MHP’nin 2007 seçimlerinde, CHP’den sonra ikinci ana muhalefet partisi olarak TBMM’ne girmesi milliyetçi çevreler kadar aklıselim sahibi kişiler tarafından da olumlu karşılanmıştı. Seçim öncesi yapılan konuşmalarda MHP’nin TBMM’de fırtınalar koparacağı sanılıyordu. Nitekim AKP %46’lık oy çokluğuna rağmen CHP’nin yanı sıra MHP’nin de iktidarı zorlayacağı sanılıyordu. Devlet Bahçeli’nin milliyetçilik yönü ağır basan seçim öncesi konuşmalarında, Apo’yu gündeme getirerek ortaya ip atması, bu zorlamanın nişanesi sayılmıştı.
MHP’nin gerçek Başbuğu Alpaslan Türkeş’in parti mirasına konan Devlet Bahçeli’nin, O’nun yerini tutamayacağını pek çok MHP’li biliyordu. Ama ortada başka bir alternatif de yoktu. Türkeş’in yanındakiler, şu veya bu nedenlerle partiden ayrılmış veya pasif duruma getirilmişlerdi. Oysa Albay’ın en yakınlarından Yaşar Okuyan, diğer bazı partililer gibi Mesut Yılmaz’ın yanında ANAP’da bulunuyorlardı. Böyle bir ortamda Bahçeli tek kaldı, Başbuğluğu kolayca üstlendi.
Son seçimden sonra MHP’ye gönül veren çoğu kişinin hüsrana uğramadığını söylersek, yalan olur. MHP’nin iktidarı zorlayacak muhalefeti yerine, meclise AKP’ye koltuk değneği olarak girdiği kısa sürede ortaya çıktı. TBMM’in ilk oturumunda DTP’lilerin bulunduğu sıralara giderek ellerini sıkmaları milliyetçi çevrelerde tepki ile karşılandı. Oysa bu davranışın kızılacak bir yanı olmadığı görüşündeyim. Bu yalnızca bir nezaket kuralı idi.
Seçim öncesi konuşmaları, söylenenler, suçlamalar, meydan okumalar; Bahçeli’nin meydanlarda Apo’yu kastederek “al sana ip” diye ortaya ip atması kafalarda soru işaretleri bırakmıştı.
MHP, aynı sert tutumu mecliste de gösterecek miydi?
AKP’nin son seçimi kazanacağı önceden biliniyor ama böylesine bir sonuç alacağı düşünülemiyordu. CHP ile birlikte MHP muhalefeti karşısında işinin hiç de kolay olmayacağı sanılıyordu.
Böyle düşünenler kısa sürede yanıldıklarını anladılar. Bu soru da yanıtlanmış oldu. Önce cumhurbaşkanı seçiminde, ardından anayasa maddelerinin değişiminde ve türban konusunda AKP’ye verilen destek... MHP’nin bu dönem siyasetinde AKP’ye destek olacağı açıkça ortaya çıkmıştı. Meğer meydanlarda atılan ip Apo’yu asmak yerine biz birbirimize bağlanacağız anlamına geliyormuş!.. Kimse bu mesajı anlayamamış!..
Cumhurbaşkanı seçiminde meclisteki ezici çoğunluğuna rağmen AKP milletvekillerinin sayısı tek başına cumhurbaşkanını seçmeye yetmiyordu. Bu nedenle de Başbakan muhalefet ile uzlaşma arayışına gireceğinden söz ediyordu. Ne var ki, kimsenin beklemediği destek MHP’den geldi; “AKP kimi isterse aday gösterebilir. Biz Meclis’e gireriz, 367 sayısal sorun da yaşanmaz “ diyen Bahçeli pek çok kişiyi şaşırttı.
Cumhurbaşkanının seçilmesinden sonra ortaya çıkan referandum sorunu da yine MHP desteği ile aşıldı. Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilirse, daha önce seçilmiş olan Abdullah Gül’ün hukuki durumunun ne olacağı da yine MHP’nin yardımı ile çözüme kavuştu. MHP, AKP’nin bu konudaki formülüne destek verdi, anayasada yeni bir değişiklik yapıldı. Son olarak, gereksiz yere ortaya çıkarılan türban sorununda; aydınların tepkilerine rağmen üniversitelerde yasağın kaldırılması da yine MHP desteği ile gerçekleşti.
