danışıklı dönüşüklü tartışıyorlar.
Hakan Şükür’e de bu arada helal olsun demek içimden geliyor. Kendisi için yapılan tenkitlere hiç itibar etmeden hem milletvekilliğini hem de spor yorumculuğunu sürdürüyor. Kuşkusuz, bu yönde kendisini Türkiye’de veya okyanus ötesinde destekleyenler olmalı…
İşin garibi mecliste 4+4+4 tartışmalarının kavgaya, dövüşe döndüğü sıralarda milletvekili olduğunu unutup televizyon stüdyosunda işini yapıyor. Bu arada da basına bir açıklama yapmış: “Ben milletimin (!) önünde hiç çekinmeden bir anlaşmaya imza atmışım. Birileri gıpta ile bakmaları gereken olaya kıskançlıkla bakıyor.”
Hakan Şükür’e kıskançlıkla bakanlar kimler?
Acaba Şükür bu sözü “Etik değil, yasal boşluk var. Eğer bizde de diğer parlamentolarda olduğu gibi bir etik kurul olsaydı. Şükür bu işi yapamazdı” diyen TBMM Başkanına mı, yoksa tenkit eden milletvekilleri için mi söylemiş?
İşin garabeti de milletvekili olarak yemin etmiş bir kişinin meclisteki oturumlara katılması gerekirken, aksatmadan televizyon stüdyolarında oluşudur. Bu arada meclis oturumlarına katılmayışına mazeret olarak hastaydım derken, aynı mazeret spor yorumculuğunda geçerli olmuyor.
Şükür’ü eleştirenler onun spor yorumculuğu yapmasına karşı değiller, ancak milletvekili olmasını içlerine sindiremiyorlar. Bütün bu eleştirileri umursamayan yorumculuğunu sürdüren Şükür’e bir değil bin defa helal olsun demeli!.. Yukarıda belirttiğim gibi, arkası da epeyce kuvvetli olmalı!..
erdemyucel2002@hotmail.com
Hocam ellerine saglik,bu yazinin icinde cok hosuma giden egitici beyanlar var.Örnegim,Helal olsun Sükür,e!.. Kas gücü,beyin gücü olanlar,Ben bilmem büyüklerim bilir.Futbol spikerlerin aldiklari maaslar,ve normal bir vatandasin aldigi,ve yetinmek mecburiyetinde olduklari Vs.Vs.uzun lafin kisasi cok hosuma gitti.Senin bu güzel yazina bir kac kelime eklemek istiyorum.
Hakan Sükür,ü belirttigin gibi okyanusun ötesinde taniyan cikar.Cünkü su an Türkiye,nin en büyük golcusu.Böyle büyük isimli insanlarimiz,cok cok paraya ihtiyaci vardir.Cünkü giderleri coktur,Hakan Sükür,ün politikaya atilmasi bence kendisine vaat edilen sözler tutulmadi.Yanilmayan bir Allah,ben Hakan Sükür,ün politikaya atiltigini ögrendigimde,yeni bir spor bakanimiz geliyor diye düsünmüstüm.
O yönden Hakan,i yaniltanlar,ben,de o konuda yanilmis oldum.Hakan spordan baska birsey bilmez,Sporun disinda Hakan,dan baska bir görev beklemek yanlis olur.Bu konuda ben bilmem;Büyüklerim bilir sözü yerindedir.Ayriyeten örf ve adetlerimizden bir terimdir.Bu devirde cok konusan degil,az ve öz konusan büyüklerimiz hep kazanmistir.Bu konuda bende Hakan Sükür,e helal olsun diyorum saygilarimla.