Basının görevlerinin başında iç ve dış dünya ile ilgili haberleri okuyucuya yansıtmak, onların ilgisini çekecek görüşleri, bilgileri verdiği gibi değişik konularda da toplumu aydınlatma görevini üstlenmiştir. Basının gelişmesi demokrasinin gelişmesi ile uygarlık çağında daima iç içe olmuştur. Günümüzde basın toplumun önemli bir ölçüsüdür ve etkinliğini de sürdürmektedir. Bunun yanı sıra okuyucunun yazılı, görsel, elektronik basında, okumak ve görmek istedikleri de vardır. Okuyucuların bazıları da kendi görüşlerini, isteklerini basın yolu ile topluma yansıtmaktadır. Bu nedenle basın ve okuyucu bir bütünün iki yarısı olmalıdır. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da okuyan, konuşan bir toplum ortaya çıkmaktadır. Kısacası basın bir bakıma, toplumun sesini kendisini ve devleti yönetenlere duyurabilmektedir.
Türkiye konuşan, düşünen ve yazan bir toplum olmalıdır. Bu konuda önü açılmalı, onların görüşleri de topluma yansıtılmalıdır. Burada da en büyük görev basına düşmektedir.
Türkiye’de bu yönde ilk adımı yıllar öncesi Cumhuriyet gazetesi yapmış, “Düşünenlerin Düşüncesi” ismi altında gazetenin ikinci sayfasının ortasında bir sütun açmıştı. Ancak bunu yaparken de acaba bu konuda toplumun aydın kesiminden görüşler gelecek mi diye de uzun uzun düşünmüştü. Ne var ki, bu başlangıç toplumdan beklenmedik bir ilgi görmüş, gazeteye sürekli yazılar gelmeye başlamıştı. Ancak bu köşede okuyucu mektupları niteliğinden çok, herhangi bir konuda uzmanların görüşleri yer almıştı. Cumhuriyetin ardından diğer bazı gazeteler de buna yönelmiş, birçok akademisyen, konusunun uzmanı bu sütunlarda yazmaya başlamışlardı. Bazı köşe yazarları da bu yolla basına girebilme olanağını bulabilmişti. Bunun ardından, uzman yazılarının yanı sıra, bir de halkın sesi ve dileklerinin basında yer alması gündeme gelmiştir. Bu nedenle basın organlarının bazıları okuyucu mektupları ve dilekleri gibi köşeler açmış, buraya gelen yazılar, bir editörler grubunca incelendikten sonra yayınlanmaya başlamıştı. Bu editör grubu hiçbir zaman düzeysiz yazılara sütunlarında yer vermemiştir. Böylece çeşitli konularda yönetimlerden şikâyeti olanlar, kendileri ile ilgilenilmediğini sananların sorunları duyurulmuş, yöneticiler de bu sayfalara kulak vererek halkın sorunların giderilmeye çalışmıştır. Kısacası basın halkın gözü ve kulağı olmuştur.
Basının bu yöndeki çalışmaları toplumun bazı kesimlerinde yanlış anlaşılmış, gönderdikleri her yazının, şikâyetin veya dileklerinin duyurulmasını istemişlerdir. Oysa her yayın organının kendine göre bir görüşü, izlediği politikası ve tutumu vardır. Gönderilen yazılar bir editör gurubundan geçirilmekte, yazıların düzgün bir Türkçe ile yazılmış olmasına, dil kurallarına uyulmasına dikkat ediliyordu. Ayrıca kurumlara, kişilere hakaret içeren yazılar, gazetenin izlediği politikaya uymayan yazılar yayınlanmıyordu. Böyle olunca da gazeteye gönderilen her yazının yayınlanmasını beklemek olanaksızlaşıyordu. Bunun yanı sıra bir de işin hukuki yanı vardır; bazı okuyucuların sorumsuzca yazdıkları, suç unsuru ve basın kanununa ters düşen yazılar varsa bunun sorumlusu gazetenin yazı işlerinden sorumlu kişileri oluyordu. Bazen de bu konuda yargıya hesap vermek durumunda kalıyorlardı. Diğer taraftan bu tür yazıları yazanların çoğu gerçek kimliklerini gizlediklerinden, yasalar karşısında sorumlu gazete oluyordu.
