Bizim kuşağın gençlik yıllarında çok sık duyduğumuz bir söz vardı; Nurlu Ufuklar!.. Yanılmıyorsam bu sözü Süleyman Demirel söylemişti.
O zamanlar bu söze kanmış olmalıyız ki, yaşamımız boyunca hep nurlu ufukları bekledik... Sonraki yıllarda onun yerini, ekonomi dar boğaza girdiğinde, kemerleri sıkalım politikası aldı. Bizler kemerleri sıktık ama bazıları kemerlerindeki delikleri biraz daha açtı, servetlerine servet kattı. Ardından tünelin ucu göründü sözü gündeme geldi. Sanki Türkiye kararanlık bir tünelin içindeymiş de, bizleri yönetenler, var güçleriyle bizleri karanlık tünelden kurtarmaya çalışmışlar (!). Sonra da tünelin ucundaki aydınlığın ışıkları görülmeye başlanmış!.. Ardından dar boğazlar masalı tezgâha konuldu. Türkiye elde olmayan nedenlerle dar bir boğazın içerisine girmiş, bazıları da oradan bizleri kurtarmaya çalışıyormuş!...
Ne güzel...
Benim anlayamadığım; bizleri karanlık tünellere, dar boğazlara sokanlar kimlerdi? Biz kendi kendimizi mi oralara sokmuştuk!.. Yoksa zaman zaman sütunumda dile getirdiğim, kasabanın ortasında kurulan ipin üzerindeki cambazı mı seyrediyorduk? Birileri bizlere her kıpırdanışımızda cambaza bak mı diyordu?
Yoksa Melike Demirağ’ın söylediği gibi bizleri masallarla, ninnilerle uyutup, tıpış tıpış yürütenler mi vardı?
İşte bugün bile onu tam kestiremiyorum...
Ne yazık ki, onun yanıtını, o günlerin politikacıları vermekten çok bizlere “ha gayret az kaldı” diyorlardı. Bizler de saf saf bu masallara inanıyorduk...
O günlerden bugünlere ulaştığımızda, yine bazı şeyleri anlamakta zorluk çekiyoruz. Son günlerde çoğu insan gibi ben de ne oluyor, neler bitiyor anlayamadım... Aklımız fikrimiz 2008 Avrupa Şampiyonasında, Türk Milli Takımın başarısında, son saniyelerde yenilen veya atılan gollerdeydi!...
Fatih Terim gidici mi kalıcı mı?
Şampiyon İspanya Teknik Direktörü Aragones’in ilerlemiş yaşına rağmen Fenerbahçe’ye gelişine seviniyorduk...
Türkiye’de bir yıl önce soruşturması başlatılan, ancak iddianamesi yeni tamamlanan, bazı tanınmış kişilerin gözaltına alındığı Ergenekon olayı vardı. Haklarında dava açılıp açılmayacağı bile bilinmeyen bu insanların tutukluluk halleri devam ediyor... Zaman zaman onlara yenileri ekleniyordu.
Bu arada Cumhuriyet tarihimizde bir ilk yaşandı; Yargıtay Başsavcısı, Anayasa Mahkemesinde sözlü iddianamesini yaparken, iktidar partisini şeriatçılıkla suçlayıp, kapatılmasını istediği anda, birileri düğmeye bastı, sarı zarflar aynı anda açılıp yeni gözaltılar başladı. Türkiye’nin tanımış isimleri gözaltına alındılar.
Kimlerdi bunlar?
Jandarma eski Genel Komutanı emekli Orgeneral...
Ege ve 1.Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral!..
İlk kez polis askeri lojmanlara girerek, emekli komutanları gözaltına aldı...
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi bir gazeteci… Oysa bu gazetecinin “Devlet ve İslam”, “İran Raporu”, “Irak Bataklığında Türk-Amerikan İlişkileri”, “Ülkelere Değil Savaşa Düşmanım” isimli kitapları vardı. Aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesinin İlhan Selçuk’tan sonra gelen ikinci adam konumundaydı...
Ankara Ticaret Odası Başkanı!.. Başkan daha bir kaç gün önce Ankara pazarlarını dolaşmış ve televizyon muhabirlerine halkın geçim sıkıntısını dile getiren bir röportaj yapmıştı... Kredi kartı mağdurlarından yana bir tavır sergilemiş, halkı Çin malları karşısında uyarmıştı.
