19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Kıbrıs Dalışlarının Devamı (resimli)

Öğleden sonra ki bu dalış, ilk defa ( tabii ki havuz eğitimi dışında) su altı ile tanışacak olan open water grubu öğrencileri ile olacak. Grupta 4 öğrenci, eğitmen Cüneyt hoca ve dive master olma yolunda emin adımlarla yürüyen ben

Öğrencilerimizden birisi ( ismi bende saklı kalsın ) suya girdiği anda korkularının ve heyecanının kurbanı oldu ve hemen pes ederek kıyıya çıktı. Onun adına üzülmemek olmaz. Biraz gayret etseydi, sadece birazcık… 


Yaklaşık 3 metrede başlayan Open water eğitimi, daha en başında çok güzel bir dalış olacağını haber veriyordu. Grupta yaşanan ağırlık problemlerini çözdükten sonra alçalıyoruz, ve dipteyiz.

Dizlerinin üzerine çökerek becerilere başladı öğrenciler. Önce Cüneyt hoca beceriyi tekrar tekrar gösteriyor, sonrada öğrencilerden aynı becerilerin yapılmasını istiyordu. Yarı dolu maske tahliyesi, tam dolu maske tahliyesi, regülatörü ağızdan çıkarıp tekrar takılması ve regülatör tahliyesi ( hem nefes vererek hem tahliye butonu kullanarak) , Bc nin ağız yolu ile şişirilmesi, ağırlık kemeri çıkarma, scubanın çıkarılıp tekrar giyilmesi, ortak hava kaynağı kullanımı, çimlenme, hava bitmesi senaryosu, kontrollü acil yükseliş, gibi beceriler öğrenci arkadaşlar tarafından başarı ile yapıldı. Yüzerlik ayarlaması dışındaki beceriler mükemmele yakın bir başarı oranı yakaladı. Sevgili arkadaşım Fazilet hiçbir sorun yaşamadan, geçen yıl başladığı eğitimini büyük bir özveri, gayret ve cesaret ile tamamladı.Tebrikler Fazilet arkadaşım

Becerilerin başarı ile bitirilmesinden sonra tabii ki grubu ödüllendirmek gerekiyordu. Hemen bir gezintiye çıktık. Cüneyt hoca önde, open water arkadaşlar onun arkasında ve grubun sonunda da ben güzel bir gezinti yüzüşü yaptık. Eğitim dalışı olması nedeniyle kıyıya yakın noktalarda gerçekleştirdiğimiz dalışta, resimlerden de anlayabileceğiniz gibi çok temiz bir ortam bulamadık Jasmine Court Otelin kıyı şeridinde. Hatta resimde gördüğünüz traş makinesının sırrını hala çözebilmiş değilim

Dalış bitti ve kıyıya çıktık. Arkadaşlar “acaba dalgıç olabildim mi” sorusunu kimseye belli etmeden kim bilir kendi kendilerine kaç kez sormuşlardır. Yani belki de sormamış olabilirler ama ben onların durumunu yaşarken çok defa bu soruyu kendime sormuştum

İlk gün dalışları bitmiş, tüm dalgıçlarda akşam yaşanacakların heyecanı başlamıştı bile.Toplandık ve otobüse binerek, kaldığımız River Side otele döndük.

Not: Yazılarımı takip edenler bilir dalış dışında, akşam dalış ve akışlarını buraya yazmamak gibi bir prensibim var, onun için yine yazmıyorum.

Evet sabahın ilk ışıkları uyanmış, harika narenciyeleri kokularının arasında kahvaltımızı yapmış ve dalışlar için yola koyulmuştuk. Dünkü dalışlardan hoşnut olmayanların yüzündeki ifadeler sanırım mersin limanından görülüyordu

Günün ilk brifingi ve Gürdal hoca tahta başında:

Bugünkü ilk dalış noktamız 23 metre derinlikte ki “Fred”. Fred’mi? Anacığım bu da ne şimdi, ne Fred’i ya

Efendim işin şakası bir yana, bu Fred adlı dalış noktasının ilginç ve trajik kısa bir öyküsü var:

