Bu yıl ligde büyük hayal kırıklığı yaşayan Beşiktaş ile Galatasaray derbisi şimdiye kadar ki derbilerden çok farklıydı. Her iki takımın alacağı sonuç, ne şampiyonluğa, ne kendilerine ve ne de diğer takımlara faydası olacaktı. Kazanmanın veya kaybetmenin fazla bir önemi yoktu. Öylesine sıradan bir maçtı… Gazozuna, baklavasına gibi bir şeydi!.. Ancak Beşiktaş’ın vefakâr seyircisi yine de İnönü Stadının tribünlerini doldurmuştu. Onun dışında Fenerbahçe-B.Şehirbelediye, Trabzon-Gaziantep maçları da sözcüğün tam anlamıyla iki psikolojik futbol savaşıydı. Aynı saatte oynanan maçlarda Trabzon’un kulağı İstanbul’da, Fenerbahçe’nin de Trabzon’daydı. Fenerbahçe İstanbul B.Şehirbelediye’yi 2–0; Trabzon’da Gaziantep’i 3–0 yenince zirvede değişen bir şey olmadı. Fenerbahçe 73 puan ve ikili averajla lider aynı puanla da Trabzon ikinci sırada…
Ligin bitimine üç hafta kala anahtar takım K.Karabük olacak; Fenerbahçe ile içeride, Trabzon ile dışarıda oynayacak… Bundan böyle ne Fenerbahçe’nin ne de Trabzon’un puan yitirmeye hakları yok… Yitiren kaybedecek…
Sezonun son derbisini oynayan Beşiktaş-Galatasaray maçı böylesine mi anlamsız mı olmalıydı?
Tarihinin en kötü sezonunu geçiren, alt sıralardaki Buca, Konya ve Kasımpaşa bir az puan daha almış olsalardı, Galatasaray’ın küme düşmesi kaçınılmaz olacaktı.. Buna rağmen Beşiktaş-Galatasaray maçını izleyenler yine de iyi bir futbol ile karşılaştılar. Maçın ilk yarım saatinde kötü gidişine dur diyebilmek, en azından prestij galibiyeti almak isteyen Galatasaray kanatlardan ve ortadan gelişen akınlara rakibini bunalttıysa da gol çıkaramadı. Bu yönden Beşiktaş da başarılı olamadı. İkinci yarıda Beşiktaş’ın daha etkili olduğunu görülürken Galatasaray’da düşüş ve yorgunluk açıkça görülüyordu. Guti’nin içeriye doldurduğu topa çok iyi yükselen Aurelio takımının, biraz şansın yardımıyla da olsa ilk sayısını iki dakika sonra da Simao rakip savunmayı ipe dizer gibi geçmesiyle ikinci golü çıkardı. Nitekim maç iki dakika içerisinde bitti. Bu arada Bobo’nun direklere takılan iki vuruşu gol oysaydı Beşiktaş rakibini daha farklı yenmiş olacaktı…
Queresma başlı başına bir takım... Sağdan, soldan ve ortadan aldığı her topta rakibi perişan ediyor, takımını ayağa kaldırıyor. Onu izlemek gerçekten keyif veriyor. Diğer taraftan gideceği veya kalacağı belli olmayan, kafası karışık Arda yine takımını sırtlamaya uğraştı… Ancak tek kişinin gücü ne kadar yararla olabilirdi? Nitekim de etkili olamadı…
Beşiktaş’ın 2-0’lık galibiyete en azından İstanbul Büyükşehir ile oynayacağı Ziraat Türkiye Kupası finali için iyi bir moral oldu. Ancak Beşiktaş’ın dördüncülükte şansı olduğu da hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Buna karşılık maçın sonlarında kulübeden ekranlara yansıyan Bülent Ünder’ koltuğa çökmüş hali, Tuğay’ın ağzı açık anlamsız bakışları on altıncı yenilgisini alan Galatasaray’daki çöküşün en açık belirtisiydi. Tribünlerden yükselen “Kümeye” tezahüratı, ne olursa olsun Türkiye’nin bu güzide kulübü için yapılmamalıydı… Her iki takımda iyi niyetli, kavgasız bir maç oynadılar, ellerinden geldiğince de seyirciye güzel bir maç izlettirdiler. Yine de Beşiktaş’ın Portekizli oyuncularıyla rakibinden daha etkili olduğu da açıkça görülüyordu.