Kent Haber olarak bizler de okuyucu ile bütünleşmeyi düşünmüş ve bunun için de haberlerin ve diğer yazıların altına okuyuculara yorumlarını yazabilme olanağını sağlamıştık. İnternet gazetemizin ana sayfası başta olmak üzere il ve ilçelerde çıkan haberler, köşe yazarlarımızın yazıları ve diğerleri, okuyucu yorumlarına açıktır. Bunu da devam ettirmek niyetindeyiz. Kısacası okuyucularımız yorumlarını bizlere yazabilmelidir. Biz de toplumun sesini basın olarak duyurmakla kendimizi görevli sayıyoruz. Ancak bunun belirli bir kuralı olduğu, yorum yazacak okuyucularımıza duyurulmaktadır. Bu kuralın başında okuyucunun ismi ve e-mailinin yazılması gelmektedir. Ayrıca kişilere ve birbirlerine yorum yazanların hakaret içeren sözcükler kullanmamaları da gerekmektedir. Yorumlarda herkes birbirine saygılı olmalıdır.
Çoğu kez yorumları yayınlanmayan okuyucularımız serzenişte bulunuyor ve bazen de hakarete varan e-mailler alıyoruz. Sanıyorum bu konuda bizden şikâyetçi olanlar yapmış oldukları yanlışları göremiyorlar. Yoksa bizim bu konuda, şunu yayınlayacağız, bunu yayınlamayacağız gibi peşin bir hükmümüz bulunmamaktadır. Örneğin ismini veya e-malini yazmamış olanların yorumlarını da yazmaktan kaçınıyoruz. Ayrıca yerli ve yabancı devlet yöneticilerine yönelik hakaretli yorumları da kullanmadığımız gibi Türkiye’nin bütünlüğüne yönelik yorumlar da yayın akışımız dışında kalmaktadır. Çoğu kez herhangi bir konuda yazılmış bir yorumu ve yazıyı eleştiren kişilere yönelik hakaretli e-mailleri de dikkate almadığımız bilinmelidir. Bazı yorumlara ise bizim bilmediğimiz dilden sözcükler eklenmektedir. Bunlarda ne amaç güdüldüğü ve ne denilmek istendiği de toplumun büyük bir kesimi tarafından anlaşılamadığından onlar da yayınlarımızın dışında kalıyor. Ayrıca bazı yorumlarda dil bilgisi kurallarına, konuşulan Türkçe’ye hiç uyulmadığı ve ne denilmek istenildiği de anlaşılamıyor. Bu tür yazıların bazılarını elimizden geldiğince düzeltmeye çalışıyorsak da bazıları bir türlü anlaşılır olamıyor. Çaresiz onları da saf dışı bırakmak zorunda kalıyoruz.
Bize gönderilen yorumların çoğu haberlerle ilgili oluyor. Okuyucunun günlük olayları en ince detayına kadar incelemesi son derece güzel bir olgudur. Gazetemizin güncel olayları yorumlayan köşe yazılarına ve genel yorumlarla ilgili olanlara okuyucuların çok az yorum göndermesi de dikkatimizi çekiyor. Oysa hangi yazının ne kadar okunduğunu teknik olanaklarımızla biliyoruz. Bu tür yazıların da çok okunduğunun farkındayız; ancak onlara çok az yorum yazılması da biraz düşündürücüdür. Ayrıca gazetemizin kültürel, ansiklopedik bilgileri, kültür ve sanat sayfaları da son derece dolgun olmasına rağmen yine de onlara yönelik yorumlar diğerlerinden çok daha az. Bunun nedenini anlayabilmek de biraz zor...
Gazetemiz her türlü yorumunuza açıktır. Bir kez daha belirtmekte yarar vardır; yorumlarda isim, e-mail adresleri tam olmalı ve ayrıca ülke bütünlüğünü sarsacak yazılar ile kişilere yönelik hakaretli sözlere yer vermek istemiyoruz. Ayrıca yorum yazanlar arasındaki kişisel kavgalar, toplumu ilgilendirmediğinden bu tür fikir çatışmaları da bizim dışımızda kalıyor.
erdemyucel2002@hotmail.com