Süper Ligin ikinci yarısında büyük bir çıkış yakalayan Fenerbahçe, Şükrü Saraçoğlu’nda Konyaspor’u 2-0 yenerek dokuzda dokuz yaparak averajla da olsa liderliğini korudu. Rakiplerin puan kaybından sonra zirve yarışında Fenerbahçe ile Trabzon hemen hemen baş başa kaldılar. Şimdi her şey önümüzde yapılacak Fenerbahçe-Galatasaray maçına kaldı. Bu haftada Galatasaray ile Beşiktaş puan kaybederek tarihlerinin en kötü sezonunu yaşarlarken alt sıralardaki takımlar ise kurtulma mücadelesini veriyor. Bank Asya’da ise Süper Lige çıkma mücadelesi doludizgin sürüyor…
Fenerbahçe ligin son sıralarındaki Konya karşısında Santos, Lugano ve Selçuk’tan yoksun olarak başladı. İlk on birde zorunlu olarak Caner, Bekir, Stoch ve Cristian’a yer verdi. Haftanın son maçında Fenerbahçe biraz şansızlık biraz da rakip kaleci Pawelek’in becerisinden çok gol kaçırdığı maçta kendini sıkmadan oynadı ve sonuca çok kolay gitmeyi başardı. Konyaspor, Yılmaz Vural’ın Kasımpaşa’da uyguladığı taktikle hazırlık pasları yaparken Emre’nin ani baskısı ile kaptığı golle Niang 16. dakikada golü getirdi. Maçın sonlarına doğru Semih de golleri ikiledi. Uzun süredir takımda yer bulamayan Stoch biraz da şansı yardım etmediğinden çok gol kaçırdı ama yine da takımının en iyilerindendi. Emre’nin sakatlanması, ağlayarak sahayı terk etmesi ve birkaç hafta takımdan uzak kalması, hele hele Galatasaray maçı öncesi takım için büyük şanssızlık…
Yılmaz Vural iyi bir teknik direktör ama bu yıl şanssızlıklarla mücadele ediyor. Önce Kasımpaşa şimdi de Konya ligde düşmekten kurtarmaya çalışıyor. Ama işi çok zor… Konya, Fenerbahçe savunmasını aşmak bir yana rakip kaleye gitmekte bile zorlandı. Buna rağmen iyi oyunculardan kurulu bir takım olduğu da açıkça görülüyordu.
Ligin orta sıralarında mücadele eden Beşiktaş ile Manisa arasında oynanacak maçın futbol yönünden zevkli geçeceğini sananlar yanıldılar. Son derece zevksiz, sıkıcı, pozisyon fakirliği içerisinde geçen, haftanın ilk maçı golsüz sonuçlandı. Beşiktaş’ın ilk pozisyona ancak 70. dakikada girebildiğini söylersek futbolun kalitesi önünden en azından bir fikir vermiş oluruz. Antrenman yapmadan oynatılan Guti’de bizim futbolumuza uymuş olacak ki, son derece kötü bir oyun ortaya koydu. Böyle olunca Beşiktaş’tan pek bir şey beklemek olanaksızdı. Oyuna ancak 90+3 de sokulan Ernst’in olmayışı da yitirilen iki puana davetiye çıkardı. Beşiktaş’ın kazancı ise İsmail’in olmayışı nedeniyle ilk kez ligde oynatılan Doğukan oldu. İnşallah ilerleyen haftalarda 18 yaşındaki bu genç harcanmaz. Topun ağzındaki Ferrari ise İbrahim Toraman ile takımı ayakta tutan oyunculardı. Büyük umutlarla alınan Portekizlilerden ise hiçbir ışık görülmüyor. Ne garip ki, onların yüzünden geçen yılın yıldızı Ernst kulübeye mahkum edilmiş!..Buna karşılık Manisa’da beklenilenden uzak, düşük tempoda bir oyun ortaya koyarak beraberliğe razı bir görüntü çizmekten öteye gidemedi.
Beşiktaş belki de son yılların en kötü günlerini yaşıyor. Bu sezon oynadığı 25 maçın ancak 10’nunu kazanırken a beraberlik ve 9 mağlubiyet almış durumda.
Liderlik yarışındaki Trabzon’un cezası nedeniyle İzmit İsmet Paşa Stadında düşmemeye çalışan Kasımpaşa ile oynanan maçı belki de haftanın en çok ilgi çeken oyunuydu. Yıllardır Süper Lig maçlarına hasret kalan İzmitliler ile Trabzonluların tıka basa doldurdukları stattan üç puanla çıkan Karadeniz ekibi oldu. Trabzon’un aldığı üç puan Hakem Kuddusi Müftüoğlu’nun ikramından başka bir şey değildi. Glowacki’nin Azar’ı yaka paça indirmesinden, ardından maçın sonlarına doğru da Tayfun Cora’nin dizine ve eline gelen topu hakem büyük bir eyyamcılık örneği göstererek görmezden geldi. Hakemlik adına son derece ayıp bir davranış… Belki de vermediği penaltılarla Kasımpaşa’yı küme düşürecek… Seyirciden mi korktu bilemeyiz ama bu hakemlerle futbolumuzun yol alması biraz zor görünüyor… İnsana seyirciden korkuyorsan, kimsenin kaderiyle oynama düdüğü bırak derler… Ama nerde bizde o duruş… Maç başına alınan paradan vazgeçilir mi hiç?
