2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

İmam Hatip mi, Katsayı Kavgası mı?..

YÖK meslek ve klasik liselerin üniversiteye giriş sınavlarındaki eşitsizliği (!) gidermek için eşit katsayı uygulanmasına gidilmesi yönünde bir süre önce karar almıştı. Görünüşte bu karar bütün meslek okullarında okuyan öğrencileri kapsıyordu. YÖK’ün bu kararı almasındaki asıl neden imam hatiplilerin klasik liselerle eşit şartlarla ÖSS sınavlarına girmesinden kaynaklanıyordu.

Bu kararın alınmasının altında yatan nedenleri aydın kişiler gibi bilen İstanbul Barosu YÖK’ün bu tutumunun iptali için geçtiğimiz Temmuz ayında dava açmıştı. İstanbul Barosunun itirazının gerekçesinde öğrenciler arasında haksız bir rekabet oluşturduğu, objektif davranılmayarak bir grubun kayırıldığı, önceden kazanılmış hakların ihlal edildiği öne sürülmüştü. Bunun yanı sıra klasik liselerde eğitim görenlerin asıl amacının üniversitelerin bilim dallarını tercih etmek için bu eğitimi aldığı; meslek liselerinde okuyanların ise daha çok meslek edinmeye yönelik olduğunu belirtmiştir. YÖK, bu konuda İstanbul Barosunun katsayının iptaline ilişkin dava açamayacağını, bu nedenle de itirazın reddedilmesini içeren savunmasına karşılık Danıştay 8. Dairesi, Baro’nun dava açma hakkı olduğunu belirttikten sonra kararını açıklamıştır.

“Milli eğitim sistemimiz, yönlendirme esasına dayalı kademeli geçişi öngören bir modelle örgütlenmiştir. İlgi, yetenek ve eğilimleri farklı olan bireylerin bu özelliklerine en uygun eğitim kurumlarına yönlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu işleyiş şekli aynı hukuksal statüde olanlar arasında eşitlik sağlanması prensibinden hareket etmektedir. Meslek liseleri öncelikle belirli mesleklere yönelik ara insan gücü yetiştirecek şekilde düzenlenmiştir. Genel liseler arasında böyle bir durum yoktur.”

YÖK’ün üniversitelere girişte katsayı farkını kaldıran kararın yürütülmesi oy birliği ile durduruldu. Böylece Danıştay, her öğrenciye eşit katsayı uygulanmasının, farklı statüdeki öğrencilerin aynı konumda değerlendirilmesinin Anayasa’nın eşitlik prensibi ile çelişeceğini de belirtti.

Günümüzde eğitim sistemimizin dibe vurduğu, genel kültürden yoksun, yetersiz gençler yetiştirdiği de açıktır. Bundan yararlanan, Milli Eğitim Bakanlığı okullarının önüne geçen dershaneler kendilerine büyük ölçüde getirim sağlıyorlar. Ancak devleti yönetenler bunu bir türlü anlamak, görmek istemiyorlar. Acaba son ÖSS sınavında 30.000 gencin sıfır çekmesinin üzerinde neden durulmadı ve araştırılmadı? Bu çocukların hepsi yeteneksiz veya akılsız mı? Oysa asıl sorun eğitim sisteminin bozukluğudur. Bugünkü eğitim sisteminde yarış atları gibi sınavlara sokulan gençler göz göre göre yaşamın kıyımına terk ediliyor. Düzeyleri düşük, donanımsız, yaşama karşı güçsüz gençler ortaya salınıyor. Hemen her il ve ilçelerde politik nedenlerle açılmış üniversiteleri bitirmiş, hatta yüksek lisansını tamamlamış olanlar bile işiz kalıyor. Maden ocaklarında işçi olmayı, pazarlarda pazarcılık, tezgâhtarlık, şoförlük yapmayı göze alıyorlar, ancak çoğu onları bile bulamıyor... Sonrada her aileye en az üç çocuk yapın deniliyor!..

Bazılarının işine gelince hukuka güvenin, işlerine gelmeyince hukuka aykırı diyenler ortaya çıkıyor!..

Katsayı tartışmasında işin özüne inildiğinde meslek liselerinin art niyete paravan edildiğini bilen biliyor... Amacın ne olduğunu devleti yönetenler açıkça söylemiyor; sorun imam hatip liselerini klasik liselerle eşitlemektir. Oysa her iki eğitim kurumunda müfredat programı, verilen dersler aynı değildir. Biri mesleki beceri arttırmaya yönelik, diğeri de ileride seçecekleri bilim dallarına yöneliktir.

