19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Nihayet 'Çeşme' - Resimli

 Merhaba dostum, artık karşında 'OPEN WATER DIVER' bir dalgıç var; ve bu kısa yazımda Çeşme dalışlarının kısa öyküsünü anlatacağım.

01 Temmuz akşamı saat 21:00 da yola çıktık. Yaklaşık 10-12 saat sürecek bir yolculuk, hafta boyunca eksik kalan uykularımızın tamamlanması için güzel bir fırsat?.

Küçükyalı’dan Tolga ve Ayhan isimli iki arkadaş ile birlikte 11 kişi çeşmeye yollandık. Çeşmede Levent adlı bir arkadaşın daha katılacağını haber aldık. Tolga ve Ayhan arkadaşlar ile bizim grup ilk defa tanışıyorlardı. Aramıza katılan bu iki yeni arkadaştan Ayhan Bey; Çok sakin görünüşlü, kibar, daha doğrusu her zaman yaşanan yeni katılımcı havasına sahip… Ancak Tolga isimli arkadaş belkide yaşının verdiği enerji ile kıpır kıpır, cıvıl cıvıl biriydi. Kaza geliyorum dediği anlar olur ya, Tolga’ da sanki böyle anların adamıydı!:)

Aşağı yukarı tüm yolculuğum uyuyarak geçti, uyanık olduğum zamanlarda da video seyrettim. “En duygusal olanı herhalde ‘Köpek Balığı’ adlı filmdi ?”

02 Temmuz Cumartesi,Saat 09:00 da Çeşme Dalyan’da bizi karşılayan, Birlikte dalış yapacağımız “Dolphin Land” Dive Center Merkezinin sahibi Mehmet kaptan oldu. Hep birlikte, kalacağımız otele geçtik. Bu arada Levent arkadaş ile de tanıştık. Ne yalan söyleyeyim gerçekten karizmatik bir adam! Hele motorsıkleti kendisinden daha havalı…

Teknenin yanına gittiğimizde gözlerim bir başka tanıdığı gördü…Badim Gündüz Hoca ?.Ne muazzam bir mutluluk…

Dalıcılardan başka, günü birlik yüzme için gelenler de vardı. Tekne; advance,open water, eğitim dalışı yapacak ve sadece yüzmek için gelenlerle dolmuştu. Ve hareket ediyoruz.

Dalyan dan çıkana kadar deniz gayet sakin ama koydan çıkınca, denizin o sakinliği bizi terk etti. Yaklaşık 50 dakika sonra ilk dalış yerimiz “Monem Batığı’ndayız. Geminin sancak direği, yaklaşık suyun 1 metre üzerinde. Dalış grupları yapılıyor. Bizim grup; Cüneyt Hoca Ben ve badim Gündüz bey, Tolga ve Levent Bey, Burhan ve Ayhan Bayat( Usta fotoğrafçımız). Not: Grupta iki Ayhan var. Diğer Ayhan Çıkın adlı arkadaşımız yani grubumuza yeni katılan advance dalıcı bir arkadaş…Biz 7 kişi dalıyoruz. Rehber Hocamız ise Mehmet kaptanın oğlu Doruk.

Diğer dalış ekibi; Zehra hoca,Cenk, Dr. İzzet, Ayhan Çıkın.

Mehmet kaptanın “Akıntı olduğu için Geminin burnundan dalın”, “aşağıda size bir de sürprizimiz var” ikazı ile Rehberimiz Doruk Hoca önde hemen arkasında Gündüz ile ben, bizim arkamızda Tolga ile Levent, Onların arkasında Burhan ile Ayhan ve grubun en sonunda Cüneyt Hoca… sırası ile dalışa başladık. Saat 11:00

Atlamanın da bir tekniği var


Su biraz soğuk ve gerçekten akıntıyı paletlerin ucuna kadar hissediyoruz. Aman tanrım o da ne! Dipte bir gemi yatıyor. Yatmak belki yanlış bir tabir. Ayakta duruyor! 60 metre uzunluğunda olduğu söylenen bu gemi suyun altında gözüme bir transatlantik gibi görünüyor. Hani suda cisimler % 30 büyük görünürdü ya?. Tamam tamam hadi transatlantik olmasın, ismini sen koy…

Bir an aklıma uzayda araştırma yapan astronotlar geldi. Yer çekimsiz bir ortamda, bilinmeyen bir cisim etrafında dolaşıyorlar. Hayret ve ilgiyle buldukları cismi inceliyorlar. Düş bu işte…Bizim gördüğümüz bilinmeyen bir cisim değildi tabii ki ama ilk defa, daha önce yaşayan ve içinde bir sürü insanın hayatlarını kazanmak için ter döktüğü, kucak dolusu anıların ve belkide nefretlerin yaşandığı bir gemi ile su altında karşılaşıyorduk Bence uzaydaki bilinmeyen cisimden hiç farkı yoktu!!!

