2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Hocamızın Sağlığı Turp Gibi Maşallah!..

Saadet Partisinde Numan Kurtuluş’un Genel Başkanlığa gelmesi bir bakıma partide olası bir kan değişiminin habercisiydi. Saadet Partisinden AKP’nin kopmasıyla başlayan çöküşün her geçen gün biraz daha ivme kazanması 2002 ve 2007 seçimlerinde açıkça görülmüştü. Milli görüş düşüncesini benimsemiş olanlar partiden koparak AKP’ye kaymışlardı. Bundan sonra Saadet Partisi, ANAP ve YTP gibi ya yok olacak ya da yeni bir liderle yoluna devam edecekti...

Numan Kurtuluş, büyük olasılıkla kurtarıcı adam niteliğinde ortaya çıkışı, ardından basına verdiği demeçlerle partide bir hareketlilik başlamıştı. “Ben Harun gibi gelip Karun gibi gitmeyeceğim” sözü ile bazılarına taş atmasıyla da Necmettin Erbakan ve ekibinden farklı bir portre çizmeye başlamıştı. Siyasete Refah Partisi döneminde başlamış, AKP’ye katılmamış, kendisine yapılan çağrıları ise reddetmişti.

Ortada merak edilen, kafaları karıştıran sorular vardı. Bunun başında da Saadet Partisi, yeni lideri ile değişerek yoluna devam edebilecek sorusu geliyordu. Gerçekten böyle olacak mıydı?

Saadet Partisinde yeni açılımlar olacağı yerel seçimde adaylarının belirlenmesiyle ortaya çıkmıştı. Nitekim, İstanbul’da Mehmet Bekaroğlu’nu, Ankara’da Veysel Candan’ı, Çankaya’da Esra Acun’un aday olarak gösterilmesi buna işaret eden olumlu adımlardı. Büyük olasılıkla da önümüzdeki genel seçimlerde AKP’nin altını Saadet Partisinin oyacağının işaretleriydi. Ardından Şanlıurfa Belediye Başkanlığını bağımsız olarak kazanan Fakibaba’da partiye girmişti...

Kafaları karıştıran bir soru da; Erbakan’ın parti üzerinde etkisi olacak mıydı?

Erbakan’ın siyasete dönme yasağının kalkmasından kısa bir süre önce kızının Kayseri’deki konuşması ve basına yaptığı demeci izleyenleri şaşırtmıştı. Numan Kurtuluş’un işinin zor olacağını gösteriyordu.

Erbakan’ın kızı, “AKP’nin kuruluşu ile ayrılış sürecini büyük bir şaşkınlıkla izledim. Bir insanın veya grubun senelerce inandığı bir dava var. Buna 20-30 yıl hizmet edenler bir gün çıkıp diyor ki bu bir gömlektir, bunu çıkardık... Ayrılış sinyalleri alıyorduk ama son noktaya kadar babam dahil hiç ihtimal vermedik.” diyordu.

Erbakan’ın siyaset yasağının kaldırılması üzerine açıkça olmasa bile parti üzerinde etkili olacağının sinyalleri alınmaya başlandı. Saadet Partisi miting ve toplantılarına ekranlardan katılan, hazineden alınan ve nasıl kaybolduğu veya kullanıldığını açıklayamayan Erbakan’ın iki yıl dört aylık hapis cezasından 2006’da Ceza İnfaz Kanununda değişiklik yapılarak kurtulmuştu. Bu değişiklikle, 75 yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları üç yıl ve daha az süreli hapis cezasının konutunda çekmesiyle ilgili düzenleme yapılmıştı. Erbakan, kesinleşen mahkeme kararının ardından dört kez sağlık raporu olarak cezasının infazını erteletmişti. Bu arada hazineye olan borcunu ödeyemeyen hocanın emekli maaşını bile kaybetme tehlikesi baş göstermişti. Erbakan Altınoluk’taki yazlığında hapis cezasını çekerken, geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı, Anayasa’nın kendisine verdiği af yetkisini kullandı. Bu kararında da Adli Tıp’ın “sürekli hastalık hali” raporu etkili oldu.

Cumhurbaşkanı, bunun ardından sürekli hastalığa dayanarak cezayı tümden kaldırdı. Cezalarından kurtulan Hocamızın avukatlarının bu kez “memnu haklarının iadesi” başvurusunu mahkeme kabul etti. Böylece Erbakan’a siyaset yolu açılmış oluyordu...

Önceki görüntülerinde Erbakan’ın yaşlandığı, kocadığı intibaı veriliyordu. İki kişinin yardımıyla bazen yürüyor, bazen de tekerlekli iskemlede görülüyordu.

Hoca gerçekten yaşlanmış, siyasetten elini eteğini çekmiş miydi? Yoksa bu görüntülerle birilerini mi aldatıyordu?

Kayıp Trilyon Davasından ötürü verilen cezasının kaldırılmasının ardından, siyaset yolu açılınca Hocamız, birden sağlığına kavuştu. Maşallah turp gibi ortaya çıktı. Önce eski dava arkadaşları olan Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk, Yasin Hatipoğlu, Ahmet Tekdal ve Şevket Kazan ile birlikte Saadet Partisi Genel Merkezinde bir basın toplantısı düzenledi... Köylerdeki ihtiyar heyetleri veya eski siyasetçiler müzesi gibi, en genci yetmişlik!..

