Sonrasında derin üzüntüler ve pişmanlıklar yaşayıp, her seferinde bir daha asla deyip ancak bunu bir türlü gerçekleştiremeyerek kendimizi kandırdığımız ve sürekli suçluluk duymamıza neden olan; dünyanın en ciddi hastalıklarından birisi olan “ihmal” illetini sanıyorum yakından tanıyorsunuz.
İlletler de milletlere göre farklılıklar gösteriyor. Nasıl yani? İşte size bir-iki örnek:Aids diye bir bela var,tüm dünya insanları korunmaya çalışırken, sen çok rahat “biz Türk’üz, veya laz’ız diyerek, dalganı geçebiliyor ve ölüme davetiye gönderebiliyorsun! Yunanistan’da alkollü araç kullanırken araban, geri verilmemek üzere alınırken; başka ülkelerde ise komik paralarla işi halledebiliyorsun!! Kadınlar yıllardır kendilerini ihmal ettiler, ta ki İngiliz kadınları ihmalkarlıklarını anlayana kadar. Bravo onlara, kutluyorum.Biraz geç olsa da hemcinsleri adına güzel bir kamuoyu yarattılar ve artık televizyonlarda moda adı altında defile gösterimi yasaklandı.İzlemek isteyen internet’ten izleyecek.İşte bu kadar…(Bu arada ümit ederim ki Türkiye’deki medya kahramanları da The Guardıan ‘a özenirler!!!)
Fert veya devlet olarak o kadar büyük ihmallerimiz var ki…Sormayın gitsin!... Soba zehirlenmeleri, trafik kazalarının % 99’u, çocuk ölümleri, aşk cinayetleri, töre katliamları, evlilik kavgaları, boşanmalar, salgın hastalıklar, rüşvet, sigorta, … gördüğünüz gibi saymakla bitmeyen upuzun bir liste.
Devletin yapmadığı, ihmal ettiği konularda yapabileceklerimiz (demokratik anlamda) sınırlı olabilir.Fert olarak yapıp yapmadıklarımızda ise nerdeyse hiçbir sınırımız yok, her şey ama her şey bize ait.
Tüm hayatımız boyunca etkisinden kurtulamayacağımız derin boşluklar yaratmak, ve bu hayata çivileme atlamak, biz insanoğlunda ki çelişkiler zincirinin bir başka halkası, ve belki de hayatımızın en ağır faturası … Dilim varmıyor ama yinede söylemem gerek “salaklığımızdan”( çok özür dilerim ) ötürü hayatımızı mahvediyoruz ve sonra da ağlıyoruz…
Tüm bunlar akıllı insan işi midir, sorarım size?
Anamızı babamızı ihmal ederiz, sonrada “ah şimdi anam olsaydı da” filan falan.Ne şimdi bu? Veya sevgimizi, yada saygımızı… Sonra da bu kişiliğimizle caka satarız. Konuşurken kül bırakmayız ama ağlarken mendil kullanırız.
Gece yatarken sobaya kömür atmayacaksın, su ısıtma cihazını bacaya bağlayacaksın, canavarın trafik değil, şoför olduğunu ve her an karşına çıkabileceğini unutmayacaksın, ülke vatandaşı isen oy kullanacaksın, konuşman gerekiyorsa susmayacaksın, sevmeyi biliyorsan* seveceksin,… tabii ki vergi vermeyi de ihmal etmeyeceksin…
Yeter, bu millet yeteri kadar ağlamıştır. Daha fazla ağlamayın ve ağlatmayın. Kişisel ihmalkarlıklarınız yüzünden ne kaderi, ne başka insanları, nede şansınızı suçlayıp durmayın.Suçlu sizsiniz! Kalkın ve kendinize çeki düzen verin. İhmal ettiklerinizi listeleyerek, bugünden itibaren bunları ve diğer değerlerinizi ihmal etmemek üzere ant için …
Değerlerini hiçbir zaman ihmal etmeyeceksin arkadaş! Kural bu ve başka da kural filan yok!
Pişmanlıkların olmadığı yeni yaşamınızda sizlere mutluluklar diliyorum.
Sevgi ve saygılarımla.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız herkese kutlu olsun.