Onları elleri kelepçelenen Tercüman Gazetesi Genel Yayın yönetmeni, Televizyon kanallarında ilginç programlar sergileyen bir başka gazeteci, Türkiye’deki tek bağışıklık tedavi merkezi Ati Teknoloji Genel Müdürlüğü yapan bir öğretim üyesi, bir avukat, Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Sekreteri izledi.
Şu ana kadar toplam yirminin üzerinde kişi...
Arananlar arasında, bir zamanlar Başbakan’ın yakın arkadaşı, eski AKP Milletvekili Turan Çömez de bulunuyor...
Şimdi bazıları da merakla bekliyor; acaba sıra bana da gelecek mi?
Sırada kimler var? Belki sizler, belki bizler...
Bir gece veya sabaha karşı ansızın geliyorlar... Geçmiş yaşantınız, devlete verdiğiniz hizmetler, beyin gücünüz dikkate alınmıyor... Evinize doluşuyorlar, başta PC’ler olmak üzere her şeyiniz, en özel ayrıntısına kadar köşe bucak araştırılıyor. Kişinin özel hakları, mahremiyeti dikkate alınmadan eviniz didik didik inceleniyor… Sonra da kaçacakmışsınız, devlete karşı gelecekmişsiniz gibi kollarınıza giriliyor ve götürülüyorsunuz...
Bunun da ismi gözaltına alınmak...
Bu olay taraflar arasında siyasi bir hesaplaşma mı? Bir gazetenin manşetinde verdiği “Büyük Gözdağı” mı?
Yalnızca siyasi hesaplaşma mı?
Güç gösterisi mi?
Yoksa darbe için ortada bazı girişimler mi var?
Hükümete karşı olduklarını her vesile ile ortaya koyan aydınları susturmak mı?
Bir süre önce iç ve dış politika konularında televizyon ekranlarında kişisel görüşlerini söyleyen emekli generallerden mi rahatsız olundu. Onlara da bir nebze gözdağı verilmek mi isteniyor?
Kişisel hesaplaşma mı?
Düzen değiştirme arzusu mu?
Yoksa bunların altında da türban mı yatıyor?
1945’li yıllarda, bazı şeyler oluşmadan, biraz erken başladığımız demokrasimiz tehlikede mi?
Onu da bilemiyoruz...
Gözaltılar ne zaman sona erer, ola ki suçlu bulundular, ne zaman mahkemeye çıkarılacaklar? O da pek bilinmiyor...
İddialar ne denli gerçek... Somut delillere dayanıyor mu?
Bunlar yapılırken, demokratik bir ortamda yaşıyorsak hukukun üstünlüğü prensibi zedelenmemelidir. Hukukun üstünlüğü zedelenirse demokrasi de cici demokrasi olmaktan öteye gidemez...
Kısa bir süre önce yargıya ağzından geleni söyleyenler, nedense gözaltına alınmalardan sonra ağız değiştirerek hukuktan yana olduklarını üzerini bastıra bastıra söylüyorlar…
Bu arada evinizde olup bitenden bir şey anlayamayan çocuklarınız,” Baba bilgisayarımı niye götürüyorlar” diye sorduğunda, “Virüs girmiş, amcalar tamir edip getirecekler” yalanını kıvırıyorsunuz...
Gündem birden değişti; Oysa ben bugün Türk Mitolojisinde önemli bir yeri olan, Reşideddin’in “Cami üt-Tevarih” isimli eserinde ana kaynak olan Ergenekon Destanından söz edecektim. Sağ olsun, gözaltına alınmaktan uzak kalsın, sitemizdeki arkadaşlar benden önce davranıp manşetimizde, bilen bildiklerini hatırlasın, bilmeyenler de öğrensin diye bu mitolojik öyküye yer vermişler.
Bize de bunları yazmak düştü...
Köşe yazılarımın çoğunda konuyla ilgili bazı düşünürlerin kıssadan hisse sözleriyle noktalamayı adet edinmişimdir. Bu kez bir fıkra ile yazımı noktalamak istiyorum:
Okuyucularımızdan biri üşenmemiş, bir fıkra göndermiş, kendisine teşekkür ederim.
Öykü bu ya... Son gözaltına alınanları bir araya toplamışlar. Herkes merak ve heyecan içerisinde neden gözaltına alındıklarını birbirlerine soruyorlarmış.
—Seni neden gözaltına altına aldılar?
—Kimi beni mi? Ben suçsuzum.
—Beni yanlışlıkla getirdiler herhalde...
