Türkcell Süper Liginin bitimine dört hafta kala zirve hesapları iyiden iyiye karıştı… Kimin şampiyon olacağı konusunda haftanın başında hemen hiç kimse kesin bir şey söyleyemiyor, söylenenler ise tahminden öteye gidemiyordu. Ne zirvede ne de düşme hattında hiçbir takımın puan kaybına tahammülü kalmamıştı. Önümüzdeki dört hafta her takım için birer final havası içerisinde geçecek, takımların üzerindeki baskı daha da artacak, futbolcular çok daha fazla strese girecekler... Fenerbahçe Beşiktaş’ı 1–0 yenerek Bursaspor’la aradaki bir puan farkını korurken, Beşiktaş’a 7, Galatasaray’a da 4 fark atmış oluyor... Bu hafta yapılacak olan Galatasaray-Bursaspor maçı büyük olasılıkla ligin kaderini belirleyecektir.
Haftanın açılış maçında lider Bursaspor zorlu bir virajı alarak kendi evinde Gaziantep’i 2–0 yenerek rahat bir nefes aldığı söylenirse de daha önünde Galatasaray, Kayseri ve Beşiktaş maçları bulunuyor. Bu arada küme düşürülen Ankaraspor’dan alınacak üç puan da kâr hanesine yazılacak. Bursa şehri tüm olarak şampiyonluğa kilitlenmiş durumda... Bu yüzden Bursasporlu futbolcular, yönetim ve Ertuğrul Sağlam birbirlerine kilitlenmiş durumdalar. Kimse aksini düşünmek bile istemiyor. İstanbul Büyükşehir Belediye ve Gençlerbirliği karşısında kaybedilen puanlar futbolculara her çıktıkları maçta stres içerisinde bırakıyor. Buna karşılık rakipleri de liderden puan alabilme çabasına giriştikleri de açık seçik görülüyor. Bursaspor’un işi hiçte kolay değil. Nitekim kendi evindeki Gaziantep maçında da ilk yarıda aynı stres yaşandı. Bu yüzden de Bursa son haftalarda öncekilerde olduğu gibi iyi futbol oynayamıyor. Rakipleri alan daraltarak savunmayı çok adamla oluşturarak Bursa’ya gol imkânı vermek istemediler. Geniş alanda etkili olan Sercan, Volkan ve Bekir Ozan sıkışık savunma karşısında Gaziantep maçında olduğu gibi zorlandı. İlk yarı golsüz kapanacak derken karambol’da Volkan’ın şutu Ömer’e çarparak ağlara gitti. İkinci yarıda sahneye yeniden çıkan Volkan golleri ikiledi ve Bursa rahat bir nefes aldı. Şimdi gözler önümüzdeki hafta Ali Sami Yen’de oynanacak Bursa-Galatasaray maçına çevrildi.
Umudunu rakiplerinin kaybedeceği puanlara bağlayan Galatasaray, Manisa deplasmanını kazasız atlatarak rakibini 2–1 yendi ve üç puanı cebine attı. Galatasaray oyuna çok hızlı başlamış, özellikle sağ kanatta Keita rakip savunmayı allak bullak etmişti. Baros ve Arda’da O’na ayak uydurarak rakip savunmaya zor anlar yaşattılar. Reha Kapsal’ın Manisa’sı zor gol yiyen bir takım görünümünde, hafta içerisindeki Kupa maçında Fenerbahçe karşısında bunu en güzel biçimde göstermişti. Ancak Galatasaray karşısında aynı beceriyi bu kez gösteremedi. Çoğu zaman da rakibine mahkûm oynadı. Caner’in serbest vuruşuna akıl dolu ayak koyan Keita’nın ve Arda’ının mükemmel asisti ile Baros’un golünden sonra ikinci yarıda oyuna giren, Sabri’yi dağıtan Momha’nın ortasına Mehmet Topal kırık burnuna rağmen mükemmel bir kafayla kendi kalesine attı.
