Sizlerin de benim gibi dikkatinizi çekmiştir… Allah kimsenin başına vermesin; şu veya bu nedenlerle ünlü geçinenlerden (!) biri kaza geçirse, hastalansa basınımızda hastaneye veya cenazeye koşanların boy boy fotoğraflarını görürüz. Televizyon ekranlarında da ünlülerden (!) birkaç söz alabilmek için uğraşan muhabirleri izleriz.
Hep merak etmişimdir; acaba hastanelere koşanların, cenaze namazı için musalla taşının önünde sıralananların veya taziye ziyaretlerine gidenlerin acaba kaçı gerçek vefalı dost, kaçı göstermelik ve kendi reklamını yapmak için orada boy gösterirler.
Bilemeyiz!..
Nedense toplumun bazı kesimleri yağdanlıktan veya yalakalıktan hoşlanırlar. Yağdanlıklar çıkarlarını gözetirler ve bundan da hiç utanmazlar. Geçmiş günlerin goygoycuları gibi…
Osmanlıdan bu yana, bunun pek çok örneğini okumuş, görmüş veya yaşamışızdır. Osmanlının son dönemlerinden kesitler veren Hıfzı Topuz’un “Meyyale” isimli eserinde halledilen Sultan Abdülaziz kendisini tahttan indiren Serasker Hüseyin Avni Paşa, Sadrazam Rüştü Paşa, Şeyhülislâm Hayrullah Efendi, Şurayı Devlet Başkanı Mithat Paşa gibi kendisinin atadığı, güvendiği kişiler olduğunu görünce çok şaşırmış… Osmanlıya pek çok hayır eseri kazandıran annesi Pertevniyal Valide Sultan da kendisine yapılan zulüm karşısında oğlu gibi şaşırmıştı.
Kısacası, o zaman da bu gün olduğu gibi toplumun bazı kesimleri vefa sözcüğünden nasiplenmemişti.
Benzeri durumlar Demokrat Parti’nin sonlarında Celal Bayar ile Adnan Menderes’in de başına gelmişti. Demokrat Parti’nin çevresinde toplananlar 27 Mayıs darbesinden sonra bir anda dağılmışlar; kısacası kaçmışlardı. Bunların büyük bir kısmı da yeni iktidara yanaşmanın yollarını aramışlardı. Ancak idealist askerlerden yüz bulamayınca da yeni kurulan Adalet Partisi’nde kümelenmişlerdi.
Demokrat Parti iktidarının son günlerinde çağımızın en büyük yağdanlık örneği, Vatan Cepheleri (!) olmuştur. Televizyonların olmadığı o günlerde İktidarın emrindeki Ankara ve İstanbul radyolarında haberlerin ardından en azından 15 dakika Demokrat Parti yandaşlarından Vatan Cephesi’ne katılanların isimleri okunurdu. Bu isimlerin çoğu hayali veya ölmüş kişilere ait olmasının yanı sıra, telgraf çekerek Vatan Cephesi’ne katılarak iktidardan çıkar sağlamaya çalışanlar da vardı. Başbakan Adnan Menderes radyoda okunan isimlerle ilgilenir mi, onlara çıkar sağlar mıydı, bilemeyiz…
Yağdanlık ve yalakalar Osmanlıdan bu yana hep vardı. Aymazlık, çıkarcılık, kişiliksizlik önümüzdeki dönemlerde de hep olacaktır…
Günümüze bakıyorum devlet yöneticilerinden birinin yakını ölmeye görsün; gazetelerde tam sayfa ilanlar peş peşe yayınlanır. Merhum veya merhumeyi tanıyan, tanımayan, gören, görmeyen, şirketler, holdingler veya kişiler tam sayfa ilanlar verir. Bazıları kendi isimleri ile yetinmeyip aile bireylerini de ilanların içerisine sıkıştırır. Aynı olaylar yöneticilerin yalnızca acılı değil, mutlu günlerinde de sergilenir. İlan yarışının yerini mutlu günlerde takı takma yarışı alır.
İktidar sahipleri yağ kokan ilanlardan veya takılardan etkilenir mi? Onlara çıkar sağlar mı?
Bilemeyiz.
Ne gariptir ki; her güzel şeyin mutlak bir sonu vardır. Bugün güçlü olanlar yarın güçsüz olabilirler… Dünyanın düzeni, yasaları böyledir…
İşte, o zaman bakarlar ki çevrelerinde kümelenenlerden eser kalmamış. Çünkü onlar yeni iktidar sahiplerinin yanında çoktan yerlerini almışlardır.
