Gündem değiştirmekte veya yeni bir gündem yaratmakta üstümüze yok...
Taksimde ve Göztepe Parkında cami yapmak gibi hiç gereği olmayan işlere girişenler bunda sonuç alamayanca bu kez Rumelihisarı’na yönelmişler.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi el altından yaptığı bir çalışma ile Rumelihisarı içerisinde bulunan ve günümüze yalnızca yarım minaresi gelebilmiş kale camisini yeniden yapma çalışmalarını yürütüyormuş. Kuşkusuz, cami yapılırsa ardından müze içerisinde ibadete açılacak (!). İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları ihale aşamasına gelmiş. İhaleyi kazanacak firma caminin aslına uygun rölöve ve restitüsyon projelerini hazırladıktan sonra Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun onayına sunacaklar. Kurul projeyi onaylarsa bu kez caminin yapımına başlanılacak. Kurul bu konuda ne karar verir bilemeyiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı, üniversitelerden ve bazı kuruluşlardan atanan kurul üyeleri ise öylesine sık değişiyor ki, şaşmamak elde değil. Söylenenlere göre kurul üyeleri bazı istekleri yerine getirmeyince hemen değiştiriliyormuş. Bazı gazeteci arkadaşlarımız Rumelihisarı’nda cami olayını nasıl duymuşlarsa duymuşlar ve gazetelerinde, hem de manşetten yer verdiler.
Yepyeni bir gündem maddesi.
Rumelihisarı’nda camiye gereksinim var mı?
Rumelihisarı’nda cami Müslüman vatandaşların ibadeti için mi, yoksa bazılarına yaranmak için mi yapılmak isteniyor? Bilemeyiz.
Konuya girmeden önce biraz Rumelihisarı’ndan söz etmek isterim.
Yıldırım Beyazıt’ın Anadolu Hisarında yaptırmış olduğu Akça Hisar, Güzelce Hisar (Anadolu Hisarı) karşısına Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden önce, 1451–1452 yıllarında Rumelihisarı yaptırarak boğazı kontrol altına almış, Bizans’a Karadeniz’den gelecek yardımını böylece önlemişti. Tarihi kaynaklar Rumelihisarı’nın 4 ay içerisinde tamamlandığını kaydederler. Rumelihisarı; Zağanos Paşa, Halil Paşa, Saruca Paşa kuleleri ile bunları birbirine bağlayan surlar ve önündeki Hisar Peçeden meydana gelmiştir.
Hisarın ortasında da Rumelihisarı birlikte küçük bir mescit yapılmıştır. Bazı kaynaklarda banisi olarak Fatih dönemi şeyhülislamlarından Molla Fenari’nin ismi geçmesine rağmen mescit Fatih Sultan Mehmet zamanında 1452 yılında yaptırılmıştır. Hüseyin Ayvansarayi Hadikat-ül Cevami isimli eserinde “Bünyan-ı Mehmed Han 856 (1452) de İstanbul’un fethinden bir sene evvel bina eylemiştir” diye yazmıştır. Rumelihisarı Mescidi veya Kale Mescidi olarak ismi kaynaklarda geçen mescidin hayrat hademesi ile ilgili bilgiler Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinin Ayasofya ile ilgili bölümünde yazılıdır.
Bu küçük mescit fevkani olarak hisarın yapımında çalışan işçiler ve yeniçeriler için 10.00 X 10.00 m. ölçüsünde kare planlı, kırma çatılı olarak yaptırılmıştır. Mescit 1460 depreminden hasar görmüşse de Fatih Sultan Mehmet tarafından yenilenmiştir. Sonraki yıllarda harap olan mescit 1511, 1773 ve 1794 yıllarında onarılmıştır. Kesinlik kazanamamakla beraber mescidin 1907 yılında yıkıldığı sanılmaktadır. Günümüze yalnızca şerefesine kadar yıkılmış olan tuğla minaresi gelebilmiştir. Kale Mescidi’nin su sarnıcı üzerindeki temel kalıntıları restorasyon sırasında kaldırılmış 1958 yılında iç düzenleme yapılırken mescidin olduğu yere bir platform yapılmıştır.