Girne kalesinin yaklaşık 7-8 mil açığındaki bu dalış noktası, yakın zaman öncesine kadar dalgıçlar tarafından beslenerek, bir hayli gelişen, semiren dev orfozların ve lahosların cenneti imiş. Blue Dolphin dalış merkezinin sahibi, eski özel kuvvetlerden emekli binbaşı Gürdal Hocanın eğitim verdiği, yine ordu mensubu subaylar, eğitim dalışlarında görüp hayran kaldıkları bu dalış noktasına, daha sonra kendi imkanları ile gelip dalmış ve burada ki güzelim orfoz ve lahosları zıpkınlamışlar…Gürdal hoca, eski öğrencilerine sadece kırılıp kalmamış, hemen yasal işlemlere başlamış, ve bugün “fred” olarak adlandırılan, aşağıya inip orfoz ve lahosları besleyebildiğiniz bu dalış bölgesini, zıpkın avcılığına yasaklayan kanunu çıkartmış. Bu arada unuttum söylemeye Gürdal hoca aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Su Altı Federasyon başkanlığını da yapıyor.

Evet grupların isimleri tahtaya yazıldı. Simon yine bizimle beraber. Ama bu kez Haluk hoca bizimle geliyor. Brifing biter bitmez herkes hazırlanmaya başladı. Bu kez daha az sayıda bir grup olduk. Toplam 7 kişi Fred’e gidiyoruz. Ve en güzel an: Grup az olduğu için iki gündür binme fırsatı bulamadığımız 140 beygir gücündeki Zodyak bota binecektik. Diğer Zodyak 75 beygirdi, ve bu 75 beygire suda nasıl hızlı gideceği iyi öğretilmemişti

Gerçekten mükemmel bu bot. Suyun üzerinde çok değişik dans figürleri eşliğinde, yüzümüze çarpan deniz suyu zerrecikleri ile bazen 1 metre yukarı çıkıp aşağı düşerken sanki beton zemine çarpma anını, yaşadığımız zevki kelimeler ile sana anlatmam mümkün değil…

Bottaki arkadaşlardan biri, paletinin birini kıyıda unutmuş…İşe bak ya hem de advance dalgıç arkadaşlardan birisi.İsmi mi? Canım sende çok meraklısın ya Sevgili haluk hocam ne kadar özverili ya, Paletinin birini hemen verdi vallahi helal olsun. Badiler yine karşılıklı oturma şeklinde bottaki yerlerini aldı ve suya ters olarak atlıyoruz. Bu anı çok sevmeye başladım

Belki küçük bir ayrıntı ama nerdeyse unutuyordum: Bota binerken badim Gündüz hoca, “abi bana 1 kg. ağırlık getirirmisin ? demişti. Bende “abi tamam” deyip cebime 2 kg fazladan ağırlık almıştım, ne olur ne olmaz diye .Dalışlarda en sık karşılaştığım kişisel sorunum olan basınç eşitleme, daha doğrusu biraz geç eşitleme sorunum nedeniyle, badim Gündüz önce iner sonra ben yavaş yavaş inip aşağıda buluşurduk. Bu genelde hep böyle olurdu. Bottan atlamadan önce yine badim ile “aşağıda görüşürüz” anlamında bakışıp işaretleştikten sonra bottan atladık. Grup lideri Simon’un işareti ile dalışa geçtik. Tabii bu arada badim Gündüz hoca bende ki fazla ağırlığı almayı unutmuştu, tabii bende vermeyi Allah’ın hikmeti bu ya, 3-5 metrelerde başlayacak olan basınç eşitleme sıkıntım bu kez olmadı ve çok rahat eşitleme yaparak ve tabii biraz da sevinerek 23 metreye inmiştim bile

Bu kez de badim Gündüz ortalarda gözükmüyordu Haluk hoca badimi sorunca “geliyor” anlamında işaretleştik. Ama Gündüz hoca gelemiyordu. Benim Jeton düşmesine düşmüştü de biraz geç olmuştu galiba. Haluk hocaya “tamam ben gider alır gelirim” işareti yaptıktan sonra yükselmeye başladım. Tabii bu arada yaklaşık 3-4 dakika geçmişti. Yolda gündüz hoca ile karşılaştığımda , bugüne kadar hiç alışık olmadığımız bir teknik ile bir şeyler anlatmaya başladı Benim unutkanlığımın faturasını hemen çıkararak, fazla kiloları benden almadı ve tüm dalış boyunca beni fazladan 2 kilo ile dalışa mahkum etti

