Bugün dünya nüfusunun şekil ve biçimlenmesinde en büyük pay sahibi olan kadınlarımız,nasıl oluyor da kendilerine atfedilen, üçyüzaltmışbeş günden sadece bir-ikisine kanaat edebiliyorlar?Yazık,hem de çok yazık.İnsanlarımızın asırlardır bu tuzağı görememeleri ve bugün dünya tarihinin en buhranlı dönemlerinde dahi;gündemi, kadın-erkek eşitliği veya eşitsizliği gibi son derece saçma konular ile meşgul etmeleri, anlaşılabilecek bir şey değil.
Dünya kadınlar gününü icat eden kişi/kişiler,kapitalist dünya sisteminin bir ürünü ve pazarlayıcıları değil de nedir?Tüm bu özel günler için sarfedilen maddi ve manevi kayıpları,bu özel günlerin icat edilmesine rağmen gelinen noktanın istatistiki bilgileri(bugün gazetimiz yayınladı sağolsunlar);hedefin, kişi yada kişilerin değil,sadece ve sadece çılgınca bir tüketim pazarının oluşturulması olduğunu göstermektedir.
Muhtemelen, KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ hakkında anlatacaklarım sizler için çok bilinmedik konular olmayacak, amacım konuya farklı bir bakış açısı getirebilmektir:
Önce şu “ eşit” ve “eşitlik” in kelime anlamlarına bakalım. “Eşit”; tabiatı, niteliği, değeri ve boyutları bir olan demektir. “Eşitlik” ise hakları bakımından insanlar arasında hiçbir ayırım bulunmaması demektir.
Dünyada her şey çift yaratılmıştır.Bu çiftlerden her birinin diğerine,bütün yönleriyle eşit olduğunu söylemek mümkün değildir.
Tek hücreli amiplerden bitkilere,hayvanlar ve insanlar arasındaki erkeklik-dişiliğe kadar her şey çifttir ve birbirine muhtaçtır.Pozitif negatife,elektron protona,gece gündüze,yaz kışa,yeryüzü gökyüzüne,erkek kadına,kadın erkeğe muhtaçtır.Tabii ki tüm çiftler bunlar değildir.Bilim ve teknoloji geliştikçe daha bir çok çiftler tanıyacağız.
İşte oluşumun kaynağı budur.Şimdi;elektron’un protona, pozitif’in negatif,’e veya diğer çiftlerin birbirlerine eşit olduğunu söyleyebilirmiyiz?Tek başlarına bu oluşumlar ne ifade eder?Hiç bir şey kendi kendine yeterli değildir.Bu oluşum aşamasında kadın erkeğe veya erkek de kadına eşit olamaz.Oluşumun tamamlanması ve varlıklarının devamı için eksik olanlar bir araya gelerek birbirlerini tamamlayacaklardır.İşte asıl olan bence budur.
Bilim ve teknoloji verilerine göre durum ise:
Sosyal ve psikolojik açıdan değerlendirmeler nasıl yapılabilir? Dilerseniz bir de bu konuya bakalım:Kadınların ve erkeklerin sosyal,psikolojik ve ruhi yapıları da farklılıklar göstermektedir.Hiç bir zaman kadın fizik ve ruh bakımından erkeğe eşit olamayacağı gibi,erkek de kadına eşit olamaz.Ne erkek kadının biyolojik olarak daha gelişmiş bir şekli,ne de kadın erkeğin az gelişmiş bir tipidir.Cinsiyet farklılıklarına biz insanların müdahale edemeyeceğine göre(En azından bilim adamları insanlık etiğine ters düşene kadar) o zaman inanan veya inanmayan herkesin,eşitlik hayallerinden vazgeçip,erkeği ve kadını olduğu gibi kabullenmesi gerekir.
Kaldı ki,kadının fizyolojik,biyolojik ve ruh yapısı itibariyle,erkekten çok farklı olduğu inkar edilemeyeceği kadar da açıktır.Erkekler daha güçlü ve kuvvetli olabilirler ancak kadınlar da erkeğe nazaran daha şevkatli,daha merhametli,daha zarif ve daha duygusaldırlar.Bu noktalarda hiçbir erkek kadınlarla boy ölçüşemez.
Oluşum özelliklerine göre;kadın ve erkek farklı donanımlara sahiptir.Bu sebeplerden dolayı, kadın ve erkek eşitliği değil de ikisinin de sahip oldukları farklı özellikler içerisinde değerlendirmemiz en doğru yoldur.
Nesillerin kadınlar tarafından dünyaya getirilmesi tamamen bir rastlantımıdır?
Tabii ki hayır,bu rastlantı olamaz.Sadece bu konu bile ; yukarıda sözünü ettiğim kişi/kişiler tarafından, kadınlara eşitlik adına verilen paye ve madalyalardan çok ama çok daha değerlidir.Zaten biraz gerçekçi olsak bu paye ve madalyaların ne kadar komik ve hafif olduğunu göreceğiz. Kendimizi daha komik durumlara düşürmeyelim.
Demek ki kadın ve erkek birbirinin eşiti değil aksine birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar.
BİR ELMANIN İKİ YARISI GİBİ…
Bu bağlamda, üzgünüm ama kadınlar gününü kutlayamıyorum!!!Tüm insanlara; hoşgörülü, saygılı ve adaletli ömürler diliyorum.