29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Picasso İstanbul’da...


İstanbul kültür ve sanat yönünden önemli günler yaşıyor. Ancak yazılı ve görsel basınımızla, toplum olarak bunun ne kadar farkındayız; tartışılaşacak konu...

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi “Picasso İstanbul’da” konulu bir sergiyi Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nde 24 Kasım’da açtı ve bu sergi 26 Mart 2006’ya kadar da ziyarete açık kalacak.

Pablo Picasso, sergisinin açılması Türkiye için bir ilktir ve belki de bir ilkin başlangıcıdır. Çok değişken bir sanatçı olan Picasso’nun değişik dönemlerini içeren 135 eser bu sergide yer alıyor. Sergi’de Picasso’nun okul yıllarındaki karalamalarına bile yer verilmiş. Bu eserler değişik yerlerden toplanmış; 8’i Paris’teki Picasso Müzesi’nden, 3’ü Barcelona’daki Picasso Müzesi’nden, 1’i Paristeki Museee d’art Moderne Lille Metropole’den, geri kalanları da Fundacion Almine Bernard Ruiz Picasso para el Arte ve aile koleksiyonlarından derlenmiştir.

Pablo Picasso (l188-1973) Çağdaş İspanyol sanatının bir dehasıdır. Ressamlığının yanı sıra, heykeltıraş, özgün baskı sanatçısı ve dekor tasarımcısıdır. XX.yüzyılın en büyük sanatçılarının başında gelmektedir. Resim sanatında Georges Braque ile birlikte kübizm akımının kurucusudur.

Bir resim öğretmeninin oğlu olan P.Picasso 15 yaşında Barcelona’daki Güzel Sanatlar okuluna girmiş, bir yıl sonra da Madrid San Fernando Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’ne kabul edilmiştir. Ancak burada mutlu olamamış, bir süre sonra Barcelona’ya geri dönmüş ve orada yoksul bir yaşam sürmüştür. Bu yüzden de Barcelona’da çok fazla kalamayarak sanatçıların merkezi Paris’e gitmiş ve orada Toulouse-Lautrecden esinlenerek ilk resimlerinde sürekli sefaleti dile getirmiştir. Bu döneminde mavinin tonlarının ağırlık kazandığı resimler yapmıştır. Bu yüzden de Onun yaptığı ilk dönem resimleri, mavi dönemi olarak isimlendirilmiştir. Sonraki yıllarda Paris’e yerleşmiş, resimlerinde denediği devrimci yapım onu kübizme götürmüştür. Bu dönemde yapmış olduğu resimlerde de Afrika sanatının etkileri açıkça görülmektedir. Bu arada İzlenimcilikle olan tüm bağlarını kopardı. Cezanna’nin etkisiyle manzara ve ölü doğaları resmetmeye yönelmiştir. I.Dünya Savaşı ve II.Dünya Savaşı bütün batılı sanatçılar gibi onu da maddi ve manevi yönden etkilemiştir.

Sürekli kendini yenileyen bir sanatçı olan P.Picasso 1935’den sonra kübizmi bırakmış, büyük figürleri ön plana alarak yeni klasik tutuma yönelmiştir. P.Picasso’nun 85-92 yaşları arasındaki dönemi yeni çizimler ürettiği bir dönem olmuştur. Mitolojiden yola çıkarak sirk yaşamına, aşk resimlerine kadar çeşitli konuyu resmetmiştir...

P.Picasso sanat yaşamı boyunca sürekli yenilik aramış, değişken bir sanatçıdır. Bu bakımdan Onu resim sanatında belirli bir yere koyabilmek çok zordur. Yaşamı boyunca sürekli kendi sanatı ile yarışmış birbirinden farklı eserler ortaya koyarken değişkenliği de beraberinde getirmiştir.

İstanbul’un sanatseverleri günümüzde bu sanatçının eserleri ile tanışma olanağını yakalamıştır. Bakalım ondan ne kadar yararlanacağız, önümüzdeki Mart ayının sonunda göreceğiz...

Picasso’nun torunu Bernard Ruiz-Picasso tabloların İstanbul’a getirilmesinde bir risk var mıydı? sorusunu kendisine yönelten gazetecilere şu yanıtı vermiştir:

“Tabloların burada sergilenmesi konusunda hem teknik, hem de güvenlik düzenlemeleri müze yetkilileri tarafından mükemmel bir şekilde yapıldı. Avrupa’da okullarda tarih dersinde Osmanlı İmparatorluğu’nun ne kadar büyük bir medeniyet olduğunu okuduk. Daha sonra kişisel merakım sonucu araştırdım ve Türklerin en büyük medeniyetlerden birini kurduklarını öğrendim. İşte o yüzden tablolar burada.”