Bahçeli’nin siyasi simge olan türbandan yana oluşu bir bakıma mazur görülebilir mi? Tabanında çok sayıda türbandan yana olan partilisi veya oy aldığı kişiler var. Bunların büyük bir kısmı BBP’ye kaymış olmasına rağmen yine teşkilatta başı kapalılar bulunuyor.
Bahçeli, önümüzdeki seçimde oy mu? Laik cumhuriyet anlayışı mı? Önce bunu düşünmeliydi. Yeterli sayısal çoğunluğu oluşturan her iki parti, türban yasağının kaldırılması konusundaki ortak tekliflerini kurmaylarının ( ! ) uzun görüşmelerinden sonra TBMM’ne sundular. Bu arada kafamı sık sık kurcalayan bir sözcüğü sizlerle paylaşmak isterim.
Siyasette kurmay ne demek?
Kurmay askeri bir sözcüktür. Anlamı karargâh ve komuta hizmetlerini yürütebilecek, ihtisas sahibi, nitelikli subaylara verilen bir unvandır. Kurmaylık Harp Akademilerinden başarı ile eğitimlerini tamamlayan subaylara verilen bir payedir. Diğer subaylardan ayrılarak kırmızı yaka taşırlar. Önemli komuta görevlerini üstlenen kurmayların yalakalık yaptığı da hiç görülmemiştir.
Siyasette kurmay ise bir şekilde seçilmiş, genel başkanların yanında yer alarak onların sözünden çıkmayan ve partisinde sivrilenlere söyleniyor!..
Siyasette olsun, yazılı ve görsel basında olsun bu sözcüğün kullanılması yanlıştır. Hatırlatması bizden. Şimdi biz yine konumuza dönelim;
Ne var ki, iş bununla kalmadı; türban konusunda başta TUSİAD olmak üzere laik anlayışı korumaya çalışan sivil toplum örgütlerinin tepkilerine yanıt AKP’den çok MHP’den geldi. Önceki konuşmalarında olduğu gibi her fırsatta TUSİAD’ı eleştirmekten geri durmayan Bahçeli, “İstanbul sermayesinin siyasi konulardaki fetva makamı buyurmuş” diye aşağılayıcı bir üslup kullanarak “Cumhuriyet’in ilkelerine bağlılık konusunda kendilerinden alacağımız hiçbir ders ve nasihat yoktur” diye sözlerini sürdürdü.
Gerçekte Bahçeli’nin TUSİAD’ın ikazından alacağı çok ders vardı ama gerçeği göremedi. Oysa TUSİAD’a şunu sormalıydı; seçim öncesi kendi çıkarlarınız için AKP’ye oy verdiniz mi? Yoksa vermediniz mi?
Başbakan Erdoğan da “Partimizle MHP arasında genel bir mutabakat var” diyerek bu konuda son noktayı da ortaya koymakta gecikmedi.
MHP’ye gönül bağı ile bağlı olanlar, verdikleri oyların AKP’ye destek olarak kullanıldığını görünce ne düşünürler. Bilemeyiz, sanırım bunun da yanıtını,önce yerel sonra da genel seçimlerde göreceğiz...
Başbakan’ın deyimi ile “ihsas-ı rey” sözü içerisine MHP ne kadar giriyordu. Doğrusu onu da şimdi tam olarak kestiremiyoruz.
Açık olarak söyleyemeseler bile çoğu MHP’li dostlarımız, koltuk değneği olacağımızı nereden bilebilirdik diye hayıflanıyorlar. MHP milletvekillerinin hiç birisinden de bu konuda çıt çıkmıyor. Türkiye’deki tek kişilik siyaset yapmaya, liderlerin sözüne körü körüne uymaya onlar da alışmışlar. Yeri gelince hep birlikte Genel Başkanlarının isteği doğrultusunda oylarını kullanıyorlar. Ne demişler; sadakat iyidir, insanın geleceğini garantiler...