Derinliğimiz 17.5 metre. Dipteki akıntıdan olacak etrafta uçuşan bir sürü yosun ve bilmediğim cisimler var. Ama 60 metre boyunda ki gemiyi görmemize hiçbir şey mani değil?

Geminin Kıç tarafı dibe gömülmüş, burun kısmı daha yukarıda. Gemini alt etrafında bir tur attıktan sonra, Güverteye çıkıyoruz. Burada yürümek zevkli olurdu ama bu scuba ile takılma riski fazla olacağından cesaret edemiyorum! Güverteyi geçip kaptan köşküne doğru ilerliyoruz. Hayret kaptan yok!!! Gemisini terk etmiş! Hani gemiyi en son kaptanlar terk ederlerdi. Bu kadar misafir gelmiş bizi karşılayan yok! Kaptan köşkünün içinden öbür tarafa geçmek istiyoruz. Doruk hoca önce giriyor ve gayet normal bir şekilde geçiyor, arkasından gündüz hoca ile ben tam kaptan köşküne girince! Aman yarabbi bu ne ! Bir surat, ama ne surat!!! Hayalet mi desem, canavar mı desem, uzaylımı desem , ne bilim işte, dudaklarımızı uçuklatan ve yüreğimizi regülatöre getiren bu surat Mehmet kaptanın maskeli şakasından başka bir şey değilmiş, yani Mehmet kaptanın bize sürprizi?… Kaptanı hortlatmışlar meğerse…

Sence de hayret değil mi, bir terslik olmadan dalış bitti ve işaret ile çıkıyoruz.. Valla bende anlamadım 28 dakikanın nasıl geçtiğini. Abi yoksa suyun altında cisimler büyürken, zaman küçülüyor mu?…Burada bir gariplik var ama neyse!!! …

Kaptan demir aldı ve ikinci dalışın yapılacağı yere doğru denizi yarmaya başladık…
Meşhur yatak odasının Çatısı
Kardak adası misali bir yerde demirliyoruz. Sevgili Mehmet Kaptan “Yatak odası” adı verilen yerin teknik detaylarını anlatıyor. 17 Metre derinlikten bu adacığın altına gireceğiz ve bir mağaradan geçerek adanın ortasında bir yerden yukarı doğru çıkacağız ve Suyun üzerinden yaklaşık çapı 2 metre olan bir oyuktan gökyüzünü seyredeceğiz. Allah’ım bu Mehmet kaptan ne anlatıyor yav?…

Ve dalıyoruz. Dalış ekibimiz aynı ama sıralama Cüneyt Hoca ile Rehberimiz Doruk hoca arasında yer değiştiryor. Cüneyt hoca önde ve grubun en sonunda Orkun Hoca… 17 metreye indik ve karanlık bir mağaraya doğru ilerlemeye başladık. Bu arada Tolga ile Levent arasında şifrelerini çözmekte zorlanmadığımız garip işaretleşmeler yani konuşmaklar oluyor. Levent biraz sinirleniyor ama hayret!!! Mağara girişi oldukça geniş ancak biraz ilerleyince artık iki kişinin geçişine izin vermeyecek kadar küçülüyor. Bu arada etraf da birden karardı. İlerde suya gelen ışıkların çıkışa yakın olduğumuzu gösterir belirtileri var. Yaklaşık 10 metre sonra yükselmeye başlıyoruz. Ve işte yatak odasındayız…Aynen Mehmet kaptanın anlattığı gibi 2 metre çapında bir boşluk ve gökyüzü…Gerçekten enfes bir manzara. Ancak böyle bir yatak odasına her akşam gelip yatmak ve sabah erkenden işe gitmek biraz garip olurdu?
Yatak odamız
Yaklaşık 5-10 dakika vakit geçirip resim çektikten sonra, tekrar dalıyoruz. Ancak bu sefer yönümüz farklı. Yine bir mağaradan geçip adacığın diğer yanına geçeceğiz ama kafama vuran paletlerin sahibi, beni bir anda olsa ürpertiye sevk ediyor. Balık türlerinden bahsedemiyorum, çünkü bu kadar çok çeşit balık hiç görmedim yada gördüysemde isimlerini tek tek bilmiyorum. Zaten dalışlara başladığımdan beri aklım fikrim hep tehlikeli işlerde ve canlılarda! İşte mığrılar, mürenler, camgözler hatta hatta köpek balığı!... Buralarda ne işleri varsa!!!!

