7
Şubat
2026
Cumartesi
SPOR

Avrupa Sesimizi Duydu!..


Uluslararası her müsabaka öncesi toplum olarak aynı sloganı söyleriz; Avrupa Avrupa duy sesimizi!.. Kuşkusuz bunun önderliğini de spor basınımız yapar, ardından Avrupa’yı fetih etmeğe kalkarcasına cezbeye tutulmuşçasına bu sloganı tekrarlar dururuz.

2008 Avrupa Şampiyonası öncesi de öyle oldu; gruptan çıkabilmeyi çantada keklik gördük, final oynamaktan bile söz ettik. Öyle olması da doğal değil miydi? Takımın başında Fatih Terim gibi bir imparator vardı. Takımda yer alanlar ise Avrupa’da top koşturuyorlar, Türkiye’de kalanlar ise trilyonları götüren yıldızlardı!..

Avrupa’ya sesimizi duyurmaya giderken bir baktık ki; biz Portekiz’in sesini duyduk.

Büyük umutlarla çıkılan Türkiye-Portekiz maçı tam bir fiyasko veya rezaletti. Sahada deliler gibi koştuk, ancak unuttuğumuz bir şey vardı; o da kaleye şut atabilmek... Türk takımı ne yazık ki, rakip sahada gollük olmayı bırakın tek bir doğru dürüst şut bile atamadı. Portekiz kalecisi Ricardo belki de futbol hayatının en rahat maçlarından birisini oynadı.

Avrupa şampiyonasında perişanları oynayacağımız Slovanya, Uruguay ve kazanmamıza rağmen Finlandiya maçlarında kendisini belli etmişti. Ancak İmparator bunu göremedi. Milli Takıma seçtiği futbolculardaki tutarsızlık daha baştan belliydi. Kendi takımlarında ilk on birde forma şansı bulamayan, bu nedenle başka takımlara kiralananlar ile bu işin olmayacağı daha baştan belliydi. Takımın beyni denilen Emre Belezoğlu ise İngiltere’de tutunamamış, kapağı Türkiye’ye atmıştı. İspanya’daki Nihat Kahveci’nin yanında ise Villeral’deki futbolcular yoktu. Kalede ise ne yapacağı belli olmayan Volkan’ın yanı sıra bu yükü kaldıracak kaleciler de yoktu. Açık söylemek gerekirse takımın ne sağda ne de solda ileri geri çalışacak beki de yoktu. Nitekim daha maçın başından itibaren özellikle sağ kanat, sözcüğün tam anlamıyla felçti. İmparator buradaki boşluğu bir türlü göremedi. Hamit ile dayanmaya çalıştı nedense kötülerin en iyisi Sabri’yi oyuna sürmeyi ikinci yarıda düşündü. Takımda ayakta durabilen futbolcu C.Kazım ile biraz da Brezilyalı Aurelio idi.

İmparator diye göklere çıkardığımız, artık çaptan düştüğü her hali ile belli olan, paraya, şakşağa doymuş Terim ile bu işin yürümeyeceği açıktı. Kimse bunu görmedi veya görmek istemedi. Nitekim de öyle oldu; Türkiye bu maçta çok şanslı idi. En azından 5–0 veya 6–0 bitebilirdi. Portekiz’in üç topunun direkten döndüğü ve Ronaldo başta olmak üzere diğer Portekizlilerin kaçırdıkları golleri düşünürsek 2-0’lık sonuca şükretmemiz lazım.

Portekiz takımı gerçek, yıldızlardan oluşmuştu. Bosingwa, Pepe, Calvalho, Ferreira, Moiutinho, Simao, Deco ve Ronaldo bunların başında geliyordu. Buna karşılık Türk Milli takımı şişirme yıldızlardan (!) oluşmuştu. Sonucu da hep beraber gördük... Sadece koşmayı futbol sanan, yan ve kısa paslarla durumu kurtarmaya çalışan ve köşe vuruşunda topu yandan beş metre dışarıya atan futbolcular...

