Geçen haftaki yazıma Fenerbahçe’nin Galatasaray galibiyetinden sonra “Fenerbahçe Aldı Başını Gidiyor” diye başlamıştım. Yanılmışım, Fenerbahçe bu hafta alıp başını gidemedi; Şükrü Saraçoğlu Stadında Trabzon karşısında iki kez yenik duruma düşmesine rağmen beraberliği ecel terleri dökerek zorla kurtarabildi.
Galatasaray maçındaki oyununu yineleyemeyen Fenerbahçe bu hafta kendisine gönül bağlayanlara tam bir hayal kırıklığı yaşatırken, Beşiktaş’ın 13 maçlık üst üste kazanma rekoruna da erişemedi. Gerçekte bu rekora erişmek önemli değildi ama oynadığı futbol özellikle ilk yarıda çok kötü idi. Nobre’nin fırsatçılığı, son 15 dakikada oyuna giren Semih’in çabası olmasa bu maçtan yenik ayrılması işten bile değildi. Kongre öncesi çalkantıları içerisinde Trabzon’un da bu arada hakkı yenilmemelidir. Koreli milli futbolcu Lee Yong’un muhteşem futbolunu başta Yattara ve Fatih olmak üzere diğerleri de onlara eklenince Fenerbahçe’nin bir puanı alması bile mucize idi. Sarı lacivertliler sevinmelidirler ki, bu bir puanlık mucizeyi gerçekleştirdiler. Fenerbahçe’nin bu maçta çok yavaş oyun oynayıp, yan toplarla ileri gitmeyi, topu ortalamayı denemesi bir işe yaramadı, çünkü karşısında çok iyi bir Trabzon vardı. Fenerbahçe’de oyunu hızlandıracak, rakibin üzerine gitme diye bir düşünce hiç yoktu; böyle olunca da tüm oyun boyunca Trabzon’a mahkum oldular.
Fransa milli takımına seçildikten sonra Anelka’ya bir durgunluk ve isteksizlik geldi. Bu durum bir kaç haftadır sürüyor, belki de Anelka istediği topları alamıyor, belki de kendisine istediği toplar atılmıyor, ileri de yalnız kalıyor. Diğer taraftan Fenerbahçe’nin son üç maçında sakatlığı nedeniyle forma giyemeyen Alex bu maçta 90 dakika sahada kalmasına rağmen bekleneni vermekten çok uzaktı. Fenerbahçe’nin bu maçtaki düşüşü biraz da Appiah’ın, Tuncay’ın beklenen oyunu oynayamayışı kadar Aurelio’nun çaresizliğinde aranmalıdır. Bereket sol kanatta Ümit, Yattara’yı kontrol edebildi de Fenerbahçe çok daha zor duruma düşmedi.
C.Daum, ileride neden Nobre’nin yanında Semih’e daha çok yer vermeyi düşünmüyor; anlayabilmek gerçekten çok zor... İlk yarıda çok kötü olan Fenerbahçe ikinci yarıda biraz canlandıysa da takımı yenilgiden Nobre’nin fırsatçılığı kurtardı. Bu arada her geçen hafta daha da iyiye giden Trabzon’u kutlamak gerekir. Halilhodziç yönetimindeki Trabzonspor biraz geç de olsa lige geliyor.
Küfür yok denilen Saraçoğlu stadında, üç puan almayı çoktan hak eden Trabzonspor sövülmeyi doğrusu hiç de hak etmedi. Jefferson’a şişe atılması hiç de hoş değildi. Ancak sayıları l000’i bulan Trabzonlu seyirciler Fenerbahçelileri tahrik etmek için ne lazımsa yaptılar; en sonunda da Fenerbahçe tribününe yakıcı maddeler atmaya kadar işi götürdüler. Trabzon şimdiye kadar ne kaybetti ise hep seyircisinin tepkisinden kaybetmiştir. Bu da ayrı bir gerçek...
Galatasaray Ankara’da Ankaraspor’u 2-1’lik sonuçla geçerken ligin bitmediğini, Fenerbahçe’nin puan kaybından sonra gösterdi. Bu bakımdan önümüzdeki hafta yapılacak olan Galatasaray-Beşiktaş maçında son söz söylenecek... Bu maçta Galatasaray iyi miydi diye sorsanız, verilecek yanıt kötü olacaktır. Ya Ankaraspor; o ondan daha da kötü... Sahada bir ruh gibi dolaşıp durdu.