AKP’liler evladımızdır dediler, sonrada onların politika yanlışlarından söz ettiler. Ardından onlar eninde sonunda yanlış politikalarını bırakarak yuvaya dönecekler dediler!..

Şimdi de Hocamıza uzun bir yol göründü...

Bu kez Konya’dan değil İran’dan yola çıktı!.. “Sürüne sürüne de olsa İran Dini Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamaney ile İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı M.Ahmedinecad’in davetine giderim” diyen Hocamızın sihirli değnek değmişçesine sağlığına kavuşmasına sevindik. Ama aklımızı karıştıran bir başka soru daha var; acaba hocamızın sağlığında çok şükür bir şey yokta... Sakın daha önce birilerini aldatmış olmasın?

Ne olursa olsun, yeni atımlarıyla toplumun belirli kesimlerinden puan ve oy toplayan Numan Kurtuluş’un işi bundan sonra çok zor... Önceki seçimlerde AKP’ye giden Saadet’in oylarını geri almaya başlamıştı. Önümüzdeki seçimde AKP’nin yerini Saadet alır mı diye sorarsanız, ben alacağını hiç sanmıyorum. Köprülerin altından çok sular akıp gitti... Saadet Partisi ya Hocamızın kontrolü altına girecek, o zaman da Numan Kurtuluş, “Ben şahımı buraya kadar severim” diyerek bu işten vazgeçecek!... İkinci olasılıkta sesini çıkarmayacak ve Erbakan’ın perde arkasından partiyi yönetmesini kabul edecek...

Saadet Partisinin ise önünün açık olup olmadığını bundan sonra gelişecek olaylar gösterecek... Bekleyelim ve görelim...

 

 


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 14 Nisan 2009 Salı 00:43:03
Güncelleme :14 Nisan 2009 Salı 00:48:40


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
mehmet ersindigil IP: 88.76.87.xxx Tarih : 15.04.2009 17:57:24

Mükemmel bir yazi olmus Hocam"Ellerine saglik: Yaliniz benim aklim almadigi bir konu vardir,Acaba diyorum Sayin Necmettin Erbakan gercekten hastamiydi yoksa akil hocalarinin dediklerini mi uyguladi.Ben sahsen birsey diyemiyecem bu konuda beni kandirirlar ama Allah kanmaz.

Ne güzel demis atalarimiz,Bir fincan kahve,nin kirk yil hatiri var diye.Sayin Erbakan hem hapis cezasindan muaf oldu,Hemde siyaset yasagi ortadan kalkti,Ayriyeten Kayip trilyonun üzerine yatildi.Oh oh ne güzel,Faiz haram diye bagiryordu bir zamanlar,Oysa devletin trilyonunu götürmek helal herhalde.

Ne diyelim Af edenler ve dogru dürüst bu kayip trilyon nerde oldugunu arastirmayan yetkililere birakalim,vicdanlari rahatsa diyecegimiz yok.Sayin Erbakan siyaset yasagi kalkar kalkmaz ilk yurt gezisi irana.Acaba niye Iran,Yoksa aklinda birseyler,mi tasarliyor.örnegim Humeyni nasil iktidara geldi diye ögrenmege,mi gitti.

Türkiyedeki Siyaset Politikasi herhalde dünyada bir baska örnegi yoktur.Örnek,mi buyurun Urfa,da Fakibaba Saadet Partisine gecti.Ankara,da Bala belediye baskani AKP ye gecti.Daha kim bilir ne transferler olacak.O bir taraftan DTP milletvekili Ahmet Türk,Sirf hükümeti degil Tüm Türkiyeyi tehdit eder gibi konusmasi.Ben hic bir anlam cikaramadim kafam karmakarisik oldu.

Türkiyenin bir cok yöresinde olan secimde hile karistigini,Türkiye,yi kasip kavuran ergenekok davalari,Allah askina biraz Türkiyede güzel seyler olmuyormu hic bahseden yok.Türkiyem,de güzel seyler olmiyacaksa o güzelim Vatanima yazik oluyor demektir saygilarimla.


Metehan Metehanoğlu IP: 78.177.102.xxx Tarih : 14.04.2009 22:22:56

Sayın yazar, tespitleriniz çok doğru ve analiziniz yerinde. Ülke demokrasisi nasılsa, parti içi demokrasi de o. Şimdi güzel giden işler bozuldu SP'de... Kayıp trilyon davası ve Süleyman Mercimek adlı kasanın götürdükleri de tarih oldu. Takiye ise dizboyu! Sağlığı bozuk dediler, maaşallah turp gibi çıktı Hoca Efendi hazretleri. Hani boynuz kulağı geçermiş, derler ya... Talebeleri Hoca'dan aşağı değiller maazallah! Ancak, bu sözün devamı da var: Boynuz kulağı geçer, ama duyamazzzzz!"