Evet, “fred” adına hiç yakışmayacak ölçüde güzel bir akvaryum. Bizi gören tüm orfoz ve lahoslar hemen yanı başımızda bitmeye başladılar.Tabii biz de gelirken boş gelmemiştik.Cebimizden çıkardığımız yolluklarımız ile onları beslemeye başladık. Allah’ım bu ne manzara? Bende boş durmayarak, gerek ekmek lokmalarının gerekse bazı arkadaşların dibi bulandırarak çıkardıkları toz bulutlarının içinde, resim çekiyordum.

Yaklaşık 35 dakikalık bir dip zamanını doldurmuş ve dalışı bitirmiştik. Bota çıkarken yine bazı arkadaşlar çok zorlandılar tabii.Dönüş yolunda yine Zodyak botumuzun bize enfes süprizlerine maruz kaldık

Kıyıda arkadaşların sipariş ettiği ekmek arası yemeklerimiz gelmiş. Aa oda ne? Niye bana 3 yarım ekmek arası? Cüneyt hoca birilerine, perhizi bozup, girdiğimiz iddiayı kaybetmem için rüşvet vermiş galiba

Şimdi biraz uyuma ve güzelleşme zamanı, bu güneşi kaçırmak pek akıl karı değil galiba…

Evet günün ikinci ve Kıbrıs turumuzun son dalışı için gruplar yapılıyor. Dalış noktası “Anchor”… Bir iki anforun olduğu söylenen, ve Kıbrıs barış harekatından kalma fişeklerin olduğu bu noktaya dalacağız.

Bu dalışta, yanımdan hiç ayırmadığım fotoğraf makinemi, sevgili ortağım Nilgün’e verdim. Anlaşılan brifingte anlatılanlara inanmamıştım?

Evet, bu dalışta özel hiçbir güzellik olmadı. makinemi bırakmakla iyi etmişim. Barış harekatından kaldığı söylenen fişekler, büyük olasılıkla Gürdal hocanın spesiyalitesiydi

İşte “ Anchor ” ile anlatacaklarım bu kadar fazla.

Diğer gruplarda dalışlarını tamamladılar. Ve vedalaşmaların ardından otelimize dönmek üzere yola koyulduk.

Şimdi de genel bir değerlendirme yapmak istiyorum: Öncelikle şunu hemen belirteyim ki, ben ve eşim Nagihan, Ortağım Nilgün, Değişmez badim Gündüz Hoca, Canım arkadaşım Rouzben ve eşi Ajda, Kıymetli arkadaşım Fazilet, Beşiktaşlı Can arkadaşım Güven, Kıbrıs seyehatinden son derece mesut ve mutlu ayrıldık.Bizim adımıza her şey güzeldi. Tabii ki dalış noktaları biraz daha güzel olsaydı ( Fred ) hariç, iyi olurdu. Hele otelimiz çok süperdi. Badim gündüz’ün sıcak suyunun akmaması dışında

Blue Dolphın Dalış merkezi, yani Gürdal hoca; iyi bir insan ve çok iyi bir eğitmen, dalış ekipmanları fena sayılmaz. Ama dalış lideri elemanlarından Simon için aynı şeyi söylemem mümkün değil. İlk günkü “zeyko” dalışımızda grubu tamamen kendi başına bırakmış, Dalıyoruz işareti ile tüm badileri kendi kaderlerine terk etmiş. Ve tüm dalış boyunca da dalgıçlar ile ilgilenmemiş bir liderdi. Dalış sonunda botta yaptığımız kısa konuşmada savunması ilginçti: “sizler deneyimli dalgıçlarsınız, daha rahat olursunuz diye size müdahele etmek istemedim” .Benim bilmediğim Simon’un ne marifetleri varmış görüyormusunuz? Hepimizin tecrübeli ve deneyimli olduğumuzu, daha dalışa geçmeden anlamış hemen!!! Aslında bu konu PADI’ye iletilecek bir konuydu. Kıyıya döndüğümüzde Gürdal Hoca da Simon’un mazeretine benzer açıklama yapmaya yeltendi ama ısrarlarımdan sonra Simon’un yanlış yaptığını kabul etti. Ama tabii burada önemli olan dalışın kazasız belasız bitmiş olmasıydı. Zaten Grubun içinde, Uygar, Semih ve ben Resque Diver olarak oluşabilecek tüm sıkıntıları giderebilirdik. Bizim grubumuz için herhangi bir risk söz konusu bile değildi. Ben sadece teorik ve prensip olarak dalış liderinin asla böyle bir uygulama yapmaması gerektiği konusunda ısrarcı oldum. Ve sonunda kazandım tabii. Doğrusu da buydu zaten

