29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Tahrik Olamıyorum!


Ortada fol yok yumurta yok derken birden tahrik olmaktan söz edilmeye başlandı!..

Tahrik olmanın çeşitli tanımları vardır. Bunların başında insanları yola çıkarmak, hareket ettirmek, kışkırtmak, cinsel arzuları harekete geçirmek gibi...

Gerçek Müslümanları bu yazımızın dışında bırakıp kara hocaların etkisinde kalan bazı zavallıların nelerden tahrik olduklarını basınımızda yer alan bazı haberlerden üzülerek ve hayretle izliyoruz. Son zamanlarda sokaklarda dolaşan şalvara benzer pantolonlar ve pardösülü bazı insanların neden böylesine tek düze kılık kıyafetlerle dolaşmalarının nedenini birkaç gün öncesi okuduğum bir köşe yazısından öğrendim. Bekir Coşkun, “Pardösünün Sırrı”
isimli yazısında bu tür pardösü giyenlerin namazda eğildiklerinde arkalarındaki saftaki insanların başka şeyler düşünmemesi içinmiş!...

Adam demek bile doğru değil ama biz gene adam diyelim; ibadet için camiye gidiyor, arkadakini düşünüyor, onun tahrik olmaması için pardösü giyiyor... Böylece hem kendisini hem de arkadakini günah işlemekten kurtarıyor...

İnsanın kanını donduracak kara cehalet; ibadete mi gidiyor? Tahrik olmaya mı?

Bu konuyu kara hocaların rahle-i tedrisinden geçmiş bir müride açtım; Doğrudur dedi ve ardından da bizler saf tutarken sabileri de ön sıraya koymayız dedi!..

Tahrik olmak!...

Ne kadar kolay...

Camiye gidersin tahrik olursun, sokakta kadının saçını görürsün yine tahrik olursun?
Tanrının huzurunda insan nasıl tahrik olur? Anlayabilmek mümkün değil.

Bu tür insanların psikolojik tedaviye ihtiyaçları olduğu açık ama onları bu yöne iten dini çıkarları uğruna kullananlara, din bezirgânlarına, din sömürücülerine ne demeli? Bunlara ne zaman dur diyecek ve onları cezalandıracak yönetimler ortaya çıkacak. Onu da merak ediyorum...

Bu insanlar ne kadar kolay tahrik oluyor?

İslamcı bir gazete bale yapan beş altı yaşında bir çocuğu görüntülemiş ama bale eteği ile dizleri arasını sansürlemiş... Demek ki, bazı sapıklar ondan da tahrik oluyormuş...

İsmini bir kez daha vermek istemiyorum, günlerdir basında yer alan bir hoca buyurmuş; “Kız çocuğumuz 12-13 yaşına geldiğinde biz ona artık sarılmayız, öpmeyiz.” Demek ki, bu zavallılar buluğa ermemiş kızlarından da tahrik oluyormuş!..

Avustralya’dan, uygar ülkeden nasibini alamamış, her nasılsa oraya sızabilmiş bir kara hoca da oradan sesleniyor, “Makyaj yapan kadınlar cinsel tacize davetiye çıkarıyor.”Bir örnek de Mudanya’dan geliyor; “Anne, eş ve kızınızdan başkasıyla el sıkışmanız caiz değildir! Bunu yapanın nikâhı düşer”...

İşin düşünülecek yanı da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi İnternet sitesinde “Gerçek anlamda Müslüman bir kişinin namahrem insanların bulunduğu plajlarda bulunmasının caiz olmadığı sorusuna verdiği yanıtta; “Dini açıdan örtülmesi gerekli olan yerlerin örtülmemesi durumunda, karışık bir şekilde aynı ortamın paylaşılması uygun değildir” demiş!... Karışık dediği yerin havuz veya deniz kıyıları olduğunu anlıyoruz da örtülmesi gereken yerler konusunda biraz açmaza düştük... Bereket önümüz deniz veya havuz mevsimi değil...

Bu örneklerden sonra tesettürlü mayoların da çevredeki insanların tahrik edilmemesi kaygısından ortaya çıktığını da böylece anlamış olduk. Sırası gelmişken, bu konuda geçen yıl yazdığım bir yazıya gönderilen, bazılarını yayınlayıp bazılarını da müstehcen veya hakaret içermesinden ötürü yayınlamadığımız yorumların sahibi hanım kızlarımızın kulakları çınlasın.

Çevremize şöyle bir baksak; kara hocaların kucağına düşenlere sorsak kim bilir daha ne sapık düşüncelerle karşılaşacağız. Bunlar basına yansıyanlar.

Merak ediyorum, böylesine tahrik olan bu insanlar acaba sokaklarda nasıl geziyorlar? Bütün düşünce ve sapık duygularını pardösülerinin altına mı gizliyorlar?

Allah için bu insanların kolayca tahrik olmalarını önlemek için de bazı tedbirler de alınmıyor değil...

İstanbul’da bir Belediye Başkanı yalnızca kadınların girebileceği bir park yaptırmış...
Tekne gezisine çıkan bir takım zevat bindikleri teknenin altını kadınlara, üstüne de kendilerine ayırmışlar.

Gün oluyor deniz mevsiminde, bazı otellerin kapatıldığı, harem selamlık denize girilmesinin nedeni de tahrik olmakmış...

