Şimdi ne olacak diye soranlara:
Ekonomik alanda iyi bir programa sahip olan, eski adıyla anmak istiyorum AET, hedeflerinin dışına çıkınca iflas etti. Sivri akıllı dünya liderleri, kendi halkları da dahil, herkesi aptal sandılar. İşte bugün o aptal sandıkları halklardan birer birer tokat yemeye başladılar.
50 yıl önce uygulamaya konulan hedefler tamamen ekonomik alanlar ile sınırlıydı. Tabii ki görünürdeki hedef buydu. Ancak bu kadar zaman içinde çok da başarılı olduklarını söyleyebilmek zorken, onlar zoru daha da zorlaştırmayı seçecekler ve iki ülkenin de referandum sonuçlarına aldırmadan yollarına devam edecekler
Peki biz ne yapacağız? Ne olacak şimdi?
Tabii ki şimdi insanlar haklı olarak, belki paniğe kapılmıyorlar ama korku ve heyecan karışımı içinde bekleşiyorlar. Sadece Türkiyedeki insanlar değil. Tüm dünya merakla bekliyor.
Ama tüm dünyadakiler beni fazla ilgilendirmiyor. Ben kendi memleketimdeki insanlarla daha çok ilgiliyim. Nasıl ki bir İngilizin, bir Fransızın, ben umurlarında değilsem onlarda benim umurumda değil.Onları sadece kendi haklarını ve geleceklerini düşündükleri için tebrik edebilirim. Hepsi o kadar
Bizim kaybedecek hiç ama hiçbir şeyimiz yok. Zaten lazım olan insanca yaşamanın gerekleri sayılabilecek kanunlar çıkarıldı. Şimdi uygulama safhasında bazı sıkıntılar var. Ancak bunlar da yakın zamanda halledilir nasıl olsa. Yani AB sayesinde biz büyük kazanç sağladık. Kaybımız belki ekonomik anlamda olabilir ama bunu aşmasını bilen iradeli-dirayetli hükümetler de gelebilir iş başına. Kısmen bugün olduğu gibi
Gümrük birliği sayesinde yediğimiz kazığı saymazsak çok da zarar etmiş sayılmayız. Varsın iflas edip, dağılsın AB. Nasıl olsa onun yerine geçecek bir ekonomik grup bulunur. Bugüne kadar dolaylı veya dolaysız nasıl bizim ürünlerimize nasıl muhtaç olduysalar, yine olacaklar.Bu sefer bizden nasıl ürün alabileceklerini düşünmek, yeni yollar yaratmak onlara kalıyor
Yeter ki biz kaliteli üretelim. Müşterisi mutlaka olur
Kendilerini akıllı sanan ve kendilerine dünya lideri yakıştırmasını yapanlar, Ekonomik işbirliği ilkelerinden öteye geçip de ulusların siyasetlerine karışmalarının sebeplerini açıklasınlar bakalım
Sonrada bunun faturasını ödesinler
Ülkelerin kendi içlerinde dahi siyasi ve kültürel çatışmalar yaşanırken, farklı ülke ve halklarını aynı siyaset ve kültür içinde nasıl yaşatmayı düşünüyorlardı?
İnsanları,Yeni Dünya Düzeni, Barış, kardeşlik, insan hakları,hoşgörü , gibi güzel yaldızlı kelimelerle daha ne kadar aldatacaklar, merak ediyorum.
Sahneye konan senaryoların, sahnede bıraktığı tozlar gözlerin yaşarmasına sebep olurken, ocaklar sönerken, yürekler yanarken, o birileri de oturup dünyayı nasıl birleştirebilirizi düşünüyorlar dimi?
Referandum sonrası AB den gelen yada gelecek olan açıklamalar yine kandırmacadan öte bir şey değil. Yok onlar AB anayasasına hayır demişlermiş. Türkiyeye hayır dememişlermiş. Yahu siz çocuk mu aldatıyorsunuz! Türkiyenin AB sürecine karar veren de bu anayasa değil mi?
Bu birleşme hayalleri ile yatıp kalkanlar akıllarını başlarına toplarlar umarım. Hayal demek de doğru değil, ham hayal en doğru tabir bu
ÖNERİ:
Sayın AB Yetkilileri;
Şayet varlığınızı devam ettirmeyi düşünüyorsanız, eski gerçek hedeflerinize dönün. Sadece ekonomik hedefler ve birliktelikler
Ötesini berisini karıştırmayın.