2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Kontesi Kim Becerdi!..

Günümüzün yazılı, görsel ve internet basını sözcüğün tam anlamıyla bir âlem…

Gazeteciliğe başladığım ve bir süre sonra köşe yazmaya başladığım yılların basını ile bugünkü basın arasında adeta uçurumlar var… Basında teknik yönden büyük bir gelişim ve kolaylık olmasına rağmen, hiç kimse gocunmasın, takkesini önüne alıp düşünsün yazı kalitesinin o günlerden oldukça gerisinde kaldığını görürler. Bizden önceki ve bizlere ustalık yapan köşe yazarları öyle yerden bitercesine köşelerine oturmadılar… Uzun bir uğraştan ve kültür dağarcıklarını zenginleştirdikten sonra yazmaya başladılar. O zaman onlara fıkra yazarı denirdi; bugün ise köşe yazarı deniliyor…

Yakın tarihlerde de basında da fikir ayrılıkları, edebi yönü ağır basan tartışmalar olurdu. Ama seviye belirli bir düzeyin altına hiçbir zaman düşmezdi. Taraf tutan, kalemini o yönde oynatan köşe yazarları emirle değil bilgilerini ortaya koyarak yazarlardı. Çocukluk yıllarımda eve getirilen gazeteleri inceler, büyüklerimizin konuşmalarına kula misafiri olurdum. II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanya’sını veya ona karşı müttefikleri tutan köşe yazarları vardı. Savaş yıllarında tek parti yönetimi Türkiye’de egemen olduğundan iç politika çekişmeleri diye bir konu o zamanlar pek değil, hiç yoktu. Ara sıra komünizmden yana kalem oynatanlar ortaya çıkarsa da hemen susturulurlar, gazeteleri hücuma uğrardı.

Demokrasiye geçiş dönemimizde Demokrat Parti’nin 1946 yılında ilk seçime girmesiyle birlikte basınımız da ikiye ayrılmıştı. Ulus Gazetesi CHP’yi, Zafer, Son Havadis ve Demokrat İzmir gazeteleri de Demokrat Partiyi savunur oldular, aynı görüşte olan köşe yazarları da oralarda toplanmışlardı.

Günümüz medyasında köşe yazarı enflasyonunun büyük boyutlara ulaştığını görüyoruz. Kimi tepeden inme, kimi tavsiye, kimisi de herhangi bir partiye yakınlığıyla köşe kapıyorlar. Geçenlerde bir gazetenin televizyonlarda da ara sıra boy gösteren bir köşe yazarının kendisine yer bulabilmek için ne taklalar attığını bir başkası yazmıştı. Bazılarına bakıyorsunuz dün yazdığını bugün inkâr ediyor… Hiçte utanmadan…

Bir zamanlar solcu geçinenler, Karl Marks’tan, Mao’dan söz edenler günün en önde gelen liberalleri, kapitalistleri olmuş… Bazıları kendilerini oraya getirenlere övgüler yağdırıyor, bazıları da sade suya tirit yazılarla vaziyeti idare edip ceplerini dolduruyor. İçlerinde akademisyenler bile var… Çıkarlar, maddiyat demek ki ön planda geliyor. Bizim basınımızda Semra Kaynanayı ve televizyon yarışmalarında her şeye muhalif, maydanoz olanı bile köşe yazarı yapmamışlar mıydı?…

Lütfen hatırlayın…

Günümüz basınına bakıyorum kendi aralarında gruplara ayrılmış… Kimi yandaş, kimi çağdaş, kimi de dinci basın olmuş… Son günlerde onlara bir yenisi daha eklendi; candaş basın!..Birinin işine gelen haber manşette diğerlerinde ise yer bile bulamıyor… Bu arada bazıları tarafından gizli olması gereken haberler bile belirli gazetelere servis ediliyor… Doğrucası ahbap çavuş, çıkar ilişkileri kol kola…

Bazılarına bu değirmenin suyunun nereden geldiği bilinmiyor. Tirajının çok yüksek olmasıyla övünen bir gazete ise evlere, iş yerlerine bedava dağıtılıyor…

Önceki yılarda yazdığım bir gazetenin genel yayın yönetmeni haftalık toplantılar düzenler, konuşmasının sonuna doğru köşe yazarlarına, muhabirlere sorardı;

“İçimizde başka gazetelerden teklif alan var mı?”

Herkes sus pus önüne bakardı. Yönetmen yakın arkadaşım olduğundan bir gün toplantı sonrası “bu soruyu neden hep soruyorsun, merak ettim” dedim. Yanıtı oldukça ilginçti; “Böyle sormasam ya zam isteyecekler ya da ödeyemediğim ücretler için kazan kaldıracaklar!..”

Basınımızın bugününü en güzel şekliyle yansıtan, yansıttığı kadar da düşündüren bir fıkrayı köşe yazarı komşum Yılmaz Ergüvenç göndermiş… Bu fıkra bana geçmiş günlerde bir yazı ustamın nasihatini anımsattı. Bir gün “Bana ne kadar güzel yazarsan yaz, yazın bilgi dolu olsa bile onu okutan başlıktır. Sen asıl ona dikkat edeceksin.”

