20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Saroz'un Derinliklerinde II ( Bu resimler harika)

Saroz’un Derinliklerinde II


Sabah kalktığımda kulaklarımda sızı azalmasına rağmen devam ediyordu. Saat henüz 07:00 muhtemelen herkes uyuyor. Pencereden içeri süzülen ışınları takip ederek balkona çıkıyorum. Muhteşem bir manzara. Hemen giyinip yürüyüş için soluğu deniz kenarında alıyorum.

Yaklaşık 30 dakikalık bir yürüyüş çok iyi geldi. Hayret, herkes hala uyuyor. 07:45 de Şevki’yi uyandırıyorum. Bir duş alıp kahvaltı için aşağı iniyoruz. Kahvaltı salonu çok yalnız. Cüneyt hoca , bir iki arkadaş ve biz…Acaba gece çok şey mi kaçırdık ne???

Üst solunum yolları için Cüneyt Hoca “sudafet” tavsiye etti. Hatta tavsiye etmekle kalmadı 10’lu bir paket verdi. Yok canım hepsi benim için değil tabii ki…

Kahvaltıdan sonra bir tane içiyorum ve gece boyu süren dua seanslarım devam ediyor. Küçük bir problem gibi gözüken basınç eşitlemesi, aslında olmazsa olmaz bir kural. Ve bundan dolayı son günümün zehir olması , belki de beni geri dönülmez bir yola sokabilirdi. Bunun için tüm tedbirlerden sonra Allah’a yalvarmaktan başka çarem yoktu…

Kahvaltı bitti ve toplanma saati 09:00 olmasına rağmen gelen giden yoktu. Araçlar çalışmıştı bile ancak arkadaşlar daha yeni yeni kahvaltıya inmeye başlamışlardı. Ekürim Nilgün de görünürde yok…Ooo keyfe bak keyfe…Balkonda kahvaltı. Kahvaltıyı yeni bitirmeme rağmen ağzım sulanıyor.Ama yok öyle dava. Bir kez daha Cüneyt Hocayı takdir ettim. İşine ve programına çok bağlı ve hiç tavizi yok..Bravo gerçekten..Nihayetinde bu bir turistik gezi değil, eğitim amaçlı bir organizasyondu…

Cüneyt Hocanın üstün gayretleri ile grup toplanmış ve ikinci gün dalışları için yola koyulmuştuk. Bazı arkadaşlar hala kahvaltı edebilmenin peşinde koştururken ben çoktan derin düşlere dalmıştım bile…

Bugün biraz da sakiniz. En azından öyle hissediyorum. İlk dalış grubu olarak yine Cüneyt Hoca ve bizim grup dalış hazırlıklarına başladık.

Nilgün bugün çok yorgun …Nerdeyse akşam olsa da yatsam der gibi bir hali var…Fazilet ve Seda’nın tek düşünceleri “kazasız belasız şu günü de bir atlatsaydık” dı herhalde…

Tüm hazırlıklar tamam ve atlıyoruz. Tüm gece süren dualarım kabul olmuştu galiba. İlk 3-5 metre derinliğe inerken biraz sıkıntı olacak gibi bir durum vardı. Ancak Cüneyt hoca acele etmemi ve gerekiyorsa adım adım inmemi tembihlemişti. Ve dedikleri aynen olmuştu. Çok dikkatli basınç eşitleyerek önce 8 metreye ( 8/32 taşı) indik. Biraz gezdikten sonra yine bir iki beceri uygulaması ve 8/32 taşının üzerinden boşluğa yani dibi 32 metrede son bulan, ilk bakışta sonsuzluk gibi ve dibi görünmeyen meçhul boşluğa yüzüyorduk…Bunu kelimelerle anlatmak mümkün değil. Yer çekimini giymiş olduğumuz BC’ lerimizle aşmış olmamıza rağmen kayanın üzerinden boşluğa yüzmenin nasıl bir duygu ve adrenalin yarattığını herhalde anlatamayacağım… Aşağılara indikçe suyun değişen sıcaklığı daha doğrusu soğukluğunu, sebebini kavrayamadığım bir yalnızlık duygusunu da eklemem lazım…

