2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Tarih Yazamazsak, Tarih Bizi Siler!..

Anayasa Taslağı TBMM’de on yedi gündür sabahlara kadar süren yorucu oturumlar sonunda karara bağlandı. Tartışmalara, kavgalara yol açan 192 saatlik anayasa maratonu 336 oyla meclisten geçti. Bazı siyasetçilerin AKP Anayasası diye algıladığı Anayasa paketi önce Çankaya Köşkü’ne, ardından da muhalefet başvuruda bulunursa Anayasa Mahkemesine gidecek… Cumhurbaşkanı’nın yasaya göre on beş günlük bir inceleme süreci var. Şimdi Cumhurbaşkanı’nın önünde iki seçenek var; teklifi ya yeniden görüşülmek üzere meclise gönderecek ya da referanduma karar verecek…

Taslağın meclisten geçmesi üzerine Başbakan da haklı olarak “ülkemize milletimize hayırlı olsun” mesajını verdi. Bundan böyle önümüzdeki günler yeni gündem ve olaylarla dolu yaşanacağa benziyor.

CHP Anayasa Mahkemesine gidecek mi? Bilemeyiz. Başbakan partisindekilere meydanlara inip anayasa maddelerini halka anlatmaları direktifini verdi. Böyle olunca da milletvekilliği dokunulmazlığı, ekonomik sorunlar, Güneydoğu’da karakollarımıza yapılan saldırılar, şehitler geri plana atıldı. Sınır karakollarımızın saldırıya açık, derme çatma oluşları, büyük şehirlerde TOKİ’nin yükselttiği bloklara sarf edilen paralar neden sınır karakollarımıza aktarılmıyor gibi sorularla tartışmalar da gündem dışında kalacak… Belki bir süre Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen seks kaseti gündemde kalacak ve sonra da referandum rüzgârı onu alıp uçuracak…

Anayasa tartışmaları mecliste bizlere özgü ilginç görüntülere sahne oldu…

Milletvekilleri konuşurken her zaman olduğu gibi ceylan koltuklar çoğunlukla boştu… Oylamaya başlanılacağı anons edileceğinden milletvekilleri kulislerden apar topar gelerek salondaki yerlerini aldılar ve oylarını kullandılar. Bu oyların liderlerin direktifiyle mi yoksa öz gür iradeleriyle mi kullanıldığı her zamanki gibi yine tartışma konusu oldu!..

Muhalefeti temsil eden milletvekilleri, örnekler vererek, çözümler getirerek ciddi, uyarıcı ve açıklayıcı konuşmalar yaptılar. Ne yazık ki, yarıdan çoğu boş olan salonda onları dikkate alan da olmadı. Kişisel görüş bildirenler de yasayla ilgili yapılması gerekenleri söylediler, uyarılarda bulundular. Meclis Başkanı içtüzük uyarınca hükümet temsilcisi olan Bakana ve Anayasa Komisyonu Başkanına, görüşe katılıyor musunuz diye sorduğunda hep aynı yanıtla karşılaşıldı; katılmıyoruz! İçtüzük uyarınca açık oylamaya sunulduğunda önergeler iktidar milletvekillerinin el kaldırmasıyla aynı şekilde reddedildi!.. Oysa meclise sunulan önerilerin ne kadar dinlendiği de tartışılacak konulardan birisiydi. Televizyonda izlediğimiz kadarıyla milletvekilleri birbirleriyle konuşuyor, şakalaşıyorlardı. Kürsüdeki hatip ise kendi söylüyor, kendi milletvekilleri dinliyor, alkışlıyordu…

Grupları veya kendi görüşleriyle kürsüye gelenler arasında gerçekten konulara ciddi yaklaşanlar, üzerinde durulması gereken söz söyleyenler vardı. Bunların başında CHP’den Kemal Anadol, Atilla Kart geliyordu. BDP adına konuşan Sırrı Sakık ile Sefahir Bayındır’ın sözlerinin üzerinde durulmalıydı. Ama durulmadı… Mecliste tek başına parti olarak çalışan Kamer Genç, uzun yıllar mecliste olmanın ve bürokraside bulunmanın birikimiyle yerinde müdahalelerde bulunduysa da onun sözlerinin üzerinde de ne yazık ki, durulmadı. Mikrofonun açık olduğunu fark etmeyen Meclis Başkanı yanındakilere “kafayı çekip gelmiş” sözü salonda yankılandı. Kamer Genç de Başkana, “meclisi militanca ve keyfi yönetiyorsun” suçlamasını yaptı. Sataşma nedeniyle bazılarına kürsüde konuşmasına izin verilmedi. Sözleriniz zabıtlara geçti denilmekle yetinildi. Zabıtlara geçen sözleri meclis dışındakiler nasıl okur ve anlar o başka bir konu…

AKP’li üyeler, liderlerine sataşma yapıldığında veya partilerinin işine gelmeyen konularda tepkilerini gösterdiler. Bazı Asya ülkelerinde görülen tartışmalar, yumruklaşmalar, karşılıklı laf atamalar, itişip kakışmalar yine ekranlara yansıdı… Bu arada bir AKP milletvekili öfkesinden elini sıralara vurdu ve parmağını kırdı, sonra da oyunu alçılı eliyle vermek zorunda kaldı… Maddelerden birisinin meclisten geçmesi üzerine Başbakan’a koşarak haber vermeye giden bir milletvekilinin ilginç görüntüsü de fotoğraf karelerinde bir anı olarak kaldı. Basına sızan haberler arasında aleyhte oy atacağı kuşkusu duyulan bazı AKP milletvekilleri üzerinde baskı yapıldığı ve partinin istediği oyun verilmesinin sağlandığının iddiaları basında yer aldı. Ancak bunun ne derece doğru olduğu bilinmiyor.

Genel Kurulun son gününde tartışmalar Anayasa taslağından çok Başbakan’ın malvarlığı üzerinde düğümlendi ve kavgalar da burada ağırlık kazandı. Anayasa’nın 24. maddesi üzerinde söz alan CHP’li Engin Altay, Economist dergisindeki yazıya (Ekonomist dergisi böyle bir yayın yapılmadığını belirtmiştir) atfen Başbakan’ın dünyanın en zengin 8. başbakanı olduğunu kürsüde dile getirmesi üzerine meclis bir kere daha karıştı, sıralar üzerine çıkarak birbirlerine yumruk atmaya çalışanlar oldu. Bu sırada toplantıyı izleyen konuk Rus heyeti ayıp olmasın diye salondan çıkartıldı!..

Kısacası böylesine gergin bir ortamda Anayasa taslağı kabul edildi… Referandum yapılacak olursa Cumhuriyet tarihimizde, tarihi bir süreç yaşanacak ama bunu toplumun belirli kesimi dışında kalan ilgisizler nasıl algılayacak o da başlı başına bir konu…

Başbakan’ın, Anayasa taslağının meclisten geçmesinden sonra olağanüstü grup toplantısında söylediği ve bazı milletvekillerini ağlatan tarihi sözünün üzerinde durulmalıdır;

“Tarih yazamazsak, tarih bizi sizi siler.”

Millete hayırlı ve uğurlu olsun!...


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 9 Mayıs 2010 Pazar 11:49:32


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?