Turkcell Süper Liginin bitimine bir hafta kala yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın derbisi olarak nitelenen Fenerbahçe-Galatasaray maçının galibi sarı-lacivertli takım oldu. Haftalardır sonucu merakla beklenen maçı Fenerbahçe 2–1 kazandı. Böylece kendisini izleyen rakibi ile arasını üç puan açmayı başardı. Objektif olarak bakıldığında bu maçı Fenerbahçe’nin alması gerekiyordu. Bir tarafta en pahalı ücretlerle alınmış yabancı yıldızlar diğer tarafta da çok dar ve kısıtlı bir bütçe ile lig yarışına devam eden bir takım vardı. Sonuçta beklenen oldu ve Fenerbahçe son üç hafta peş peşe yaptığı zorlu mücadeleden sonra bu maçı da kolayca almaya başardı.
Oyuna her iki taraf da tedbirli olarak başladı. İlk yirmi dakikada Galatasaray’ın oyunu dengelediği görüldüyse de Fenerbahçe’nin yıldızları ağırlığını koydu. Özellikle son haftalarda form grafiğini yükselten Appiah ve koşmaz denilen Alex’in koşu yollarını açması ile ilk gol ve onun hemen ardından ikincisi geldi. Bu dakikadan sonra da sahada kaderine razı olmuş bir Galatasaray vardı. Bu maç bir bakıma da taktik savaşı idi. Nitekim haftalardır tenkit edilen Gerets iki önemli değişiklik yaparak sarı kartlı ve hırçın oynayan Hasan Şaş ve varlığı ile yokluğu belli olmayan İliç’in yerine Sabri ve Necati ile oyuna başladı. İkinci yarıda ilk yarının aksine sahada farklı bir Galatasaray vardı. Fenerbahçe bu yarıda sahasına kapanmıştı. Bir iki ani atak dışında tamamen gol yememeyi hedefliyordu. Özellikle sağ kanatta Cihan ve Sabri’nin sürüklediği ataklar meyvesini verdi. Sabri’nin sağdan ortasına Volkan yine kalesinde çakılı kalınca Ümit’in uçarak attığı kafa golünden sonra Fenerbahçe kıpırdanmaya başladı ve rakip kaleye akın tazeledi. Bu dakikalardan sora da oyuna hız kazandıran Galatasaray tamamen yorulmuş ve orta yarıda oyunu kilitledi. Bundan sonra her iki tarafta sonucu değiştirmek için büyük çaba gösterdi, ancak kaleciler ve direkler buna izin vermedi. Fenerbahçe büyük takım olduğunu ortaya koyarak maçı almayı başardı.
Fenerbahçe-Galatasaray maçında yine çirkin olaylar oldu. Fenerbahçeli taraftarların sahaya attığı pet şişelerin yanında Gerets’e atılan sert cisim teknik adamın alnını kanattı. Kuşkusuz, bu olaylardan sonra Fenerbahçe yine ceza alacaktır. Ancak bunun sorumlusu da adını taraftara çıkaran, spor kültür ve eğitiminden habersiz terbiyesizlerdir.
Haftanın diğer önemli maçında Beşiktaş ile Ankaraspor Ankara’da golsüz berabere kaldılar. Dondurucu bir soğuk altında oynanan maçta futbol adına her iki tarafta bir şey vermekten çok uzaktı. Özellikle ilk yarıda söylenecek, yazılacak hiçbir pozisyon yoktu. İkinci yarıda her iki tarafta birkaç gol pozisyonu yakaladı ise beceriksizlikten bunları kolayca harcadılar. Bilal’in kaleci Runje ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda bunları acemici dışarı atması bir bakıma Beşiktaş’ın şansı idi. Uzatma dakikalarında Bobo’nun vurup Hakan’ın tokatladığı topun kornere çıkması da Ankarsporun şansızlığı idi. Kısacası bu iki an maçın tek seyredilen görüntüledi idi. Gerisini siz düşünün... Bu arada maç boyunca Beşiktaş taraftarlarının Runje, Runje diye sürekli bağırmaları sevgi mi yoksa dalga geçmek miydi? Ben kestiremedim... Bir kaleci taraftar çağırıyor diye tribünlere gitmesini beklemek de yersizdir. Nitekim de öyle oldu Runje çağrılara yanıt vermedi.
Yılların takımı, dördüncü büyük denilen Trabzonspor’daki düşüş bu haftada da sürdü. Karadeniz ekibi Bursaspor karşında sahadan 2–1 yenik ayrıldı ve Trabzon’da takım, yönetim ve teknik direktör e karşı büyük bir infial uyandırdı. Karadeniz’de trajik bir olay yaşanıyor; Samsunspor ikinci ligin alt sıralarında, Ç.Rizespor Konya’ya 2-0’lık sonuçla boyun eğiyor ve Trabzonspor da düşme hattında... Oysa Karadeniz Türk futboluna yıldız futbolcu yetiştiren bir bölgedir. Ne var ki, Karadenizli yöneticiler kendi öz varlıklarını unutmuş, yabancı futbolculardan medet umuyorlar. Sonuç da böylesine hüsran oluyor. Maç boyunca rasgele oynayan ve tesadüf gollere bel bağlayan Trabzon kaleci Jefferson’un acemice yediği gollerden sonra yapacağı bir şeyi yoktu. Olamazdı dı... Trabzon önümüzdeki hafta yapılacak Ankaraspor maçını kaybedecek olursa belini doğrultması çok zor olacaktır.
Trabzonspor kendi memleketinden yönetilip ve futbolcu fabrikası olarak nitelenen kendi öz çocuklarına yönelmediği sürece bu düşüş devam edecektir. Bursaspor için de söylenecek fazla bir şey yok; sahaya çıktılar takır takır top oynadılar ve kazandılar.
Haftanın diğer maçlarında Kayserispor birçok pozisyonun kolayca harcadığı maçta Denizlispor’u 1–0, Sivasspor da sekiz haftadır yenilmezlik unvanını koruyan Ankaragücü’nü 2–1 yendiler. Altı haftadır maç kazanamayan buna rağmen zirveyi zorlayan V.Manisaspor ise bu kez Gaziantepspor’u 4–1 yenerken yeniden yükselişe geçti. Antalyspor, Kayseri Erciyes’i 3–1 yendi rakibini ligin dibinde bıraktı. Sakaryaspor ise kendi sahasında olaylı bir maç sonrası Gençlerbirliği ile 1–1 berabere kaldı.
erdem@kenthaber.com
Yayın Tarihi :
4 Aralık 2006 Pazartesi 11:01:50