Konu ideolojiktir. Gerçekten inanmış Müslümanları bir yerde kandırmaktır. Bu konuda insanın aklına çeşitli sorular gelmektedir.

İmam hatip liselerinin aldıkları ağırlıklı dini eğitim dikkate alınarak, din devletine geçebilmeyi kolaylaştırmak mı isteniyor?

İmam hatipli doktor, imam hatipli mühendis, imam hatipli kaymakam, imam hatipli vali, imam hatipli savcı, imam hatipli hâkim, imam hatipli subay mı yetiştirilmek isteniyor? Kısacası imam hatip lisesi mezunlarını din görevleri dışında her göreve getirme çabasıdır.

Acaba devletin tüm yönetim birimlerine aynı kökenden gelen uzmanlar, yöneticilerle İslam cumhuriyetinin temelleri mi atılacak? Günümüz kadrolaşmasında ise kıstasların ne olduğunu bilen biliyor…

Katsayıda eşitlik ilkesi bir yana, asıl sorun da buradan kaynaklanıyor. Siyasilerden bazıları buna sinirleniyor. Yerinde bir karar veren Danıştay bu yüzden hedef tahtası gösteriliyor. Asıl amacın haksızlığı gidermek olmadığı da kesin… Kısacası ortada bitmeyen kavga olarak imam hatiplerin kavgası sürüyor. Gerçekte meslek liseleri ile klasik liseleri birbirinden ayıramamak, bir bakıma devletin ayıbıdır. Bu karmaşadan öylesine bıkmış olacak ki, eski YÖK Başkanı “Kapatalım bu zıkkımları” (Bu söze katılmıyorum) sözünü bile ağzından kaçırmıştı!..

Üniversite giriş sınavlarında, YÖK’ün meslek liselerine yönelik uygulanan katsayının kaldırılması kararından sonra dinci çevreler (!) adeta zafer kazanmış edalara büründükleri, televizyon ekranlarında boy gösterdikleri de unutulmamalıdır. Bunun ardındaki gerçek niyet, belki de daha çok imam hatip liselerinin açılması gelecekti. Laik demokrasi ve hukukun temel ilkelerine bağlı çağdaş eğitim vermek yerine siyasi emellerin temelleri gençlerin sırtına bindirilecekti. Dini eğitim verilerek çocuk yaşta yönlendirilen bir takım gençlerin devletin önemli yerlerine getirilmesine imkân sağlanacaktı. Nitekim önceki yıllarda bu yönde çalışmaları ile devletin altına dinamit sokan bir siyasetçi imam hatipler için bizim arka bahçemiz dememiş miydi?

Böylece Tevhid-i Tedrisat Kanunu fiili olarak sona erdirilecektir. Oysa imam hatiplerden çıkanların asıl görevi olan üniversitelerin dini bölümlerinde, enstitülerinde yüksek eğitimlerini sürdürmeleri, diğer meslek lisesi mezunlarının aynı şekilde dallarıyla ilgili bölümlere devam etmeleri, mesleki becerilerini geliştirmelerinin çok daha yerinde olacağı neden düşünülmüyor? Öğrenciler veya aileler seçecekleri okullarda ne tür eğitim alacaklarını ve ileride neye yöneleceklerini bilmiyorlar mı?

Danıştay’ın kararından sonra meydanlara çıkıp “Danıştay darbesine hayır”, “İslam düşmanı yargı” pankartlarını başörtülü kızlara taşıtıp, arka plandaki sakallıların “ Ya Allah Bismillah, Allahu Ekber” diye bağırmaları ve İstanbul Barosuna yumurta atmaları ile eğitim sorunları çözülemez. Yalnızca aklıselim sahibi insanlar dışındakilerin kafaları karıştırılır. Ola ki Danıştay’ın kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bazıları götürmüş olsalar, oradan nasıl bir karar çıkacağını pek ala biliyorlar. O yüzden de hodri meydan deyip, işi daha karıştırmak adına oraya götüremezler.

AB’ye girebilme uğraşını bilen Türkiye’de kaç kişi doğru dürüst yabancı dil biliyor, bilemeyenler bunun utancını yaşarken kimleri suçluyor? Başta siyasiler olmak üzere bürokratlar ve uzmanlar olmak üzere herkes aynaya baksın ve bazı konularda ne kadar eksik olduklarını itiraf etsinler!..