Fenerbahçe’nin bundan böyle puan kaybına hakkı yoktu... Bunun bilincindeki Fenerbahçe İstanbul. Büyükşehir Belediye karşısında daha maçın 2.dakikasında Stoch’un rakiplerini peş peşe geçerek attığı gol ile oyuna 1–0 avantajlı başladı. Buna rağmen bu maç son derece ilginçti. Fenerbahçe, 6–0, 7–0 maçı kazanabilirdi; maç 2–2 berabere de bitirebilirdi. İşte Şükrü Saraçoğlu’nda böylesine bir oyun oynandı…
Erken gelen gol Fenerbahçe’nin moralini yükselttiği kadar takımı da rahatlattı. İstanbul Büyükşehir her zaman kendisine ters gelen, şampiyonluktan eden bir takımdı. Kocaman’ın geçen haftaki oyunundan ve antrenmandaki performansından ötürü Stoch’a sol kanatta yer vermesinin ne kadar yerinde olduğu bu maçta bir kez daha ortaya çıktı. Stoch’un rakibini sağ kanadını darmadağınık ederek ortaya kaymasına rağmen verdiği pasları ne Semih ne de Alex değerlendirebildi. Semih’in böylesine cömertçe goller kaçırmasına hiç de alışık değiliz… Sakat olan Niang bu maçta olsaydı fark açılırdı diyenler yerden göğe kadar haklılar. Fenerbahçe’de maçın yıldızlarından birisi de Gökhan Gönül idi. Barça’nın kendisini çıplak gözle izlediği maçta bitip tükenmeyen enerjisi ile Belediye sol kanadına adeta ceza kesti. Sağdan Gökhan’ın soldan Stoch’un çabalarını Semih ve Alex değerlendiremedi. Buna rağmen Alex top kayıplarına rağmen attığı kafa golü ile takımı rahatlatması bir yana takımın güven kayrağıydı.
Bu maç bir kez daha gösterdi ki, Fenerbahçe şampiyonluğa inanmış. Nitekim ikinci yarıda bir beraberlik dışında bütün maçlarını kazanmış bir takım olarak da rekora koşuyor… Dünyada böyle bir rekora giden başka bir takım var mı; bilemiyorum.
İstanbul Büyükşehir ise ilk golü yedikten sonra aklının kupa finalinde olduğunu açıkça gösterdi. Buna rağmen iyi mücadele etti zaman zaman gollük pozisyonlara girdi. Eski Fenerbahçeli Can Arat ise takımın güvencesiydi. Maçtan sonra bazı aklıevveller kalede neden Hasangiç yok diyerek, öküzün altında buzağı arıyorlar!.. Oysa haftalardır takımın kalesini Oğuzhan koruyor. Bu maçta yenilen gollerde Oğuzhan’ın hatası yoktu…
Fenerbahçe ile haftalardır başa baş zirve yarışı yapan Trabzon Hakem Cüneyt Çakır’ın icat ettiği bir penaltı ile Gaziantep’in oyun düzenini bozdu, ardından sahada yine devleşen Burak ile rakibini 3–0 yendi. İkinci yarının çetin cevizi denilen, üçüncülüğü kovalayan Gaziantep Trabzon da haksızlığa uğradı diyenler gerçeği söylüyor. Maçın 21. dakikasına kadar rakibiyle başa baş oynayan Gaziantep Cüneyt Çakır’ın kadrine oynadı… Burak’ın ceza sahası dışında düşürülüşü ile icat ettiği penaltıyı çalarken Gaziantep savunmasının bel kemiği Dany’e de kırmızı kartı gösterdi. Eyyam mı, tribün baskısı mı bilemeyiz… Ancak bilinen gerçek Gaziantep’in oyun düzenin, dengesinin bozulması ve hakkının yenmesiydi. Trabzon bu maçı ne yapar ne eder alırdı ama hakeme muhtaç olmamalıydı. Kısacası bu karar Cüneyt Çakır gibi bir hakeme hiç ama hiç yakışmadı…
Süper Ligin ikinci yarısında büyük bir düşüş yaşayan Bursaspor ile Kayserispor’un yapacakları maç ve alacakları sonuç merakla bekleniyordu. Sekiz haftadır galibiyet alamayan Kayseri, Santana’nın golüyle Bursa’yı 1–0 yenerken rakibinin de üçüncülük şansını zora soktu. Hakem Barış Şimşek, Miller’e sarı kart göstermesine itiraz eden Mutlu Topçu’yu kulübeden tribüne gönderirken Ömer Erdoğan ile Ozan da kırmızı karttan nasibini aldılar. Bu arada Kayseri’den de Ziani de kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Sarı kartların da çok olması maçın ne denli sert geçtiğinin bir göstergesiydi. Sahadan yenik ayrılan Bursa’nın tek tesellisi ile Gaziantep’in Trabzon da yenilmesi oldu.