Sırası gelmişken bu fıkrayı biraz değiştirerek sizlerle paylaşacağım…

Yazmaya meraklı bir kişi bir gün ünlü, ödüllü bir yazarın kapısını çalmış; “Üstadım ben bir kitap yazmaya karar verdim ama kitabımın çok satmasını istiyorum. Bana akıl verin bunun için ne yapmalıyım?”

“Bak oğlum… Türkiye’de tutan üç önemli şey vardır. Birincisi seks, ikincisi asalet, sonuncusu da gizem… Yazacağın kitabına bunları içeren bir isim verirsen en az on bin satar. İçeriğini boş ver nasıl olsa adı onu sattırır.”

Yeni işe başlayan yazar oradan ayrıldıktan sonra yazmaya başlamış. Üç ay sonra yeniden o ünlü yazarın kapısını çalmış. Ünlü yazar kitaba göz gezdirdikten sonra kitaba ne isim vereceğini sormuş…

Yeni yazar gururla “Kontesi Kim Becerdi” demiş…

Bunun üzerine ünlü yazar kocaman bir aferin dedikten sonra kitap çok güzel olmuş, kontes ile asaleti; becermekle seksi vurgulamışsın. Kim sorusu da gizemi ortaya koyuyor… Ancak sana söylemeyi unuttuğum bir şey var; Türkiye’de en çok tutan aslında dindir. Bir de onu koyarsan işte o zaman best-seller olursun…

Bu uyarıyı alan yeni yazar kitabının ismini değiştirmiş ve birkaç ay sonra kitabı yeni ismiyle kitapçı vitrinlerinde yer almış;

“Allah Allah! Kontesi Kim Becerdi?”

 


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 30 Mayıs 2010 Pazar 13:40:39


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
kalender IP: 212.23.104.xxx Tarih : 31.05.2010 19:24:54

bazi yazar ve yorumcu  arkadaslara söylemistim sanirim 12 mart gibi falandi biz klevye tusu kullanan arkadaslar siz yazarlar kadar hür degiliz diye cünkü bizler sistem yöneticisine bagliyiz isterse yayinlar isterse yayinlamaz buradan sayin teoman törün e sesleniyorum ne oldu sayin arkadaslar ISRAIL IN ELAZIG A yardim talebi  böyle milli duygularda kendinizi dini hislerinize hapsetmeyin diyordu ne oldu tam israil 90 derece u dönüsü yapti beyler ayip ayip peki sesleniyorum o gemi nereye gidiyordu cikin yazarlar o güzelim kaleminizle birseyler yazin yazamazsiniz iste bizlerde burada özgürüz farkimiz bu sizlere birileri konu basligini atacak sizlerde yazacaksiniz yazin yazin yazin beyler sustunuz kaldiniz gündem degistirmeyeniz mahsum insanlari günahi o yardima muhtac insanlara yardim etmekti degil mi sayin arkadaslar bakiyorum da sesinizde cikmiyor sistem yöneticisin den bu yorumumu yayinlamasini istirham eder saygilar sunarim


kalender IP: 92.117.21.xxx Tarih : 1.06.2010 19:27:29

bazi yazar arkadaslar illaki kendi yazilarini okutacaklar sahsim olarak benim onlara sorduklarim o günkü dizisinde varmis bizleri ögle dizilerle avutmayin   hala sizleri bekliyorum yorumlarima cevap verecek diye insaallah bir gün cevap verirsiniz ögle avukatlik yapmadan sayet avukatlik yapacak olursaniz biliyorsunuz avukat in davayi kazanma sansi oldugu kadar kaybetme durumu da var


teoman törün IP: 85.103.78.xxx Tarih : 1.06.2010 11:05:52

Sayın Kalender, sorunuzun yanıtı, dizi'min aynı gün çıkan bölümünde var. Başka açıklanması gereken şey varsa, suret-i mahsusada onu da sorun yanıtlayayım.


kalender IP: 212.23.104.xxx Tarih : 5.06.2010 02:19:24

sizler isinize geldigibi insanlari yanlis yola itiyorsunuz yüce kur an i kerimin inen ilk ayeti kerimesi ikra yani oku ama bismillahirrahmenirrahim allah in adi ile oku tabi okuyacagiz  yani sizlere nasil anlatsam eger ben sizlerin fikirklerini okuyacak olursam vay benim halime sahsim olarak söylüyorum aslinda benim ne demek istedigimi anlamayacak kadar cahil degilsiniz ama isinize ögle geliyor


teoman törün IP: 85.107.144.xxx Tarih : 4.06.2010 14:28:07

Kalender Bey. Elbette okumak zorunda değlsiniz ama bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak mümkün değildir de... O zaman sizin de çırpına çırpına söylediklerinizi  kimsenin bilip anlamamasından şikayet hakkınız kalmaz. Biraz  mantık lûtfen   İşte İslam Dünyasına kaybettiren mantık yerine bilinçsiz coşkuyu kullanmak.