2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Seçim Sonrası Sohbeti!

Yeni bir haftanın ilk sabahında klavyenin başında ne yazacağıma bir türlü karar veremiyorum. Hafta sonuna doğru olaylar öylesine birbirine karışıp arap saçına dönüştü ki, içlerinden birisini seçip yazabilmek ki, çok zor.

Öncelikle ABD Başkanı Barak Obama’nın, Türkiye ziyaretinin neleri getireceğini veya neleri götüreceğini işlemeyi düşünüyordum. Ardından NATO Genel Sekreterliği seçiminde Danimarka Başbakanı Rasmussen’i veto eden, sonra ne vaatler alındıysa vetosunu kuzu kuzu geri çeken bizimkileri mi yazsak aklıma takılıyor. Ardından terörist başı Öcalan’ın doğum yıldönümünü provoke ederek isyan provaları yapanları mı yazsam diyorum. Sonunda gündem değişmeden şu son seçimin sonuçlarını ele almanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Ardından Fazıl Say’ın, basına yansıyan Deniz Baykal’a yazdığı mektubun içeriği üzerinde de durulmalı diye kendi kendimle çelişkiye düşüyorum. Yeni bir gündem yaratılmadığı taktirde önümüzdeki günlerde hepsini sırasıyla ele almaya karar veriyorum.

Arası çok soğumadan, öncelik, geçtiğimiz hafta hemen herkes gibi benim de umutlarla oy kullandığım yerel seçimlerin olsun...

Yerel seçimler diyoruz; ama aslında iki yıl sonra yapılacak genel seçimlerin, bir bakıma provası olarak yapıldı. Bu seçimde oylarını yükseltenler olduğu kadar oyları azalanlar da oldu. Benim asıl üzerinde durmak istediğim, artık seçmenlerin çoğununun eskiye oranla daha bilinçli ve demokrasiyi hazmederek sandık başına gitmeleridir. Umut ederim ki, Türkiye’de önümüzdeki seçimlerde, benim oyum ile dağdaki çobanın oyu bir mi diyenlerin sayıca azalmış olmalarıdır. Bilindiği gibi AKP’nin oylarında düşüş, CHP ile MHP oylarındaki artış, Saadet Partisindeki kıpırdanmalar yerel seçimlerin çok daha önem kazanmasına neden olmuştur. Sanırım liderler artık bunu enikonu düşünmek zorundadır. DTP ise Güneydoğu illerinde hemen hemen tulum çıkarmıştır.

Güneydoğu sonuçları üzerinde düşünülmelidir.

Türkiye’de seçmen profili yavaş yavaş değişiyor. Günün gelişen olayları karşısında, nihayet bazı seçmenler uyanmaya, gündemi takip ederek oylarını bu doğrultuda kullanmaya başladılar... Umut ederim ki, yakın bir gelecekte “ben listeye odun veya ceket koysam seçerler” mantığı da ortadan kalkacaktır. Nitekim bunun en güzel yanıtını da Şanlıurfalı seçmenler Fakibaba’yı seçerek vermişlerdir. Fakibaba’nın seçilmesi bazılarının yüzüne tokat gibi vurulmuştur. Aynı şekilde Manisa’da olduğu gibi seçmenini aşağılayan milletvekilinden ötürü oyunu başka partiye verenlerin olduğunu görerek sevindik. Aynı şekilde seçmene çök, kalk! diye talim yaptırmaya çalışan zavallı yöneticilerin de kaş yaparken nasıl göz çıkardıklarını yaşadık...

Seçmen artık seçim meydanlarında Karagöz Hacivat veya kayıkçı kavgası yapanları görmek istemiyor. Ekonomik sorunlarının, işsizliğin nasıl önleneceğini, gelir düzeylerinin nasıl yükseleceğini, dış politikada Türkiye’nin tutumunun ne olacağı konusunda liderlerin görüşlerini duymak istiyor. Her geçen gün biraz daha çıkmaza giren eğitim sorununun çağdaş ülkelerdeki gibi çözülmesini istiyor. Seçim propagandası adı altında kandırılmış insanları kışkırtan, onları isyana teşvik eden milletvekillerini de TBMM çatısı altında görmek istemiyor. Hepsi bir yana batının elinde oyuncak olmak da istemiyor. Atatürk devrimlerine daha sıkı sarılmak istiyor. Özgürlüklerin çok daha gelişmesini istiyor. Ancak Güneydoğu’da olduğu gibi özgürlük adına yapılan devlete başkaldırma hareketlerinin de bir an önce önlenmesini istiyor. Kendi özgür haklarını kullanmamaya zorlananlara, K.Irak, Suriye ve İran’daki etnik grubun ne hallere düştüğünün anlatılmalıdır. Osmanlıdan ayrılan, petrol zenginlerinin baskısı altındaki Arapların hali ise ortada... Bu arada eşlerini çarşafa sokmak isteyen, ne idüğü belirsiz şeyh efendilerin telkinleriyle oy kullanan seçmenin de artık aydınlanmasını istiyor.

