2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Seçime Günler Kala...

Türkiye seçime günler kala, yoğun bir haftayı geride bıraktı...

Önce Doğan Medya Grubuna yönelik astronomik bir vergi cezası geldi. Bazılarına göre iktidarı elinde tutanların kendilerine karşı olanlara ne tür işlemler yapabileceğini bir kez daha kanıtlandı. Ardından Hollanda’daki feci uçak kazası ile sarsıldık. Seçim konuşmalarında toplumu germeyi adet edinen DTP’nin bu kez hedefi TBMM’nin çatısının altıydı. TBMM’de Ahmet Türk, seçim meydanlarına çıkan diğer DTP’li milletvekillerinin yaptığı gibi Kürtçe konuştu. Bunu Galatasaray’ın Bordeaux karşısında aldığı mucizevî galibiyeti izledi.

Bütün bu olaylar gelişirken, Türkiye’yi günlerdir saran yerel seçim heyecanı, liderlerin, adayların karşılıklı söz düelloları sürdü. Basın organları, siyasiler ve toplumun büyük kesimi seçime odaklanmış durumdalar... Sokaklarda yine parti bayraklarından, adayların dövizlerinden oluşan seçim kirliliği yaşanıyor. Ayrıca caddelerde, sokak aralarından geçen araçlar hoparlörleriyle bu kirliliğe renk katıyorlar!..

Kısacası bir curcuna Türkiye’nin hemen her yanını sarmış durumda... İş bununla da kalmıyor, Kenthaber’e, adayların kendilerini öven, rakiplerini suçlayan binlerce yorum geliyor. Kirli çamaşırlar etrafa saçılmış durumda... Yorumların bir kısmını adayların yakınları arkadaşları ve yandaşları gönderiyor. Kendi adaylarını desteklemek bir yana rakiplerine çamur atmaktan geri durmuyorlar. Keçiören’de seks kasetleri bile ortaya çıkarıldı!... Yazılan yorumların hangileri doğru, hangileri iftira bilemeyiz. Bunları ayıklayan editörlerimizin işleri gerçekten çok zor... Öylesine suçlamalar var ki, şaşmamak elde değil... Bu suçlamalardan herhangi birini yanılıp sayfaya koysak her gün basın savcısının karşısına çıkmak zorunda kalacağız!.. Bu bakımdan editörlerimize Allah kolaylık versin demekten başka bir şey elimizden gelmiyor.

Yerel seçimler genel seçimlerden farklı bir olgudur. Yerel seçimlerde halk kendilerine hizmet verecek belediye yetkililerini seçmek zorundalar. Oysa genel seçimler bundan farklıdır ve ülkeyi yönetecekleri seçerler. Her ikisi de birbirinden farklıdır. Ne var ki, bu seçimde her ikisi de birbirine karışmış durumda...

Bu defaki yerel seçimlerin öncekilerden çok farklı bir özelliği var. Bu seçim bir bakıma AKP iktidarı için referandum niteliğindedir. Yerel seçimlerde kaybederse AKP iktidardan düşer mi? Hayır düşmez ama alınacak ağır bir yenilgi Türkiye’yi erken seçime götürebilir. Bu bakımdan birkaç gün sonra yapılacak yerel seçimler çok daha önem kazanıyor. Başta Başbakan olmak üzere diğer parti liderlerinin kaygısı veya çabası da bundan kaynaklanıyor.

Kuşkusuz, dikkatinizden kaçmamıştır; Türkiye’nin ne dış politikası ne ekonomi, ne işsizlik ve ne de ağırlığı herkesin sırtına binmiş geçim derdi ön planda. Onların hepsi geri plana atılmış... Evlere dağıtılan hediye paketleri, başta beyaz eşyalar olmak üzere sosyal yardım adı altında dağıtılanlar hep oy kazanmaktan ibarettir. Bir bakıma al soğutucuyu, al çamaşır makinesini, al kömürü ver oyu!... Dünyanın hiçbir yerinde böylesine bir seçim avcılığı görülmemiştir. Türkiye bu yerel seçimlerde bunun öncülüğünü yapıyor… Öte yanda halk feryat ediyor; bana öteberi verme iş ver diyor... Yüksek Seçim Kurulunun aldığı karara göre Tunceli’deki seçimin bile geriye bırakılması gündemde...

