Bazı çevrelerinin siyasi stratejisi artık iyice açığa çıktı… Toplumun birçok kesimini rahatsız eden olaylar gelişince, onu unutturmak için hemen yeni bir gündem yaratılıyor, dikkatlerin başka noktaya çevrilmesi sağlanıyor… Yukarıda Allah var; doğrusu bunu yapan da çok iyi yapıyor, taşları yerine oturtuyor.
Erzurum’da Yunan Başbakanı ile Kıbrıs konusunda yaşanan kriz, ardından hükümet ile yargı arasındaki kavgayı geri plana itmek için ortaya yeni gündemler getirildi. Bunlardan birisi Kars’taki “Ucube heykel! ”, diğeri de televizyondaki ”Muhteşem Yüzyıl” dizisi…
Ucube heykel konusuna girmeden önce eskilerin çok sık kullandığı ucubenin ne olduğu ve ne anlama geldiğini merak ederek sözlüklere başvurdum.
Bakın ucube ne demekmiş!..
Çok acayip, şaşkınlık verecek kadar çirkin olan şey…
Biyoloji ve genetikte ise önemli biçim bozukluğu olan canlı yaratık…
Ferit Develioğlu da Osmanlı-Türkçe sözlüğünde, pek acayip şey, garip, şaşılacak şey dedikten sonra bu sözcüğün kökeninin Arapça’da eâcîb olduğunu ve acîb’den geldiğini açıklıyor.
Dilbilimcilere göre ucubenin tanımını yaptıktan sonra bu konuya neden geldiğimi açıklamak istiyorum.
Başbakan’ın Kars gezisi sırasında, eski AKP Belediye Başkanının başlattığı, yapım aşamasındaki “İnsanlık Anıtı’nı” görmüş, anıtı beğenmemiş ve ucubeye (!) benzeterek tepkisini koymuş;
“Hasan Harakani’nin türbesinin yanına bir ucube koymuşlar, garip bir şey dikmişler…”
Başbakanın bu sözü üzerine epeydir Kars’ta süren tartışma yeniden alevlenmiş…
Hasan-ı Harakani’nin türbesi yanında olur mu denilmiş!...
Hasan-ı Harakani ne kadar tanınıyor, onu da pek bilemeyiz. Bizim bildiğimiz Kars’ın Kaleiçi Mahallesinde bulunan türbe Selçuklulardan önce Anadolu’ya akınlar düzenleyen Oğuz beylerinden Hasan-ı Harakani’ye aittir. Burada şehit düşmüş bir uç beyidir. XVI. Yüzyılda mezarı bulunmuş ve Serdar Lala Mustafa Paşa tarafından türbesi yapılmıştır. Türbe’nin avlu girişinde ise h.972 (1564) tarihli kitabesi bulunmaktadır. Sonradan buraya yapılan camiye de türbeden ötürü Evliya Camisi ismi yakıştırılmıştır.
Tarihi bir türbe ile yakınında modern üslupta yapılan anıt yan yana olur mu diyenlere sormak lazım; neden olmasın?
