Geçtiğimiz aylarda Taksim Meydanı’nın yeniden düzenlenmesine ve yoğun trafik yükünün yeraltına alınma çalışmalarının başlamasıyla birlikte 1939-1940 yıllarında yıktırılmış olan Taksim Topçu Kışlası’nın yeniden yapılması gündeme gelmişti. Bu konuya olumlu veya olumsuz yaklaşanlar her iki yönde de düşüncelerini açıklıyorlar.
Taksim Kışlası’nın yeniden yapılmasına daha önce karar verilmiş, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu da buna karşı çıkmamıştı. Bunun üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tarihi Çevre Koruma Müdürlüğünce hazırlanan proje 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunulmuştur. Ne var ki, Kurul yeterli bilgi, belge ve görsel malzemenin olmayışından ötürü yeni projeyi kabul etmemiştir.
Taksim Topçu Kışlası’nın yeniden ve aslına uygun biçimde yapılması öyle kolay bir konu değildir. Taksim’in tarihi görünümü etkilenecektir. Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı projenin nasıl olduğu konusunda yeterli bir açıklama tam olarak yapılmadı. Büyük olasılıkla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlamış olduğu projenin bilimsel ve mimari verilere dayandırılmadığı sanılmaktadır. Bu tür projeleri hazırlanmak kolay değildir; eski İstanbul’u, mimarisini, çevre düzenlemesini ve sanat tarihini bilen, ehil uzmanların işidir. Yoksa biz yaptık; Kurul da kabul etti demekle ortaya ne çıkacağı tam bir meçhuldür. Meydanın görünümünü etkileyecek, kütlevi bir yapıyı ortaya koyarsanız bunun vebali sevabından büyük olur. Türkiye’de bu işin uzmanı mimar ve sanat tarihçiler var, ancak nedense onlara danışılmamış veya onlar bu işten uzak kalmışlardır.
Topçu Kışlası projesinin yetersiz olduğu görüşünde olan Kurul’un verdiği kararı yerinde bulanlar ve bulmayanlar olacaktır. Türkiye’deki kurulların vermiş olduğu kararların birbirini tutmadığı da söylenmektedir. Ancak kurullar belirli ilkeler doğrultusunda karar verirler. Birbirinden farklı kişilerden oluşan kurullarda görüş ayrılıklarının olması doğaldır. Kurullardan biri Çamlıca Tepesi’nde cami yapımına, Haliç’te metro köprüsüne sıcak bakarken bir diğeri Taksim’de Topçu Kışlası’nın yeniden yapılmasına karşı çıkabilir. Bu da doğaldır.
Türkiye’deki eski eserlerin korunması veya yenilenmesiyle ilgili tek merci Kültür ve Turizm Bakanlığı’dır. Nitekim Bakan Ertuğrul Günay’a bu konu sorulmuş ve şu yanıt alınmıştır; “Topçu Kışlası önemli bir proje… Biz seçimden önce bir başvuru üzerine elimizdeki resimler ve çeşitli belgelerle Kurul olarak burada geçmişte böyle bir tarihi eser olduğunu tescil ettik. Bu eserin dışında başka bir yapının burada yapılması Koruma Mevzuatı’na göre şu anda mümkün değil. Ama yeniden yapılanma için şu anda eldeki bilgi ve belgeler de Kurulun kararına göre yeterli bulunmadı. Orada Taksim Meydanı Gezi Parkı ve bütün bölgedeki yapılanma ile uyumlu ve tarihi dokuya da aynı şekilde yine saygılı bir biçimde proje geliştirilirse Kurulumuz yeniden değerlendirecek.”
Taksim Topçu Kışlası çok iyi etüt edilmelidir. Bu konuda Pervititch’nin vaziyet planları ve eski resim ve çizimleri bulunmaktadır.
