British Council, Avrupa Reform Merkezi ile Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı'nın düzenlediği ''2. Boğaziçi Konferansı" için, İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda bir yemek verildi.
Yemeğe, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Finlandiya eski Devlet Başkanı Martti Ahtisaari ve İngiltere eski Savunma Bakanı Geoff Hoon da katıldı.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül yemekte İngilizce bir konuşma yaptı. Gül, konuşmasında Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakereleri sürecinde sivil toplum örgütlerinin önemli rolü bulunduğunu ifade ederek, "Türkiye üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmiştir.
Bu süreçte Türkiye'nin becerilerine güvenimiz tamdır. Türkiye'nin üyeliği AB'nin çıkarınadır. İnanıyorum ki bazı AB ülkelerinde Türkiye'nin üyeliği konusundaki olumsuz düşünceler zamanı gelince kaybolacak. Şimdiye kadar aldığımız desteğin gelecekte daha güçlü olacağına inanıyorum'' dedi.
Türkiye'deki reform sürecinin kesintisiz devam edeceğini kaydeden Dışişleri Bakanı Gül, geniş kapsamlı ekonomik ve politik reformların Türkiye'de bir sessiz devrim olarak tanımlandığını belirterek, "Siyasi, ekonomik, sosyal ve yargı alanındaki standartların yapılandırılmaya devam etmesi hükümetin öncelikleri arasındadır. Ülke içinde ve dışında eleştiri toplayan bireysel ve kabul görmemiş durumlar, şimdiye kadar başarılmış tüm gelişme sürecini gölgelememelidir" diye konuştu. 
Türkiye'nin ekonomik ve sosyal göstergelerinin etkileyici şekilde yükseldiğini ifade eden Gül, şu anda Türkiye ekonomisinin dünya ülkeleri arasında 17. sırada yer aldığını, 2004 yılı büyüme oranının yüzde 10 civarında olduğunu kaydederek şunları söyledi:
''Bölgemizdeki ve tüm dünyadaki problemlere yaklaşımımız tek bir hedeften çıkmaktadır; güvenliği, istikrarı, dengeyi ve uyumu bölgemizde oluşturmak. Türkiye, uluslararası çabalara katkıda bulunarak uluslararası sorunlara çözüm aramaktadır. Türkiye, Ortadoğu ve Irak gibi hassas konularda her zaman dengeleyici bir unsur olmuştur ve böyle yapmaya da devam edecektir. Türkiye, Irak'taki ekonomik ve siyasi iyileşme çabalarının da ön saflarında yer almaktadır. Türkiye'nin Arap-İsrail çatışmasında da olumlu katkıları olmuştur. Güney Kafkasya'da eskiden beri süregelen çatışmaların çözümlenmesinde de ciddi çalışmalar yapıldı."
Konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinen Abdullah Gül, ''Türkiye'nin, Yunanistan'ın ve birleşmiş bir Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz'de Avrupa için barışın temelini oluşturacağına inanmaya devam ediyorum. Kıbrıs konusunun hala olumsuz ifadelerle bahsedilmesi üzücüdür'' diye konuştu. Kıbrıs konusunda kalıcı barışın sağlanamamasının, sadece Ada halkı için değil AB, NATO ve uluslararası toplum için de problem oluşturduğunu kaydederek, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda BM'nin görüşü doğrultusunda adil, eşit ve kalıcı çözüm üretmede aktif katkılarına devam edeceğini söyledi.
Bugünün tereddüt ve hareketsizlik dönemi olmadığını da ifade eden Bakan Gül, ''Hepimiz AB'nin, 26 Nisan 2004'te aldığı KKTC'ye kısıtlamaların kaldırılması kararını uygulamasını bekliyoruz Avrupa süper bir güçtür. Avrupa'nın 21. yüzyılda küresel sorumlulukları yerine getireceğine inanıyorum. Türkiye de bu gücün daha etkili hale getirilmesinde Avrupa'ya önemli bir katkı sağlayacaktır'' diye konuştu.
Türkiye'nin AB üyeliğinin birliğe getireceği ekonomik, politik ve stratejik katkılar bulunduğuna da işaret eden Gül, ''Şüphesiz ki Türkiye'nin üyeliği, ortak sorunlarla mücadelede AB'ye daha iyi bir zemin sağlayacaktır. Türkiye geçmişte iyi bir ortak olmuştur, gelecekte de sorumlu, yaratıcı ve enerjik bir üye olacaktır'' şeklinde konuştu.
Açılışta, Ahtisaari ve Hoon da birer konuşma yaptı. Yemek daha sonra basına kapalı olarak devam etti.