29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

İbret alınacak darbe!

Ortadoğu’da gelişen olaylar, beklenildiği gibi Kuzey Afrika’ya sıçramış, bir zamanlar emperyalizmin iş başına getirdiği liderler peş peşe devrilmişlerdir. Emperyalizmin bilinen ve her zaman da başvurduğu taktiğidir; önce kendilerine çıkar sağlayacak birini başa getirirler, işleri bitince de vefa duygusu olmadığından, üzerlerini çizip bir kenara atarlar veya devirirler. Aynen suyu sıkılıp bir kenara atılan limonun posası gibi…

Mısır’da da aynen böyle oldu. Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden sonra Arap Baharı! denildi. Oysa baharın bir türlü çiçekleri açmadı. Doğrusu çok kısa sürdü bu bahar. Cumhurbaşkanlığına seçilen! Şeriat yanlısı Mursi daha birinci yılı dolmadan ordu tarafından devrildi. Milyonlarca Mısır’lı yine Tahrir Meydanı’nda toplandılar ve istifa sesleri dalga dalga yayıldı. Muhammed Mursi yüzde 51,7 oy almıştı ve kendini oraya getirenlere güvenmişti. Seçimlerin ne kadar sağlıklı yapıldığı ise başlı başına ayrı bir konudur. Mursi’nin yanılgısı da bu yüzden oldu. Bazılarının bir türlü anlayamadığı; şu kadar oy aldım, bana bir şey olmaz demeleridir. Kuşkusuz, bazılarının da Mursi’nin akıbetinden alacağı dersler olmalıdır.

Mısır’da üzerinde durulacak nokta yüzde elliden fazla oy alan bir lider neden devrildi?

Mursi halkıyla diyaloga giremedi, her tökezlendiğinde de kendine karşı olanları suçladı. Büyük hata…

Şeriata dayalı anayasa çalışmalarında onu iktidara taşıyan Müslüman Kardeşler ile dış güçler baskın çıktı. Ortaya tam bir anayasa taslağı çıkarılamadı. Liberaller ve solcular anayasa komisyonundan çekildiler. Böyle olunca da din ağırlıkla anayasayı halkın büyük bir kesimi içlerine sindiremedi. Büyük hata…

Mursi’nin aldığı bazı kararlar yargıya tosladı. Yargıya yaptığı atamaları halk yanlış yorumladı. Çok sayıda yargıcın istifa etmesinin nedenleri üzerinde duramadı. Büyük hata…

İslami yönü ağır basan Müslüman kardeşlerin baskısıyla yapılan atamaları halk tarafından benimsenmedi. O ise bu yönde kendisine yönelik tepkileri umursamadı. Yüzde % 50’nin üzerinde oy aldım diye böbürlendi! Büyük hata…

Yazılı ve görsel basını dilediğince yönetmeye kalktı. Baskılar bazı kesimleri rahatsız etti. O ise bunları önemsemedi. Güvendiği oy oranı arkasında vardı nasıl olsa!..

Darbe öncesinde Mısır Genelkurmay Başkanı Mursi’ye “Ya protestocularla uzlaş, ya da yönetime el koyacağız diye uyarı yapmıştı. Mursi bunu da dikkate almadı. Askere tavır koymakta aceleci davrandı. Büyük hata…

Mursi’nin iktidarındaki birinci yıl dolmadan işsizlik sorunu çözülemedi, halk daha fakirleşti. Elektrik kesintilerinin yanı sıra benzin istasyonlarında kuyruklar oluştu. Turizm gelirleri hemen hemen sıfıra indi. Ekonomisini turizme bağlamış bir ülke için büyük hata…

Sina Yarımadasında ortaya çıkan silahlı gruplar toplumda güvenlik sorunu yarattı. Mısır’da bir yıl içerisinde cinayet, adam kaçırma, meskene tecavüz, hırsızlık ve soygun olaylarının artışına önlem alınamadı. Büyük hata…

Toplumun öfkesini yansıtan protestoların sayıları arttı. Protesto olaylarına onlarca Mısırlı katıldı. Halkıyla diyalog sağlayamadı. Büyük hata…

Mursi’nin en büyük yanlışı; kendine doğruyu değil, yanlış akıl verenleri seçmiş olmasıydı. Şeriatçı Müslüman Kardeşlerin isteği doğrultusunda ülkeyi şeriat düzeniyle yönetmeye kalkmak da yanlışlarının en başında geliyordu. Din ticareti yapılmasına toplumun belirli bir kesimi karşı çıktı.

