2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Müftünün çocuk isimlerine itirazı!..

Aileler yeni doğan veya doğacak çocuklarına verecekleri isimlerine özen gösterirler. Bebeklerine verecekleri isimleri aralarında tartışırlar, büyüklerine danışırlar, sözlükleri karıştırırlar... Bazıları aile büyüklerinin isimlerini seçerler. Kimileri Kuran’a başvurur, tarihe mal olmuş ünlülerin üzerinde dururlar.

Yanılmıyorsam 1960’lı yıllarda Hayat Mecmuası listeler halinde çocuklara verilecek isimleri anlamlarıyla birlikte yayınlamış, epeyce de faydalı olmuştu.

Bazı aileler verecekleri ismin kökeni ve ne anlama geldiğinin üzerinde pek durmazlar. Böyle olunca da bebek büyüdüğünde bir takım garipliklerle karşılaşılır. Örneğin bebeğe Filiz ismini yakıştıranlar sonradan onun şişman olabileceğini düşünmezler. Bazıları Hakan veya Fatih ismini tercih ederler. Ola ki bu ismi alan çocuğun ileriki yaşlarda Hakan veya Fatih ile ilgisi olamayacağı akıllarına gelmez. Olurlarsa ne ala, cuk oturmuş denir. Ya topluma mal olamaz, iddialı görevlerde bulunamazlarsa?

Eda ismi verilenler ileriki yaşlarda ya edalı bir hanım olamazsa?

Sizce biraz garip değil mi?

Birde aşkı terennüm eden isimler vardır; Gönül, Aşkım, Okşan, Sevda gibi… Gerçekte buna benzer isimleri çok daha uzatmak mümkün…

Tarihe mal olmuş şahsiyetlerin isimlerini çocuklarına veren aileleri çevremizde görürüz. Timur, Cengiz bunların başında gelir. Bu isimleri taşıyan hükümdarların özelliklerini de pek bilmezler… Örneğin çocuklarına Timur ismini verirken tarihte Çağatay Hanlığını ve onun ünlü hükümdarı Aksak Timur’u ne kadar bilir? Acaba Timur’un 1402’de Ankara Savaşında Yıldırım Beyazıt’ı yenerek onu kafese kapattığını, bütün Anadolu’yu ele geçirerek Osmanlıyı parçaladığını biliyorlar mı?

Çoğu kişinin ismini verdiği Cengiz Han’ın Moğol oluğunu ve Türklükle ilgisi olmadığını da…

Kırsal kesimlerden büyük şehirlere göç eden kadınlardan Fatma ve Emine’ler nedense modernleştiklerinden(!) Fatmalar Fatoş’a, Emineler de Mine’ye dönüşürler (!)

Toplumumuzda isim verme yönünden bu yanlışlar yapılırken Samsun Müftüsü çocuklara verilen isimlere dikkat edilmesini, özelikle Kuran’dan seçilen isimlere özen gösterilmesini, anlamlarının iyice bilinmesi konusunda yerinde bir uyarıda bulunmuştur.

Samsun Müftüsü Yrd. Doçent Dr. Hayrettin Öztürk’ün yerinde tespitine ne yazık ki, Diyanet İşleri Başkanlığından kastı aşan yorum, abesle iştigal diye anında bir yanıt gelmiş!.. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği; “Şahsen müftümüzün basına yansımış şekliyle ifade etmiş olmasına ihtimal vermiyoruz. Bu isimler topluma mal olmuştur” demiştir.

Doğru, bu isimlerin çoğu topluma mal olmuştur ama bilmeden, araştırılmadan konulmuştur.

Samsun Müftüsü isimlerin Arapça anlamları konusunda ilginç saptamalarda bulunmuş: Sanem (Put),Aleyna (Sıkıntı veya bela), Kezban (Yalancı), Bekir (deve yavrusu), Hümeyra (Kedicik), Hümeysa (Gözü çapaklı kadın), Kayra (Tanrı), Melis (Yunanca tanrıça), Erçin (ücret), Julide (Dağınık perişan), İrem (Tanrının gazabına uğramış sahte cennet)…

Ne gariptir ki; Türk Dil Kurumu Arapça ve Farsça kökenli bu isimlere daha değişik anlamla yakıştırmıştır. Örneğin Sanem (Çok güzel kadın), Aleyna (Esenlik ve güzelliklere sahip kadın), Kezban (Evini çekip çeviren kadın), Melis (Sevgili, can, bal arısı)…

Müftünün başımıza açtığı işe bakın; isimlerin Arapça, Farsça anlamlarına mı, yoksa Türk Dil Kurumu’nun yazdıklarına mı inanacağız?

Kısacası ben dil uzmanı olmadığımdan şaşırıp kaldım!..

Bu arada bilmeden gayrimüslim isimleri de kullanılmaktadır. Örneğin Alara, Rosa, İleyda gibi…

Kuran’da ismi geçen bazı Yahudi Peygamberlerinin isimleri de yine bilmeden kullanılmaktadır. Yasef’i Kuranda yer almış olmasından ötürü değiştirilmiş şekli olan Yusuf gibi…

Samsun Müftüsü başta Rahman, Celil gibi Allah’a mahsus bazı isimlerin çocuklara verilmesine de karşı çıkıyor. Bu arada Resul, Nebi, Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil ve Samet gibi isimlerin verilmesini yakışıksız buluyor. Benim merak ettiğim bir konu da en katı Müslümanlar bile nedense dört halife döneminden, Hz. Ali’nin öldürülmesinden sonra iktidara gelen Emevilerden Yezit ile Muaviye’nin ismini nedense kullanmazlar. Ayrıca en katı Osmanlıdan yana olanlar bile çocuklarına Vahdettin ismini yakıştırmazlar.

Kısacası çocuklara isim vermek de kültür ve eğitim işidir…


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 5 Kasım 2012 Pazartesi 08:56:22


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Mehmet Ersindigil IP: 84.62.48.xxx Tarih : 5.11.2012 17:42:48

Hocam ellerine saglik"Müftünün cocuk isimlerine itirazi,kendince belki hakli yönü vardir.Fakat Türkiye,de o kadar cevap bekliyen olaylar,vakalar,varken simdi,de isimlerle ilgilenmek biraz yersiz geldi bana.Gerci Anne ve Babalarin bebeklerine neye dayanarak taktiklari isimleri tabi,ki anlamak mümkün degil.Bu ebeyvenlerin kendi görüsleridir.Örnegim Kimi erkek bebeklerine Aslan ismini veriyor,ne diye,Aslan gibi kuvvetli veya yirtici olsun diye,mi.Vatan ve millet meseleleri dururken,Bu konuda yorumlanacak pek birsey görmedim saygilarimla.


karikatürist. IP: 95.15.168.xxx Tarih : 5.11.2012 23:43:21

şimdi başıma dert oldu; benim de göbek adım "İsa" ..  *

* Ferit Devellioğlu'nun "Osmanlıca-Türkçe Lûgatı" nda 'isa nın' dört çeşit anlamının açıklaması vardır