Bir şehrin görünümünü etkileyecek girişimler siyasetçilerin işi olmamalıdır. Geçmişte bunun en kötü örnekleri Demokrat Parti iktidarı sırasında yaşanmıştır. O zamanın Başbakanı Adnan Menderes mimar, sanat tarihçi ve şehircilik uzmanı gibi girişimlerde bulunmuş ve başta Klasik Osmanlı Mimarisinin örnekleri olmak üzere birçok tarihi yapı yıkılmış, açılan yollara kurban edilmiştir. Şehir genişledi, nüfus arttı diye savunmaya geçmenin de anlamı yoktur. Öncelikle bir şehrin kapasitesi bellidir, o yüzden de bunu zorlamanın, neredeyse Türkiye’nin 1/4’ini buraya yerleştirmenin de anlamı yoktur. Bunu önleyecek tedbirler alınmalıydı.
Konumuza dönecek olursak; Taksim’de Topçu Kışlası’nın bulunduğu alan, yerleşim dışında kaldığından Osmanlı döneminde Beşiktaş’a kadar uzanan mezarlıklara ayrılmıştı. Sultan III. Selim, daha önce burada bulunan ve Kabakçı İsyanı sırasında 1781’de yakılan ahşap kışlanın yerine Mimar Kirkor Amire Balyan’a 1803-1804 yılında ikinci kez yaptırmıştır. Sultan II. Mahmut döneminde yangın geçiren kışla bu kez Sultan Abdülmecit döneminde Tophane Müşiri Fethi Ahmet Paşa’nın çabasıyla yenilenmişti. Yenilenen kışla XIX. yüzyıl üslubundaki diğer yapılar gibi kısmen ampir kısmen de bezemeleriyle Hint ve Rus mimarisinden esinlenmiş bir yapıydı. Osmanlı kışla mimarisiyle uzaktan yakından benzerliği yoktu. Özellikle köşelere yerleştirilmiş kuleleri soğan kubbeliydi. Klasik dönemde bunun benzerleriyle karşılaşılmamıştı. Oldukça geniş bir avlunun çevresinde iki katlı kesme taş ve kısmen tuğladan iki katlı bir yapıydı. Kışlanın köşelerinde ve iki cephesinin ortalarına üç katlı görkemli birer giriş eklenmişti.
![]() |
| Taksim Topçu Kışlası |
Kışla, Sultan Abdülaziz’in Mısır seyahati sonrasında burada askerlerle birlikte yemek yemesiyle tarihe geçmiştir. Bu dönemde harap olan kışla ana planı korunarak yenilenmişti. Askeri talimler dışında avlusunda İstanbul’a gelen Beyaz Ruslar at yarışları düzenlemiş, cambaz gösterileri yapılmış, bir ara Rum hacılar burada konaklamışlardı. 12-13 Nisan 1909’da burada konuşlanmış avcı taburları subaylarına karşı ayaklanmışlardı. Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra 1913’de Sanayi ve Ticaret Şirket-i Milliye-i Osmaniye satılmıştı. I.Dünya Savaşında, İstanbul’un işgalinde Fransız Senegalli askerlere tahsis edilmiş, bu yüzden de kışlaya Makmahon ismi yakıştırılmıştı.
İstanbul’da futbola olan ilginin artmasıyla o yıllarda Talimhane’de yapılan maçların daha düzenli olabilmesi için Çelebizade Said Tevfik Bey’in (Said Çelebi) çabasıyla boş durumda olan Taksim Kışlası’nın avlusu stadyuma dönüştürülmüştür.
![]() |
| Kışlanın avlusundaki Taksim Stadı |
Burada yapılan futbol maçları aralıksız on sekiz yıl sürmüş ve Türk Milli Takımı ilk maçını 26 Ekim 1937’de Romanya ile oynamış ve 2-2 berabere kalmıştı. Onun yanı sıra Balkan Güreş Şampiyonası, Balkan Atletizm Şampiyonası, Türkiye-Bulgaristan bisiklet yarışı, Konkurhipikte’de Türk-Bulgar karşılaşmalarına ev sahipliği yapmıştır.
Cumhuriyet döneminde 1939-1940 yıllarında Avrupalı şehir planlamacısı Henri Prost’un imar çalışmaları sırasında yıkılmış, yerine İnönü Gezisi (Taksim Gezi Parkı) yapılmıştır.