E.Gerets bu hafta Hakan Şükür’ün yerine Ümit’e ilk on birde yer vermekle, belki de bu maçta en yerinde kararını verdi. Yalnız bu maçtaki hakemin komik kararları üzerinde de durulmalıdır. Dünyanın neresinde avut çizgisi yakınında kendi kendine düşen veya kendini yere atan oyuncuya penaltı verilir? Hakem Fırat Aydunus, işte böyle komik bir kararla Jaba’nın düşmesine penaltı çaldı ve Mondragon’dan dönen topu Murat tamamlayınca da Ankara 1-0 öne geçti. Yalnız bu arada Jaba’ya arkadan dirsek darbesi de geldiği söyleniyor. Kim bilir, acaba hakem üç yıl içinde Ankarasporu şampiyonluğa götüreceğim diyen Belediye Başkanı Melih Gökçek’e şirin mi görünmek istedi . Bilemeyiz... Ne var ki, iyi bir gününde olan ve golcülüğü tartışılmayan Ümit Karan eşitliği getirdikten sonra da ileri üçlünün diğer golcüsü Necati skoru tamamladı; 2-1. Son dakikalarda Mondragon’un köşeden çıkardığı top gol olsa, kuşkusuz buna en çok Fenerbahçeliler sevinecekti. Bu maçta yanlış kartlar çıkaran hakemin yanı sıra son haftalarda düşüşe geçen Tomas’ın hakemin arkasından tükürdü mü, küfür mü etti anlaşılamadı. Tomas’ın kırmızı kartla oyun dışı kalması, haftaya Beşiktaş karşısında oynayamayacak oluşu akılsızlık değil de nedir? Galatasaray’dan zorla koparılan Bülent Korkmaz’ı gel de arama… Galatasaray aleyhine verilen penaltıda ise rakibe değmeyen Montragon’un hareketine penaltı nasıl verildi, o da anlaşılamadı. Kısacası bu maçta sözcüğün tam anlamıyla bir hakem faciası yaşandı.
J.Tigana’nın elinde sihirli değnek yok deniliyor. Doğru, sihirli değnek yok ama ligin ortalarında yer alan Beşiktaş’ta büyük bir yükseliş olduğu da açık seçik görülüyor. Tigana elindeki eksik kadrosuna rağmen çok akıllı bir düzenle ligin güçlü takımlarından ve deplasmanlarda en az gol yiyen Manisa karşısında üç puanı çıkarmasını bildi. Zenith maçındaki şanssız ama güzel futbolunun bu hafta da sürdüren Beşiktaş, Ersun Yenal’ın V.Manisaspor’unu 3-1’lik skorla geçerek ligin 4.sıraya oturmasını bildi.
Süper ligin 15.haftasında, maçın bitimine iki dakika kala Gaziantep karşısında 3-0 önde giren Konyaspor son iki dakika da 2 gol yiyence maçı 3-2 bitirebildi. Birkaç dakika daha oyun oynanmış olsa acaba sonuç ne olurdu? Diğer taraftan lige çok iyi başlangıç yapan Kayseri Erciyesspor ise düşme hattının yakınında dolaşan Ç.Rizespor karşısında beraberliği güçlükle koparabildi; 2-2 . Haftanın en ilginç ve en stresli maçlarından birisi Kayserispor ile Sivasspor’un maçı idi. Lige çok iyi başlayan ve başarılı sonuçlar alan her iki takımın mücadelesinde taraflar birer puanla yetindiler; 2-2 . Kayserili taraftarlar bilet bulamayınca Sivas tribününe girdiler ve doğal olarak da yine kavgalar çıktı. Geçmişte yaşanan bir kavgada 40 kişi yaşamını yitirmişti; bu kez böyle bir şey olmadı ama yalnızca bir Kayserili’nin kolu kırıldı. Stadyumlardaki eğitimsiz seyircilerin şiddeti bir türlü önlenemiyor. Gerçekten spor adına çok yazık...
Diyarbakır Atatürk Stadında oynanan maçta Diyarbakırspor Denizli’yi 1-0 yenerken ligdeki korkulu rüyasından yavaş yavaş sıyrılmaya başladı ve puan cetvelinde de yukarılara tırmanmaya başladı. Maçın daha başlarında Denizli kalecisi Souleymanov, önündeki savunma ile anlaşmazlığa düşünce bundan yararlanmasını bilen Maznov takımına üç puanı kazandırmasını bildi. Samsunspor da Ankara deplasmanında çok rahat bir şekilde Gençlerberliği’ni 1-0 yenmeyi başardı. Öte yandan Malatya'da yoğun sis nedeniyle bugüne ertelenen Malatyaspor Ankaragücü karşılaşması ise 0-0 eşitlikle sona erdi.
Önümüzdeki hafta yapılacak 1.Süper ligin 16. haftasında puan cetvelini etkileyecek zorlu maçlar var; bunların başında da Galatasaray-Beşiktaş, Denizli-Rize, Samsun-Malatya ve K.Erciyes-Fenerbahçe maçları geliyor.
Her şeyden önce hakem hatalarının en aza indirildiği, temiz ve kavgasız bir futbol bekliyoruz...