29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Ömer Hayyam, Fazıl Say'ı mahkûm ettirdi!

Türkiye’nin ender yetiştirdiği dünyaca ünlü piyanistlerden Fazıl Say, sosyal paylaşım sitesine attığı tweetlerden ötürü davalık olmuş ve on ay hapis cezasına mahkûm olmuş!

Fazıl Say’ı mahkûm eden tweetlerin neler olduğunu merak edenlere hatırlatmak yerinde olacaktır. Dünyaca ünlü piyanistimiz bakın tweetlerinde neler demiş:

Halkın benimsediği değerleri alenen aşağılamış!..

Allah, cennet, cehennem gibi kavramlara karşı olumsuz duygularını açıklamış!..

Bu kavramların anlamsız, gereksiz olduğu konusunda toplumu olumsuz düşüncelere sevk etmiş!..

Edebiyata biraz meraklı olanlar hatırlarlar; günümüzden yaklaşık 1000 yıl önce İranlı düşünür, ozan Ömer Hayyam’ın rubailerine tweetlerde yer vermiş:

“Irmaklarından şarap akacak, Cennet-i âlâ meyhane midir” diyen Ömer Hayyam’a 1000 yıl önce İran’da bir şey olmamış ama onun dizelerinden ötürü memleketimizde Fazıl Say manevi değerleri aşağılamak suçundan mahkûm olmuş!

Sizce bu çağda, bu kafa, bu zihniyet biraz garip değil mi?

Dünyanın sanat ve kültür ortamı yargının bu kararıyla çalkalanıyor. Biri ortaya çıksa Türkiye’nin aleyhinde bir propaganda oluşturalım demiş olsa bundan daha iyisini yapamazdı.

Yurt dışında yeni bir konserine hazırlanan Fazıl Say bu cezayı fiilen çekecek mi? Çekmeyecekse de manevi ağırlığını hep hissedecek…

Yurt dışındaki Fazıl Say facebook ve tweet hesaplarını kapatmış ve konu benim için kapandı, ülkem adına kaygı duyuyorum, üzgünüm demekle yetinmiş.

Bence Fazıl Say bu karara üzülmemeli; memleketimizin kaderi bu…

Az sayıda yetişen gerçek bilim adamlarımızın, sanatçılarımızın, edebiyatçılarımızın başına gelen ayıplardan biri de onun başına gelmiş. Bundan gocunmamalı, hatta onur duymalıdır.

Bu konuda öylesine çok örneğimizin var ki, onların arasına bir de Fazıl Say eklendi.

Bağnazlığın, kadir bilmezliğin örnekleri Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Orhan Pamuk, Mehmet Haberal ilk akla gelenler arasındadır.

Dini değerleri aşağılamak suçundan yargılanan, iyi halinden (!) ötürü de cezası indirilen Fazıl Say’a verilen ceza dünya basınında geniş biçimde yankılandı ve tepkiyle karşılandı. Uzun süredir Avrupa Birliği’ne girmeye çalışan Türkiye’de bu olay ifade özgürlüğü yönünden kaygı uyandırdı.

Kuşkusuz bu karar önümüzdeki günlerde Türkiye’nin başını çok daha ağrıtacağa benziyor.

Fazıl Say’a sosyal paylaşım sitelerinde yavşak, ateist, sahtekâr, ahlaksız gibi çeşitli hakaret sözcükleri geliyor. Bunlara devlet yöneticilerinden birisinin de “hırt” gibi söylenmemesi gereken bir sözcükle katılması talihsizlikti. Buna karşılık Fazıl Say’a destek amaçlı imza kampanyasına katılanların sayısı bini geçmiş durumda. İmza kampanyasındaki metinde ise şu açıklamaya yer verilmiş: “Böyle bir ceza, tabu sayılan konular üzerinde özgürce konuşmak ve yazmak isteyenlere bir gözdağı ve tehdit oluşturacaktır.”

Bütün bunlar olup biterken dünyaca ünlü piyanistin ilginç bir çalışma üzerinde olduğunu basından öğreniyoruz. Geçen yıl uzaydan dünyaya atlayan Avusturyalı paraşütçü Felix Baumgartner’in uzaydan düşüşünü, paraşütünü açışını, cesaretini, boşlukta dengesini kaybedip bocalamasını notalara döküyor.