İkinci dalışın sonunda, ikinci dalışlarda sıkıntı çekmemek için ertelediğim yemeğime başladım. Hayli yorulmuşum ama karnım daha aç…Bravo Mehmet Kaptan’ın ahcısı “hanımefendiye” ismini hatırlamıyorum. Galiba ismini sormamışım. Bu arada Saroz’daki teknemizin kaptanı ve ahcımız Cem Kaptanın da kulakları şey etsin!!!:)Çok büyük ayıp etmişim. Yemekten sonra biraz şekerleme iyi gidecek…
Bizim Cüneyt hocanın minik öğrencileri takipte
Keyif dalışları gerçekten çok farklı oluyor. Eğitim dalışlarında kendimi ne kadar rahat hissetmeye çalıştıysam da başarılı olamamıştım. İster istemez becerilerin ustalıkla yapılarak geçilmesi beni çok germişti…Şimdi ise keyif almak ve dünyanın bugüne kadar uzak yaşadığım ve göremediğim bu noktalarına seyehat ediyor olmak , sonsuz bir mutluluk kaynağım.

Bir dalış günü daha geride kalıp, tekne Dalyan’a doğru dümen tutunca, yine hayallere dalıyorum ve bu kadar sene nerelerde vakit geçirdiğimi düşünüyorum. Baktım ki sinirleniyorum hemen bu düşüncelerden sıyrılarak, muhteşem ikilimiz Levent ve Tolga’ya dönüp günün kısa kritiklerine başlıyoruz. Sinirden arınmak için ideal bir yöntem?

Deyim yerinde ise hepimizin ağzından sular akıyor. Herkesin ortak düşüncesi tek kelime ile özetlenir olmaya başladı: “Mükemmel”.

Saat 18:00 gibi kıyıya çıkıyoruz. Ve kalacağımız “Yakamoz” otele doğru( 30 metre) yollanıyoruz. Odalarımıza yerleşip duş aldıktan sonra, havuzun başına inmeye başlıyoruz. Bu arada Levent motoru çalıştırıyor ve bir anda yine herkesin odak noktası oluyor. Allah kaza bela vermesin muhteşem bir motoru var. Herkes motor ile resim çektirme telaşına düşerken bir anda levent ilgi odağından kayarak yerini güzel motoruna bırakıyordu!
Çeşme hatırası
Güzel bir çeşme hatırası çektirerek şehir merkezine iniyoruz. Yemek için sağ olsun Zehra hoca rezervasyonları yaptırmış. Şimdi yemekten ve gece barlarda yaşananları buraya almak istemiyorum. Ne olur ne olmaz belki canın çeker filan…

İkinci günün dalışları için sabah yine erken denebilecek bir saatte hazırlanıp! Tabii ki hazırlanabilenler..Ee tabii her gecenin bir sabahı olduğunu unutanlar hariç demem daha doğru olur..
Bizim muhteşem ekip
İlk dalış noktamız ’88 taşı’. Ne ilginç isimler bulmuşlar yav…Maksimum derinliğimiz yine 18 metre. Badilerde bir değişiklik yok. Ancak dün gece Tolga ile Levent arasında başlayan tatlı sürtüşmeler devam ediyor. Bu iki arkadaşın su altında nasıl senkronize olduklarını size bu ortamda anlatmanın imkanı yok valla!
yorumu size ait
Dalış noktası, su altı ve iletişim gerçekten mükemmel. Ahh birde şu havamın erken bitmesi olmasa varya, keyfime diyecek olmayacak. Yine havam bittiğinden dalışı kısa kesip Doruk ile dönüş yoluna koyulduk. Zavallı Badim Gündüz Hoca! Yav adam nerdeyse hiçbir dalışı benle tamamlayamayacak…El sallıyoruz diğer gruba ve ayrılıyoruz, teknede buluşmak üzere…

Bugün yemekler çok daha mükemmel. İkinci dalış noktamız ‘Noname’. Burası için çok güzel şeyler söyleyemeyeceğim. Nerdeyse hiç balık göremedik. Dip yapısı da çölden farksızdı. İsminin de “isimsiz” olması tesadüf değilmiş…

Çeşme dalışlarını da geride bırakıp dönüş yoluna düştüğümüzde,bitkinlikten ve geride yaşadıklarımızdan sanki iz kalmamıştı.Yorgunluktan molalarda inip yemek bile yemedim desem inan yalan olmaz. Yaklaşık 12 saatlik bir yolculuktan sonra sabahın ilk ışıkları ile güzel yurdum İstanbul’a ayak basmıştık…

Sevgi ve saygılarımla

Yayın Tarihi : 10 Eylül 2005 Cumartesi 15:57:57
Güncelleme :12 Eylül 2005 Pazartesi 14:33:31


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?