TBMM çirkin bir saldırıya, yaşanmaması gereken olaylara bir kez daha sahne oldu. Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısının kabul edilmesinden sonra Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, Türkiye-Katar askeri işbirliği anlaşması görüşürken söz alarak “Başbakan neden Katar’a gitti, bu Katar’da, orada ne var demesi” TBMM’de gerginlik yarattı.
Hükümete yönelik eleştirilerini daha önce yaptığı gibi sürdürdü. Bu sırada provokatörlük yapma diyen bir AKP milletvekiline “Benim muhatabım sen değilsin. Hükümet sıralarında bir kişi dışında kimse bulunmuyor. Nerede bu Bakanlar Kurulu üyeleri? Tayyip gelsin, karşımda konuşsun. Ben ona gerekli dersi veririm” yanıtını verdi.
Bu sözler üzerine sıra kapaklarını vuran AKP milletvekilleri Genç’in konuşmasını engellemeye çalışınca ortamın gerilmesi üzerine Başkanvekili Güldal Mumcu, oturuma ara verdi. Kamer Genç yerine dönerken, bir anda AKP Milletvekillerinin tekme, tokat, hakaret içeren sözlerinin yanı sıra tükürük saldırısına uğradı. CHP ve MHP’li milletvekillerinin yardımı ile bu saldırıdan az hasarlı (!) olarak kurtuldu. Kamer Genç’e yapılan saldırılar götürüldüğü CHP kulisinde de devam etti.
TBMM’de bu çirkin sahneler yaşanırken Meclis Televizyonu yayınını kesti ve yalnızca iki gazete foto muhabirlerinin çektiği karelerle, çirkin saldırı belgelendi.
Bu çirkin olaydan sonra Kamer Genç “Beni ortadan kaldırmak” istiyorlar diyerek kendisine adeta bir linç girişiminde bulunulduğunu hatırlattı. Ardından da Vatan Gazetesi muhabirine yaşananları değerlendirdi:
“AKP’liler beni ortadan kaldırmaya karar vermişler. Beni linç etmek istediler. Cumhurbaşkanı ile Başbakan, AKP milletvekillerine talimat vermiş. Korku yaratarak beni sindirmek istiyorlar. Benim görevim doğruları söylemek. Tunceli halkı beni bu yüzden milletvekili seçti. Bundan sonra meclis böyle çalışamaz. CHP arkadaşlar olmasa beni öldüreceklerdi.”
TBMM’de verilen aradan sonra AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan, oturumu yöneten Güldal Mumcu’yu yapılan çirkin olayı partisi doğrultusunda eleştirdi:
“Türkçe özürlü hatip çıkacak, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na hakaret edecek. Bazı parti grupları da mutlu olacak. Başkan müdahale etmeyecek, iki kez sözünü uzatacak. Bu, hoş bir şey değil. Adam çıkmış, Tayip gelse diyor. Tayip çukurlarda değil, yükseklerde gezer.”
TBMM’de olmaması gereken bu çirkin ve yüz karası olayda söylenenlerin şöyle bir altını çiziverelim.
TBMM’de önemli bir konu görüşülürken, Bakanlara ayrılan yerde yalnızca bir bakan bulunuyor.
Kamer Genç, Başbakan’ın nerede olduğunu soruyor. Basın uzun araştırmalardan sonra Başbakan’ın Katar’dan geldikten sonra Abant’ta tatilde olduğunu saptamış. O sıralarda kahraman askerlerimiz Şırnak’ın Bestler-Dereler bölgesinde bölücü örgüte karşı operasyonlarını sürdürüyor... Şehidimiz ve yaralılarımız var...
