29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Tak-Şak

 

Bir zamanlar bir paşamız vardı. Bir gün yanıldı acayip bir laf ediverdi. Devrin hanım Başbakanı için “Bana tak diye emreder, ben de şak diye yaparım” demişti. Basınımız da boş durur mu? Eline malzeme geçmiş... Ver yansın etmişti. Söyleyeni söylediğine pişman etmiş, ismini “Tak-Şak Paşa”ya çıkarmıştı.

Yakın tarihimize bakın, yaşanmış olaylardan ne hicivler, ne kıssalar çıkar.

Aradan yıllar geçti. Türkiye AB’ye girmeye heves etti. Kendisini kabul ettirebilmek için Avrupa ne istedi ise yapmaya çalıştı. Belki de dünyada en çok devamsızlığı olan milletvekillerinin oluşturduğu parlamento sabahlara kadar çalıştı, yasa üzerine yasa çıkardı. Bu yasaların ne kadarı bizim toplumumuza uyar, ne kadarı da uymaz; o da ayrı bir tartışma konusudur. Avrupa istedi diye idam cezaları kaldırıldı, insan hakları denildi, polisin yetkisi kısıtlandı. Cezaevleri boşaltıldı. Bunun sonucu olarak da kapkaç olayları, hırsızlıklar, saldırılar birbirini izledi. Yakalanan suçlular Avrupa İnsan Hakları normları uyarınca ya salıverildiler ya da tutuklanmadan yargıya gönderildiler. Kısacası polis yakaladı, yargı serbest bıraktı. Sonuçta suçlular serbest olarak ortada dolaşırken, masum insanlar korkudan saklanacak yer aradılar.

Güneydoğuda Şeyh Sait isyanı niteliğinde terör başlatan PKK’nın başı İmralı’da Türkiye Anayasası ve yasalarına uygun biçimde yargılandı ve ömür boyu hapse mahkum oldu. İmralı’da hapis cezasını çekerken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) suçlunun adil yargılanmadığı gerekçesi ile, yeniden yargılanması isteminde bulundu. AİHM’nin bu kararı Türk milletinde top yekun bir reaksiyona yol açtı. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Nitekim terör başının duruşmasını izleyen AB gözlemcileri yargılanmanın adil olduğunu o zaman açıklamışlardı. Buna rağmen AİHM’nin almış olduğu kararın hukukla uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Aldıkları karar hukuki değil siyasi bir karardır. Dış ilişkilerimizde sürekli batının isteklerini yerine getirmeye çalışan hükümete böyle bir dayatmanın geleceği çoktan belliydi. Dış isteklere karşı devamlı ödün veren hükümet sonunda korktuğu veya beklediği bir dayatma ile karşı karşıya kaldı.

Güneydoğuda pek çok can alan, bir çok insanı sakat bırakan örgütün başı olan hükümlü dünyada benzeri olmayan bir tutukluluk dönemi yaşamaktadır. Acaba kendisine sağlanan bütün bu olanaklardan sonra yeniden yargılanıp, salıverileceğini mi sanıyor?

II.Dünya Savaşında Hitler’in yardımcısı Rudolf Hess Nazilerin en güçlü döneminde gizlice İskoçya’ya kaçmıştı. Savaş boyunca da İngiltere’de savaş esiri olarak tutulmuş, sonra da Nürmberg Savaş Suçluları Mahkemesi’nde yargılanarak ömür boyu hapse mahkum edilmişti. Rudolf Hess 1966 yılından sonra tek hükümlü olarak kaldığı Spandau Hapishanesi’nde ölünceye kadar kalmıştı. R.Hess’in Almanya’dan kaçmasının nedenleri açıklık kazanamamakla beraber müttefiklere savaşı sona erdirecek barış önerileri götürdüğü sanılmaktadır. Buna rağmen R.Hess’in yıllar sonra da olsa ne yeniden yargılanması gündeme gelmiş, ne de affedilme teklifleri ortaya atılmıştı.

R.Hess’ten bizim terör başına döndüğümüzde, Türk milletinin bu dosyayı artık tamamen kapattığı ve yeniden açmaya da hiç niyeti olmadığı da açıktır. Terör başının yeniden yargılanması ve kamuoyunun da bu konuda ikna edilmeye çalışılması gibi düşünceler henüz ortaya atılmadı. Ola ki böyle bir şey olsa, Türk milletinin unutmayı istediği acı bir dönem yeniden gündeme gelecektir. Kaldı ki Silahlı Kuvvetlerin önde gelen generalleri de biz bu konuda tarafsız değil, tarafız diyerek tavırlarını ortaya koydular.

AİHM’nin siyasi organı olan Bakanlar Konseyi bu konuda Türkiye’ye dayatma girişimlerinde bulunursa ve Türkiye de bu dayatmaya boyun eğerse, yıllar öncesi basınımızda yer alan “tak diye emreder, ben de şak diye yaparım” örneği bir kez daha mı yinelenecek? Oysa buna ne Türk milleti, ne gaziler, ne de şehit anaları inanmak istemiyor.




erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi : 14 Mayıs 2005 Cumartesi 00:15:51
Güncelleme :8 Haziran 2005 Çarşamba 14:12:52


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
sinan demir IP: 193.243.207.xxx Tarih : 16.05.2005 12:55:20
Yazınız çok anlamlı tarih yine tekerrür etmesin,korkarım.

Hakan Karınlı IP: 212.253.36.xxx Tarih : 19.05.2005 13:56:49
Bu tak-şak işi bir zamanlar oldukça fazla konuşulup mizah dünyamıza bile girmişti.Bunu tekrar hatırlattınız. Yeniden gözümde o tak-şak günleri canlandı.Yeni yazılarınızı büyük bir heyecan ve zevkle bekliyoruz.