Bütün bunları okuduktan ve yazdıktan sonra beni aldı bir düşünce; ben bu tür olaylardan tahrik olamıyorum. Acaba bende bir eksiklik mi var? Ne yapsam acaba bir psikologa mı, yoksa Haydar Dümen’e mi başvursam?


erdem@kenthaber.com
Yayın Tarihi : 31 Ekim 2006 Salı 00:53:49


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Burak ULAŞ IP: 88.232.144.xxx Tarih : 31.10.2006 21:15:25
Sayın üstadım; öncelikle, sizde bir anormallik yok. Sadece çevremizde o kadar çok din istismarı ve sapkınlıkları hat safhada insanlar var ki sizde ister istemez böyle düşünüyorsunuz. Yazdığınız yazıda da gayet açık ve net bir şekilde ifade ettiğiniz üzere; dinimizi kullanarak kendi sapkınlıklarını ve tahrik unsurlarını, daha doğrusu yetiştirilme yada yetiştikleri ortamların getirdiği birtakım bastırılmış duygularını, kılıfına uydurmak için söyledikleri yalanlar demekten başka bir şey bulamıyorum. Sayın üstadım, “insanın fikri ne ise zikri de o dur” derler. Aslında bahsettiğim gibi, bazı insanların psikolojik bozuklukları nedeni ve ayrıca yaşadıkları hayat itibari ile bastırılmış birtakım duygularını “ben şunları söylersem, bunları etrafımda bana inanan insanlara anlatırsam o insanlar da bana inanır ben de yaptığım bütün sapıklıkları bak beni tahrik ettiler ben de bu yüzden günah işledim ama ibadet ettim imam nikahı yaptım bu işten de kurtuldum” gibi birtakım hem hayal hem de yalanlara kendilerini ve etraflarındaki insanları kandırıyorlar. Bir insanın içinde bir kötülük bir fesatlık var ise bu insandan zaten ibadet etmesi beklenemez. Çünkü ibadet eden bir insan yaratan ile baş başa tüm kötü düşünce ve hallerden hatta pisliklerden arınmış bir vaziyette huzurunda olması gerekir. Müslümanlığın ve ibadetin asıl temeli budur. Bu konu ile ilgili haberleri neredeyse her gün duyuyoruz. Bunlardan en son yaşananı 14 yaşındaki bir genç kızı ailesinin rızası olmadan alıkoyan hatta (nasıl kandırdığı bilinmez) birlikte olan bir imam var. Sayın üstadım, sayın okuyucular lütfen şu soruma bir cevap verir misiniz ? Yetişkin bir insan İslamiyet’i, Müslümanlığı öğreten hatta bir camide görev yapan biri, nasıl oluyor da bu kadar çok büyük bir sapkınlığı olmasına rağmen göz göre göre böyle bir şey yapıyor? Böyle bir şey yapan bir insanın zaten psikolojik bir sorunu var demektir. Sizlere çok basit bir örnek de vermek istiyorum. Özel bir şirket’e iş başvurusu yaptınız ve yetkililer tarafından iş’e uygun görüldünüz. Öncelikle sizden isteyeceği özgeçmiş, sabıka kaydı, kimlik fotokopisi vs. birtakım belgeler. Bu belgeler istenilirken kapsamlı bir sağlık raporu istenmiyor? Devlet dairelerinde ise iş’e başlamadan önce özgeçmiş, kimlik, diploma, sağlık raporu(sağlık raporu da sadece bedensel bir engeli bulunup bulunmaması acısından) isteniyor. Neden, Özel yada Kamu Kuruluşlarında çalışan kişilerin belirli aralıklarla hatta iş’e başlamadan önce ruhsal bir engeli bulunup bulunmadığı araştırılmıyor? Ayrıca Türk Ceza Kanununda da yer alan; çocuklar ile ilgili kanun maddeleri de açık ve net bir şekilde ifade edilmektedir. Bunlardan en önemlilerinden biri de çocuk pornografisidir. Bu konuda kanun maddeleri, sanal yada gerçek hayatta çocuk pornografisi Türkiye’de olduğu kadar tüm dünyada da yasaklanmıştır. Fakat görüldüğü gibi “Yasaklar tatlıdır” düşüncesi ile yasaklanmış olan şeyleri yapmaya devam ediyorlar. Bu konuda da bazı kimseler sesini çıkarmamakla birlikte, “gündem yaratılmaya çalışılıyor” söylemleri ile olayları geçiştirme yolunu seçiyorlar. Giderek büyüyen Internet, insanlara kazandırdıkları kadar bir de kaybettirdikleri var. En önemlisi de, çocukların gelişimlerine zarar verecek, kişiliklerinin bozulmasına neden olacak birtakım yazılımların ve yayınların (Pornografi, şiddet içeren oyunlar vb.) bulunması, hatta bu yıl içerisinde yayınlanan “Hacker Ana” imajı ile çocukların ve gençlerin gelişim süreçlerini çok etkileyecek reklamların da yer alması Internet hakkındaki düşünceleri de etkiliyor. Türkiye, yavaş yavaş batağa sürükleniyor. Fakat dur diyen ne bir kurum ne de birileri var!.. Sayın üstadım; elinize yüreğinize sağlık. Kaleminiz kırılmasın. Saygılarımla,

Yılmaz Ergüvenç IP: 212.253.10.xxx Tarih : 2.11.2006 11:21:42
Saygıdeğer Erdem, Son zamanların iğrenç olaylarını açıklıkla yazmışsın. Bunlara bir de 17 aylık bebeğe yaptıkları tecavüz eklendi. Kapalı düzenin getirdiği bu cinsel açlık, insanı karamsarlığa itiyor. Son yıllarda ne hallere düştük. Ne demişler? Rüzgâr eken fırtına biçer.