Türkçe özürlü hatip sözüne gülmek mi yoksa ağlamak mı gerekir bilemiyorum. Özürlü, provokatör denilen Kamer Genç’in Genel Başkanların isteği ve onayı doğrultusunda TBMM’ne girmiş bir milletvekili olmadığı da biliniyor. O anasının ak sütü gibi milletvekilliğini hak etmiş, bağımsız girdiği seçimi kazanmış bir milletvekili... Aynı zamanda da bazılarının işine gelse de gelmese de bu görevi hakkıyla yürütüyor. Şimdiye kadar kürsüde yaptığı konuşmaları ve eleştirileri incelendiğinde ne kadar haklı olduğu ve önemli yaralara parmak bastığı da görülüyor. Kaldı ki, kendisine oy veren seçmenlerinden çok sayıda yorum da bu arada Kenthaber’e ulaşıyor.
Türkçe özürlü denilen bu milletvekilinin biyografisine baktığımızda; Tunceli Nazimiye’de dünyaya geldiği Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini bitirdiğini, ardından Y.Lisansını Paris Uluslararası Amme İdaresi Enstitüsünde tamamladığını görüyoruz. Bundan sonra Vergi Denetmenliği, Danıştay Tetkik Hakimliği, Savcılık gibi görevlerde bulunduğunu görüyoruz. Danışma Meclisine 1980’den sonra Tunceli üyesi olarak girmiş, Divan katipliği yapmış, 18., 19., 20., 21. dönemlerde Tunceli milletvekili seçilmiş... İyi derecede Fransızca bilen Kamer Genç’in yayınlanmış iki de bilimsel kitabı bulunmaktadır.
Ne denir; keşke herkes böyle Türkçe özürlü olsa...
TBMM çatısı altında Ona saldıranlar acaba kendi eğitim düzeyleri ile Genç arasındaki farkı hiç düşündüler mi? Yoksa kaba kuvvetin her şeyden üstün olacağı bilinci içerisindeler mi?
Ne yazık ki, fikir mücadelesi yapamayanların çoğu kez kaba kuvvete başvurduğunu toplumun bazı kesimlerinde hep görmüşüzdür. Bu arada unutulan bir noktaya da değinmek isterim; TBMM’de kürsü dokunulmazlığı gibi bir kavram var mı? Yoksa yok mu? Yoksa bu çirkin olayla bazıları yeni kabil edilen Sosyal Güvenlik Yasası ile kazandıkları gaziliklerini mi kanıtlamak istediler?
Bilinmez.
Ne var ki, biz bu filmi daha öncede görmüştük. 1965 seçimlerinde İşçi Partisi İstanbul milletvekilliğine seçilen Çetin Atlan, “Nazım Hikmet vatan haini değil, vatan şairidir” dediği için Adalet Partisi milletvekillerinin saldırısına uğramış, linç edilmek istenmişti. Ardından Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararı TBMM’de görüşülürken Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Mehmet Ali Aybar’a “Komünisttir bunlar” diye saldırılmıştı.
Geçmişe baktığımızda zaman zaman badygard niteliğinde, bazı milletvekillerinin yüce meclise girdiğini görmüşüzdür. Bunların kısa sürede tavsiye edildikleri de görülmüştür.
Başbakan’ın, “Benim partimin milletvekilleri hiçbir zaman şiddet uygulamaz Şiddet uygulayan bizzat o zatın kendisidir. Çünkü her hareketi şiddettir” sözü bizce biraz talihsiz olmuştur.
TBMM’de bir partiye bedel tek kişilik muhalefetin sesinin kesilmesine yönelik davranışın üstü hiç bir zaman örtülemez, sindirilemez.
Kısacası, Kamer Genç’e yapılan saldırı son derece çirkindir. Nedense bu olay bana Max Deryler’in bir sözünü anımsattı;
“İnsanlar böceklerden daha zalimdir. Çünkü böcekler öldürmek için sadece ısırırlar, insanlarsa böcekleri öldürmek için ezerler.” Bunun yanı sıra Napolyon Bonaparte’nin “Güç ortaya çıkınca kanunlar zayıflar” sözü de hatırdan çıkarılmamalıdır.
Kuşkusuz, bu sözler anlayana...