İstanbul’un fethinden bir süre sonra Rumelihisarı askeri yönden önemini kısmen de olsa yitirmiş, içerisine halkın yerleştiği bir mahalle yapılmıştır. Bu mahallenin ismi tapu kayıtlarına Hisariçi Mahallesi olarak geçmiştir.
Rumelihisarı’nın restorasyonunu 3.Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın isteği ile 1951–1953 yıllarında başlanmıştır. Üç kadın mimarın; Y.Mimar Cahide Tamer, Y. Mimar Selma Emler ve Y. Mimar Mualla Eyuboğlu (Anhegger) çalışmaları ile restorasyon tamamlanmıştır. Bu arada Hisariçi Mahallesi de yıkılarak ortadan kaldırılmıştır. Buradaki evlerin bir kısmı restorasyon sırasında korunabilmiş olsa idi bugün müze-ev niteliğinde bir Türk mahallesi turizme kazandırılmış olurdu.
Rumelihisarı’nda mescidin bulunduğu yerdeki platform çevresindeki amfi tiyatro düzeninde 1980 yılından sonra bazı etkinlikler başlamıştır. Bunun başını İstanbul Müzik ve Sanat Festivali çekmiş, ardından İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları burada yaz oyunlarını sergilemiştir. Bunun ardından çeşitli konserler ve müzik gösterileri burada yapılmaya başlamış ve Rumelihisarı İstanbul’un yaz aylarında önemli bir kültür merkezi konumuna gelmiştir.
Günümüzde Rumelihisarı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın İstanbul Hisarlar Müzesi Müdürlüğü yönetimindedir. Bakanlık bu alanı 1980 yılından itibaren çeşitli kuruluşlara Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü’nün öngördüğü koşullarda kiralamıştır. Bu kiralama da hisarın tarihi yapısına zarar verilmemesi üzerinde özenle durulmuştur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bu alanın cami yeri olduğun ileri sürerek 28 Haziran 2005 de platformun kaldırılmasını ve etkinliklerin yapılmamasını istemiştir.
Yazımızın başında da belirttiğim gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi buradaki camiyi ihya etmeye çalışmaktadır.
Rumehisarı’nda yaşayan Müslümanların camiye gereksinimi var mı?
Böyle bir gereksinim olduğunu sanmıyorum. Rumehisarı daha çok turizm ağırlıklı restoranların yer aldığı, şehrin şirin ve tarihi bir köşesidir. Hisarın hemen yanı başında Osmanlı denizcilerinden Ali Pertev Beyin ve İskele Camisi denilen Hacı Kemalettin Bey’in camileri bulunmaktadır. Bu camilerin cemaatine bakılarak yeni bir camiye gereksinim olup olmadığı kolaylıkla anlaşılabilir.
Kültür ve Tabiat varlıkları koruma kurulundan ola ki, mescidin yapımı ile ilgili bir kara çıktığını varsayalım. Mescit neye göre yapılacaktır?
Osmanlı mimarisinde yapılmış en güzel kale örneklerinden olan Rumelihisarı’nın bütünlüğüne ters düşecek bir yapılanma mimari açıdan sözcüğün tam anlamıyla bir cinayettir.
Kale Mescidi’nin elde eski bir resminden, rölövesinden, planından vazgeçtik krokisi bile bulunmamaktadır. Bazı gravürlerde uzaktan çizilmiş silueti görülüyorsa da bunlardan sağlıklı biçimde yola çıkılması da olası değildir. Yakın zamanlarda yapılan, belirli bir üslup ve mimariyi yansıtmaktan çok uzak camiler göz önüne alınacak olursa burada yapılacak olanda onlardan pek farklı olmayacaktır. Bu arada İstanbul surlarının restore ediyoruz derken ortaya çıkan film seti gibi uygulamalar mimarinin traji-komik duruma düşürülmesinin en açık kanıtıdır.
