Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği "AB Sürecinde İtfaiye ve Afet Koordinasyon Merkezi" konferansının ikinci gününde, acil durum müdahalelerinde çok disiplinli yaklaşım ve koordinasyon konuşuldu.
Oturumu yöneten Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, Birleşmiş Milletler ve OECD arasında yapılan ve Türkiye'yi de kapsayan bir sismik tsunami erken uyarı merkezi kurulacağını kaydederek, "Bu merkez için gereken maddi kaynak bulundu. 2007'nin Aralık ayında kurulması planlanan merkez sayesinde, Türkiye'deki tüm denizlerde yaşanan aktivasyonlar kaydedilerek merkezi alınan veriler rapor haline getirilecek" dedi.
Bursa'yı, muhtemel bir depremde en hazır şehirler arasında ikinci olması sebebiyle tebrik eden Barbarosoğlu, "Bursa bu başarıyı böylesi kusursuz bir panel düzenleyerek boşa çıkarmadığını bir kez daha ortaya koydu. Türk itfaiyesinin sorunlarının da masaya yatırıldığı bu paneli gerçekleştiren Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin'e teşekkür ederim" şeklinde konuştu.
Başbakanlık Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Sarıkoç, 2005 yılında Türkiye genelinde yapılan deprem tatbikatında Bursa'nın en iyi hazırlanmış ikinci il olduğunu tespit ettiklerini belirtti. Sarıkoç, yapılan tatbikatta 6.7 şiddetinde depremin canlandırıldığını ve Bursa Afet Koordinasyon Merkezi'nin bu tatbikattan en iyi ikinci il olarak ayrıldığını söyledi.
Kızılay Genel Müdürü Yardımcısı Cesur Can, Kızılay'ın 1999 depreminde enkazın altında kaldığını ve çok tenkit edildiği söyledi. Afetlerde öncelikle ihtiyacın tespit edilip müdahalenin ona göre yapılması gerektiğine dikkati çeken Can, "Teorik olarak her şey hazır görünse de, yanlış tespit sonucunda müdahale yardım olmaktan çıkıp karmaşaya dönüşebiliyor. Örneğin Endonezya'da halk ekmek yemiyor. Ancak Türkiye'den bir firma oraya yardım olsun diye ekmek fabrikası kurdu. Bu müdahale ve yardımdan daha çok asimülasyona dönüyor" dedi.
Kızılay'ın yurt içinde olduğu kadar yurt dışında gerçekleşen afet bölgelerine de yardım ettiğini belirten Can, "Yerel yönetimlerin yetersiz kaldığı bölgelerde ilk olarak Kızılay'ı görebiliriz. Kızılay olarak dünya standartlarını yakalamış bir kurumuz. Son yıllarda Türkiye'de artan afetler sonrası Türk halkında hassasiyet oluştu. Bu yüzden Kızılay'a Türkiye'nin dört bir yerinden yardım için telefon geliyor" diye konuştu.
Balkan İtfaiye Spor Federasyonu (BFSF) Yönetim Kurulu Üyesi Ioannis Kapakis ise, Yunanistan'daki itfaiye teşkilatının görev ve sorumluluklarından söz etti. Ülkesindeki olimpiyat oyunlarında en ağır yükü itfaiye teşkilatının üstlendiğini vurgulayan Kapakis, bu yılki olimpiyatlarda 185 araç, bin 900 itfaiyecinin görev aldığını kaydetti. Yunanistan'da 10 bin profesyonel itfaiyeci 7 bin gönüllü itfaiyeci ve orman yangınları için ise 5 bin 500 itfaiyecinin hazır beklediğini bildirdi.
Yunanistan'da 2005'te 70 bin orman yangını yaşandığına dikkati çeken Kapakis, bu rakamla yangın sıralamasında dünya birincisi olduklarının altını çizerek, bu yükün altında orman itfaiyecilerinin ve gönüllü itfaiyecilerin çabalarıyla kalktıklarını belirtti. Yangınlar ve afetlerle ilgili komşu ülkeleri olan Bulgaristan ve Arnavutluk ile özel bir anlaşma yaptıklarını ifade eden Kapakis, "Bu tür doğal afetlerde birbirimize yardımcı oluyoruz. Bu anlaşmayı Türkiye ile de yapmak istiyoruz. Böylece aramızdaki dostluk ve kardeşlik köprüsüne bir yenisini daha eklemiş olacağız" dedi.
Panele Bulgaristan'dan katılan Balkan İtfaiye Spor Federasyonu (BFSF) Grup Başkanı Kiril Voinov ise, "Balkanlar'da büyük değişimler var. Tabii afetler bizim coğrafi bölgelerimizde çok önemli sorunlar ortaya çıkardı. Balkan ülkeleri olarak küçük ülkeleriz, dolayısıyla oluşan afetlere müdahalelerde yetersiz kalabiliyoruz. Bu yüzden Balkan ülkeleri arasındaki işbirliğini geliştirmeliyiz. Küresel koordinasyon çerçevesinde bilgi merkezleri ve denetim merkezleri kurmalıyız" dedi.