Sabancı Holding Yönetim kurulu Başkanı Güler Sabancı “Picasso’nun eserlerinin Türkiye’ye getirilmesinde Sabancı Müzesi, uluslararası müzecilik noktalarını yakaladığını” belirtmiştir.

Sabancı Müzesi’nde bir Picasso sergisi açma düşüncesini ilk kez Sakıp Sabancı ortaya atmıştır… Bu sergi için ilk görüşmeleri 2004 yılında Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer başlatmış, bir sürü hatırı sayılı kişiyi araya koyarak P.Picasso’nun torunu Bernard Ruiz-Picasso ile konuşma olanağını sağlamıştır. Nazan Ölçer Picasso’nun torununu ikna etmiş, ardından bir İspanyol ekibi Türkiye’ye gelerek Sabancı Müzesi’nin galeri krokilerini çıkarmış ve eserlerin nereye konulacağı, ziyaretçinin hangi güzergahı izleyeceği hesaplanmıştır. Anlaşma yapıldıktan sonra tablolar tahta kutular içinde uçağa yan yana yüzleri birbirlerine bakacak şekilde yerleştirilmiştir. Bu arada resimlerin basınçtan etkilenmemesi için her türlü önlem alınmış, 25 yıldır sanat taşımacılığı yapan bir firma uçaktan eserleri kamyona sarsıntıyı sıfıra indirecek şekilde yerleştirmiştir. Böylece resimler müzeye getirilmiştir. Bununla da iş bitmemiş tabloların hava koşullarından etkilenmemesi için 24 saat kapalı bekletilmiştir. Teşhir ve tanzim düzenlemesi yapılırken ışıklar da onlara zarar vermeyecek biçimde ayarlanmıştır. Sergi boyunca müzede P.Picasso ile ilgili filmler ve seminerler düzenleneceği öğrenilmiştir.

Sabancı Müzesi’nde açılan dünyaca ünlü P.Picasso koleksiyonların İstanbul’a getirilişinden, sergilenişinden ve bu konuda yapılan girişimlerden kısaca söz etmeğe çalıştım. Acaba bu olaydan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın alacağı dersler olmuş mudur?

Kuşkusuz olmalıdır. Türkiye’de Bakanlığa bağlı müzelerin tam bir çöküş içerisinde olduğu, yönetici ve uzman sıkıntısı çektiği dönemde özel bir müzenin ne denli büyük işler yapabildiği açıkça görülmektedir. Yıllar öncesi de Türkiye müzelerinden bir çok eser dünyanın pek çok müzelerinde, galerilerinde sergilenmiş ve hiç birisinde de böylesine korunmaya, taşımaya yönelik çalışmalar yapılmamıştı. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak bazı eserler zarar görmüş, içlerinden çalınanlar bile olmuştu. Ancak o zamanın ilgilileri bunları basından gizlemeye çalışmış, daha doğrusu kolayca ört bas etmişlerdi.

Günümüz müzeciliği artık eser toplayıp saklayan kurumlar olmaktan çıkmıştır; artık bir müze-bilim gerçeği vardır. Bunu en iyi yapanlardan birisi de bugün Sabancı Müzesi’nin müdürü olan Nazan Ölçer’dir. Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ni ikinci kez çağdaş anlamda kuran ve uzun yıllar yöneticiliğini yapan Nazan Ölçer bu müzeyi nasıl Avrupa’nın ödüllü, sayılı müzelerinden birisi konumuna getirmişse aynı çabayı Sabancı Holding’de de sürdürmektedir. Bilgiyi, görgüyü, yeteneği hiçe sayan Kültür Bakanlığı 61 yaş gerekçesine dayanarak Onu ve diğer bilimsel ve kültürel yönden yetenekli müzecileri emekliye ayırmıştır. Bu arada da Nazan Ölçer gibi müzecilik yönünden büyük bir yeteneği elinden kaçırmıştır. Birkaç yıl öncesine kadar uluslararası düzeyde girişimlerde bulunan diplomatik veya sanatsal toplantıların, sergilerin, konserlerin yapıldığı Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne bakın; bugün bir faaliyet görebiliyor musunuz?

Sabancı Müzesi’nin çalışmalarının P.Pıcasso sergisi ile kalmayacağı, önümüzdeki yıllarda daha da büyük kültür olaylarına sahne olacağı da açıktır...




erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi : 29 Kasım 2005 Salı 12:17:10


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
cenk karakıvrak IP: 88.241.247.xxx Tarih : 18.02.2007 14:12:56
yaa daha açık bir sunum olabilirdi. neden böyle yapmadınız. bence daha açık bir araştirma olabilirdi.hem yazılar küçük hemde karma karışık

çiğdem çiçek IP: 88.246.127.xxx Tarih : 24.03.2008 18:46:18

teşekkürler aradığımı buldum