Maça gelince, her iki takımda oyuna istekli başladı. Kasımpaşa kolay yenilir yutulur lokma olmadığını gösterdi. Hemen herkes Trabzon’un kolay bir galibiyet alacağını sanıyorlardı. Ancak Pawel’in ortasına Jaja’nın rakip savunmadan kolayca sıyrılarak oyunun tek golünü atmayı başardı. Kasımpaşa çok direndi ama beraberliği bir türlü sağlayamadı. Bu arada geçen haftaki kaleci faciasından sonra kalede yer alan Fırat iki güzel kurtarışla farkın artmasını engelledi. Trabzon’da Burak’ın yokluğu her an kendini hissettirdi, buna karşılık Giray’ın hatasız oyunu da takımının galip gelmesinin başlıca etkeniydi. Maçın son anlarında sakatlanan Onur’un sezonu kapattığı söyleniyor. Böyle ise gerçekten büyük bir form grafiği yakalayan genç kaleci için çok yazık…
Bursaspor yavaş yavaş zirveden uzaklaşarak üçüncülüğü kabul etmiş görünüyor. Ancak Kayseri ile Gaziantep’in gözü de üçüncülükte. Bursa bu kez ligin dişli takımlarında K.Karabük karşısında 1–1 berabere kalarak puan dağıtmaya devam ediyor. Maçın başında Miller’in çok güzel vuruşula öne geçmesine rağmen Karabük, İlhan Parlak’ın kurnazca vuruşuyla beraberliği sağladı. Çok iyi bir futbolcu olmasının yanı sıra en az onun kadar ağır olan Altidore’den ısrar edilmesi Ali Tandoğan’ın da ileri çıkmasını zorlaştırıyor. Böyle olunca da Bursa’nın sağ kanadı işleyemedi. İlk yarıda Volkan ve Turgay’ın olmayışı takımı yavaşlatmış ve hücum gücünü azaltmış göründü. Buna karşılık Karabük çok iyi bir oyun ortaya koydu, biraz daha cesaretli olsalardı üç puanı Bursa’dan almaları işten bile değildi. Buna karşılık geçit vermeyen savunmaları da çok iyi idi. Bu maç bir kez daha gösterdi ki, Emenike olmadan da bu takım bir şeyler yapabilir.
Tarihinin en zor günlerini yaşayan ve bütün umudunu prestij için bu hafta yapılacak olan Fenerbahçe maçına bağlayan Galatasaray, Ankara’da hüsran yaşadı. Ankaragücü karşısında son dört dakikaya 2–1 önde giren Galatasaray iki golü birden kalesinde görünce 3–2 mağlup oldu. Yönetimde sorunlar yaşayan, futbolcuları birbirleriyle uyum sağlayamayan bir takımdan ne beklenir ki? Haügi her hafta değişik bir kurgu ortaya koyuyor, böyle olunca da yenilgi kaçınılmaz oluyor. Futbolcuların umursamazlıkları her hallerinden belli. Ne garip ki, her alınan yeni kaleci bir öncekini aratıyor. Merak ediyorum, hatalı goller yemeyi adet edinen Zapata’nın Ufuk ve Aykut’tan ne üstünlüğü var?
Ankaragücü rakibi iyi analiz etmiş ve birde ortaya Sestak gibi bir fırsatçı oyuncu çıkınca rakip savunmayı hallaç pamuğu gibi atıverdi. Ayrıca Rajnoch, Gabric, sapara hatasız oynayınca galibiyet kaçınılmaz oldu…
Şimdi merak edilen Fenerbahçe maçında Galatasaray’ın başında kim olacak? Nasıl bir takım kurulacak ve oyun kurgusu ne olacak? Hagi var mı yok mu?
Haftanın diğer önemli maçlarında üç büyükler (!) denilen İstanbul takımlarının belalısı olan İstanbul B.Şehir Belediye Olimpiyat Stadında Eskişehir karısında tutunamayarak 2–0 yenildi. Şimdiye kadar Eskişehir karşısında hiç galip gelemeyen belediye ekibi bu maçta da sahadan boynu bükük ayrıldı. İkinci devrede rakibe göre daha üstün olan belediye ekibi Holosko ve Holmen vasıtasıyla üç net gollük pozisyondan yararlanamayınca yenilgi kaçınılmaz oldu.
Ligin alt sıralarından kurtulma mücadelesi yapan takımlar bu hafta büyük bir sürpriz yaptılar. Sivas Kayseri’yi 1–0, Buca’da son haftaların güçlü takımı Gaziantep’i 2–1 yendiler. MP Antalya ise Gençlerbirliği ile golsüz berabere kaldı.
Bank Asya’da ise zirve karmakarışık, kimin ne olacağı belli değil. Son dakikada penaltısı verilmeyen Denizli’yi 90+5 de yenen Bolu 41 puanla zirvede… Aynı puanda Samsun ikinci, 40 puanlı Ordu, Ç.Rize, Mersin İdman Yurdu ve T.Linyit peş peşe sıralanıyor.
erdemyucel2002@hotmail.com