![]() |
| Taksim Gezi Parkı |
Kenthaber köşe yazarlarından mimar Yılmaz Ergüvenç’in bu konuda birbirini tamamlayan “ Taksim Meydanı (2 Kasım 2012),“Yaşayan Meydan; Taksim (8 Kasım 2012)”, “Taksim Topçu Kışlası Müze Olmalıdır (20 Aralık 2012)” makaleleri bulunmaktadır.
Taksim Meydanı’nın kendine özgü bir konumu vardır. Cumhuriyetin ilanından sonra açılan bir nevi simge konumundadır. Türkiye’nin diğer şehirleri gibi İstanbul da meydan bakımından çok fakir ülkedir. Avrupa şehirlerinin çoğunda meydanlar ve heykeller son derece önemlidir. Bazı ülkelerde ise meydanların yanı başlarında tarihi yapılar bulunmaktadır. Bizler elimizdeki birkaç örneği de yozlaştırmaya kalkarsak geride ne kalır hiç düşündünüz mü?
Taksim Meydanı’na yapılacak yeni düzenleme ile halkın soluklandığı eski adıyla İnönü, yeni adıyla Taksim Gezisi ortadan kalkacaktır. Bu arada buraya halkın rahatça oturmasını engelleyen kişilerin mesken tuttuğu söylenirse, o ayrı bir polisiye olaydır. Sıkı bir denetim ile uygunsuzluklar ortadan kalkabilir.Tabi istenirse!..
Topçu Kışlası’nın yapılmasıyla ortadan kalkacak Gezi ile acaba birileri bize eskiyi unutturmak mı istiyor? Oysa bu mekânda bir zamanlar Taksim Belediye Gazinosu vardı, filmlere, şarkılara konu olmuştu…
Taksim Meydanı’nın yanı başında Tarlabaşı yolunu genişletmek amacıyla XIX. yüzyılın sivil mimari örnekleri yitirilmişti. Bugün o yapıları hatırlayan kaç kişi kaldı ki?
Dilerim, yarın da Taksim Meydanı için aynı sözleri söylemeyelim.
erdemyucel2002@hotmail.com
Saygıdeğer Erdem Yücel. Ben de 5 yıldır bu konuyu işliyor ve Topçu Kışlasının yeniden ihya edilmesini destekliyorum. Ne var ki yazınızda, tarihi gerçekleri dile getirmekle beraber, konuyu benden farklı olarak Cumhuriyetin değerleri yerine Osmanlı'yı gündeme getirme çabası içinde bir oluşum olarak değerlendirdiğinizi görüyorum. Elbette ki bütün fikirlere saygımız vardır. Özellikle sizin gibi bu gibi konuların kompetanı olan bir imza, benim için de değerlidir. Topçu Kışlasının yeni restitüsyon projesini görmemekle beraber, internete yeni konan vaziyet planı resimlerinden, anladığım kadarı ile Kışlanın orijinal planına riayet edilmediğini, cadde ve meydana bakan zemin katların rant getirecek kafe, restoran ve mağazalara tahsis edilmiş olduğunu farkettim. Nitekim Koruma Kurulu da her halde bu soysuzlaştırma teşebbüsünü görmüş olmalı ki projeyi reddetti. Bu konuda size hak veriyor, kutluyorum.
Hocam ellerine saglik"Meslegin geregi ile güzel bir tarih yazisi olmus.Kanimca bu gibi eski eserlerine sahiplenmesi gereken kültür,ve turizm bakanligidir. Yaliniz bu is yürütülürken ben yaptim kimse dememesi lazim.Kimsenin ismi verilmeden direk,Kültür ve Turizm bakanligi insa etmistir denilirse Halk arasinda daha fazla makbul görür.Kültür ve Turizm bakani kendisinin calisacagi mimarisi yüksek bir kurulla bu isi rahatlikla halleder.Proje hakkinda tartismalari gerekirse tartisirlar ve amma ileri bir tarihe ertelemeden bir karara baglayip ise koyulmalari gerekir diye düsünüyorum.Amma isin icine Politika girip ben yaptim denirse,iste o zaman gelecek bahara kalinir saygilarimla.