18 metre seyahati bittikten sonra yavaş yavaş tekrar 9 metreye çıktık ve bir dalgıcın tüm imkanlarının tükendiği bir ortam düşünülerek yapması gereken son beceri “kontrolsüz acil yükseliş” e sıra gelmişti. Nefes alıp işleme başlayacaktık ve 9 metreyi, aldığımız havayı vererek hızla yukarı çıkacaktık…Zor iş. BC ler tamamen havası boşaltılmış vaziyette olmalı…Yüzeye 1-2 metre kala 2 defa nefes aldım…Bunun anlamı su yutmaktı ve boğulmuştum. Moralim bozuldu ve keyfim kaçarken üçüncü dalışın bitmesini arzuluyordum. Ne olacağını düşünmek bile istemiyordum. İşte bir hayalin sonu gelmişti… Buraya kadarmıydı yani…

Soyunurken dahi kimse ile göz göze gelmek istemiyordum. Başarısızlığa karşı hazmım kolay değildi çünkü…Çünkü…Çünküsü yok işte…Sırtıma dokunan bir el. Eyvah!!! Herkes olsundu ama Cüneyt Hoca olmasındı…Heyhat. Hayat öyle her zaman dileklerinin gerçekleşeceği bir ortamı hemencecik sunmuyordu insana. “Hayırdır Yusuf Abi” Beni bitiren son sözler bunlar mı olacaktı. Belli belirsiz yaptığım dudak ve omuz hareketlerine Cüneyt Hoca da anlam verememiş olacak ki “Abi ne oldu”. Cevap veremiyordum. Sadece “olmadı hocam ne yapayım nefesim bitti” diyebildiğimi hatırlıyorum. Ancak Cüneyt Hoca o güzel gülümsemesiyle beni tekrar hayata döndürmeyi başarıyordu… “Yusuf abi gayet normal bu, son 1-2 metre kala iki nefes aldın. Bu beceri aslında 6 metre derinlikte yapılması gerekiyor, biz 9 metrede yaptık. İkincisi sen ilk defa bunu deniyorsun. Gerçekten bu gayet normal, üzülmene hiç gerek yok ve bence gerçekten başarılısın.Sonraki denemelerinde göreceksin ki bu metrelerden bile çok rahat yukarılara çıkabileceksin”. İşte dostum beni tekrar hayata döndüren gerçekler, duymak istediğim sadece bu sözlerdi…Çok mutluydum çok…

Hayata tekrar dönünce çok bir şeyler kaçırıp kaçırmadığımı merak ettim. Sağa sola bakınca çok şey kaçırmadığımı anladım. Sevgili arkadaşlarım Fazilet ve Seda dalış hazırlıkları içerisindeydiler. Bugün dalış Hocalarını ve gruplarını değiştirmişler… Ne mutluydu bana…

Suzan sürekli fotoğraf çekmekle uğraşıyor. Uyanık tabii nerede hareket var biliyor…Fazilet Suzan’a el sallıyor. Seda suya atlamış. O da oradan el sallıyor. Bugün şenlik olmayacağa benziyor. Gece ne olmuştu da Fazilet ve Seda bugün suyun üstünde bu kadar kontrollü ve soğuk kanlılar. Anlamak mümkün değil…

Faziletin ses tonu tüm tekneyi sarmaya başlarken, sanıyorum sesi esas duyması gereken kişi şu an denizin derinliklerdeydi…Evet Haluk hoca bir diğer grup “Advance” dalıcılar ile sanıyorum 25-30 metre dalışındalar….Eyyy Haluk Hoca duy sesimi…. “Dalmam da dalmam” diyor Haluk Hocasız!!! Yapacak bir şey yoktu. Ve haluk hoca beklenmeye başlanıyor…