Suudiler, Kabe’nin yanı başına onu gölgeleyen lüks oteller yapmamışlar mıydı? Hem de Osmanlıdan arta kalan Ecyad Kalesini yıkarak… Basındaki birkaç kişi dışında bu konu üzerine siyasilerimizin de pek eğildiklerini sanmıyorum. Ne olur ne olmaz Suudilerle aramızı bozmayalım… Vur abalıya İsrail’e yüklenelim…
İnsanlık Anıtının yapımı günümüzün dünyaca ünlü usta heykeltıraşlarından Mehmet Aksoy’a sipariş edilmiş… Anıt 35.00 m. yüksekliğinde ve 350 ton ağırlığındadır. AKP’li eski belediye başkanı, görkemli bir anıt yapalım ki hem barışı simgelesin, hem de Ermenistan’dan görülsün düşüncesinden yola çıkmış… İşimiz gücümüz birilerine nispet vermek veya tenkit etmek… Orada Soykırım anıtı var ya bizde karşıtı neden olmasın?…
Heykeltıraş Mehmet Aksoy da kolları sıvayarak çalışmalara başlamış, projeyi hazırlatmış, belediyede gereken yerlerden izinleri almış, anıt bitirilmeden, 2008 Ekim ayında da, daha tamamlanmadan tanıtımı yapılmış. Bu sırada MHP İl Başkanı, anıtın yapıldığı yerin Kars savunmasında önemli bir yeri olan Timurtaşpaşa tabyası üzerinde olmasının yan sıra SİT alanı özelliği taşıdığı gerekçesiyle Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’na başvurmuş. Kurul da 2006 yılında yapımın durdurulmasını, 2008 ve 2009’da burada herhangi bir uygulama yapılamayacağı ve anıtın yıkılma kararını almış… Kars’ın yeni Belediye Başkanı da anıtın SİT alanı içerisinde, hazine arazisinde ve ruhsatı olmadığı gerekçesiyle yıkılmasını istemiş…
Kısaca özetlemeye çalıştığımız bu olay Başbakan’ın Kars’a gelişiyle yeniden gündeme taşınmış…
İnsanlık Anıtı’nın yapımından önce gerekli prosedürün eksik alınması bir yana, Başbakan’ın “Ucube” sözü bir anda ön plana çıkarak yeni bir gündem oluşturdu…
Güzel Sanatların herhangi bir dalında söz sahibi olursunuz veya olmazsınız ama bir sanatçının eserini için küçültücü ifade kullanmak hiç de şık olmuyor. Büyük olasılıkla ağızdan her nasılsa kaçmış bir sözcük olduğunu düşünüyorum. İnsanın hangi görevde olursa olsun her şeyi bilirim demesi de yanlıştır. Örneğin, Mimar Sinan Üniversitesinde iki yıl süsleme sanatı dersleri vermeme, sanatsal sergilere gitmeme rağmen resim ve heykel konusunda söz söyleme cüretini kendimde bulamam. Sergilerdeki bir resmi veya heykeli beğenirim veya beğenmem ama o konuda bir söz söyleyemem; aldığım eğitim bu yönde değildir…
İslamiyet’in baskısından olacak bizim şehircilik anlayışımızda heykele pek sıcak bakılmamıştır. Avrupa’nın birçok şehrinde meydanlar, yapılar heykellerle donatılmıştır. Mimari ve şehircilik anlayışı çok daha görkemli görünümler kazanmıştır. Edirne’li dünyaca ünlü heykeltıraş İlhan Koman’ın heykellerinin Türkiye meydanlarını değil de İsveç meydanlarını süslediğini söylesem acaba ne düşünürsünüz?
Toplumumuz nedense heykel sanatına pek sıcak bakmaz. Bunu anlayabilmek gerçekten çok zordur. Belki İslamiyet’in heykeli yasaklaması belki de eğitim noksanlığı… Her ikisi de olabilir…
İslamiyet öncesinde Orta Asya’da, Uygurlarda, Büyük ve Anadolu Selçuklularında plastik sanatlara geniş yer verildiği, Osmanlının ilk dönemlerinde de heykel yapıldığı bilinmektedir. Oysa Kur’anda tasvirin ve heykel sanatının yasak olduğu konusunda herhangi bir hüküm bulunmaktadır. Kur’an’da üzerinde en çok durulan husus Müslümanların putperestliğe gitmesini önlemektir. Müsteşrikler yanlış olarak Maide suresinin 93. ayetinde geçen “ensab” sözcüğünü resim ve tasvir olarak tercüme etmişlerdir. Bunun yanı sıra Müslümanlıkta canlı varlıkları tasvir etmenin yasaklanması konusunda da İslam kaynaklarında yeterli bir bilgi bulmak çok güçtür. Siz bakmayan, televizyonlara çıkıp ahkâm kesenlere, dinci basındaki yoz yazılara, dergâhlarda eğitimsiz kişilerin beyinlerini yıkayan hoca efendilere…
Bir zamanlar Ankara Belediye Başkanı da Altınpark’taki “Periler Ülkesinde” isimli aynı sanatçının yaptığı heykel için “ Böyle sanatın içine tüküreyim, ahlaksızlığın adını sanat koymuşlar” diyerek kaldırmıştı. Yanılmıyorsam Heykeltıraş yargıya başvurarak, Belediye başkanını maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm ettirmişti. Kars anıtı yüzenden yine yargıya gider mi bilemeyiz ama eserine ucube diyene bir yargıç bugünkü ortamda nasıl hüküm verir?