Rumelihisarı’nın mimari yapısına ters düşecek uygulamada sorumlu kim olacaktır? Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu mu? Yoksa bu projeyi Kurula götürecek olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi?
İstanbul’un çeşitli yerlerinde çeşitli nedenler yıkılmış mahalle camileri vardır. Bunların büyük bir kısmının arsaları satılmış, üzerlerine yeni yapılar yapılmıştır. Bunların hepsinin yeniden ihya edilmesinin anlamı var mıdır?
Günümüzde Rumelihisarı İstanbul Hisarlar Müdürlüğü yönetiminde bir anıt-müzedir. Yerli ve yabancı turistler tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği tarifeye göre bilet alınarak gezilmektedir. Hisarın içerisinde mescit yapıldığı düşünülecek olursa, mescide gidenler bilet mi alacak, yoksa namaza gidiyorum diyerek elini kolunu sallaya sallaya içeri mi girecekler? Buna benzer bir sorun Ayasofya’nın minarelerinden birisinden ezan okunması ve müze ile bağlantısı olmayan, hünkâr mahfili girişinde namaz kılmış olmalarına rağmen çıkmaktadır.
Bu arada hiç yoktan bazı kişiler cami yapılsın namaz kılalım, bazıları da yapılmasın, eskiden olduğu gibi kültürel kimliği devam etsin diye tartışacak ve hiç yoktan yeni bir gündem yaratılacaktır.
Buna benzer bir örnek olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde yaşandı. Bir müze müdürü ortaya çıktı ve metruk Bodrum Kalesi’ni tüm dünyanın beğenisini kazanan, ödüller alan bir Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne çevirdi. Kimsenin aklına hisarı gerçek bir müze yapma düşüncesi neden gelmiyor? Nedense hiç kimse Bodrum olayından yola çıkarak, Rumelihisarı’nı Fetih Müzesi’ne dönüştürelim diye ortaya atılmıyor?
erdem@kenthaber.com
Yayın Tarihi :
21 Ağustos 2006 Pazartesi 22:50:52
Yorumlarınız
yüksel gider IP: 85.101.242.xxx Tarih : 22.08.2006 21:35:32
Hocam bir çok yazınızı takip ediyorum. Yazılarınızda genelde geniş detaylara inmektesiniz. Çok da bilgi sahibi olmaktayım. Sağolunuz. Ancak: şurada bir şeye değinmeden geçmek istemiyorum. Genelde bir çok gazetecilerimizin de yazı bulamadığından olsa gerek, hep dini konular üzerinde durmaya başlamaları beni rahatsız ettiği gibi bir çok kişiyi de rahatsız ettiğine inanarak, neden ''CAMİİ, MÜSLÜMANLIK'' konu olduğunda figan ediyorlar. Neden İslam'dan korkuyorlar anlamış değilim. Bırakın da yüzde 99 Müslüman olan bir ülkede Müslümanlar cami de yapsınlar İslamı da yaşasınlar. Yaşamayanlar da yaşamasınlar. İslama Saldırmak Demokratlık mı? Sevgiler Saygılar
alisaricam IP: 85.98.1.xxx Tarih : 4.01.2007 21:32:15
hıc bır sey yok kı kardesım bısey arıyoz bulamıyoz ama kotu bı sey
esranur sarı IP: 85.110.221.xxx Tarih : 31.10.2007 20:00:52
güzel ama çok uzun olmuş ben bunu 2 saat okuyamam vallaha yani ömrüm yetmez
ezgi kılıç IP: 88.243.50.xxx Tarih : 12.11.2007 14:59:31
bence daha acıklayıcı yazılsaydı daha ıyı anlaşıyırdı. ama boylede oz ve acıklayıcı olmuştur.
alex IP: 88.253.16.xxx Tarih : 11.04.2008 17:38:15
bakın çocuklar ve arkadaşlar.... Rumelihisarı ünlü ve bir tarihi eserdir bunu bilin