Bazılarının tabu saydığı konulara büyük bir cesaretle giren piyanistin arkasında ona destek veren ne bir siyasi parti, ne destekçisi ve ne de mesleği, kariyeri dışında güvenebileceği hiçbir şeyi yoktu. Bu yönden alkışlanmalıydı. Ne yazık ki, uzun süre Türkiye’de konser veremeyecek olan sanatçıyı alkışlamaktan mahrum kalacağım. Say’ın düşünceleri, sözleri bazı çevreleri rahatsız etmiş olabilir ancak her şeye rağmen özgür düşünceyi temsil eden demokrasi ve yargı onu korumalıydı. Bir zamanlar hepimizin Ermeni olduğunu (!) savunan topluluklar hepimiz Fazıl Say’ız cesaretini neden gösteremediler?

Türkiye’yi yönetenlerden bazıları kendilerine bu konuda yöneltilen sorulara “Burada daha önemli konuları konuşuyoruz”, “Bizi bunlarla meşgul etmeyin” diye görüşlerini belirttiler. Oysa Fazıl Say’ın cezası hukuk, adalet, demokrasi, yönetim, özgür düşünce yönünden belki de Türkiye için bir milat olacaktır.

Rubaileri ve ileri görüşleriyle de matematik, geometri, astronomi, fizik gibi bilimler konusunda âlim sayılan Ömer Hayyam’ın görüşlerini yargılayan tek ülke olarak tarihe geçmemizi alkışlamak gerekmez mi?


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 30 Nisan 2013 Salı 09:52:16


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
aslan IP: 82.231.126.xxx Tarih : 30.04.2013 23:28:31

 Ömer Hayyam'ı, Darwin'i, Yunus Emre'yi, Pir Sultan'ı, Albert Camus'yü, Silivri'deki yazar, çizer ve bilim adamlarını, vb... yargılayan ve eserlerini yasaklayan Türkiye mi ileri demokrasiye erişecek? Buna kargalar bile gülerler...


Mehmet Ersindigil IP: 84.62.48.xxx Tarih : 30.04.2013 18:25:29

Hocam ellerine saglik"Cok güzel bir tarih sayfasi acmissin?Önce sunu belirtmek isterim,Ömer Hayyam ile Fazik Say arasinda daglar kadar fark vardir.Ömer Hayyam 18 mayis 1048 yilinda iran,in Nisabur kentinde dogdu.Ömer Hayyam bir cadircinin ogluydu,Bu yüzden Acem dilinde cadirci anlamina gelen soyadini,Babasinin mesleginden aldi.Asil adi,da Giyaseddin Ebu´l Feth bin Ibrahim el hayyam,dir.

Matamatik,Fizik,Astronomi,ve tip gibi rasyonel ilimler disinda,Müzik ve siirler,de yakindan ilgilendi.Belh buhara ve merv gibi bilim merkezlerini gezdi.Bagdata gitti,zamanin hükümdarlarindan özellikle,Selcuklu sultani,Meliksah ve Karahanli semsülmülk,ten büyük yakinlik gördü.Horasanin yildizi Iran ve Irak,in dahisi.Feylesoflarin presi seklinde anilir.Hayyam Iran ve dogu edebiyati,da,Rubai türünün kurucusudur.Hayyam,in 18 eseri bilinmemektedir,cesitli bilim dalinda bircok eseri vardir.

Simdi piyanist Fazil Say,a gelince,Avrupa ülkelerinde yasadigindan dolayi özgürce hareket etmektedir.Onun icin,konusurken Anavatani unutarak yasadigi ülke ile özdeslesip hareket edince,Türkiye,de de ifade özgürlügü herkese özel olmadigi icin ters anlasiliyor.Fazil Say,in her konusmasi konu olup ceza almaya sebebiyet veriyor.Ülkemizde yetisen bilim adamlarini AMERIKA almazsa yasama sansi yok.Bu konuda kimse Türkiye,de ifade özgürlügü var diyemez.Hukuk,Adalet,Demokrasi,Yönetim,var diyoruz,fakat özgür düsünceye yer yoktur.Artik nasil oluyorsa saygilarimla.