Asıl sorun katsayı değil sistemin bozukluğudur. Danıştay’ın haklı olarak bozduğu eşit katsayı meslek liseleri için değil imam hatipler için çıkarılmak isteniyor. Bunun için yıllardır çalışılıyor. Bu düşüncedeki bazı siyasi ve bürokratların çocukları acaba imam hatip liselerinde mi, yoksa klasik liselerde, kolejlerde veya yurt dışında mı eğitim alıyorlar? Üniversitelerde bilim yapmak, doktor, mühendis, hukukçu olmak isteyenler neden klasik liseler yerine imam hatibi tercih ediyor?

Meselenin bir de bu yanı var…

Siyasilerin bu konudaki sözlerinin, çıkardıkları gürültülerin aksine yasaları, eğitimin dayandığı ilkeleri, kurallardan biraz anlayanlar, YÖK’ün kararının Danıştay’dan döneceğini zaten biliyorlardı. Hiç olmazsa biz uğraştık onlar engelledi diyerek seçmenlerin karşısında belki de kendilerinin temize çıkmış sanacaklar!.. Aslında buna ön ayak olanlar da bunun böyle olacağın bilincindeydiler. Belki de Nasrettin Hoca örneği ya tutarsa diye göle maya çaldılar. Hepsi o kadar…


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 4 Aralık 2009 Cuma 11:50:51


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Mehmet Ersindigil IP: 84.62.14.xxx Tarih : 4.12.2009 17:05:37

Hocam ellerine saglik"Cok güzel bir sekilde analizm edip dile getirmissin.Katsayi tartismasi Devlet eli tarafindan;Danistay,a karsi Halki ve Talebeleri kiskirmaktan baska birsey degildir.Danistayi islam düsmani yapip,Yargiyi karalamaktan öte beter etmek istenilmektedir.

Gaye kendi cikarlari dogrultusunda imam hatiplileri yetistirip,Devletin en alt kademesinden tutup en üst mercilere kadar sahiplenmektir.Ancak o zaman Anayasanin degismeyen maddeleri degistirmek icin zemin hazirlamaktan baska birsey degildir.Böylelikle Devletin her kademesine sahip olmak icin calismaktadirlar.

ÖSS sinavinda otuz bin talebenin sifir cekmesi kendileri icin problem olacagını sanmiyorum.Anliyacagimiz din sömürüsü altinda Anayasayi degistirip kendi cikarlari dogrultusunda bir Babayasa cikarmaktir.Böylece tevhid-i tedrisat kanununu ortadan kaldirmis olunacaktir.

Burda insanin aklina bir soru geliyor.Sanki imam hatip okullarina gitmeyenler müslüman degilmis gibi gösterilmek isteniliyor.Halbuki okumus halk devlete yaramaz,Cünkü okuyanlar hep bilincli bir sekilde devletten cok sey talep etmektedirler.En dogrusu okullari tamamen kapatip halki cahil birakmak daha dogru olur.

O zaman halki kandirmak cok kolay olur.Tipki doguda okumus bir kac bin kisi arkalarina okumamis milyonlarca insani takip herseyi yaptirdiklari gibi.Hemde kocaman Türkiye Cumhuriyetine meydan okuduklari gibi.otuz kirk bin insanin sakat ve sehit eden önderleri yassiadadaki malikhanesindeki odasini beyenmedigi icin bir emirle Türkiyenin yavas yavas her yerini yakmaga basladiklari gibi.Ne degim saygilarimi sunarim.


C. Üstündağ IP: 85.101.219.xxx Tarih : 5.12.2009 12:16:03

Sevgili üstat, konuyu çok güzel irdelemişsin, çok teşekkürler sana. Bu katsayı olayı ve İHL işinin esası çok derindir aslında. Bir yorumcunun da dediği gibi eğitim dinselleştirilmek isteniyor. zaten bu büyük ölçüde de başarıldı. Ancak, ülkeyi tamamen teokratik düzen getirmek isteyenler için yetersiz. Öncelikle eğitimi dinselleştirip, sonra da esas emellerine ulaşmak istemektedirler ve önlerindeki örnek de İran'dır. Amerika'da koruma altındaki zatı, bir şekilde, belki K. Irak'a Humeyni gibi havadan getirebilirler ise bu işi bitirirler. Ama bu plan da şimdilik zordur. Ders proğramlarında ve özellikle de biyoloji derslerinde Darwin'in Evrim Teorisini anlatabilen kaç babayiğit öğretmen vardır? İHL mezunlarından imam zihniyetli hekim, yargıç, vali, savcı, kaymakam, genel müdür, daire başkanı ve başka üst düzey görevliler yetiştirilmek isteniyor. zaten var bunlar ama onlar için yeterli değildir. Nihai vuruş için tamamen ele geçirmek zorunda olduklarını biliyorlar. Bu nedenle de, 3Y'den Yasama ve Yürütme'yi sağlam şekilde ellerinde tutarken, Yargı'yı da boğma çabası içindeler. Yakın gelecekte, Yargı ile TSK'yı da tamamen ellerine geçirdiklerinde ALTIN VURUŞ gelecektir. Bunun için önlerindeki tek engel YARI ve TSK'dır! Yoksa olay ne İmam Hatip kavgası, ne de Katsayı kavgasıdır üstadım...