Seda ve Hocası erken çıktılar. 18 metreye inmelerine rağmen çabuk dönmelerini, Seda “birden çok yalnızlık hissettim, ve etrafta kimseyi görmeyince panik oldum” sözleri ile açıklıyor…

Teknenin mutfağından enfes kokular gelmeye başaladı. Tam yemek için hazırlanırken Cüneyt Hoca istersek yemekten önce son dalışımızı da yapabileceğimizi söylüyor. Hazırlanmak için teknenin alt katına iniyoruz…Bu sefer günün ikinci dalışını erken yapacağımız için diğer tüm gruplar henüz çıkmamışlardı ve yeterli (En azından benim ölçülerim için) giysi ve malzeme yoktu. Elbise bulmakta zorluk çekmiyordum çünkü teknede XL elbiseyi biz ekürilerden başka giyen yoktu …Ancak BC bulmakta sıkıntılar yaşanıyordu. İşte L BC yoktu. Tüm grup arkadaşlarım hazır olmalarına rağmen ben hazırlanamıyordum… Diğer hocalardan (muhtemelen Cem veya Kaan) biri biraz sonra sudan çıkacaklar olduğunu biraz beklersek mesele kalmayacağını söyledi…Evet çıkan dalgıç arkadaşların birinin malzemesi bana uygundu. Yine bu hocalardan birisi giysiyi ve tüpü kontrol ettikten sonra “140 hava var, ama sana yeter” dedi ve bana verdi. Hazır olan bu malzemeleri kuşanıp, yaklaşık 15 dakikadır suyun üzerinde beni bekleyen arkadaşlarımın yanına suya atladım…

Atladım atlamasına ama bir yerden “tıssssss” lama geliyordu. Ve ben su üzerinde kalabilmek için efor sarfetmem gerekiyordu. BC hava kaçırıyordu…Cüneyt ve Haluk hocalar bir şeyler yaptılar ve “tamam abi, idare eder” ile dalışa geçtik.

Artık basınç eşitleme sıkıntıları yaşamıyorum değil ama halletmenin bir yolunu şimdilik bulmuşa benziyorum galiba… Gerçi grubun hep arkasında kalıyorum ama olsun “assolistler” de en son gelmiyorlarmıydı sanki…

Son dalışımızda doğrudan 12-15 metrelere indik. Yapılacak beceri kalmamıştı ve tamamen su altının muhteşem güzellikleri ile tanışma zamanıydı artık. Hayatımda ilk defa gördüğüm canlılar( deniz şakayıkları ve deniz tavşanı) bunlardan sadece bir iki tanesi. Ve yavaş yavaş daha derinlere doğru yüzüyoruz.Derinliği değişen su ısısı ile hemen hissediyorsun.Ve yukarılardaki aydınlık aşağılara indikçe etkisini kaybediyor.

18 metreye indiğimizi düşünürken Cüneyt hocanın bilgisayarı 20.6 yı gösteriyordu…İşte seyredilmeye değer manzaralar ve … oda ne? Ne oluyor yahu? Biri arkadan sanki ağzımdaki regülatörü çekiyor. Arkada birisi şaka yapıyor galiba!!! Badim Gündüz Beye işaret ediyorum ve sorun başka galiba, hemen Cüneyt hoca ile irtibata geçiyor sevgili badim…Ve Hızır yetişiyor…Tüpüm çıkmış!!! Bir bu eksikti sanki. Zaten 3. dalışın tüm etkileri daha silinmemişken…Cüneyt hoca tüpü takmaya uğraşırken gözüm konsüle gidiyor ve havamın rezervde olduğunu görüyorum ve çok hızlı havam azalıyor. 20 metredeyiz ve tüpün takılması esnasında 50 olan havam şu an 20 ye düşmüş vaziyette. Bu son kalan 20-30 havaların kullanılması çok doğru olmadığından ister istemez biraz geriliyorum. Biraz mı, yok canım epey geriliyorum… Ama Cüneyt hoca hemen yedek regülatörünün ucunu serbest bıraktı ve istediğimde hemen alabilirdim. Bu arada Cüneyt hoca tüm gruba dalışın bittiğini ve çıkıyoruz anlamındaki işaretleri verdi. Biz Romulus tokası yaparak artık tek hava kaynağından besleniyorduk. Daha önceleri bunu eğitimin bir parçası olarak havuzda ve ilk dalışlarda defalarca yapmış olmamıza rağmen, bu seferkinin aynı olmadığı duygularına hakimdim. Çünkü bunu yaparken sadece regülatörü ağzınızdan çıkarıyorsun ve arkadaşının regülatöründen beslenmeye başlıyorsun. Ama biliyorsun ki kendi hava tüpün dolu ve istediğin zaman tekrar kendi hava kaynağına dönebilirsin ve derinliğinde zaten 2-3 metre. Böyle 20 metre filan!!! Ve tüpünde de hava yok…

