29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Lambamı yakar, sirenimi takar, cakamı satarım!

İstanbul’un Anadolu göçüne yenilmesinden sonra şehrin siluetini bozan gökdelenler, otoyolları ve metrosuyla övünenler bir takım ayrıntıların farkında değiller. Bunun için gerçek İstanbullu olmanın pek farkında değiller. O eski İstanbul nezaketinden, kültüründen de pek bir şey kalmadı.

Kısacası çok kolay çözümlenecek olan bazı görgüsüzlerin yarattığı sorunlardan ya haberleri yok, ya da umursamıyorlar. Belki de biraz basit; bu da haber, yorum olur mu dedirtecek bir konuyu gündeme taşımak istiyorum. İstanbul’un zaten karmakarışık trafiğinde ben de neymişim diye ortaya çıkanlardan söz edeceğim; bazı resmi veya sivil olup da resmi araç olarak kullanılanların, kural tanımazlığından…

Önceki yıllarda, Turkish Daily News’de resmi araba saltanatı konusunu içeren yazılar yazmıştım. O günlerde yazım epey yankı yapmış, resmi araç kullananlar kendilerine biraz olsun çeki düzen vermişlerdi. Bu kez İstanbul trafiğinde uğraş veren sürücülerin istekleri doğrultusunda hakkı olmayanların kullandıkları siren ve lambalardan söz edeceğim. Geçtiğimiz yıllarda bu konuyu M.Ali Birant televizyona taşımış, bazı köşe yazarları da sütunlarında dile getirmişlerdi.

Bazı araçların yasalar çerçevesinde toplum yararına trafikte geçiş üstünlükleri vardır. Bunların başında cankurtaran, itfaiye, göreve giden polis-jandarma, yol kurtarma ve sivil savunma araçları gelir. Bunlar görevli olduklarında sesli ışık cihazlarını kullanma şartıyla trafik yasalarına, kısıtlamalarına tabi değillerdir. Haklı olarak onların geçiş üstünlükleri vardır. Cankurtaran dediğimiz ambulanslar mavi, kırmızı; itfaiye araçları kırmızı; polis araçları mavi, kırmızı; yol yapım ve bakımından sorumlu kuruluşların araçları kırmızı tepe lambaları takarlar ve ayrıca bunların sirenleri de vardır.

Ancak gelin görün ki, İstanbul’da kendilerine geçiş üstünlüğü sağlamak için çoğu araç, hakları olmayan bu aksesuarları kullanıyorlar. Onları sağlamak hiç de zor değil, dükkânlarda veya internet yoluyla satılıyor. Kısacası alımı ve satışı serbest, isteyen alabiliyor! Oysa bunları devletin güvenliğini sağlayan makamlar tarafından hakkı olanlara verilmelidir.

İçişleri Bakanlığı geçtiğimiz yıl şikâyetlerin artması üzerine bu konuya eğilmiş, resmi plakalı olmayan, üzerinde veya önünde mavi lambası olan araçların trafikte tehlike oluşturmaya başladığını görmüş ve bir genelge yayınlamıştı. Bu genelgede yalnızca acil hasta taşıyan araçların hükümlü sanık ve suçluyu takip eden emniyet ve asayişi korumak için olay yerine gitmekte olan zabıta ve polis araçlarının geçiş üstünlüğü olabileceği belirtmişti.

Bir süre trafik polisleri bu genelge doğrultusunda hareket etmişlerse de M.Ali Birant’ın programı hepsinden etkili olmuş, bu tür aksesuarları takanlar alelacele sökmüşlerdi. Ne var ki, yasalar, genelgeler takip edilmezse, bizim ülkemizde yasaklar üç gün sonra yozlaşır, her şey eskiye döner... Bunda da öyle olmuş sökülenler bir süre sonra yine yerlerine takılmıştı.

Son günlerde arabalarına kaçak siren ve geçiş üstünlüğü sağlayan lambaları takan, bununla da yetinmeyerek sürekli klakson çalarak diğer sürücüleri panikletenler, trafiği daha da içerisinden çıkılmaz duruma sokuyorlar.

Bunları kimler yapıyor?

İstanbul’un bazı bürokratları, belediyelerin yöneticileri ve hatta iş sahipleri hakları olmadıkları halde bu lambaları kullanıyor. Sürücüleri ise kraldan çok daha kralcı, zat-ı alilerini taşıyoruz diyerek kendileri de bundan nemalanıyorlar!..

Trafikte mavi lambası olanlara, sürücüsünün yol açmak için, biraz da yaranmak için sürekli klakson çalanlara şöyle bir bakın; içindekinin kim olduğunu anında anlarsınız. Arka koltukta sağ köşede oturan badem veya kırpma bıyıklı bir zat-ı muhterem!.. Sürücü de arkada oturan gibi küçük dağları ben yarattım dercesine sirene dokunuyor veya önündeki trafiğe uyarak gideni huzursuz etmesi bir yana, trafiği de alt üst ediyor. Kuşkusuz, bu arada kavgalar da oluyor. Sürücü kendine hesap soran vatandaşa, sen arkada oturan kim biliyor musun diye çıkışıyor. Arkadaki badem bıyıklı da hiç istifini bozmuyor, böyük(!) adam olmanın keyfini sürüyor!

