20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Yak gemileri artık!

Yak gemileri artık!
    Kaç bahar erteledik umutlarımızı ,yarına bıraktık tüm hayallerimizi.Medet umduk hayal tacirlerinden.Tabii ki bulduklarımız, umduklarımız olmadı.Biz bugünü değil hep yarınları istemiştik.Bize göre değildi çünkü, günlük yaşamak,biz hep ileriyi düşünüp ona göre yaşamalıydık!!!
            Tacirlerle beraber iflas etti umutlarımız,yıkıldı bütün hayallerimiz ve biz hala bıkmadık baharları beklemekten.?Ne olacak sanki, bahar mı yok?Şarkıda da öyle söylemiyor muydu sevgili Ali Rıza Binboğa:”Yarınlar bizim” Evet yarınlar bizim olmasına bizimdi de,yaşadığımız hayat  bizim miydi?
            Her sabah gözümüzü açtığımızda bizi bekleyen yaşamın ne kadarı bize ait.Yaşamımıza bir şekilde dahil olan etrafımızdaki insanların ne kadarı tanıdık?Turfanda lezzetler’de yozlaşan ve gerçekten bize ait olmayan, başkalarının değerlerinden bahsetmiştik.Evet tüm bu olup bitenler;bir bütün içinde başka bir bütün yaratmak, tüm dünyayı ve yaşamı bu bütünden ibaret zannetmekten öte bir şey değil.Erteleye erteleye ömrü bitirdik,hala neyi bekliyoruz?
            Bizim olmayan bir yaşamın parçası olmak ;başkalarının hayallerini paylaşmak başkalarının sevdalarını yaşamak,başkalarının türkülerini söylemek….. bu mu yaşam?Sen kendi türkülerini söyleyebiliyormusun?kendi hayallerini kurabiliyor,sevdanı yaşayabiliyormusun? Yaşamak bu işte.Bırak insanlar ne düşünür,ne söyler,filan falanı…
            Kaygılarından sıyrılmalı ve kendin için yaşamalısın.Tabii ki zorlukların olacak doğru bildiğin kendi yolunda ilerlerken,yoluna türlü engeller çıkacak,hatta tükendiğini hissettiğin anların olacaktır.Yazar ve şairlerin dediği gibi “ çakıl taşı ve cam kırıklarıyla dolu” bu yolda yürürken en samimi dostun ideallerin ve yüreğin olacak.Sevgili dostum dünyanın  en akıllı insanı sayın Erdal Demirkıran’nın deyimiyle “yoldan çekilenler veya yolda kalanlar seni dahi diye” anacaklardır, buna şüphen olmasın.Sana ait olmayan bir hayatın sahte mutlulukları yerine; gerekirse tamamı sana ait olan hayatın acılarını yaşa,ne çıkar… Şayet Ağustos böceğinin aksine; sonsuz bir yaşam süren varsa,söyleyecek sözüm yok,umutlarını ve hayallerini istediğin baharlara erteleyebilirsin.
    Limandan ayrılmaya hazırlanan  geminin son gemi olduğunu düşün, ya tamam deyip gemiye binecek ve hayallerindeki ufuklara yelken açacaksın,yada…
            Bırak artık yaşamın ve insanların seni  yönlendirmesini,sıyrıl bu kolaycılıktan,kendine ait  sevdan ,hayallerin,nefretlerin,aşkların ve tutkuların olsun.Yüreğinde ne  varsa koy ortaya,gereksiz tüm kaygı içeren sözcük ve duyguları çıkar dünyandan,sadece kendin için iste ve sadece kendin için yap…Kendi karar ve seçimlerin doğrultusunda yürü.Saatini Greenweche’e değil, kendine  ayarla ve zaman dahi sana göre işlesin.Dünyanın merkezi sen ol...İşte bu kadar.Ötesi,ötesi yok…
            Saygılarımla      ygedikli@hotmail.com

Yayın Tarihi : 22 Mart 2004 Pazartesi 19:42:58


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
nilgün mirçevi IP: 81.214.11.xxx Tarih : 23.03.2004 16:03:16
bazen yorumsuz kalmak en iyi yorumdur dimi... söylenecek o kadar çok şey ,paylaşacak o kadar çok şey var ki bu konuyla ilgili.. bir başlasam dökmeye içimdekileri.. belki susmak daha iyi.. demiş şairin biri... kalemine sağlık... kendi hayatlarımızı yaşayacak kadar özgür olabilmek ne müthiş bir duygu değil mi.. ilk bakışta gemileri yakmak kolay gibi görünse de, olmuyor işte..kolay görünen ve bir çırpıda yakılacak tek gemi kağıttan yapılanlar.. gerçek gemileri yakmak için gözükara yaşam delisi, nefes sevdalısı kaptanlar ve dalgalarla boğuşmaktan korkmayan miçolara ihtiyaç var...

Ayşegül Bölük IP: 85.98.179.xxx Tarih : 7.01.2007 01:40:29
Ne bende o miçoluk ruhu var ne de cesaret!! Ama çok isterdim ardımda gözü yaşlı kimse bırakmadan o gemiye binmek ve asla arkama bakmamak:)