Önceki “MHP’de Çatlak Sesler” başlıkla yazımda MHP’nin nereye gittiğini sorgulamış, parti listesinde TBMM girmesi gereken pek çok kişinin “es” geçildiğini yazmıştım. Bugünkü ortam açıkça gösteriyor ki, siyasi görüşü, inancı uğruna rahatça konuşan, tepkilerini kaçınmadan ortaya koyanlar yerine emir kulu olanlar listelere girmişler. Bizim genlerimizde Osmanlıdan kalma “Padişahım çok yaşa” inancı var diyenler ne kadar da haklıymış...
MHP milletvekili olan ve basındaki milliyetçi dostlarımdan bunları yazmak zorunda kaldığım için özür dilerim.
Kısacası MHP kendisine gönül bağlayanları büyük ölçüde yanılttı. Beklentileri boşa çıkardı. Seçim öncesi yapılan tahminlerde CHP-MHP koalisyonundan bile söz edenler vardı. Sonuçta bütün bu beklentiler boşa çıktı, milliyetçi kesimin bel bağladığı, inandığı partilerinin bir anda diğer partiye koltuk değneği veya stepne olmaktan öteye gidemediğini gördüler.
Sayısal çoğunluğuna rağmen AKP, alacağı destek karşılığında , MHP’ye bir veya iki bakanlık verse, AKP-MHP koalisyonu kurulmuş olsa ne kadar güzel olur... Kimse MHP’yi eleştirmez, biz de böylesine yazılar yazmaktan kurtuluruz.
Türbanı, siyaset olarak kullanarak, “durmak yok, ortaçağa yolculuk var” sözünü ima edenlerin yanında MHP’nin güle oynaya yer almış olmasını gerçekten yadırgıyorum.
Ümmetçilik nerede? Milliyetçilik nerede? Din devleti nerede?
Ah bunu bir çözebilsem!...
Her yıl Tekiryaylası’na çıkıp otağ kurmakla bu işler olmuyor. Alpaslan Türkeş’i yeri gelmişken bir kez daha rahmetle anıyorum.
erdemyucel2002@hotmail.com
o bir tek tir ne yapacagını çok iyi bilir yeter ki siz panik yapmayın ve ortalıga ves veseye vermeyin
Selam hocam diline saglik, Hocam benim bir türlü politikaya aklim ermedi,bir bilen varsa bana anlatsin. Secim öncesinde verilen vaetlet,Baska secim sonrasinda ara bul bulabilirsen. Sayin bahceliyi secim öncesi cok takdir ettigim bir politikaci idi. Simdi ise kendi kendime sorarim sayin bahceli nereye gitmek istiyor diye. Bu kadar lastikli politika olur,mu Benim bildigim MHP Türkiye cumhuriyetinin sigortasi idi, malesef Turban dolayisi ile Ak Partinin yaninda yer almasini kabullenemiyorum. MHP bu davranisi bence cok cok oy kaybetirecektir. Cumhuriyet savunucusu Laiklik savunucusu olan MHP bu karari kimin baskisi ile bu hale düstü,onu aciklasin bari. Simdi daha iyi anlasiliyorki her sey cikar icin yapmistir saniyorum. Bizim tek koruyucumuz kaldi oda ALLAH TÜRK ORDUSUNA ZEVAL VERMESIN,YUMRUGU DEMIR KILICI KESKIN OLSUN. Daim ol sanli Türk Ordusu sen olmazsan bu tür politikacilar Türkiyeyi Türk iscisini nasil yurt disina sattilarsa satarlardi. Bir vatandas olarak hicbir politikaciya inancim kalmamistir. Türkiye Cumhuriyeti ne cektiyse butür yanlis politikadan cekmistir. 60 yasindayim doluyum yazacak coksey var ama sayfalar sigmaz,Kalem tutan ellerin dert görmesin selamlar.
MHP doğru olanı yaptı sayın hocam.Sorun var mıdır,nedir?Genelde fikir özgürküğü,özelde inanç özgürlüğü sorunu var,bunu kabul etmek gerekir.Hala cezaevlerinde düşünce suçluları varsa bu böyledir.Üniversiteler bilim yuvasıdır diyoruz.Bilimden yararlanmayı başörtüsü engellediğine göre sorun var..kırk yıldır yara..mhp ne yapacaktı? puan hesabı mı millet hesabı mı?
mevzuyu dolandımanın hiç gereği yok sadede gelin değerli kardeşlerim aslında baykala sormak gerekir AKP MHP arasındaki mülâkatı bildiğine göre bu satışın bedelinide bilir sayin baykal MHP bu desdeği cumhurriyet ilkelerinden bu vahim tavizi hangi bedel vaat karşılığında verdi ??? açıklarmısın?? nasılsa sen açıklayınca onlar belgeleri çıkartıyor. düşnülmesi gereken bu satılmışız vesselam . saygılarımla hüseyin .
