Avrupa kapası A Grubunda Azerbaycan karşısında aldığı yenilgi ile zora sokan Türk Milli Takımı için Avusturya maçı bir bakıma umut tu… Bu maçta yitirilecek bir puan bile Türk Milli Takımının ikincilik şansını zora sokabilirdi. Ancak Hiddink’in ileriye dönük yeni ve genç takımı çok iyi futbol oynamamana rağmen Avusturya’yı 2–0 yenerek umudunu Belçika ile oynanacak maça çevirdi. Bazıları Avusturya’yı nasıl olsa geçeriz diye düşünmüş olabilirler, ancak rakip yine de Orta Avrupa futbolunun temsilcisidir.
Avusturya maçı beni çok eski yıllara taşıdı... II: Dünya Savaşının sona ermesinden sonra Avrupa yaralarını temizlemeye, yıkıntılarını ortadan kaldırmaya çalışırken futbolda da atılım yapıyordu. Savaş sonrası Avusturya takımları sık sık Türkiye’ye gelerek üç büyük kulübümüzle oynuyordu. Bunlar Austria, Wacker, Rapid ve Fırst Wienna gibi takımlardı. İçlerinde en güçlüsü Austria idi ve çoğu maçlarda da bizim takımlara karşı üstünlük sağlıyorlardı. Avusturya ile ilk milli maçımızı 1948 yılında Viyana Prater Stadında oynamış ve Decker’in serbest vuruştan attığı golle 1–0 yenilmiştik. O günlerde bu yenilgi başarı sayılmıştı. Hatırlarsınız futbolumuzun bir dönemi şerefli yenilgilerle (!) doludur… Aradan yıllar geçti Avusturya karşısında peş peşe aldığımız iki yenilgiden sonra on maçı da Türk Milli Takımı kazandı… Bu bakımdan Avrupa Şampiyonası yolunda ilerlemek isteyen takımımızın Şükrü Saraçoğlu Stadında, seyirci desteği altında maçı kazanması son derece doğaldı. Ancak Hiddink yeni bir takım kurmuştu; içlerinde Avrupa’da yetişmiş genç gurbetçiler vardı. Bunlar ilk defa bir araya geleceklerdi ve ne yapacakları da meçhuldü…
Türk Milli Takımının zaman zaman oyuna hâkim olmasına rağmen iyi bir futbol ortaya koyduğu da söylenemez. İlk kez bir araya gelen futbolculardan kurulu takım için değerlendirme yapabilmek biraz erken… Grupta bizim için hayati önem taşıyan Belçika maçına kadar çok iyi hazırlanmamız lazım…
Birkaç gün önce Avusturya’yı 2–0 yenen Belçika kolay bir lokma değildir… Azerbaycan karşısında hüsran yaşamasaydık böylesine karamsar olmazdık… Ancak iyi oynamadığımız bir maçı kazanıyorsak yine iyi takımdan söz etmeliyiz. Maçın başlarında Milli Takımımız, Burak’ın direğe vuran vuruşunun ardından Hamit’in füzesini kaleci kurtardı. Bunlar golün geleceğinin habercisiydi. Nitekim Arda kişisel becerisiyle önündekileri tek tek çalıma dizerek golünü attı… İkinci yarıda takımımız bir ara geriye yaslanması rakibi umutlandırdı, fırsat buldukça kalemize gelmeye başladılar. Burak’ın yerine giren Semih’in pasını Gökhan Gönül de rakipleri ipe dizer gibi dizdi ve ikinci golü atarak herkesi rahatlattı. Volkan’ın maçın sonlarında tartışmalı penaltıyı kurtarması ise belki de maçın kırılma anıydı…
Milli Takımımızın yeni oyuncuları Mehmet Ekici göz dolduran bir oyuncu… Yenilerden Burak çok çalıştı, ancak şansızdı… Servet ile Serdar iyi bir uyum içerisinde oynadılar… Selçuk orta alanda tam bir emniyet sübabıydı. Arda tek kelime ile maçın yıldızıydı. Sanki takımı tek başına sırtlayan futbolcuydu… Arkadaşlarının en azından ona yardımcı olmaları şarttır. Her şeyi ondan beklememeliler. Ancak golü attıktan sonra basın tribününe dönerek bunu da yazın diye işaret etmesi gereksizdi… Böyle yapınca da aleyhinde yazanları utandıracağına onların eline yeni bir koz vermiş oldu… İkinci yarının sonlarına doğu yine ortaya bir yabani (!) çıktı ve rakip kaleciye sert bir cisim attı. Stattaki bütün güzelliklerin içine etti. Belki de ünlü eski hakem, maçın gözlemcisi Collina bunu raporuna yazacak ve bize yine ceza gelecek…
Avusturya iyi mücadele eden zaman zaman da iyi paslaşan, gol arayan bir takım… Beşiktaşlı Ekrem ile Türk asıllı Yasin ve Ümit’in Avusturya Milli Takımı formasını giymesini hiç kimse yadırgamamalıdır. Ekrem’in topu aldığı anlarda ıslıklanması ise gereksizdi… O futbolcuları biz mi yetiştirdikte başka milli takımda oynuyorlar…
Kısacası Avusturya karşısında alınan galibiyet bize hem moral hem de umut verdi…
erdemyucel2002@hotmail.com