Seçim sonrasında, yurtdışında bulunan Başbakan’ın güneydoğu ile ilgili görüşlerine katılmamak elde değil; güneydoğudaki halka baskı yapıldığını ve oylarını DTP’ ye verilmesi için insanların tehdit edildiğini söylüyor. Yerden göğe kadar haklı, O yöredeki vatandaşlar kapılarının altından atılan bildirilerle tehdit edilmiş ve çoğu da oylarını DTP lehine korkarak kullanmışlardır.

Birer figüran olduklarını, iplerinin başkalarının elinde olduğunu bilmeyen bazı zavallılar da çeşitli yörelerde birbirlerine girerek dövüşmüşler, ölenler ve yaralananlar olmuştur. Bu seçimin de şaibeli yapıldığı, bazı sandık başkanlarının sandıklarına hakim olamadığı oyların çalındığı, sayım sırasında elektriklerin kesildiği iddiaları da ortada dolaşmaktadır. Bazı yerlerde üzerlerinde CHP mührü basılmış oy pusulaları da bulunmuş... Seçmen olmadığı yerlere getirilen insanlardan, seçmen kütüklerindeki yanlışlıklardan da seçim öncesi epey söz edilmişti... Gönül isterdi ki, Başbakan, Güneydoğu’da halka yapılan baskının yanı sıra biraz da bunun gibi olaylardan yakınmış olsaydı...

Son yerel seçimler bir kez daha göstermiştir ki, seçmenlerde de belirli bir gruplaşmalar oluşmuş... Bunları, Atatürk ilkelerini benimsemiş, laiklikten yana olanlar; kandırılmış Kürt seçmenler, milliyetçiler, din baskısı olanlar ve hala kararsızlar gibi gruplara ayırabiliriz...

Sanırım bu biraz karamsar, biraz da hayali bir yazı oldu. En iyisi yazımı kıssadan hisse, bizimle ilgili olmayan bir fıkra ile noktalayalım:

Ütopya denilen hayali bir ülke varmış; bu ülkede memleketini düşünen, kendilerini halkına adamış birçok liderler yetişmiş... Onların yanı sıra halkını kandıranlar, kendi çıkarlarını öne alanlar da varmış...

Ütopya’da yaşayanlarda diğer ülkelerdekiler gibi günü gelince Hakkın rahmetine kavuşurlarmış... Sonunda Ütopya ülkesinin güçlü liderlerinden birisi de zamanı gelmiş, manevi âleme göçüvermiş. Manevi dünyada gözlerini açtığında karşısında Tanrının elçileri ile karşılaşmış...

Elçiler sormuş; mademki, Ütopya’ya veda ettin şimdi cennete mi cehenneme mi gitmek istersin, seçim senin hakkın... Ancak bizim bir adetimiz var, her ikisini de göreceksin, bir gün düşünüp sonra kararını vereceksin...

Ütopya’nın lideri bu iş güzel diye düşünmüş. Onu önce cehenneme götürmüşler. Bakmış ki, cehennem dedikleri yer cıvıl cıvıl, insanlar mutlu, cinsellik, içki diz boyu... Bakmış cehennemdeki köşklerden birinde kendinden önce liderlik yapanlar bir arada... Aralarında ne kavga ve ne de kıyamet var... Gülüyorlar, şakalaşıyorlar, sohbet ediyorlar...

Elçiler, şimdi de cennete gidelim demişler. Lider gördüklerinden şaşkın ve hayretler içerisinde. Cennete gelmişler, bir takım insanlar ortada dolaşıyor, ortada gözle görünür bir güzellik de yok..

Kararım cehennem demiş... Elçiler, yok olmaz... Bir gün düşüneceksin...

