7
Şubat
2026
Cumartesi
SPOR

Assos'ta Bir Atlet


İnsan hiç beklemediği yerlerde ummadığı kişilerle karşılaşıyor. Assos Yelken Camp’da tatilimizi geçirirken bizi güzel yemekleri ile ağız tadını veren Adnan Işık ile tanıştık. İşinden arta kalan zamanlarda da Onunla güzel sohbetler yaptık. Bu arada söz dönüp dolaşıp atletizme geldi ve Adnan Işık’ın eski bir atlet olduğunu öğrendim.

Nereden nereye...Atletizm ve aşçılık... Ancak insanoğlu geçimini bir şekilde sağlamak yolundu.kaldı ki, kas gücünün beyin gücüne ağır bastığı ülkemizde futbolcuların aldığı ücretler ortada iken atletizm her zaman geri planda kalmış, atletler üvey evlat muamelesi görmüştür. Bu yüzden de ithal malı atletlerle uluslar arası arenalarda boy göstermeyi çalışıyor, onların dereceleri, madalyaları ile övünüyoruz. Bir zamanlar da ithal haltercilerle övünmüş, onları özel uçaklarla olimpiyatlara götürmüştük.

Tuhaf bir çelişti...

Atletizme emek vermiş Adnan Işık da bu spor dalında umduğunu bulamamış sporculardan tipik bir örnektir. Atletizmi bıraktıktan sonra baba mesleği olan aşçılığı seçmiş, geçimini bu yolda sağlamaya başlamış, rüzgar Onu Assos’a kadar getirmiştir.

Adnan Işık ilk okulu Balıkesir Kayabey’de orta okulu Balıkesir Orta Okulu’nda okuduktan sonra, siyası olayların 1980’li yıllardaki etkisiyle iki yıl okulda beklemeye kalmış ve bu arada babası ile birlikte köftecilik yapmıştır.Bundan sonra Balıkesir Orta Okulu’na yeniden devam etmeye başlamış ve aynı yıl atletizme başlamış. Önce uzun atlama ardından da koşularda kendisini yoğunlaştırmış. Onu deneyen hocaları ilk uzun atlamasında 5.50 m atladıktan sonra koşuda da denenmiş ve bu çocukta iş var demişler. Balıkesir stadındaki ilk denemesinde 100 m.de 14 saniyelik derecesi ile birinci olmuş, 200 m.de 25.saniyelik bir derece yapmış. Bundan sonra da antrenör nezaretinde okul takımında çalışmaya başlamış. Böylece Adnan Işık’ın atletizm yaşamı başlamış.

Balıkesir orta okullar arası müsabakalarında 100 m.13.5’lik derece ile birinciliği kazanmış. Bu birincilik onda bu işi ciddiye almasını sağlamış.100 m.deki derecesini 12.8, 12.4’e kadar indirmeyi başarmış. O yaştaki bir çocuk için bu dereceler çok iyi idi. Adnan Işık’ın bu derecelerinden sonra Bursa’da bölge seçmelerine katılmış, ardından Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Eskişehir karmalarının 100 m. 200m. ve 400 m.lerde birinci ismi olmuştur. Türkiye Okullar arası Şampiyonluğunu da kazanan Adnan Işık’ın atletizmdeki başarıları peş peşe birbirini izlemiştir. Bu dönemde on sekiz madalyanın sahibi olmuştur. Askerliği döneminde de Ordular Arası yarışmalarda üçüncülük kazanmıştır.

Askerliğin bitiminden sonra önce evlenmesi ardından yaşam mücadelesine atılması, bu yeteneği atletizmden uzaklaştırmıştır. Atletizm Federasyonunun Anadolu atletleri ile uğraşmaması pek çok genç atleti spordan uzaklaştırmasının tipik bir örneğidir Adnan Işık...

Kendisi ile yaptığımız söyleşide atletizm konusundaki görüşlerini şöyle dile getirmiştir:

“Bizim zamanımızda atletizm yapabilmek çok zordu. Atletizme olan ilgi de azdı. Ayakkabılarımızı, formalarımızı çoğu kez biz kendimiz alırdık. Öyle kaliteli çivili ayakkabı alabilmek ise bizim için hayaldi. O yıllarda tartan pist yalnızca Ankara ve İstanbul’da vardı. Bizimi gibi Anadolu atletleri o pistleri tanımadı bile. Günümüzde atletizme ilgi biraz daha arttı. Antrenörler daha da bilgilendi. Benim koştuğum yıllarda Balıkesir’de Murat Oyaydın, Nadire Coşkun, Funda Elmas gibi atletler Milli Takıma girebilme başarısını göstermişlerdir.”

Adnan Işık ile söyleşimizi sürdürürken yıllar öncesini hatırladım. 1950’li yıllarda İstanbul İnönü stadında yapılan atletizm müsabakalarını izlerdim. O yıllarda basının ve özellikle başta Türkspor olmak üzere spor dergileri futboldan arta kalan sayfalarını atletizme ayırırlardı. O dönem atletlerinden, çok sonraları Edirne’de tanıştığım merhum Türk lokomotifi Osman Coşgül, Cahit Önen, Toma Balcı, Olimpiyat üç adım atlama üçüncüsü Ruhi Sarıalp’ı, Ferhan Devekuşuoğlu’nu, Muzaffer Selvi’yi defalarca izlemiştim. Onların döneminden sonra atletizm birden duraklama dönemine girmiş, ilgi azalmıştı. Son yıllarda Semra Aksu, Mehmet Yurdadön, Mehmet Terzi,İsmail Akçay, Çetin Şahiner, Nuri Turan, Turgay Renklikurt, Ekrem Özdamar, Gül Çıray gibi atletler bu spor dalının yine de gündeme gelmesinde katkıları olmuştur. Günümüzde ise Etiyopya’dan ithal atletler ve Süreyya Kop ile yetinmek zorundayız. Adnan Işık gibi nice yetenekliler ise federasyonun ve illerdeki atletizm ajanlığının ilgisizliğinden kaybolup gitmektedir.

erdem@kenthaber.com

Yayın Tarihi : 15 Eylül 2007 Cumartesi 00:26:28
Güncelleme :15 Eylül 2007 Cumartesi 00:35:24


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
furkan ersoy IP: 88.235.92.xxx Tarih : 3.01.2008 21:10:58

ben 12 yaşındayım ve atletizm ciolmak istiyorum bunun için napa biliri m