Uzun süredir dünya futbol severlerinin beklediği 18. Dünya Kupası görkemli bir açılışla Almanya’nın ev sahipliğinde Münih’in Allianz Arena Stadında başladı. Almanya Cumhurbaşkanı Horst Koehler’in “Almanya’ya Dünya Kupası’nın ev sahibine hoş geldiniz” sözleriyle başlayan törende kupa yalnızca Brezilya’nın değil dünya futbolunun efsanevi ismi Pele ve Alman manken Claudia Schiffer tarafından stada getirildi. Alman müziğinin ağırlıklı olduğu açılış töreninde önceki yıllarda kupayı kazanan değişik milletlerin futbolcuları da bulunuyordu. Bunların başında da FİFA Başkanı Sepp Blatter ve Dünya Kupası Organizasyon Komitesi Başkan Franz Beckenbauer’de bulunuyordu. Geçen Dünya Kupası’nın üçüncüsü Türkiye’nin bu turnuvada olmayışı gerçek Türk sporseverler için bir üzüntü idi. Türkiye’nin bu turnuvaya katılamaması aslında futbolu yönetenlerin beceriksizliğinden kaynaklanmıştır. Bu olay hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Türk Milli Takımı şampiyonaya katılanlardan hiç de aşağı bir düzeyde değildi. Ancak bu sözü gençleştirilmeye çalışılan yeni Türk Milli takımı için söylemiyorum. Turnuvaya ilk kez katılan takımlar da bulunuyor. Bunların başında Fildişi Sahili, Angola, Gana, Togo, Ukrayna ve Trinidad geliyor.
Dünya Kupası Berlin Olimpiyat Stadı başta olmak üzere Dortmund, Frankfurt, Gelsenkirchen, Hamburg, Hannover, Kaiserslautern, Köln, Leipzig, Münih, Nürnberg ve Stuttgart’ta oynanacak. Bu statların hepsi çağdaş koşular altında yenilendiler ve en iyi biçimde hizmet verecek konuma getirildiler. Bu statlarda dünya futbolunun yıldızları izlenecek. Şampiyonada maçları değişik milletlerden, FİFA’nın belirlediği 21 hakem yönetecek. Ne yazık ki, bunların arasında Türk Milli takımının yanı sıra Türk hakemi de bulunmuyor. Bunu, spordan sorumlu Devlet Bakanlığının, Futbol Federasyonunun ve hepsinden öte hükümetin üzerinde durması, düşünmesi gerekir. Türk takımı playoff da kazaya uğradı, ama Türk hakemlerine ne oldu diye...
9 Haziranda başlayan ve 9 Temmuz’da sona erecek 2006 Dünya Kupasında sporseverler televizyonlarda veya çıplak gözle 64 mücadele izleyecek. Sporun yanı sıra turnuvanın Almanya’ya kazandıracağı ekonomik katkılar da hesap ediliyor, bunun bilânçosu yapılıyor. Basından öğrendiğimiz kadarıyla maçların Alman ekonomisine 12.000.000.000 $ katkıda bulunacağı da söyleniyor.
Kupanın favorilerinden ve ev sahibi olmanın da avantajını taşıyan Almanya açılış maçında Kosta Rika’yı 4-2 yendi. Sanırım bu maç daha önceki açılış maçlarına göre en gollü bir açılış maçıydı. Almaya maça çok hızlı başladı, Kosta Rika karşısında ezici bir baskı kurdu, 6.dakikada Lahm’in golüne karşılık 12. dakikada Wanchope beraberliği getirdi. Ne Alman seyircisi ve ne de stadı dolduranlar bu golü beklemiyordu. Bundan birkaç dakika sonra Klose’nin golü geldi ve ilk yarı 2-1 Almanya lehine sonuçlandı. İkinci yarıya çok daha iyi ataklarla başlayan Almanya Klose’nin ikinci, Frings’in muhteşem gollerine Wanchope yanıt verdi.
Almanya oyunun favorisi idi ama Kosta Rika da umulandan çok daha iyi futbol ortaya koydu. Frings’in golü gelmese, belki de beraberliği yakalamaları işten bile olmayacaktı.
İlk günün ve A grubunun ikinci maçı Polonya ile Ekvador arasında oynandı. Maç öncesi yapılan tahminler, elemelerde en iyi ikinci olan ve Polonya’nın bu maçı çok kolay alacağı yönünde idi.
Polonya-Ekvador maçı futbol seyri yönünden çok büyük keyif verdi. Elemelerde Brezilya ve Arjantin’i yenen bu ekip hiçbir zaman göz ardı edilmemeliydi. Nitekim de maç öncesi favori gösterilen Polonya’yı Tenorio ve Delgado’nun golleriyle 2–0 yenmeyi başardılar.
Gelsenkirchen Auf Schalke Stadını dolduran seyircilerin hemen hemen tamamı Polonyalı idi ve takımlarının ilk maçta alacağı galibiyeti görebilmek için gelmişlerdi. Bunu karşılık Ekvador seyircisi çok azdı ama tribünlerde ilginç görüntüler sergiliyorlardı.
Kupanın ilk gününde Ekvador ve yenilmesine rağmen Kosta Rika turnuvanın hiç te kolay geçmeyeceğini, favori takım olmadığını da gösteriyordu.
erdemyucel2002@hotmail.com
Yayın Tarihi :
10 Haziran 2006 Cumartesi 11:59:54