Hepimizin bildiği gibi, insanlar doğar, yaşar ve ölür… Dünyaya yeni gelen bebeğin ağlaması boşuna değildir. Kısacası, ölümden kaçış yoktur; bazen erken, bazen geç… Bazıları yaşamın anlamını bilmeden, esen bir kader rüzgârın önünde savrularak yaşarlar ve ölürler. Bilgi birikiminin tadına varamadan, düşünmeden, okumadan günlerini geçirirler ve hiçbir faydaları olmadığı bu dünyada yerler içerler, sevişirler (onu da tam bilemezler ya neyse!) ve boş boş konuştuktan sonra vakti gelince de çekip giderler. Bir süre sonra yakınları dışında hiç kimse onları tanımaz, hatırlamaz, bilemez…
Bazıları vardır ki, onlar bu dünyaya bir şeyler verebilmek, insanlığı aydınlatmak için gelmişlerdir. Kendilerini anlayandan çok anlamayanların olduğu bir toplumda yaşamaları gerçekten üzüntü vericidir.
Birkaç gün önce yitirdiğimiz Meral Okay da bu dünyaya ender gelen kişilerdendi. En verimli çağında, bazılarını tam aydınlatmaya başladığı sırada çekip gitti. Geçmiş günlere bakıyorum; tanıdığım ne kadar çok aydın insanı yitirdiğimizi görüyorum. İçlerinde kimler yok ki, edebiyatçılar, siyasetçiler, gazeteciler, mimarlar, müzeciler ve bilim adamları… Hangi birinden söz etmeli…
Tanışma olanağını bulamadığım, bir iki çift laf etmediğim aydın insanların ölüm haberlerini alınca üzülüyorum. Daha çok erken, bu topluma yapacağı daha çok hizmetler vardı, yazacağı eserleri olacaktı diye düşünürüm. Benim için Meral Okay da onlardan biriydi. Hiç konuşmamış, belki de hiç karşılaşmamıştık ama saygı duyduğum bir kişiydi. Ne garip; İstanbul’a geldiği günlerde Günaydın Gazetesinde çalışmaya başlamış. Oysa aynı tarihlerde ben de aynı gazetede araştırma ve köşe yazıları yazıyordum. Büyük olasılıkla yazılarımı dışarıdan yazıp verdiğim için karşılaşma olanağımız olmamıştı. Ancak rahmetli dostum müzeci Cenk Alpak aracılığı ile eşi Yaman Okay ile tanışmıştım.
Meral Okay’ı yazdığı senaryolarından tanımıştım. Dizi izleme gibi bir alışkanlığım olmamasına rağmen, Asmalı Konak, Bir Bulut Olsam, İkinci Bahar, Yeditepe İstanbul ve son olarak da Muhteşem Yüzyıl dizilerini izlemekten kendimi alamamıştım.
Muhteşem Yüzyıl dizisinin daha ilk bölümü oynanınca bağnaz kesim kendisini acımasızca tenkit etmişti. Belgesel ile senaryoyu birbirinden ayırmaktan aciz insanların yersiz tenkitlerinin onu üzüp üzmediğini bilemem… O günlerde Meral Okay tarihi konuları içeren senaryolar yazmasın, bu toplumun bazı kesimleri tarihi bilmediğinden ve düşünmekten aciz olduklarından onun yazdıklarını anlayamazlar demiştim…
Toplum olarak çoğumuz hamasete meraklıyız; öyle bir cenk oldu ki, küffara kılıç sağladık ninnileriyle büyütülmüştük. Okumaya, düşünmeye başlayınca bizlere öğretilenlerin, bazılarının kafalarına enjekte edilenlerin ne kadar gülünç olduğunu görmüştüm!..
Meral Okay, “Muhteşem Yüzyıl” dizisiyle bazı gerçekleri ortaya koymak istemişti. Osmanlı sarayında dönen dolapları, kadınların çekişmelerini, haremin zavallılığını, yobazların ayaklanmalarını, bağnazlığı ortaya koymuştu. Dizinin daha ilk bölümünde bazı saf, kandırılmış, tarih bilincinden yoksun insanlar “zinhar padişah içki içmez” diye ayaklanmışlardı. Kanuni’nin hayatta kalan tek oğlu sarhoş Selim’i, Sultan IV. Murad’ı, Divan Edebiyatında içkiyi öne çıkaran şiirlerden haberleri olmadıklarından ver yansın etmişlerdi…
Muhteşem Yüzyıl devam edecek mi? Senaryoyu kim yazarsa yazsın, Meral Okay’ın yerini tutamayacağı açıktır… Kanuni döneminin en çetrefilli dönemini tam yazacağı sırada bu dünyadan göçtü. Gerçekten merak ediyordum; birinci Viyana kuşatmasını ne şiş yansın ne kebap örneği geçiştirmişti ama ikinci Viyana bozgununu bu topluma nasıl anlatacaktı?