Onu da bilemem!...
Suudi Arabistan’da, Katar’da çölün ortasında beş yıldızlı oteller büyük şehirler kurulmuştur. Ama o şehirlerde sanatı yansıtacak heykeller, resimler yoktur. Çöl kültürü güzel sanatlardan çok uzaktadır... O zaman insan elde olmadan düşünüyor, görsel sanatları olmayan yerlerde dağları, taşları, çölleri binalarla doldursan ne olur; ortada oraya kimlik kazandıracak heykel ve resim gibi sanatlar yoksa…
Yazımı yeri gelmişken, pek çoğumuzun bildiği Atatürk’ün ve Alphonse Lamartine’nin sanat üzerindeki sözleriyle noktalamak isterim;
“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”
“Bir ülkenin gelişmesi sanatçılarıyla değil, belki de sanatçılara verilen değer ve destekle ölçülür.”
Sanırım anlayanlar anlamıştır!..
erdemyucel2002@hotmail.com
Basbakana cevap: "Efendiler... Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat sanatçı olamazsınız. Yaşamlarını büyük bir sanata adayan bu çocukları sevelim."(Atatürk bu sözü söylediğinde yıl 1930'du)"
ucube lafi ile burada basininda sayesinde heykel oldugunu gördük Tek iyi tarafi aninda meshur oldu Diger taraftan ilk resimden görüste ucubeye bende benzettim en cokta cevresinin düzen sizliginden al dedim yine kel basa simsir tarak ama sonradan takip ettigimde heykelin yarim kalisi ve bitirilmis halinin cok güzel olacaginin ve anlamininda bunu tamamlayacagini da anlamis oldum bunu yapan kisiyi icimden taktir geldi ben yinede cevresinin bakimsiz ev ve gece kondu görüntüsü ayni kalacagindan emin oldugumdan beni rahatsiz edeceginden ucubeye takildim güzelim heykelin etrafida güzel evler temizyollar piril piril efendiler haim efendiler olabilse hem birbirini tamamlar hem gözlerim her iki tarafa bakipta uyum güzelliginden beynim rahatlardi ve gurur duyardim Sanatcinin eserini kücük düsürme lafi hem söylenir hem söylenemez yada elestiri yönünde olabilir elestiri iyidir dozunu bilirsen öyle bir heykellerimiz bazi yerlerde varki yani pes dememek elde degil NOT: sit alani yermis erzurum kültür kurumu olmaz demis belediye ruhsatsiz hazine yeri demis neden türkün akli ya bilmem ne yapaken ya kacarken gelirmis ata lafina cakiliyor önceden plan prensip siz baslaniyor sehirciliktede örnek önce ev yol sonra kanalisazyon gibi
Hocam Ellerine saglik,Bu son günlerde sik sik kullanilan bu ucube sözcügünün anlamini ögrenmis olduk.Ben bu konuda fazla birsey yazmiyacam cünkü anlamini yeni ögrenmis oldum.Eger ucube denildigi gibi ise yani cok acayip sasilacak kadar cirkin birsey ise söylemege gerek yok günlük Türkiye,de bundan cok sey vardir.
Insanoglu bu, gücü kime yeterse ona bas kaldirir ve ezmege baslar.Yani bir ölünün arkasindan cok dedikodu olur,ya ona benzer.Ölen kisiyi kimi yüceltir arkasindan güzel seyler söyleyerek anar,Kimisi,de kötü tarafini saymakla bitirmez.Agzi olan konusuyor saygilarimla.