KEMAL ÖZKAN IP: 85.105.182.xxx Tarih : 4.12.2009 15:20:06

sayın yücel öncelikle yazılarınız için teşekkür eder devamını temenni ederim. gelelim meselenin özüne  bir şeyi senin işine yaradığı zaman doğru senin çıkarlarına ters geldiğinde yanlış diyorsan önce kendin yanlışa düşmüşsün demekdir eğer bu yanlışı fark edip dönersen paçayı kurtarır yararlı işler yaparsın yok yanlışda ısrar edersen hem gittikçe batar hem yanında gelenleride o batağın içine çekersin ve çekdikce büyüyen girdapa sadece senin yandaşların deyil sana karşı çıkanlar bile istemeden kapılır ve helak olurki bunun telefisi pek kolay olmaz. bakın eğitim sistemi gitdikçe geriliyor bunun tek nedeni yapılan bilinçsiz uygulama ve eğitmen atamalarından kaynaklandığı eğitimin giderek sosyal eğitimden çıkıp paralı eğitime dönüşmesi. memur atamaları hak eden deyil uygun görülenin yani torpillinin atanması  ile başlamışdır sen yıllarca öğretmen okulunda öğretmen olarak belli periyot ve belli kategoride hazırlayıp yetişdirdiğin öğrenciyi öğretmen olarak atamayıp yeniden seçmelere sokar buraya sokarkende  kendi branşında iş bulamamış veya başarı elde edememiş  mühendis, mimar,doktor ,avukat, ne bileyim öğretmenlikle alakası olmıyan diğer kurumlardan mezun olan gençleri öğretmen olarak atama yapar yerleşdirirsen ancak bir öğretmeni hemşire veya ebe yapdığında elde edeceğin başarı kadar  ondada başarı elde edersin bu her alanda aynıdır esas meselenin kaynağı bu çeçmekeşlik dir bir ülkenin yıkılması sadece topla tüfekle olmaz  önemli temel taşlarını yerinden oynatdınmı işde yıkım başlamış demekdir işde bugünkü uygulamalarda  bu idarenin başlattığı yıkımdır şu atasözünü hiçbir zaman unutmayalım EŞEĞİ OKULA MÜDÜR YAPDINMI OKULUN HANA DÖNDÜĞÜNDEN ŞİKAYET ETME HAKKIN YOKDUR. saygılarımla


Gökhan IP: 78.175.23.xxx Tarih : 5.12.2009 22:09:21

Sayın hocam,tabii ki bu imam hatip kavgasıdır.Son yıllarda özellikle milli eğitim başta olmak üzere yapılan üst düzey atamaların içeriğine bakmak lazım.Yüzde kaçı imam hatip kökenli?Bu taktik yıkamazsan ele geçir içini boşalt değil de nedir?Aslında nasıl ki fen bölmlerinden mezun bir öğrenci sosyal bölüm seçemiyorsa aynı durumun burada olması tamamen doğal.Ama, bunların, sözümona haksızlık gibi gösterilip birileri yine mağdur ve mazlum rollerinde ağlaya sızlaya taviz koparma uğraşları olduğu görülmelidir.Madem imam hatip okulu mezunusun ilahiyat fakltesine gideceksin denmelidir.NAsıl ki sözel ve sosyal bölm öğrencileri tıp ve mimarlığı seçmiyorlarsa burada da durum aynı olmalı.Amaç rejimi değiştirmek için yeni nesiller yaratmak gibi görünüyor.


ferit yön IP: 88.252.122.xxx Tarih : 4.01.2010 21:05:41

ben ve sen yani her ikimiz bir bedenin iki damarıydık yani birer elmas taşıydık diyor...ve: meslek liselerinden puanın fazla kırılmamasını istiyoruz.kenthabere de  başarılar diliyoruz