Rekorlar kitabına girer miyiz? Bilemem!..

Belediye Başkan adaylarının söylediklerine bakıyorum. Hiç birisi seçimi kazanırlarsa yapacakları programları ortaya koymuyorlar. Hepsinin yaptığı diğerlerine çamur atmaktan öteye gidemiyor. Bunların arasında yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu seçilirse programını açıklıyor.

Şeffaf olması gereken belediyelerin çoğu da şeffaf değil... Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi yan kuruluşlarının gelir ve giderleri de açıklık kazanmamış... Oysa oy verecek vatandaşların bunları bilmesi gerekir!..

Bu seçimde dikkatimi çeken bir noktada eskiden bakanlık yapmış olanların bu kez belediye başkanı olabilmek için yaptığı çabalardır. Örneğin, Atatürkçü, laik ve demokrat biriyim diyen ANAP’lı Bülent Akarcalı’nın Çankaya Belediye Başkanı olabilmek için AKP’ye gitmesi... Eski bakanlardan Ercan Karakaş’ın da başkanlık yarışına katılmasıdır.

Bakanlık ve belediye başkanlığı...

İşte buna bir türlü aklım ermiyor...

Bir de bir partinin aday göstermediğine diğerinin mal bulmuş mağribi gibi kendi listesine almasıdır. Örneğin AKP’li Adana Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın bu kez MHP’li aday olması gibi...

Başka bir yazımda detaylarıyla ortaya koymak isteğim; Urfa’da Faki Baba’nın AKP yönetiminde yeniden aday yapılmayışının nedenler nedir?

Urfa’nın merkezindeki yeşil alanın imara açılmasına karşı çıkan Faki Baba’nın, başarılı belediyecilik örneği veren Bursa Belediye Başkanlarının günahları neydi? Büyük olasılıkla bu başkanlar bölgelerinin milletvekilleri ile bazı konularda ters düşmüşlerdir.

Urfa’daki yeşil alanın imara açılmasını milletvekillerinin istediği, Faki Baba’nın da buna karşı çıktığı söyleniyor. Hatta halkın bir kısmının da bundan ötürü AKP il merkezini işgal ettiği basında yer almıştı.

Belediyeler rant kapısı mıdır? Yoksa halka hizmet midir?

Şimdiye kadar belediyelerin imar komisyonları yeterince incelenip açıklık kazandı mı?

Belediyelerin yapmış olduğu ihalelerin de yeterince ele alındığını sanmıyorum. Bu konuda kimseye haber verilmeden davet usulü ihalelerin yapıldığı söyleniyor.

Anlayabilen beri gelsin...

Günümüz belediyeciliğinin yozlaştığı da bir gerçektir. Belediyelerin sürekli imar değişiklikleri bir çok kişiye rant kapısı açtığı da açıktır. Eyüp’te olduğu gibi yeşil alan olarak kabul edilen yerin bir takım kamulaştırmalardan sonra imara açılması, Gaziantep’te benzeri olay...

AKP’li Şaban Dişli de Genel Başkan Yardımcılığından bu yüzden ayrılmadı mı? Buna benzer olay CHP’de Mehmet Sevigen’in başına gelmedi mi?

Belediye Başkanlığından çok belediye meclisi üyesi olabilmenin yarışını da görüyoruz. Karşı partinin meclis üyeleri çoğunlukta olursa başkanın da işinin çok zor olacağı açıktır. Başkanlık kadar meclis üyeliğinin cazip olmasının nedenleri üzerinde de durulmalıdır. Özellikle büyük metropollerde partiler bu görevi neden önemsiyor? Belediye Başkan adayları benim ekibim olmazsa bu işi yürütemem diye dayatıyorlar.

Kısacası hizmetten çok rant kavgası sürüp gidiyor…

Partilerin yaptığı temayül yoklamaları da göstermelikten öteye gidemiyor. Temayül yoklamalarında öne çıkanın yerine Genel Başkanın istediği doğrultuda biri aday yapılıyor… O zaman sormak gerekir temayül yoklamaları neden yapılıyor? Tüzüklere şöyle bir madde eklense; daha gerçekçi olunmaz mı?

Belediye başkan adayları ile meclis üyelerini Genel Başkan seçer...