Belediyelerin bilmem ne kademesinde yönetici olanlar, nedense trafiğe çıkınca kendilerine öncelik tanınmasını istiyorlar. Trafikte kural tanımıyorlar. Çünkü onlar kendilerini iktidarın böyük (!) adamları sanıyor. Sözcüğün tam anlamıyla üstünlük kompleksine kapılmış insanlar.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz… Alt yapısı olmayan, belirli bir eğitim düzeyinden yoksun olanlar, herhangi bir makama getirilince işte böyle ne oldum delisi oluyorlar. Bu gelişin bir de gidişi olduğunu hiç ama hiç düşünmüyorlar.

Bu karmaşada trafik polisi ne yapıyor derseniz; hiçbir şey yapmıyor. Neme lazım içerideki ile başımı niye derde sokayım diyerek başını öte yana çeviriyor.

AKP yönetiminin bunları yapan belediyelerine dur demesi gerek; her yanlış atılan adımın önümüzdeki yerel seçimlerde oy kaybettireceğini bilmeleri lazım.

Hakları olmadan, geçiş üstünlüğü sağlayan aksesuar kullananlara ola ki yürekli bir trafik polisi durdurup telsiz kanununa muhalefetten veya özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmaktan ceza yazacak olursa, ödenecek ceza komikten de öte.

Yönetmeliğe göre trafik polisi aracı durdurup bu tür aksesuarları söker, ancak onlar sökülemeyecek derecede araca bağlantılı ise bu kez araca el koyabilir. Olay yargıya intikal etse, bu defa yargı soruşturmaya yer olmadığına karar veriyor. Böyle olunca da kural tanımayan, siren ve geçiş üstünlüğü sağlayan araç sahipleri de aksesuarımı takarım, yerli yersiz klaksonumu çalarım, trafiği karıştırır, cakamı satarım diyorlar.

Yeri gelmişken; bir zamanlar klakson yasağı vardı, bazı yerlerde levhaları bile duruyor. Sahi o yasak hala yürürlükte mi?

erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi : 9 Şubat 2013 Cumartesi 10:47:36


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
yasar ertas IP: 94.135.249.xxx Tarih : 11.02.2013 10:50:28

sayin yorumcu Dr.S.A.ip yorumunuz icin cok cok tesekür ediyorum iste bu diyorum ammanin ammasini ekliyorum bir cümlenize azicik dokunmak istiyorum turistlik beldesine konuyu cekmeniz ayricalik getirmeniz yerine tüm memleketimin gece kondu semtlerine bile ayni konunun getirilmis olmasi ne güzellik olurdu yok burasi pasanin evi siren ötmesin yok burasi turistlik yer siren ötmesin olmamali bir kural olmali bu siren ötecekse ötecek ötmeyecekse ötmeyecek sadece ben anliyorumki  siz böyle bir yerde bile kural olmassa bilmem nerde hic olmaza getiriyorsunuz  bu gibi getirmeliri artik cagimizin insani anlamali hesas temel kurallara gitmeli uygulamali edirnede bir kural karstada ayni kural iste medeniyet bu memleket bu denmeli saygi ve sevgilerimi size sunar memleketinim her kösesi turistlik beldeler gibi güzelmi güzel olmasini arzu ediyorum olacak insallah hatalar  benim bildigim dogru baskasina yanlis baskasinin bildigi dogru bana yanlis olabilir hos görüsünüze hos görüsüme  siginir sagilarimi tekrar size iletirim selamlar


ali okcu IP: 88.244.14.xxx Tarih : 10.02.2013 16:41:08

 hocam çok güzel yazılar yazıyorsunuz bizlere hep doğru yazılara ihtiyacımız olduğundan yanımızda bulunuyorsunuz .sizleri kıskananlar da var bunu biliyoruz. ayrıca size ücretsiz editörlük te yaparım.


selim namer IP: 217.131.184.xxx Tarih : 9.02.2013 17:46:08

Sevgili ERDEM BEY

Bizi buralarda brakıp Datça ya yerleştiniz Ama hala mahallemizde yangın arabalartı siren çalarak geçiyor ve hiç  olay yokken

neyse şaka bir yana yazınıza bayıldım inşallah yazdıklarınızı aydınlar okur da biraz kültür farkı anlayış nedir öğrenirler Görüşmek üzere SELİM NAMER