Sayin Erdem bey,Türkiyeye Krallik geri,mi dönüyor bilmiyorum,Velakin TBMM sinde bas gösteren siddete dayali hakaretler akli selim insanlar tarafindan yapildigini görünce hayretler icinde sasiriyorum. TBMM de olan bu utanc verici hareketler Vatandasin,da asabini bozmaya basliyor,Halk olarak,ta siddete hakarete kötü örnekler sergilemeye basladi.Acaba diyorum adim adim Kralliga,mi ilerliyoruz,Kral benim sopa elimde istedigimi döverim deme zamani,mi geldi yoksa.Bir TÜRK Olarak bu tür hareketlerden utanc duymaktayim saygilarimla.
Milletvekili yeminini bile 2-3 defa tekleyerek güç bela tamamlayabilen ve tüm vekillik günlerinde, aldıkları talimatlar doğrultusunda el kaldıran veya oy kullanan AKP'li millevekillerinin sayısal çokluğun avantajını hesaplayarak Kamer Genç'e hücum yürekliliklerini görünce, Sosyal Güvenlik Reformu görüşmelerini protesto etmek için TBMM'ne yürüyen işçilerin neden meclisin yakınına bile yaklaştırılmadıklarını şaşırdım. Bu vekillerimiz o gün yüreklerini evlerinde mi bırakmışlar dı? Bir muhalif sese dar etmek istedikleri TBMM çatısı, kendileri için hep bir kabadayılık gösteri alanı olarak mı kullanılacaktır. Bu habere "iyi oldu" tarzı yorumla katılanlar, TBMMM'den son dönemde kendileri aleyhine geçen kanunlardan bihaber olarak mı, yoksa Kamer Genç'in ne konuda muhalefet ettiğini bilmeden mi bu yorumları gönderiyorlar. Ya da söz konusu yorumcular ceylan derisi koltuklarda oturarak " SUPER GAZİ" olanların yakınları olduklarından mı bu kadar kayıtsızlar?
Elinize sağlık sayın hocam.İlkelliğin bu derece yaygınlaşması üzüntü verici.Fikren yetemediğine kaba kuvvetle müdahalede bulunmak genelde ilkellik gösterisidir.Malesef işte asırlarca yıl önce aristokratik idealin yerini ayak takımı kalabalık güruhun günübirlik çıkarları alınca adı ne olursa olsun durum bu olmuştur ve olacaktır.Demokrasi, düşünsel anlamda (hesapta)mükemmel bir yönetim olmasına rağmen ne doğaya ne de onun bir parçası olan insana uygun olmadığı görülmektedir.İnsanı kendine yabancılaştıran,doğadan koparan,ikiyüzlülüğü kanıksatan bir yönteme dönüşerek para babalarının emellerine alet olmuştur.Aysun Kayacı nın bir vakit önce cesurca söylediklerinin arkasında da bunlar vardır.Demokrasi dünya nın hiç bir yerinde orijinali ve kitaptaki gibi uygulanmamaktadır ve uygulanamaz aksini söylemek hayaldir.Demokrasi diye yutturulan belli dozda oligarşi ile karıştırılmış melez bir yönetim şekildir.Kendimizi kandırmayalım.Demokrasinin tam olarak uygulanması için insanların melek gibi olmaları gerekmektedir bu da imkansız.
çok iyi oldu sevindim kamer genç resmen provakatör yalancı ve sahtekar .geçmiş dönemde bir sanatçının evinde ne arıyordun diğe sorulan cevabı bahçeyi suluyordum hemde bir millet vekili utanç duyduğum deniz baykal ile bir birlikte ikinci şahıs yazıklar olsun böğle karaktere
merhaba erdem abi..köşenizi okuyunca benimde aklıma atasözlerimiz geldi"düşenin dostu olmaz,vurun abalıya"gibi atasözlerimiz erdem abi.ama düşmez kalkmaz bir allahtır erdem abi.mecliste sn:kamer genç beye neden saldırıldı,neden kavga çıktı inanın bilmiyorum.sn:kamer genç beyin renkli kişiligini severim. sn:kamer genç bey,TBMM renkli siması olarak görüyorum.saygılarımla.erdal geyikçi(köçek)...!