Kanuni’nin yaşamının büyük bölümünde Hürrem’in elinde oyuncak olduğunu bu topluma kabul ettirebilecek miydi? Bir babanın saltanat uğruna kendi öz oğlunu öldürtmesi, kız kardeşlerinin kocalarını boğdurtmasını nasıl açıklayacaktı? Gördüğüm kadarıyla cesur bir kadındı; 78 kuşağı çok badireler atlatmıştı… Sanırım tenkitleri yine de göğüsleyecek, taviz vermeden bildiğini, düşündüğünü yazacaktı ama menhus kanser buna izin vermedi.
Çok erken bu dünyadan ayrıldı. Oysa yapağı, yazacağı daha çok şeyler vardı. Yakınlarından öğrendiğimiz kadarıyla Osmanlının son günlerini, bazılarının ulu hakanı Sultan II. Abdülhamid’i ve Vahdettin’i konu alacak senaryoları düşünüyormuş… Onları gerçekçi şekilde yazabilmiş olsaydı, kim bilir bazı çevrelerde ne gümbürtüler koparacaktı… Gördüğümüz kadarıyla salt kahramanlık senaryoları yerine gerçekleri yazmayı düşünmüş olmalıydı.
Sevgili Meral Okay, ölümün çok erken oldu, ışıklar içerisinde yat, yine de kısa sayılacak ömründe insanlara bir şeyler verdin, en azından onları düşündürmeye tarihi öğretmeye, gerçeklerle yüzleştirmeye çalıştın. Bu bile az iş mi?..
erdemyucel2002@hotmail.com.
Hocam ellerine saglik"Önce merhumeyi Allah rahmet eglesin.Evet buyurdugun gibi,insan dogar ve ölür.Bu konuda bende her gün Yaratan Rabbime ecel,im geldigi aman bana hayirli ölümler nasip egle diye dua ederim.Belki ölümün hayirlisi,mi olur,diye düsünen olabilir,saygi duyarim.Ama ben hayirli ölüm diliyorum Allahtan.Allah kimseyi düsürmesin,düsenin dostu olmaz derler,cok dogru.
Cünkü bir kac konuya sahit oldum,Servet icinde yüzen insanlari,da gördüm.Bir cogu atasi yatalak duruma düstügü zaman,ondan kurtulmak icin ihtiyar bakim evlere biraktilar.Hayatini o col cocuk icin harcayip calisan ata,herhalde bu duruma düsmemek icin ölümünü coktan dilemistir allahindan.Biz insanoglu cok,mu cok nankör bir mahlukuz.Karsimizdakini degil hep kendimizi düsünmüsüz.
Nedendir bilmiyorum insani sag iken pek sevmiyoruz.Hatta yasarken onu öldürmek icin her türlü sahtekerligi yapan cok insanimiz var.Rahmetli Meral Okay belki öldürülmek istenilenden biridir.Cünkü cekemiyenleri cok olabilir,Ama Hakkin rahmetine kavustuktan sonra,Ölümü kiymete bindi.Simdi herkes onu iyi yönlerini konusuyor.Peki sag iken neden onun yaptiklari güzel seylerden cogumuz uzak durduk.
Ben sahsen böyle bir seyi kabul etmiyorum.Ne verirsen sagligimda ver,Öldükten sonra senden birsey istemiyorum.Rahmetli Meral Okay yaptiklari eserleri serileri ortadadir,Gercekten aydinlatici cok yönleri vardir.Üstüne üstlük servetini bagislamis,Demek Allah verdiginde iyi oluyorda,sükredebiliyoruz,Allah aldiginda,da feryat ediyoruz,tövbe tövbe.Böylelikle merhumeyi bir daha anar ruhu sad olsun.Mekani cennet olsun,sevenlerine,de basi sag olsun diyorum saygilarimla.