Dr. S. A IP: 95.15.205.xxx Tarih : 10.02.2013 18:28:33

Sayın Erdem Yücel; Çevre kirliliği hususunda yaptığınız bu sunumunuz, bilinçsiz olanların uyanmaları ve aydınlanmaları yönünden -inşallah- olumlu olur ! (ne yazık ki bundan da umutsuzum) Ülkemizin, bu açıdan en huzurlu olması gereken turistik (!) beldesinde 30 yılı aşkın bir süreç içinde yaşamımı sürdüren ben ise, konu ettiğiniz bu "belâ"  ile bizar içindeyim. Şöyleki; yolların tenha olduğu sabah vakitlerinde bile bir ambülans veryansın ederek ve sirenlerini coşturarak feryatlar içinde gürültü kirliliği yapmaktadır. (ayrıca bu da bir reklam yapmaktır ya !..) Diğer yönlerden; bir düğün konvoyu, bir maç kutlaması (!) v.b kornalarla yapılan çevre kirliliğinin ise zamanı yoktur, bizlerin gecemizin en derin uykumuzun içine eder ! (velhasıl belirtmek istediğim bu belde, birtürlü huzuruna kavuşamadığım Alanya'dır)    


yasar ertas IP: 94.135.249.xxx Tarih : 9.02.2013 19:41:26

cok güzel bir konuya deginmissiniz  tesekkürler ve saygilar

ama ben buyum da demeden gecmiyecegim  ilk okulda ki zamanimda buna orta okuluda ekliyeyim senelerde 70 li yillar derste ögretmenim trafik le ilgili bilgi ders veriyor o kadar güzel o kadar resimler hos tam tamina avrupadan da örnek veriyor kültürüm artiyor ben artik ögretmenimin dedigi gibi kural vs. uyacam diyor ders bitiyor evlere gitmek icin yola koyuluyoruz yav allah ini severseniz bir kurala uyacak ortam yok isaret yok yol yok kaldirim yok ya bu ögretmen kafayi yemis ya ben yemis diye düsünüyorum istedigim gibi gidiyorum o zamanda bu zamana var biraz degisiklik diyorum ama ben yine yolun ortasindan gidiyorum arabada gelince zart bir kornada atinca efendice kenara cekiliyorum ama bazende zart degil zurnanin zirt dedigi son deli ge gelenler oluyor arkadan yandan darbeyi yiyor belki bir gün de bana olacak  ama ne ayaparsin temel bu gidisat bu yapi bu ben buyum  biz buyuz bu  yap et tam yap  iste vermiyenin yüzü kara olsun yapmam etmem ama isterimdersen  yok öyle yagma ben derim  yolda giderken yol benim derim her kiside böyle diyor ortaya böyle kuralsiz görüntüler cikiyor kuralini koy disiplinini koy  kontrolünü koy yapmadi cezasini cebine koy firdöndüyü bilenler bilir  firdöndüyü cevir iki koy geldi  iki koy iki al geldi iki al en sonda hepsini al geldi ehliyetini al gelecek insallabu günler bu firdöndü dönecek bir gün allar olacak bu alinanlarla bu yollar tam yapilacak aklim ermedi ama olsun aklim ersin istiyorum


Mehmet Ersindigil IP: 84.62.48.xxx Tarih : 9.02.2013 19:27:38

Hocam ellerine saglik"Her insanin okumasi gereken biz yazi olmus,Allah gönlüne göre versin.Türkiye,nin büyük illerinde silüetini bozan yaliniz gökdelenler degil.Sehrin icinden gecen otobanlar,trafik kurallarini tanimayanlar kontolsüz denetimsiz yapilan evler Vs.Vs.Bu hep bananey politikasi tasimaktan kaynaklaniliyor.Halkin kendisi olmadigi müddetce bu böyle devam ediyor. Halktan duyarli olup sikayette bulundu,mu ispiyonculukla suclaniyorlar.Onun icin bana ne deyip gecistiriyoruz.

Resmi araclara gelince,Cankutaran,Polis,itfaiye,Jandarma Yol kontrol araclari,Sivil savunma,disinda hicbir arac yol hakimiyeti olmamasi lazim.Asil Makam araclari hem sürücüleri hemde icinde oturanlari,nedense kendilerini insan üstü görüp hareket etmeleri kabul edilir gibi degil.O makam arabasini kullanan belki arka koltukta oturan böyük adamdan destek aldigi icin ve arkada kim oturuyor biliyormusun degisi,insanin aklina gelen acaba bu makam arabasinda oturan insan üstü,mü.

Klakson yasagi dünyanin her ülkesinde olurda,Amma Türkiyede gecerli olacagini tahmin etmiyorum.Cünkü söförlerin % desini bilmiyorum amma koltuklarin yan kisminda cesitli silahlari vardir.Sopalar,bicaklar,belkide atesli silahlari olanlari,da vardir.Trafikteki tikanmalar soforlarin kanlari beyinlerine sicriyor gibi gösterip sirenini calmaya baslar.Amma gercekten cok güzel ders alinacak bir yazi olmus,ellerine saglik.Bu güzel yazilarini okumak icin Allah sana sihhat dolu uzun ömürler versin saygilarimla.


Dr. S. A. IP: 95.15.205.xxx Tarih : 11.02.2013 18:49:38

Bu konuda yeterince belirtemediğim gerçekleri ortaya koyan ve eksiklerimi tamamlayan Sayın Ertaş'a şükranlarımı iletir, içten saygılarımı sunarım.