Maçta gözlenen ilginç noktalar vardı. Franco’dan kaleyi devralan ve yıllardır yedek kalan Aykut’un mükemmel oyunu rakibe gol imkânı vermedi. Savunmayı ipe dizer gibi çalımlayan Baros boş kaleye vuramama gibi beceriksizlik örneği gösterirken Arda’nın seyircisine kırgınlığı bu maçta da belirginleşti. Galatasaray tribününün kendisini çağırmasına yüz vermedi. Sezon başında bol sıfırları olan parayı Galatasaray sevgisinden ötürü reddeden Arda’ya sakat oynamasına rağmen geçen hafta yapılan tepki anlaşılan onda haklı izler bırakmış… Oysa Arda daha çok genç ve geleceği olan bir futbolcu, futbolun nankör olduğunu ve aynı zamanda bir gün alkışlayan ertesi hafta yerin dibine sokan bir seyircimiz olduğunu da unutmamalı… Galatasaray 1–0 öndeyken Isaac’ın sayılmayan golünde hakemler büyük yanlışa düştüler. Takımını maç boyunca ayakta tutan Neill ofsaydı bozan pozisyondaydı, hakem Abdullah Yılmaz maçın en kritik kararını vererek, yan hakemine uydu ve golü saymadı. Elano’nun üst direğe vuran mükemmel şutu ise gol olmalıydı diye düşünüyorum…
Ligin son derbisinde Fenerbahçe maçın 2.dakikasında Alex ile kazandığı golle Beşiktaş’ın umutlarını söndürürken kendisi de şampiyonlukta söz sahibi yaptı. Bu gol ile birlikte Beşiktaş’ın bütün planları alt üst olmuştu. Büyük olasılıkla da Bursaspor’un bir puan gerisindeki Fenerbahçe’nin artık düzlüğe çıktığını söyleyebiliriz. Maçın ilk yarısında Fenerbahçe rakibine göre çok daha atak ve hücuma yönelik oynarken Beşiktaş’ın amacının rakibi durdurmak ve savunmaya yönelik olduğu da açıkça görülüyordu. Fenerbahçe ilk yarıda gol sayısını arttırabilirdi ama olmadı biraz da beceriksizlik bunu engelledi. Fenerbahçe iyi oynamadı ama kazanmasını da bildi. Bu galibiyette Bobo’nun atacağı köşeyi (!) gösteren penaltısını kurtaran Volkan’ın da büyük payı olduğu, Gökhan Gönül’ün sakat sakat oynamasına rağmen yıldızlaştığı da belirtilmelidir.
Böylesine önemli maçta çirkinliklerde vardı. Rakibini kontrolsüzce durduran Bilica penaltı kararından sonra penaltı noktasını eşelemesi, Vedersen, Ernst ve İbrahim Toraman’ın gereksiz hırçınlıklarıyla kırmızı kart görmeleri, sahaya tutulan lazer ışınları bunların başında geliyordu. Hakem Hüseyin Göçek çok kötü bir yönetim göstererek böylesine güç bir maçı kaldıramadığını da gösterdi. Lugano’nun koluyla düzettiği pozisyonu görmezden gelirken aynı davranışa cezayı vermesi abesle iştigaldi.
Haftanın diğer maçlarında İstanbul Büyükşehir Belediye kendi evinde Gençlerbirliği karşısında beklenmedik bir yenilgi aldı; 3–1. Böylece Abdullah Avcı’nın futbolcuları üç maçlık galibiyet serisini sona erdirdiler. Antalyaspor Denizli’yi 2–1; Kayseri Diyarbakır’ı 3–0 yenerek rakiplerini ligin dibine ittiler. Mucize olmadığın takdirde Diyarbakır ile Denizli’nin düşmesi de böylece kesinleşmiş oluyordu. Ankaragücü de Eskişehir’i 3–1 yenerek düşme hattından uzaklaşmayı başardı.
Trabzonspor-Kasımpaşa maçı 19. Nisan pazartesi akşamı Avni Aker’de oynanacak. Bu maçla birlikte Avni Aker Stadı bakıma alınacak.
erdemyucel2002@hotmail.com