Sırası gelmişken söylemekte yarar var sanırım; geçen seçimde uygulanmış olan elektronik sistemli oy tasniflerinin ne derece sağlıklı olacağıdır. ABD’de uygulanan bu sistemi başta Brezilya ve Yunanistan olmak üzere bazı devletler sakıncalı görerek kabul etmemişlerdir. Kenthaber yazarlarından Feramuz Erdil’in konuyla ilgili “Elektronik Seçim Sistemi Gerçekten Güvenilir mi?” başlıklı yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Seçmen kayıtlarında bir çok hatalar olduğu, ölülerinde seçmen olduğu, aynı evde birkaç ailenin gösterilmesi gibi haberler basına yansımıştı. Buna en çok şaşanların başında da mahalle muhtarları gelmiştir. Bununla ilgili Yüksek Seçim Kuruluna yapılan itirazlar ne sonuç verdi onu da bilebilmek çok zor...

Kısacası yerel seçimler yaklaştıkça popülizm de artıyor...

 


erdemyucel2002@hotmail.com


 

Yayın Tarihi : 1 Mart 2009 Pazar 10:15:37
Güncelleme :1 Mart 2009 Pazar 10:19:57


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
mehmet ersindigil IP: 88.76.87.xxx Tarih : 2.03.2009 12:41:00

Hocam ellerine saglik,Güzel yazmissin ama ne yazik,ki cok az insan okuyup ders almaktadir diye düsünyorum.Uzun zamandir hep yazilarini okudum ve halen okumaktayim,Senin bu güzel yazilarini hep elestiri sanarak kimse tesekkür bile etmemistir.Oysa bütün yazilarin ders kitaplarina konulacak yazilardir.Sahsim adina sana bir daha tesekkür eder saglik ve afiyetler dilerim,Bu güzel yazilarini bol bol okuyayim diye.

Benim temennim güzel Yurdumuz icin temiz siyasettir.Ama ne yazik,ki bunca hükümet gördüm temiz siyaseti görmedim.Birbirlerini karalamaktan baska birsey yapmdilar.Oysa birbirlerini karalamadan bagirmadan kötü söylemeden inanyorum,ki daha iyi bir siyaset olurdu.Bu tür bagirmalari cagirmalari birbirlerini karalamalari Halka yansimaktadir.

Ayni öfke ayni hirs Halk,ta da vardir.Belediye secimlerdeki adaylar sehir ve Halk icin yapacaklari ihracatlari dile getirip oy verme secimini Halka biraksinlar.Halk kime oy verecegini kendisi karar versin,Baski altinda olmasin.Gecim derdinde büyük sıkıntı ceken Hal,ka nasil hizmet vereceklerini dile getirsinler.

Secim yatirimi dagitilan hediyeler göstermelik olmasin.Oy avculugu sayilmasin.Eger dagitilacaksa ve nizami bir sekilde her ay dagitilmasi gerekiyor.Oda Valilerimiz Kaymakamlarimizin kotrölünde tarafsiz secilecek bir heyetle yapmalari gerekir diye düsünüyorum.

Daha önce Türkiyede böyle bir sey olup olmadigini bilmiyorum sanki bu son dönemlerde Valilerimiz Kaymakamlarimiz hep iktidar Hükümetlerden taraf oldugunu hissetmekteyim.Böyle bir durum varsa cok vahim ve sakincalidir.Tamamiyle tarafsiz olmalari gerekir diye düsünüyorum.Bu benim kendi sahsi körüsümdüz saygilarimla.


Teoman Törün IP: 85.103.88.xxx Tarih : 3.03.2009 13:21:28

Evet, bizim yerel seçimlerlerimizin öne çıkan özelliği rant kavgası alanları oluşturmalarıdır. Yalnız, eskiden bakanlık gibi merkezî politikanın en üst kademelerini işgâl etmiş olanların da, yapacakları hizmetlerde kişisel ağırlıklarını ortaya koyarak politik angajmanları bir yana koymaları, sağlam karakter örneği vermeleri kaydı ile, (hattâ parti ayrımı yapmadan)  yerel yönetici adayı olarak ortaya çıkmalarında ben bir olumsuzluk görmüyorum. Komu oyu üzerinde de daha sarsıcı bir etki yaratabilirler.