Belki de bir zamanların güçlüleri geçmişin muhasebesini yapar; dostların, dost görünenlerin nasıl buharlaştığını görürler.
Meşhur bir söz vardır; tarih tekerrürden ibarettir. Herkes bu sözü bilir de nedense bazıları bunu dikkate almazlar.
erdemyucel2002@hotmail.com
Merhaba erdem abi.Köşenizi okudum.Ben köşenizin dışında yaşadığım ve Gördügüm konuları yazacağım.İnşallah yazdığım konu hakkında bilir kişiler yasa çıkarırlar...
Öncelile konuya:Türkiye cumhuriyetinin başbakanının evlenen herkez 3 çocuk yapsın tafsiyesinden başlamak istiyorum.Ebemle ile Dedemin zamanında başbakanımızın söylediginden fazla çocuk yapılırmış.Neden oldugunu araştırdım.Köylerde yaşandığı için,herkes kendi bağında,bahçesinde ve tarlasında çalışıp kazanırlarmış.O yıllarda aile plannanması ve Dogum kontrol haplarıda yokmuş.Zamanla şehirlere,metropollere göçlerle birlikte iş alanları ve kazançlar azalmış.Tabiki buda ailenin çoğalmasınada etki olmuş.
Zamanla ekonomik şartlarla birlikte,evlenenler ayrılmaya başlamış.Son yıllardada evlenme olmadığı gibide,boşanma sayısıda çoğalmış.Neden evlenmenin azaldığını ve Boşanmalarının yaşandığını araştırdım.
Genelde boşanmalar çalışanlar ve okuyanlar arasında oldugunu söyleyim.
Çalışmayan bayanlarıda,Koçasından alacağı nafakaya güvenerek ve Babasının emekli maşından yararlanmasına bağlıyorum.Birde evlenmeyen kızlarımız var.bazılarının Annesi ve babası boşanmış.Ya babasından aldığı nafakayla yada babasının emekli maşından yararlandığı içinde evlenmeyenler var.
Anne ile Babaya çok işler düşüyor.Bir yemek düşünün tuzu,biberi,suyu,denesi vs vs olmadan yemek oluyormu erdem abi.Kızları eşiy ile ufak bir atışmada,Bırak gel kızım babanın evine diyorlar.eşler arasında ufak,tefek kavgalar olur,şiddetli olmadığı sürece...!buda anlayanlara kıssadan hisse olsun erdem abi..
YAZDIKLARIMIN ÇARESİ:Anlaşamayıp boşananlar,adaletimizi fazla meşgül etmeden karşılıklı anlaşarak boşanmalılar.Boşanan bayan nafaka almamalı.ama çocugu varsa 18 yaşınaca nafaka ödene bilir.Kadınlar 60 yaşından sonra babalarının emekli maşından yararlana bilirler.Bekar kızlarda 18 yaşından sonra nafaka alması engellenmeli.Babasının maaşına ve alacağı nafakaya güvenerek boşanmaların önüne geçilecegine inanıyorum.
Ebemle ile Dedemin zamanına ancak böyle döneriz erdem abi...Başbakanımızın istedigi 3 çocukta geçikmeden fazlasıyla dogacağına inanıyorum.Ben belki eksik yada fazla yazmış olabilirim.inşallah bu yazdıklarımı düzenleme yapılarak yeni yasanın içinde olur erdem abi...saygılarımla Erdal Geyikci-Sanatcı
Hocam ellerine saglik,Bu güzel dizilerini anlayana ne mutlu,Sair ne demis,Ben yilandan korkman,insandan korktugum kadar.Insanoglu bu ciy süt emmistir,her seyi yapar.Dünya cikar dünyasi,Kimisi yagcilikla gecinir,kimisi,yalakalikla aymazlikla gecinir.Genc ve güclü olan ölmiyecek gibi hareket eder.Ve cogu yalakalar yaninda bulunarak cikar bekler.
Ama güclü olan,da birgün ihtiyarlayip cökünce,saginda solunda kimseyi görmeyince,herseyin bittigini vah vah,liyarak her seyin buharlasip uctugunu anlar.Cünkü cikarci yalakalar artik yaninda yoklar.Daima demisim,tarihten gecmisinden ders almayan,gelecegi karanliktir.Insan ne oldum degil,de ne olacam diyerek haraket etmelidir saygilarimla.