Maç sonrası İmparatorun, kendisini eleştirenlere verdiği yanıtlara bakın ; “Portekiz’le oynuyorsunuz ve kolay değil. Biz de zaman zaman rakiplerimize cevaplar verdik (Ne cevap hani !), Ancak talihsizlikler yaşadık. Ümidimizi kaybetmedik.”

Milli Takımımız Çek Cumhuriyetine, açılış maçında 1–0 yenilen İsviçre ile oynayacak. Bu maçın final olacağı söyleniyor. İsviçre-Çek Cumhuriyeti maçını izleyenler, bizim bu oyunumuz ile her ikisiyle de baş edemeyeceğimizi anlarlar. Son derece süratli oynayan, pozisyonlara giren bu takımlar karşısında puan almamız çok zor hatta imkânsızdır.

Portekiz-Türkiye maçı gösterdi ki bu şampiyonanın en büyük favorisi Portekiz’dir. Türkiye ise grubunda kalan iki maçı daha oynar ve geri döner. Bu maç bir kez daha gösterdi ki, bizim İmparator ile Scolari arasında dağlar kadar fark var... Ama olsun biz İmparatorumuza milletvekilinden, en yüksek devlet memurundan ve üniversite öğretim üyelerinden daha çok para veriyoruz. Hiç olmazsa onunla övünelim.

İmparatorumuzla övünelim (!), onu tahtından indirmeyelim, kendi takımlarında başarılı olamamış futbolcularla yola devam edelim. Önümüzde Dünya Kupası elemeleri var....

Avrupa sesimizi duydu ama bu kez çok kötü duydu....

Yayın Tarihi : 8 Haziran 2008 Pazar 12:01:59


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Gökhan IP: 85.103.138.xxx Tarih : 8.06.2008 12:40:01

Sayın Yücel,nasıl başlayayım bilemiyorum.Ama özellikle doğu toplumlarında ne olursa olsun destek anlayışı,buna ek olarajk büyükler bilir düşüncesi malesef bu toplumların ilerlemesini engellemiştir.Nereden nereye diyen olabilir ama nasıl bir başarı yakalamıştır ki hala aynı hoca ile devam edilir?Sanki takımı dünya veya Avrupa şampiyonu yaptı da bu başarısı devam etsin diye hala yerinde tutulan bir hoca.Anlamak mümkün değil.Ondan çok daha başarılı hocalar malesef her ne hikmetse görev bıraktırıldı.Ben sanmıyorum ki isteyerek istifa etsinler.Bundan başka,Fenerbahçe den gönderilen Tuncay ın ısrarla,Sabri nin cahilce oynatılması akıl işi değildir.Tuncay yine aynı hatalarını yaptı.En iyi oynadığı dönemde bile Fenerbahçe de orta alanda kaptırdığı toplarda takımın gol yemesine sebep olan ve bu yüzden gönderilen bir adamın oynatılması cahilce bir tutumdur.Sabri nin de sanki mahalle maçında oynayan mızıkçı çocuklar gibi kaptırdığı yada rakibin kullandığı topu almak için gereksiz ve bariz kötü sertliklere başvurması kimsenin dikkatini malesef çekmemektedir.Gençlerbirliği maçında hakemin vermediği penaltı sebebi yaka paça indirme hareketinde hakem cesurca kırmızıyı verip penaltı gösterse bu gibi oyuncular uslanır.Ama ülke içinde şampiyonluk uğruna milli futbol baltalanıyor.Hakkı ile şampiyon olabilecek takımların malesef (Sivas spor)tüm çabaları sonuçsuz bırakılıyor. Sonuç olarak dün akşam Tuncay ve Sabri nin yerine lise talebesi bile konsa daha faydalı olurlardı.Ama medyanın şişirdiği krallar,imparatorlar milletin umutlarını pervasızca harcamakla meşguller ve bir de utanmadan her eleştiriye kabadayı duruşu ile efeleniyor.İşte böyle sebepsiz şişinirsen elin oğlu gelir tokadı patlatır suratına.Dua edelim ki dün akşam direkler korudu.Yoksa büyük hezimet de yaşayabilirdik.Grup maçları sonucu ne olursa olsun hocanın görevine son verilmeli ve hak eden oyuncuların forma bulması sağlanmalı.Saygılarımla.