29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Kültürle Toplumun Kaynaştığı Köy; Tozaklı


Kültürün bazı büyük şehirlere özgü olduğuna inanılmıştır nedense… Bilimsel söyleşiler, sempozyumlar, sanatsal gösterilerin hemen tamamı büyük şehirlerde yapılır, onun dışında kalan yerleşimlere önem verilmez… Başka bir deyişle acaba kırsal kesimde yaşayanların bu tür organizasyonlara ilgi göstermeyeceği mi sanılır?

Bunun böyle olmadığını birkaç gün önce ben yaşadım.

Yıllar öncesi Torbalı’da Metropolis Tiyatrosunun açılışında bulunmuştum. İzmir Senfoni Orkestrası tiyatroda bir konser vermiş ve çevre köylüleri bu konseri baştan sona kadar izlemişti. Ayrıca Datça’da yapılan 2000 kişilik tiyatroda İzmir Senfoni Orkestrası ile İzmir Opera ve Balesi sürekli konserler vermektedir. Datça ve çevresindeki köyler bu konserlere büyük ilgi göstermektedir.

Kırklareli Pınarhisar ilçesinin Tozaklı Köyünde, 17 Mayıs Cumartesi akşamı, “1.Tozaklı Tarih ve Kültür Sempozyumu” düzenlendi ve ben de bu sempozyuma konuşmacı olarak davet edildim. Sempozyumu Tozaklı Muhtarı Salim Atalay düzenlemişti. Pınarhisar Kaymakamı Erkan Çapar ile Pınarhisar Belediye Başkanı Mehmet Kapılı da muhtarın bu organizasyonunu desteklemişti.

Arkeoloji ve sanat tarihi ağırlıklı sempozyuma konuşmacı olarak, Trakya yöresinde araştırmalar yapan Trakya Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç, Öğr. Görevlisi Fırat Arapoğlu, Araştırma Gör. İ. Hakkı Kurtuluş ile Kenthaber Pınarhisar muhabiri Süleyman Karael katıldı.

Sempozyuma katılma davetini aldığımda başlangıçta ne konuşacağım konusunda biraz bocalamıştım. Köyün kültürel düzeyini yeterince bilmiyordum, katılımın ne olacağı konusunda da pek bir fikrim yoktu, onları ilgilendirecek bir konu bulmalıydım. Geçen yıl Pınarhisar ilçesi Kaynarca Beldesindeki bir başka toplantıda, Trakya’yı ilgilendiren bir konuyu anlatmıştım; Türkiye’de definecilik...

Bu kez belki de orada yaşanan arkeolojik araştırmaları dikkate alarak; Kültür Varlıkları nedir ve onları nasıl korumalıyız diye bir konunun üzerinde durmaya karar verdim.

Trakya bölgesinde Kırklareli’nin ilçesi olan Pınarhisar, Doğu Trakya coğrafi oluşumunun merkezinde yer alan önemli bir yerleşim alanıdır. Prof. Dr. Engin Beksaç ve arkadaşlarının burada başlattığı kazılar ilçenin oldukça erken çağlara inen bir kültürel mirası olduğunu ortaya koymuştur. Sempozyumun yapılacağı Tozaklı Köyü, ismini Osmanlı döneminde burada yapılan av tuzaklarından almış, bu isim zamanla Tuzaklı’dan, Tozaklı’ya dönüşmüş...

Tozaklı Köyüne sempozyumun yapılacağı gün öğlen saatlerinde ulaştım. Sempozyum akşam 20.30’da başlayacaktı. Bunun nedenini sorduğumda; bütün köyün toplantıya katılacağını ve günlük işlerini tamamladıktan sonra en uygun saatin 20.30 olacağını söylediler. Köy kahvesinde muhtar ve tertip komitesi ile sohbete daldığımızda bir yandan etrafı gözlüyordum. Köyün tümü ellerinden geldiğince sempozyuma katkıda bulunmak için elbirliğince arı gibi çalışıyorlardı. Sempozyum köyde kapalı bir salon olmadığından ve havanın güzel olmasından yararlanılarak Tozaklı İlköğretim Okulu bahçesinde yapılacaktı.

Sempozyumun başlamasına bir saate yakın bir zaman varken köyün tümü, erkekler, kadınlar ve çocuklar okulun bahçesini doldurmaya başladılar. Köylülerin aşağı yukarı tamamı bayramlaşmaya gelmiş gibi giyinmişlerdi. Erkekler kravatlı, kadınlar en güzel giysileri içerisindeydi. Çocuklar ise bayramda ne giyilirse onu giymişlerdi. Kısacası gördüğüm manzara beni büyülemişti.

Trakya’nın köylüsü gerçekten çok aydın bir toplum... Sanırım hiç kimse Trakya köylüsünü görmeden, benim oyum ile dağdaki çobanın oyu bir olur mu demesin... Sempozyum öncesi ve sonrası onlarla pek çok güncel siyasi konuları da tartıştık ve konuştuk. Gerçekten hepsi aydın insanlar...

Sempozyum öncesinde ve verilen arada yörenin ilköğretim okulları çeşitli folklor gösterilerinde bulundular. Öğretmenleri çocukları kusursuz biçimde giydirmiş ve hazırlamıştı. Bunu özellikle belirtmek isterim.

Sempozyumda konuşmacılar yörenin arkeolojisine ve sanat tarihine ağırlık verdiler. Söyleşiler akademik düzeydeydi ve okulun bahçesini dolduran Tozaklı köylüleri baştan sona kadar konuşmaları izlediler. Onları izlerken birden aklıma büyük şehirlerde yapılan bilimsel sempozyumlar, kültürel toplantılar geldi. Katılımın az olduğu bu tür toplantılarda sıkılanlar çekip giderlerdi. Tozaklı’da öyle olmadı, adeta büyük şehirlerdeki insanlara ders verircesine baştan sona kadar konuşmaları ilgi ile izlediler.

Tozaklı Sempozyumundan sonra köylünün kültüre ne kadar aç olduğunu gördüm. Onlara bir şeyler verilecek olursa, ne kadar verim alınacağını bir kez daha gördüm. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan Köy Enstitüleri ile Halk Evlerinin siyasal nedenlerle kapatılmasının ne kadar yanlış olduğu bir kez daha Tozaklı’da ortaya çıkıyordu.

Acaba siyasilerden bazıları, düşünmeyen, okumayan, ne istenirse yapan, oy veren insanlar mı istiyor?

Tozaklı Köylüleri gösterdi ki, köylümüze bir şeyler verirsek onlardan çok şey alabiliriz. Ancak bu kimin işine gelir kimin gelmez... O da apayrı bir konu...


erdem@kenthaber.com

 

Yayın Tarihi : 23 Mayıs 2008 Cuma 12:11:16


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?