Sonuç olarak Kıbrıs’ta Jasmine Court içindeki Blue Dolphin dalış merkezi ile yaptığımız dalışlar, neşeli ve benim açımdan verimli oldu. Bu dalışlarım esnasında iki tane de eğitim asistanlığı dalışım oldu. Cüneyt hoca’nın resque’luğumu deneme senaryosu benim adıma bir başka deneyim ve başarı oldu.

Takdir edersin ki tüm fotoğrafları buraya koymam mümkün değil. Eğer ilgi duyarsan mail ile bana ulaşabilir ve değişik enstanteneleri benimle paylaşabilirsin.

makamsizyusuf@hotmail.com    Sevgi ve saygılarımla.



Yayın Tarihi : 1 Haziran 2006 Perşembe 11:54:44
Güncelleme :2 Haziran 2006 Cuma 10:43:30


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Celal Ak IP: 88.247.86.xxx Tarih : 1.06.2006 19:04:05
Abi, doğrusu sana imreniyorum ve kendi adıma üzülüyorum. Sen dalıyorsun, tiyatro yapıyorsun, eğitimcisin vs... Ya ben. Kenthaber için gece gündüz çalışıp eve gidincede yaşadığımı bile unutarak uyuyorum. Tek tesellim ama tek tesellim bunları bizlerle paylaşman. Zevkle okudum ve yaşamış kadarda dinlendim. Sağolasın. Oyunda görüşmek üzere.

metın seven IP: 212.175.249.xxx Tarih : 27.11.2007 04:18:02

arkadaslar kıbrısa gelıp kayalarda dalış yaparsanız sevınırım ıh sallah beraber dalarız beklerım sızlerı . ve bırsey daha zıpkın la avlanmayı cok sevıyorum bunu da ıleteyım sızlere


kemal IP: 212.175.155.xxx Tarih : 13.01.2008 05:49:32

zıpkınla balık avlamanın yasaklanmasına karsıyım ve orfozların dusunsenıze dunyayı ayakta tutan denızın ıcındekı orfoz nesılı bıtermı hıç bunu anlamıyorum yanı mantık olarrak bubun gerceklesmemesını tavsıya ederım. ve zıpkınla balık avlamanın yasaklanmasına KARSI oldugumu soyleyeyım sızlere :(


metın seven IP: 212.175.249.xxx Tarih : 8.01.2008 01:55:13

bence kıbrısta dalıs benda dalıs yaptıgımda sene 2000 denız gercekten cok pıslenmıs narede sene 2000 dekı denız nerede 2007 denız baksanıza ne kadar kotu bır goruntu bu acıkcası mıdem bulandı kıbrıstakı bır denızın bu kadar kotu olacagını tahmın etmemıstım. sevgılerımle bem dalgıc 55 okadar baska soze gerek yoktur


metın seven IP: 212.175.249.xxx Tarih : 8.01.2008 01:58:02

kıbrısta dalıs yaptıgınızda kayalara gelıp dalmanızı ısterım bır denızın ne kadar temız olabılecegını gorunuz ve benıde almayı unutmayınız.


salih IP: 88.234.10.xxx Tarih : 18.06.2008 16:27:18

Nesli Tükenme Tehlikesine giren orfozlar için bende zıpkıncıları kınıyorum... orfozlar aile olarak yaşayıp birinin yok olması yavrularında yok olmasına sebeb olur. Yukarıda yazan zıpkıncı arkadaşında sanırım nesli tükenmiştir bu fikirde olan çok fazla insan olmasa gerek