Gruptan Ayhan arkadaşımız hala resim çekmekle meşgul oluyordu. Benim havam bitmişti ve Cüneyt hoca ile tek hava tüpünü kullanıyorduk ve yaklaşık 20 metrede derinlikteydik. Ve Ayhan bizi bekletiyordu…Bunlar olacak şeyler değildi ama oluyordu işte. Neyse Ayhan da gelince yükselmeye başladık. 5 metre kala biraz yavaşladık ve yaklaşık 22 saniye bekledik. Nasıl ama havam bitti ama gördüğün gibi ince detayları ve ölçüleri kaçırmayarak yine hava basıyorum, hehe ….

Suyun üzerine çıktığımda kiminle gurur duymam konusu kafamı epeyce karıştırdı. Kendimle mi, yoksa Cüneyt Hoca ile mi?Tabii cevabı bulmam o kadar da zor olmadı…Önce kendimle gurur duymalıydım. Ama Cüneyt hoca faktörü asla göz ardı edilemezdi…

Cüneyt Hocanın tebriklerini kabul ederken bile çok gururlandım kendimle…Ben neymişim be …

Şimdi artık eğlenmeyi hak etmiştim…

Ancak eğlence düşüncem de uzun sürmeyecek ve arkadaşlarım Fazilet ve Seda Eğitimlerini başarısızlıkla bitireceklerdi…Bir daha ki sefere başarılar sizlere.

Evet tüm dalışlar tamamlanmış ve büyük bir keyifle dalış defterlerimizin yazılmasını ve onaylanmasını beklerken heyecan da yavaş yavaş kendini gurura bırakıyordu. Ben gururlanmayacaktım da kim gururlanacaktı! Bunca aksiliklerden sonra kurs proğramını başarı ile bitireceksin, ve balık adam olmaya hak kazanacaksın ve de gururlanmayacaksın…Yok bana göre değil ben gururlanırım vallahi…


Evet dostum işte eğitim dalışlarımızın kısa öyküsü bu…

Sırada ne var biliyormusun Çeşme Batık Dalışları……. 



      Saygılarımla      Yusuf GEDİKLİ





Yayın Tarihi : 8 Ağustos 2005 Pazartesi 12:44:36
Güncelleme :14 Ağustos 2005 Pazar 17:15:57


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Salih Ak IP: 81.214.120.xxx Tarih : 20.08.2005 20:26:31
valla hocam eline sağlık çok güzel anlatmışsın ama yaşamak bambaşka keşke herkes yaşayabilse bu duyguyu ben yaşadım ve yaşamaya devam edeceğim valla bağımlılık yaptı gece rüyalarıma giriyor suyun altındaki manzaralar.herkese tavsiyem Dalış gerçek bir spor...

sevgi erbaş. IP: 81.214.126.xxx Tarih : 7.09.2005 11:39:05
deniz ve denizaltı tabiatla birleştigi her ortamda beni daima büyüler dinlendirir adeta başka aleme götürür bu güzelligi internet sitesinde görmek ve yaşamakta ayrıcalık olsa gerek cooook güzel olmuş tebrikler dogrusu.resimler müthiş Umarım hep devam eder.