Yaklaşan yerel seçimlerle MHP, türban yasasıyla biraz oy alabilir miyim diye düşünüyor olmalı, olacak olan az olsada oy alacak ama zamanla yükselen trendini düşürecek, hatta oy kaybedecektir. Kılık kıyafet devrimi daha çıkmadan birçok vatadaşımız modern kıyafetlerini giymiş, medeni kanunla kadınlara birçok haklar getirilmiş, hatta seçilme hakkı birçok Avrupa ülkesinden önce bizde tatbik edilmiştir. Ne varki genç cumhuriyetimiz zamanla oy kaygısı ve Ortadoğu'daki gelişmelerinde etkisiyle ilk günkü heyecanını kaybetmiştir. Türkiye sunni krizlerle oy uğruna zaman ve enerjisini kaybetmektedir. Evet tüm yasaları yasa koyucu çıkarabilir, ve uygulayabilir. Fakat bazı kesimlerin desteklemediği bu durum ileride Türkiye'yi iyice kaosa götürecektir. Türkiye'ye kaçan İranlıların kaygısı ise acaba ileride burasıda geldiğimiz yer gibi olur ve yerleşecek yeni yerler mi arayacağız korkusudur. TC'nin kuruluş felsefesindeki Laiklik ilkesinin savunulması tartışılmaz bir ilke olarak kalmalıdır. Ve Atatürk'ün veciz sözüyle "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" selamlarımı,saygılarımı sunarım.
Mhp nin saf inanç hürriyeti kapsamında verdiği söylenen destek sebebiyle üniversitelerde türban yasası büyük ihtimalle kalkıyor, fakat ileride oluşabilecek gelişmeleriden kendini soyutlamamalı ve bunun tahahütünü vermelidir.
herşeyi çok üsteliyorsunuz ve boş konuşuyorsunuz fikirlerimiz aynı biraz da bilimle ugrasın hep aynı şeyler yıllarca dönüp gidiyor milleti engelliyorsunuz bence biz üretmeliyiz bu parti kim olursa olsun bilimle ugrasalım batılı uygar medeniyetini yakalayalım
Sayın hocam bir kez daha ellerinize sağlık.Yalnız bazı istisnai düşüncelerim de var tabii ki.Öncelikle bugünkü MHP nin gizli ve beklenmedik yaptığı destek oyununu yıllar önce rahmetli Türkeş aleni olarak yaparak meclise girmek için hangi partiyle seçim ortaklığına gittiğini hatırlayalım.Dolayısı ile aslında bugün olanlara şaşmamak gerektiğini düşünüyorum.Benim son seçimlerde vatandaş olarak gözlemlediğim MHP nin de AKP nin önceki seçimde olduğu üzere tepki oyu ile bu kadar milletvekili çıkarmasıdır.Çünkü birçok tanıdığım da aynı şeyi yapmış partilerine olan güven sarsıldığı için,milli davaya daha hassas bakacağı düşünceler ile oyunu MHP ye vermişlerdi.Lakin sizin de gayet güzel açıkladığınız durum üzerine yine aynı kişiler pişmanlıklarını dile getirmekte de sakınca görmediler. Benim bu zamana dek bu seçimlerden öğrendiğim şey ise iktidar olmaya yakın partilerin başkanları veya milletvekili adayları da dahil olmak üzere,seçimlerde bütün partilerin aday ve başkanları hep doğru ve halkın kulağına güzel gelen şeyleri söylemişlerdir. Hatırlayalım,AB ye kafa tutanlar,İMF yi kovanlar,iki anahtar vadedenler.......diye liste uzar gider.Ama hepsinin ortak noktası bu vaatlerinin hiçbirini yerine getirmemiş olması dahası söylediklerinin tam tersini yapmalarıdır.Artık oy verme kriterinin verilen vaatler değil icraatler olması gerektiğini düşünüyorum.