Beyoğlu’nu Karaköy’e bağlayan Tünel’in ne zaman yapıldığını, dünyadaki konumunun ne olduğunu hiç düşündünüz mü?
Dünyada yeraltı toplu taşımacılığın ilk örneği Londra’da 1863’de yapılmış, bunu 1863’de New York’daki benzeri sistem izlemiştir. Türkiye’de ise bunlara benzeyen taşıma sistemlerinin ilk adımı 1867’de Eugene Henri Gavand isimli Fransız müteahhit-mühendisin Osmanlı hükümetine getirdiği teklif ile atılmıştır. O yıllarda İstanbul’da ticaretin, bankacılığın en yoğun bölgesi olan Beyoğlu (Pera) ile Galata’yı (Karaköy) birbirine bağlayacak taşımaya gereksinim vardı. Bu iki bölgeyi birbirine bağlayan Yüksek kaldırımdan günde yaklaşık 40.000 kişi inip çıkıyordu. Bu yol çok dikti, ayrıca yanıbaşında da genelevler vardı. Buradan yürüyenlerin kimi yaşlı, kimi de gençti...
Eugene Henri Gavand Fransız hükümetine sunduğu asansör tipi projesi kabul edilmedi. Bunun ardından İngiliz hükümetinden sağladığı kredi ile projeyi bu kez Osmanlı hükümetine verdi. Bu ilk projeye Osmanlı hükümeti de sıcak bakmadı; ancak Eugene Henri Gavand yılmadı, Maliye Nazırı Sadık Paşa ve Natia Nazırı (Bayındırlık Bakanı) Edhem Paşa’nın desteğini sağladı. Sonunda Sultan Abdülaziz, Osmanlı için büyük bir yenilik olan projeyi 10 Haziran 1869’da uygun gördü. Gavand’ın “The Metropolitain Railway of Constantinople From Galata to Pera” şirketi, 42 yıllık bir imtiyaz olarak 30 Haziran 1871’de çalışmalarına başladı. Bölgedeki kamulaştırmalar, dolgular ve kazı çalışmaları hızlandırıldı. Yaklaşık 4.000 m2’lik alan kamulaştırıldı, galeriler açıldı. Tünel çalışmaları İtalyan ustalarının kontrolünde Osmanlı işçileri yaparken taş işçiliğini İtalyanlar, marangozluk işlerini de Fransız ve Rumlar üstlendi. Tünel’in 25 kg/m ağırlığındaki rayları döşenirken madeni malzemeler çift hatlı Creusot Fabrikasına, vagonlar David Desouches firmasına ısmarlandı.
Böylece dünyada Londra ve New York’dan sonra gelen üçünçü Tünel 18 Ocak 1875’de hizmete girdi. Vagonlar 8.50 m. boyunda, 240 m. genişliğinde ikişer tane olup üstü açıktı. O zamanlar İstanbul’da elektrik olmadığından tünel gaz lambaları ile aydınlatılıyordu. Ne var ki, Osmanlı toplumunda ve günümüzde de zaman zaman görülen bağnazlık o zamanda ortaya çıkmakta geçikmedi. Şeyhülislam demir arabalarda insan taşımanın dinen caiz olmadığı konusunda fetva verince Tünel’de yalnızca hayvanlar taşınmaya başlandı; ancak bu yanlıştan kısa bir süre sonra vazgeçilerek tünel yine insanları taşımaya yöneldi.
XX. yüzyılın başlarında dış siyasi ortamın gerginleşmesi üzerine şirketin imtiyazı beş yıl daha uzatıldı. Ardından 1910’da İstanbul’da elektrikli tramvaylar işlemeye başlayınca şirkette tüneli satışa çıkardı. Böylece tünel 1911’de kurulmuş olan “Dersaadet Mülhakatından Galata ve Beyoğlu Beyninde Tahtelarz Demiryolu” şirketine devredildi. Tünel 1 Mart 1939’dan sonra Cumhuriyet hükümetince satın alınarak İETT işletmesine verildi.
Tünel’in eskiyen araçları, kabloları zaman zaman kazalara neden olmuştur. İlk kaza 26 Ağustos 1876’da olmuş, bunu 1902, 1918, 1921 ve 1943 kazaları izlemiştir. Son kazadan sonra yeniden düzenlenen Tünel 1970’de Fransız firması Electro Entreprise tarafından yenilenmiş ve 3 Kasım 1971’de hizmete girmiştir. Günümüzde Beyoğlu ile Karaköy arasındaki ulaşımı sağlayan tünel iki vagonu ile 170 insan kapasiteli olarak 350 beygir gücü elektrik sistemiyle çalışmaktadır.
erdemyucel2002@hotmail.com
Yayın Tarihi :
31 Ağustos 2004 Salı 11:35:44