Şeriatçı Müslüman kardeşlerin desteğini alan Mursi, Hüsnü Mübarek’i deviren toplumun umudu olmayı başaramadı. Ayaklanmaya adeta davetiye çıkardı. Sonunda ordu yönetimi ele aldı.

Ne gariptir ki, Türkiye dışında ABD, Avrupa ve Arap ülkeleri darbeye karşı çıkmadı. Suudi Arabistan Kralı, Katar Emiri Mısır’ın geçici cumhurbaşkanına tebrik mesajları gönderdiler. Avrupa Birliği Mısır’daki iktidar değişikliği için, belki de çıkarları doğrultusunda darbe sözcüğünü bile kullanmadı. NATO Mısır’da azınlıklara saygı dedi. Arap Birliği Genel Sekreteri Mısır’ın yeni cumhurbaşkanı Adli Mansur’u tebrik etmesinin yanı sıra “İradesini halk iradesinden yana kullanan ve ülkenin milli çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan orduyu selamlıyorum” dedi!..

Mursi’nin yerine geçen Mısır’ın Anayasa Mahkemesi başkanı Muhammed Adli Mansur, Yüksek Mahkemede düzenlenen törenle yemin ederek gelecek seçime kadar görevini sürdüreceğini açıkladı. El Ezher Üniversitesinin rektörünün, “Mısır’da Müslüman Kardeşlerin devrilmesinin dine uygun olduğunu” söylemesi de dikkat çekicidir. Dinin siyasete alet edilemeyeceğinin tipik örneği. Demek ki, Mısır’da gerçek din adamları varmış…

Mısır’da darbeyle yapılan görev değişikliğine tepki Türkiye’den geldi. Diğer Arap ülkelerinin ise sesi sedası çıkmadı. Başbakan tatilini yarıda keserek İstanbul’a dönüp durum değerlendirmesi yaptı. Dışişleri Bakanı ise askeri darbe asla kabul edilmez, kaygı verici demekle yetindi! Mursi’nin devrilmesinden sonra bazıları sokaklara döküldü ve “30 yıl Mübarek’e ses çıkarmadınız, 1 yılda Mursi’den ne istiyorsunuz” sloganları attı, güvenlik güçleri de buna hiç karışmadı!.. Yanlış işler yapıyorsan, halk istifanı istiyorsa bunun şiddetle zorbalıkla veya teslim olmakla ilgisi yok. Takkeni önüne koyarak ben ne yaptım, ne yapıyorum diyeceksin…

Şimdi bakıyorum, Mısır’daki yeni durumu kabul etmeyi içlerine sindiremeyenler “Seçimle gelenler seçimle gider”, “ Darbeler kabul edilemez” diyorlar. Aslında doğru bir söz; demokrasilerde kabul edilemez. Ancak seçimle gelenler iyi işler yapmazsa, halkını ezmeye kalkarsa, halkın tepkisi bir anda bu kuralı Mısır’da olduğu gibi dinlemiyor. Mademki seçildik istediğimizi yaparız mantığının da demokrasilerde yeri yoktur.

Avrupa Birliğine şikâyet ediyoruz, Birleşmiş Milletler buna el koysun diyoruz, ancak ne AB ne BM’nin sesi çıkmadı. Daha doğrusu kontrollü bir tavır takındılar. Kısacası darbeler çözüm olmuyor. Asıl sorumlu Hüsnü Mübarek’ten sonra ince eleyip sık dokumayan Mısır halkıdır.

Mısır’ın bu günkü durumu; büyük olasılıkla emperyalizme Ortadoğu’da yenden bir yol haritası çizdirecektir. Bu ülkelerde yeni tetiklemelere, değişikliklere yol açıp açmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Dayatmacı politikaların ise günümüzde yeri olmadığını Mısır göstermiştir. Bunun dışında insanlara acı çektirmeye de kimsenin hakkı yoktur. XXI. Yüzyılda insanların büyük çoğunluğu uyanmış olup, dine dayalı yönetim modellerini halk kabul etmiyor. Mısır’daki darbe, ibretlik bir darbe oldu.

Kuşkusuz, anlayanlara…


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 10 Temmuz 2013 Çarşamba 08:53:42


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?