Haftanın açılış maçında Sivas ile Gençlerbirliği 1–1 berabere kalarak önümüzdeki son dört hafta için biraz olsun rahatladılar. Bu sezon kümede kalma mücadelesi veren ve son haftalarda aldığı puanlarla rahatlayan Yiğidolar bu maçta puan yitirmedilerse bunu Beşiktaş’ın değerlendiremediği kalecisi Korcan’a borçludur... Sivas rakibi karşısında 1–0 öne geçmesine ve 67 dakikada Enaroma’nın haksız yere oyundan atılmasıyla on kişi kalmalarına rağmen oyuna bırakmadılar ve en azından hayati bir puanın sahibi oldular.
Manisa’da altı hafta sonra kazanan takım oldu. Kendi evinde Eskişehir’i 3–1 yenerek bir bakıma kötü gidişine son verdi.
Antalya’yı yenerek Sivas ile arasındaki farkı azaltmaya çalışan Buca, Musa ve son maçlarda parlayan Abdülkadir’in golleriyle 3–1 öne geçmesine rağmen Veyse ve 90+2de Necati’nin penaltıdan gollerine engel olamayınca kaderine razı oldu. Geçen hafta Fenerbahçe karşısında olduğu gibi yine son dakikalarda gelen gollere engel olamadı; 3–3. Diğer taraftan Kasımpaşa kendi sahasında Konya ile 2–2 berabere kalarak iki takım birlikte küme düştüler… Taraflardan biri galip gelebilseydi son dört maçta mucizevî bir sonuçlar bekleyebilirlerdi; ama olmadı… Ne garip ki, Kasımpaşa ile Konyaspor küme düşmelerine rağmen spor tarihimize bir ilki yazdırdılar. Gerçekten iyi bir teknik direktör olan Yılmaz Vural, ligin ilk yarısında Kasımpaşa’nın ikinci yarısında da Konya’nın teknik direktörüydü. Böyle olunca da aynı yıl küme düşen iki takımın teknik direktörü olma unvanını da kazanmış oldu…
Bank Asya takımlarından Samsunspor ise Güngören Belediyesini 3–0 yenen, ligin bitimine iki hafta kala 2005–2006 sezonunda küme düşün Samsunspor şampiyonluğunu ilan etti. Kasımpaşa ile Konya üzülürken sevinen takım da Samsun oldu Spor Toto 2. Ligin bitimine bir hafta kala Beyaz Gurupta Göztepe, Kırmızı Grupta Elazığspor Bank Asya 1. Lig’e çıkmayı başardılar. İnşallah önümüzdeki yıl Süper Ligde olurlar…
Ne denir bir tarafta üzüntü diğer tarafta sevinç…
Futbolun kaderi…
Pazartesi akşamı oynanacak olan Ankaragücü-K.Karabük maçından sonra zirvenin kader maçları olan K.Karabük-Fenerbahçe ve Buca-Trabzon maçları oynanacak. Onların yanı sıra üçüncülük mücadelesinde Bursa-Beşiktaş ve Gaziantep- Manisa maçları var. Onların dışında Sivas_Ankaragücü maçı bir kenara bırakılacak olursa geride kalanlar bir bakıma formaliteden öteye gitmeyecek gibi görünüyor…
erdemyucel2002@hotmail.com