Ertesi gün olmuş, lidere oyunu hangisinden yana kullanıyorsun diye sormuşlar... O’da tereddütsüz cehennem demiş... Ütopya liderini alıp cehennemin kapısından içeri salmışlar. Ne var ki gördükleri karşısında şaşırıp kalmış; bir gün öncesinden eser yok... Kurak bir ortamda yeşillik namına da bir şey görünmüyor, insanlar bezgin, meyus bakışlarla oradan oraya gidiyorlar. Başlarında da zebaniler onları kontrol ediyor… Dün burası böyle değildi diyecek olmuş... Elçiler hemen yanıtı vermişler; seçimi yapan sensin, dün senin seçim günündü... Seçimde her şey olur, sonra da yaşam böyle sürer!..

Nejat Uygur’un kulakları çınlasın, onun sıkça kullandığı bir sözdür; anlayan anladı!..


 

 

erdemyucel2002@hotmail.com

 

Yayın Tarihi : 7 Nisan 2009 Salı 11:23:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
mehmet ersindigil IP: 88.76.87.xxx Tarih : 8.04.2009 20:05:28

Sen sag ol Hocam"Ne diyecegimi bilmiyorum yada nasil tesekkür edeceğimi,Ne denir cok onore oldum.Bu güzel yazin icin,Sana bir daha tesekkür ederim.Gözlemlerimi biraz bende deginmek istiyorum.Güneydogu yerel secimlerinde baski altinda alinan sonuclardan biraz ürktüm dogrusu.

Kürt kökenli vatandaslar nereye dogru gitmek istediklerini kendilerini göstermistir. Sanirim bundada cok basarili olmuslardir,Ama ümit ederim,ki Türk kimlikleri ile yollarina devam ederler.Baski altinda alinan oylar birgün samar gibi geri döner diye düsünyorum.

Aksini düsünmek istemiyorum,Yoksa cok vahim olaylar cerayan eder.Haklarini arasinlar ama Türk kimlikleri ile yollarina devam etsinler.Eger gercekten Kürt devleti kurmak icin bu mucalede devam ediyorlarsa kendilerine büyük kötülük yapmis olurlar vede kendilerine yazik olur.

Türkiyenin secmen profili yavas yavas degisiyor diyorsunuz.Ben bu kanaat,te degilim.Cünkü bicak kemige dayanmis,Yapacaklari baska care kalmamistir diye görüyorum.Ama temennim senin düsündügün gibi olsun.

Şimdide hayali ütopya fikrasina gecelim,Fikrada oldugu gibi secimi yapan halk Türkiyede halk Kimseye sikayet etmesin.Cünkü secimini kendisi yapmistir,Son pismanlik fayda etmez,Sunu sorarim kime sikayet edeceksiniz.

Son örnegi Urfada Fakibaba Bagimsizlik,tan vazgecip Saadet Partisine gecmistir.Baska bir örnek hayatini mecburen kendisi ve Kibris Halki icin ömrünü bu yolda adamis Sayin Cumhurbaskani Rauf Denktas Ergenekon davasinda adi anilmaga baslamistir.Ne diyelim bilmiyorum,Cenneti,mi tercih edelim,Yoksa Cehenni,mi Bunuda okuyup ilgilenlere birakiyorum saygilarimla.


ERDAL GEYİKÇİ/SANATCI IP: 78.186.14.xxx Tarih : 7.04.2009 16:30:57

merhaba erdem abi,Köşenizi okudum sonundaki fıkrayı okuyunca aklıma Yıllar Önce dinledigim bir fıkra geldi.Rahmetlik Turgut Özal öldügünde Cehennemde Kaynayan Kazanların başına vermişler.dünyadan gelen her lideri ülkelerinden gelenlerin başına veriyorlarmış.ayrı ayrı kazanların başına koymuşlar.diger dünya liderleri kazandan çıkanları ellerindeki balyozla geri kazanın içine itiyorlarmış. Rahmetlik Turgut Özalda Kazanların başında Hiç durmuyormuş.Diger dünya liderleri niye kazanın başında durmuyorsun,kazandan Dışarı Çıkıp kaçarlar,Neden türkiyenin gelişmedigini şimdi anlıyoruz,hep oturuyorsunuzda ondan derler..BİZİM RAHMETLİK TURGUT ÖZAL LAFIN ALTINDA KALIRMI,BİZİM KAZANDAN KİMSE KAÇAMAZ,BİZİMKİLER HEP BİR BİRİNİ ÇEKİŞTİRİYORLAR DIŞARI ÇIKAMAZLAR DEMİŞ:))))SAYGILARIMLA.ERDAL GEYİKÇİ/SANATCI.