—Biri benim ismimi vermiş, o yüzden buradayım...
Nezarette bir de gerçek kurt varmış… Eski Türk destanlarında, edebiyatında isminden sıkça söz edilen kurt... Bir köşeye sinmiş, olup biteni gözlemliyormuş. Nihayet gözaltındakiler onu görmüş ve birbirlerine sordukları soruyu ona da yöneltmişler;
—Senin ne işin var burada?
Kurt gülmüş;
—Benim tek suçum, adımın Ergenekon Destanında geçmiş olması. Demiş…
erdemyucel2002@hotmail.com
Vallahi,Erdem abi,NURLU UFUKLAR artık hayal oldu.Karanlık ufukları görmekten içimizde karardı dışımızda.Halkı kendi yarattıkları gündemle uyutup,vatanı parsel parsel satıyorlar.kendi çıkarlarına göre anayasayı değiştiriyorlar.Durmadan şehitler veriyoruz.Aileleride vatan sağolsun diyorlar.İyide sağolacak vatan bırakmıyorlarki!Paşaları darbe yapacaklar diye birer birer içeriye alıyorlar.İyide madem bu paşalar darbe yapacaktıda,niye ordu ellerindeyken yapmadılarda emekli olunca sapan taşıylamı yapacaklar.Bu milletin bir an önce silkinip kendilerine gelmeleri gerekiyor.yoksa VATANIMIZ diye bir yer kalmayacak...selamlar.
Sagol Hocam,Diyecegim tek kelime ellerine saglik.Evet hocam her kipirdamizda Cambaza bak degip bizleri ucu bucu olmayan karanlik tüneline ittiler.Ama o karanlik tünelden cikip Nurlu Ufuklara ne zaman kavusuruz onu tahminin hayeli bile zordur. Bu savas gibi görülen Türkiye Cumhuriyetinin T.S.K lerinin Kislasina kilitlemek elini kolunu baglamak yani yetkilerini elinden kidim kidim alinip yok etmek isteniliyor gibi geldi bana. Atatürk Türkiye Cumhuriyeti var olusu T.S.K nin Sayginligi gözü ile bagdasirdi. Ne yazik,ki tutturduk bir AB Pazarina girmegi Türkiye Cumhuriyetinden türlü türlü ödünler vermege basladik ve halen vekmekteyiz.Ödünlerden biride TSK Lerinin Türkiye Cumhuriyeti,nin bekciligini yapan hayatini hice sayan ic ve dis düsmanlarla bogusan Türkiye Cumhuriyetinin onurunu ve haysiyeti serefi olan TSK Leri susturmak kimsenin hakki yoktur.Bunun ne Avrupa Birligi nede dünya birligi bile olsa.Eger yukarda belirtigim gibi ödün verilipte Türkiye Cumhuriyetini Avrupa Birligine alacaklarsa varsin o birlk onlarin olsun.Bu Avrupa Birliginin Bazi Ülkelerin Büyük adamlari Türkiye,yi ölmüs bir les,e benzeterek her biri bir parca koparmak pesindeler.Ben bir Vatandas olarak bunlari görüyorum isityorum,Bunu Türkiye Cumhuriyeti,nin Siyasi Partileri nasil görmemezlikten duymamizliktan geliyor hayret ediyorum.Ne yazik,ki Siyasi Partilerimiz Türk Halkini odun parcalar gibi parcaladilar.Hazirlanan bu zeminle TSK Leri ve Türkiye Cumhuriyetinin Polis,i ile Halkin üzerine sürüp pirim yapilmak isteniliyor gibi geliyor bana,Buda Avrupa Birliginin istedigi gibi olur.Daha neyin pesindeyiz,Beni istemiyeni bende istemiyorum deme zamani gelmedimi daha.Ben derim,ki Sev seni seveni,Kov seni istemiyeni.Siyasi Partilerimiz Siyaseti Türkiye Cumhuriyetini aydinliga cikarmak icin caba sarfetmeli,Kavgali siyaseti birakip,Tencere dibin kara seninki benden kara Politikasini birakalim ve unutalim.Artik birlik olma zamani Birlikte zorluklarin üzerine gidelim,Hepimiz kalben ayni Bayrak altinda Toplanalim.Nurlu Ufuklara dugru bir Modern Türkiye Cumhuriyeti yaratalim Nurlu Ufuklar Türkiye Cumhuriyeti icin olsun saygilarimla.